Bizans İmparatorluğu Diplomasisi

Diplomasi, devletlerin dış politikada diğer devletlere karşı siyasi etki aracı mahiyetinde kullandığı, kültürel ve/veya ekonomik gibi her türlü uluslararası ilişkilerin, savaşı geri planda bırakıp, barışçıl bir yöntemle ele alınması gerektiği anlamına gelen bir kavramdır.[1] Bu anlamda diplomasi, huzurun istikrarı lehine çalışan, bir anlaşmazlık durumunda tehdit ve kuvvet kullanımından önce tercih edilen ve uzlaştırma konusunda oldukça başarılı bir araçtır. Bu doğrultuda, olağan dış siyasi düzeni korumak ve siyasi politikalar aracılığıyla ekonomik ve güvenlik gibi kazanımlar elde etmek için diplomasiyi etkin bir şekilde kullanan ilk devlete Bizans dememizde bir sakınca yoktur[2].

  “Sizi yere yıkan yumruk, sert olandan çok, geldiğini görmediğiniz yumruktur.”

 Jeo Torres

Bizans İmparatorluğu’da çeşitli amaçlarla müzakereyi kılıçtan üstün tutmuştur. Dolayısıyla, askeri önlemleri her zaman aklında bulundurup, aynı zamanda geri planda tutarak, tüm dünyada imparatorluğun etki alanını ve itibarını sağlamaya çalışmıştır. İmparatorluğun kuruluşundan parçalanışına kadar neredeyse bir an bile eksik olmayan birden fazla Barbar kavimlerle münasebetlerinde, uygun miktarda para ve hediyeler dağıtarak, onların dostane ilişkilerini ustaca bozmuş ve kendi egemenliği altına sokmuştur. Böylece, tarih sahnesinde çok tehlikeli bir görünüme sahip olan Barbar kavimler, oldukça zararsız bir hale getirilebilmiştir.[3]

Barbarlar kavimlerin kontrolünün sağlanmasında başvurulan bir diğer diplomatik zeka yöntemi, orduya asker olarak alınmalarında saklıdır. Öncelikle satın alınan barbarlar, imparatorluğun sınırlarında en tehlikeli işlerde kullanılıp, Bizans’ın menfaatlerini savunmak için birbirileriyle savaştırılmışlardır. Bu halkların liderlerini altın ve gümüş takılarla donatmakla kalınmamış, toprakla birlikte Bizans’a has ünvanlar da verilmiş ve böylece kendilerini imparatorluğa bağlı hissetmeleri sağlanmaya çalışılmıştır. Hatta kız alıp vererek akrabalık bağları kurmaktan bile çekinilmemiştir. Ancak tüm bunlara rağmen barbarlardan bu olanaklar aracılığıyla aklı kontrol edilemeyenler de olmuş, onlarla düşmanlık devam etmiştir.[4]

Bizans İmparatorluğu’nda din-diplomasi ilişkisi irdelendiğinde, dinin de yoğun bir şekilde araçlaştırıldığı ortaya çıkmaktadır. Din temelinde, Hristiyan Ortodoks söylemlerin yeri Bizans diplomasisinde bir hayli geniştir. Bu söylemlere örnek vermek gerek gerekirse;

“Roma İmparatorluğu Hz. İsa’nın dünyada yeniden zuhuruna kadar sürecektir. Ayrıca, Tanrı takdir ettiği için Batı’da kaybedilen topraklar, kaçınılmaz olarak imparatorluğa geri dönecektir. Tek bir imparator vardır, o da Konstantinopolis’te oturan Roma imparatorudur.” [5]

Esasen kullanılan söylemin mahiyeti ve neyin amaçlandığı çok açıktır. Bu gibi çeşitli söylemlerde bulunularak, dönemin çoğunluğunun eğitimsiz ve kitle psikolojisine göre hareket ettiği düşünüldüğünde, sosyolojik temelde algı yönetimi yapılmaktadır. Roma İmparatorluğu olarak kullanılan, ancak bizim anlamamız gereken ismiyle Bizans İmparatorluğu’na mecburen aidiyet, imparatoruna da sadakatle bağlılık oluşturulmaya çalışılmakta ve oldukça başarı sağlanmaktadır.

Diplomasiyi din mekanizması perspektifinde kullanma konusunda oluşturulan din heyetleri, Hristiyanlığı Karadeniz kıyılarından Mezopotamya topraklarına ve oradan da Sahra seraplarına ulaştırma konusunda Bizans diplomasisinin en başarılı vasıflarından biriydi. Mamafih imparatorluk, Suriye ve Yemen Arapları, Kuzey Afrika Berberileri, Ermenistan hattında Lazlar ve Tzanesler; Tuna boylarında Heru’ler, Gedip’ler ve Lombardlar kilisede Roma imparatoru için dua eder hale gelmiştir. [6]

Bizans’ın yaklaşık altı asırdır mücadele içinde olduğu Moravya Slavları’yla birlikte Bulgarlar’da din heyetleri sayesinde din değiştirmişler ve Çar Boris Konstantinopolis’te kendini Mihail kimliğiyle vaftiz ettirmiştir. Din üzerinden yürütülen diplomasi aracılığıyla Ortodoksluğun Bizans’la kaynaştırdığı Slavlar ve Bulgarlar, bir dönem imparatorluğun uyduları haline gelmişlerdir.[7]

Tüm bunların yanında Bizans’ta bulunan elit sınıfının da diplomasiye büyük katkıları olmuştur. Hemde bu katkı kazanım bakımından öylesine önemli bir hal almıştır ki, askeri komutanların savaşarak elde ettiği kazanımlardan hem daha yararlı, hem de daha uzun ömürlü olmuştur. Örnek vermek gerekirse, Araplar’la girişilen mücadele de karşısında kendisinden daha güçlü bir kuvvet olmasına rağmen, elit sınıfının Arap kültürünü de içinde barındıran yabancı kültürler ile ilgili bilgi sahibi olmasından dolayı, “Modus Vivendi” [8] politikasının fiiliyata geçirilmesiyle, bu tehlikenin bertaraf edilmesi sağlanabilmiştir.[9]

Bizans kurumları içinde yalnızca diplomasi konularıyla alakadar olmak üzere bir birim bulunmaktaydı. Hiyerarşi de en üst noktada bulunan Magister Officiorum, diplomasiyle ilgili konularda resmi törenlerin organizasyonu, ülke sınırları dışına gönderilecek elçilerin belirlenmesi ve yurt dışından gelen yabancı devlet elçisinin karşılanmasından, gezdirilmesine ve imparatorun huzuruna çıkarılmasına kadar, bu konuyla alakalı her şeyden sorumluydu. Yani tabloya bakıldığında Bizans’ta yerleşmiş bir diplomasi kültüründen söz etmek mümkündür. Ancak, tüm bu enstantanelerin akışı imparatorun menfaatleri doğrultusunda belirlenmektedir. Bu doğrultuda diğer ülkelerle yapılan anlaşmaların bağlayıcılığı da menfaatlere uygunluk noktasında şekillenmektedir. Bizans’ta, ülke çıkarları için gerektiğinde yalan söylemek ve anlaşmayı bozmak kanun gereğidir.[10]

Bizans İmparatorluğu’nda diplomasiyi genel hatlarıyla özetleyecek olursak; çok sayıda bulunan casuslar aracılığıyla iletişim ağı gelişmiştir. Dolayısıyla diğer devletler hakkında bilgi sahibi olma konusunda akranlarına göre üstün bir durumdadır. Bizans’ta diplomasi madalyonunun bir yüzü bol hediyeli ve altınlı, seromonili, kutlamalı yani oldukça ikna edici bir haldeyken, diğer yüzü menfaatçi, entrikalı ve kaypak bir haldedir.

Misafir Yazar: Emre Tetik

KAYNAKLAR

Argın, M. F. (2016). “Doğu ve Batı Toplumlarında Diplomasi Kültürünün Oluşması: Benzerlik ve Ayrılıklar”, http://www.ilimvemedeniyet.com/dogu-ve-bati-toplumlarinda-diplomasi-kulturunun-olusmasi-benzerlik-ve-ayriliklar.html , Erişim Tarihi: 05.05.2018.
Ataş, Z. (2007). Bizans İmparatorluğu’nda Saray Teşkilatı, Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Elazığ
Avar, Y. (2018). “Devletler Arası İlişkilerin Gelişimi ve Diplomasi Tarihi”, 25 Kasım 2016, http://www.tuicakademi.org/devletlerarasi-iliskilerin-gelisimi-diplomasi-tarihi/ , Erişim Tarihi: 07.05.2018.
Bailly, A. Bizans Tarihi, (Çev: Haluk Şaman), Kervan Kitapçılık A.Ş., Cilt: 1.
Diehl, C. (2016). Bizans İmparatorluğunun Tarihi, (Çev: A. Gökçe Bozkurt), Olympia Yayınları, İstanbul.
Kaleli, E. (2011). Haçlı Seferleri Zamanında Bizans ve Batılılar (1096-1204), Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Isparta.
Kodaman, T. ve Akçay, E. Y. (2010). “Kuruluştan Yıkılışa Kadar Osmanlı Diplomasi Tarihi ve Türkiye’ye Bıraktığı Miras”, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 22.
Potyemkin, V. (2009). Uluslararası İlişkiler Tarihi (Diplomasi Tarihi), (Çev: Attila Tokatlı), Evrensel Basım Yayın, Cilt: 1, İstanbul.
[1] Timuçin Kodaman, Ekrem Yaşar Akçay, “Kuruluştan Yıkılışa Kadar Osmanlı Diplomasi Tarihi ve Türkiye’ye Bıraktığı Miras”, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 22, Aralık 2010, s. 2.
[2] Mehmet Fatih Argın, “Doğu ve Batı Toplumlarında Diplomasi Kültürünün Oluşması: Benzerlik ve Ayrılıklar”, 8 Kasım 2016, http://www.ilimvemedeniyet.com/dogu-ve-bati-toplumlarinda-diplomasi-kulturunun-olusmasi-benzerlik-ve-ayriliklar.html , Erişim Tarihi: 05.05.2018.
[3] Charles Diehl, Bizans İmparatorluğunun Tarihi, (Çev: A. Gökçe Bozkurt), Olympia Yayınları, İstanbul, 2016, s. 39-40. 
[4] Vladimir Potyemkin, Uluslararası İlişkiler Tarihi (Diplomasi Tarihi), (Çev: Attila Tokatlı), Evrensel Basım Yayın, Cilt: 1, İstanbul, Eylül 2009, s. 223
[5] Yusuf Avar, “Devletler Arası İlişkilerin Gelişimi ve Diplomasi Tarihi”, 25 Kasım 2016, http://www.tuicakademi.org/devletlerarasi-iliskilerin-gelisimi-diplomasi-tarihi/ , Erişim Tarihi: 07.05.2018.
[6] Charles Diehl, Bizans İmparatorluğunun Tarihi, (Çev: A. Gökçe Bozkurt), Olympia Yayınları, İstanbul, 2016, s. 40. 
[7] Auguste Bailly, Bizans Tarihi, (Çev: Haluk Şaman), Kervan Kitapçılık A.Ş., Cilt: 1, s. 199.
[8] Bir çeşit dengeli, iyi ilişki modeli.
[9] Emrullah Kaleli, Haçlı Seferleri Zamanında Bizans ve Batılılar (1096-1204), Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Isparta, 2011, s. 75.
[10] Zilhace Ataş, Bizans İmparatorluğu’nda Saray Teşkilatı, Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Elazığ, 2007, s. 61-62.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here