KGB Ajanlığından Devlet Başkanlığına: Vladimir Putin

Bu yazı gündemin yoğunluğundan sıkılanlar için… İstihbarat dünyasının en heyecanlı ve aktif dönemi olan soğuk savaş yıllarında Putin nasıl bir KGB ajanıydı? Ne gibi bir eğitimden geçti, hangi görevleri aldı? Putin KGB adına Türkiye’de hangi gizli görevdeydi? Sizler için Putin’in ilginç anı ve özelliklerini bir araya getirdim. İyi okumalar.

Dünya’nın En Güçlü Adamı: Putin

Forbes dergisi her yıl belli kriterler çerçevesinde dünyanın en güçlü insanlarının listesi yapmaktadır. Vladimir Putin, 2013 ve 2016 yılları arasında ard arda 4 kere dünyanın en güçlü ismi seçilmiştir. Peki, Putin’i aynı bizler gibi sıradan bir hayat yaşarken dünya’nın en güçlü insanı olmaya götüren şey neydi?

1952 yılında St. Petersburg’da doğan fakir bir ailenin çocuğuydu Putin. Babası bir fabrika işçisiydi. Soğuk savaşın en bunalımlı günlerinde geçmişti çocukluğu ve gençliği. Gençken izlediği Sovyet casusluk filmleri Putin üzerinde büyük bir etki yaratmıştı. Yaşadığı zor koşullar ve etkilendiği casusluk filmleri neticesinde Putin kararını vermişti. KGB ajanı olacaktı…

Putin, 1970’lerde bir KGB eğitiminde saha görevi yaparken

Ajan Olmak İsterken Neden Hukuk Okudu?

Daha orta okul yıllarında kafasına koymuştu ajan olmayı. Zaten kendisi de ajanlık kariyerinden bahsederken “rüyamın peşinden gittim” diyerek istihbarata ne derece gönül verdiğini birinci ağızdan belirtiyor. KGB ajanı olmak isteyen Putin, Sovyetler Birliği döneminde adı Leningrad olarak adlandırılan şehirdeki KGB bürosuna giderek istihbarat servisine katılmak istediğini söyler. Ancak oradaki KGB yetkilileri bunun için öncelikle hukuk fakültesi okuması gerektiğini söyler.

Putin çok asi bir ergendi. Dersleri iyi değildi ve okulda diğer öğrenciler ve öğretmenleri ile sürekli tartışmalar yaşayan bir tipti. Ama çok büyük bir potansiyele sahip olduğu da dikkatli gözlerden kaçmıyordu. Okulda en sevdiği ders Almanca ve tarih dersiydi. Ortaokulda bir öğretmeni, asi ergen Putin’deki potansiyeli keşfetti ve ona bir burs ayarlamayı başardı. Bu noktadan sonra Putin’in derslerinde gözle görülür bir iyileşme olmuştu. Bir taraftan eğitim hayatına devam ediyor, diğer taraftan okumuş olduğu casusluk hikayelerinin büyüsüne kapılmış şekilde havalı bir KGB ajanı olduğu günün hayalini kuruyordu. İşte bu Putin, KGB ofisindeki istihbaratçıların dediğini yaptı ve 1975 yılında hukuk diploması aldı.

Bu azmi ve ajanlığa olan ileri derecedeki ilgisi KGB ofisinin takdirini kazanmıştı. Putin KGB tarafından gizli servise kabul edildiğine dair bir mektup aldı. Asi ergen Putin, artık bir Sovyet ajanıydı…

Putin KGB Stajı İçin Türkiye’de

Kremlin tarafından yayınlanan resmi özgeçmişine göre Putin, 1975 yılından hukuk fakültesini bitirdikten sonra KGB bünyesinde ajanlık eğitimi almış ve 1985 yılında çok gizli bir görev için Doğu Almanya’ya gitmişti. Yazının ilerleyen bölümlerinde anlatacağım üzere Putin’i dünyanın en güçlü adamı yapan sürecin başlangıcı da aslında bu görevde yaşadığı bir olayla başlamıştır.

Resmi olmayan iddialara göre ise Putin, hukuk diplomasını almadan önce de aslında KGB tarafından gizli servise kabul edilmiş ve ajanlık stajı için Türkiye’ye yollanmıştır. İzmir Aliağa’da Tüpraş fabrikasında çalışan bir kişinin iddiasına göre 1971 yılında Putin bu fabrikada işçi olarak çalışmıştır. O dönem Putin ile birlikte fabrikada işçi olduğunu iddia eden Türk arkadaşları “Biz ona Potin derdik” demektedirler.

Bu konu bir iddiadan öteye gitmemektedir ancak o dönemin şartları ve istihbarat servislerinin çalışma prensipleri göz önüne alındığında gayet akla yatan ve gerçek olma ihtimali yüksek bir hikayedir bu.

Putin’in Hayatını Değiştiren Gizli Görev

Resmi kayıtlara göre Putin 1985 yılında çok gizli bir görev için Doğu Almanya’ya yollandı. Resmi olmayan kayıtlar ise bize Putin’in “Sovyet James Bond’u” olduğunu gösteriyor. KGB içinde o dönem bir çok gözü kara ve ajanlıkta başarılı isimler mevcuttu. Peki, Putin’i ön plana çıkaran ve Moskova’nın dikkatini çekmesini sağlayan şey neydi? Berlin Duvarı yıkıldığında orada gizli görevde olan Putin’in göstermiş olduğu kahramanlık…

Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla dünya tarihi kitapları biraz daha kalınlaştı. Bir devir son buluyordu. Yakın siyasi tarihin en önemli olaylarından biri yaşanırken bıçkın delikanlı Putin, KGB adına Sovyet ajanı olarak orada gizli görevdeydi. O gece Almanlar bu büyük olayı kutluyor ve tarihe tanıklık ediyorlardı. Ancak Putin sadece tarihe tanıklık etmiyor, ülkesi ve görev yaptığı KGB adına tarihin seyrini de etkiliyordu.

O gece Putin bir KGB ajanı olarak Dresden’deki Sovyet KGB merkezinde görevliydi. Binlerce Alman, kutlamalar sırasında sarhoş olmuş ve kontrol edilemez bir hale gelmişti. O zamanlar Doğu Almanya’nın istihbarat servisi olan “Stasi”ye ait bina Alman göstericiler tarafından yağmalanmıştı. Doğu Almanya istihbaratına ait bir çok gizli belge ve ajanların isimleri  dahi artık bu kontrolsüz kalabalığın eline geçmişti. Ve olayların yaşandığı o bölgede bir KGB ofisi de bulunmaktaydı.

KGB ofisinin amiri olan albay, yaşananlar sebebiyle KGB ofisini terk ederek oradan kaçmıştı. Ancak her şeye rağmen görev yerini terk etmeyen biri vardı; KGB Ofisi 2. Kıdemli yetkilisi Yarbay Vladimir Putin…

“Moskova Sessiz, Orada Yalnızsınız Yarbay Putin!”

Almanlar büyük bir hiddet ve heyecanla KGB Ofisine doğru ilerliyorlardı. Doğu Almanya istihbaratı Stasi’nin binasına yapıldığı gibi KGB ofisi de yağmalanacak ve gizli belgeler ele geçirilecekti. Komutanının görev yerini terk etmesiyle emir komuta yetkisi Yarbay Putin’e geçmişti. Dresden yakınlarında bir Sovyet askeri birliği bulunuyordu ve Putin bu birlikten yardım göndermelerini talep etmişti. Böylesine büyük ve hiddetli bir kalabalıkla mücedele etmeleri imkansızdı.

Ancak Sovyet askeri birliğinde Putin’in çağrısına cevap veren komutan şunları söyledi; “Yarbay, Moskova’dan emir gelmediği sürece askerlerimi sizi koruması için gönderemem. Ve şuan Moskova sessiz!” Peki, Moskova’da o saatlerde neler mi oluyordu? Berlin duvarının yıkılışı şerefine güzel bir akşam yemeği tertip edilmişti. Bir tarafta Moskova’da yemek yiyip eğlenen bürokrat ve generaller, diğer tarafta olayların tam ortasında ülkesi için çırpınıp duran KGB ajanı Yarbay Vladimir Putin…

Artık destek gelmesi için çok geçti. 5000’den fazla sarhoş Alman KGB Ofisinin bahçe kapısını kırarak içeri girdiler. Putin ise tereddüt etmeden binadan dışarı çıktı ve kalabalığa kendisinin binada görevli bir “çevirmen” olduğunu belirterek sakin olmalarını söyledi. O koca kalabalığın karşısında Yarbay Putin tek başınaydı. Yapacak hiçbir şeyi yoktu. Putin kalabalığa seslenerek şunları söyledi; “Bildiğiniz gibi Berlin Duvarının çöküşü ülkemiz için iyi bir olay. Bizler bu binayı koruyoruz. Bu bina Sovyetler Birliğinin malıdır.”

Aşağıda bunlar yaşanırken binanın üst katlarında ise 8 KGB subayı ellerinde silahlarla Putin’i korumaya hazır vaziyette bekliyordu. Putin de eline silahını almıştı ve en ufak bir harekette saldırı için hazır pozisyondaydı. Karşısında 5000 kişi vardı. Sovyet Ajanı Putin’in silahında ise sadece 12 kurşun vardı.

“Ben Bir Subayım ve Silahımda 12 Mermim Var!”

Putin içinde sadece 12 mermisi olan silahıyla merdivenlerden aşağıya indi. Kalabalıkla karşı karşıyaydı, ve şunları söyledi; “Ben bir subayım ve silahımda 12 mermim var! Son mermiyi kendime saklayacağım. Fakat gerekirse bu binayı korumak için geri kalan 11 mermiyi gözümü kırpmadan kullanmaya hazırım!”

Putin, kalabalığa bunları söyledikten sonra arkasını döndü ve merdivenlerden yukarıya doğru tereddütsüz adımlarla yürümeye başladı. Acaba o merdivenleri tırmanırken neler geçiyordu aklından? Bence çocukken okuduğu casus romanları ve Sovyet casusluk filmlerini bir anlığına da olsa hatırlamıştır. Rüyasına kavuşmuş bir KGB ajanı olarak, ülkesine ait binayı savunmanın verdiği gurur ve hazzı iliklerine kadar hissetmiştir. Merdivenlerin başına ulaştığında arkasını döndü ve kalabalığa tekrar baktı. Kimseden ses çıkmıyordu. Yarbay Putin’in kararlılığına teslim olmuştu hepsi. Ve o gece Putin, KGB Ofisini yağmalanmaktan kurtardı.

Putin Hakkındaki İddialar ve İstihbarat Eğitiminin Yansımaları

Nasıl eğitim alırsan öyle yaşarsın. Eğitim her şeydir. Hayattaki konumun ne olursa olsun; ister sıradan bir vatandaş ol, istersen devlet başkanı. Seni terk etmeyecek bir şey varsa o da almış olduğun eğitimdir. Putin bu konuda beni en çok etkileyen örneklerden biridir. Baştan belirtmeliyim ki, aşağıda anlatacağım hususlar şahsi yorumumdan ileriye gitmemektedir. Zaten konu istihbarat olunca bir çok hususu belgelendirmek ve açıkça kanıtlamak imkansızdır. Şimdi Putin’in almış olduğu ajanlık eğitiminin onda ne gibi izler bıraktığını ve tüm dünyada ses getiren sansasyonel tavırlarına bir göz atalım.

 Putin’in İstihbaratçı Refleksi

Yukarıdaki fotoğraf, eğitimin önemini anlatması için ders olarak okutulmalı. Putin’in bu fotoğrafı 2014 yılında çekildi. Fotoğraf çekildiğinde kendisi bir KGB ajanı değil, dünyanın en güçlü devlet başkanlarından biriydi. Ama konumu ve yaşı ne olursa olsun ajanlık eğitimi Putin’i hala terk etmemişti.

Bu fotoğrafta ne mi var? Bir Rus vatandaşı telefonundan Putin’e bir şeyler gösteriyor. Ancak Putin’in telefonu tutma şekline dikkat edin. Akıllı telefonun ekranına dokunmuyor Putin. Sebebi ise almış olduğu ajanlık eğitimi… Telefonda parmak izi bırakmamak için telefonun ekranına dokunmuyor Putin.

Bunun bir çok sebebi olabilir. O parmakların ucunda nükleer atış kodlarının aktivasyonunu sağlayacak izler olması da sebep olabilir, herhangi bir biyografik istihbarat operasyonuna kurban gitmemek istememesi de. Aslında kendisi koskoca bir devlet başkanı. Belki de böyle bir tedbire hiç gerek yok. Ama almış olduğunuz eğitimin önüne geçemezsiniz. Hele ki bu, dünyadaki en istisnai eğitimlerden olan ajanlık eğitimi ise. Bu fotoğraftan çıkarmamız gereken ders Putin’in neden parmak izi bırakmak istemediğinden ziyade, eğitimin ne kadar güçlü bir silah olduğu gerçeğidir.

Putin’in KGB Ajanı Yürüyüşü

Yukarıdaki kısa videoyu sizler için hazırladım. Yazıyı okumaya devam etmeden önce videoyu izleyin. Aslında neredeyse herkes tarafından bilinen biri durumdur bu. Putin’in ilginç, asimetrik yürüyüşü…

Putin yürürken sağ kolunu neredeyse hiç hareket ettirmemekte, vücut dengesini sol kolunu sallayarak sağlamaktadır. Peki, Putin’in bu olağan dışı yürüyüşünün sebebi nedir? Tabiki KGB yıllarında almış olduğu eğitim. Putin’in bu yürüyüşü televizyon haberlerine de konu olmuştu. Hatta Putin için “her an silah çekmeye hazır bir kovboy” yakıştırması yapılmıştı. Putin, gerçekten de sağ elini neredeyse hiç sallamayarak her an silahına uzanmaya hazır vaziyette yürümektedir. Şuan üzerinde silah taşıyor mu? Hayır… Zaten onu koruyan onlarca koruması yok mu? Evet var… Ama dediğim gibi, almış olduğunuz eğitim sizi asla terk etmez!

Okuduğum kaynağı hatırlamamakla beraber Putin’in bu yürüyüşü hakkında hafızamda şöyle bir bilgi kalmış; Eskiden KGB ajanları silahlarını “sol koltuk altlarında” askıda taşırlarmış. Putin de almış olduğu ajanlık eğitimi sebebiyle her an sol koltuk altına uzanıp silahını çekmeye hazır bir halde yürümektedir. Bu asimetrik yürüyüşün sebebi budur.

Ancak ilginç bir nokta daha var. Dmitri Medvedev de aynı Putin gibi sadece sol kolunu sallayarak yürümektedir. Ancak Medvedev herhangi bir askeri eğitim ya da istihbarat eğitim almamıştır. Siyasi hayatından önce kendisi yalnızca bir iş adamıdır…

Generalin Verdiği Evrakı Yırtması

İlginç bir video daha. Eminim bir çoğunuz bu olayı hatırlıyorsunuzdur. Putin’e bir general tarafından toplantı esnasında bir evrak veriliyor. Putin ise kağıda kısa bir göz attıktan sonra tereddütsüz şekilde ortadan ikiye yırtıp atıyor kağıdı. Peki neden?

Taraflar arasındaki diyaloğu bilmiyorum. Putin canlı yayınlarda toplantılar yapmayı ve bu toplantılarda bürokratları terslemeyi çok seven, karizmasından zerre ödün vermeyen bir lider. Bu hareketi de tarafların arasındaki konuya ilişkin gösterdiği bir tavır olabilir. Ancak gözden kaçan bir nokta daha var.

Her ne kadar aksi düşünülse de bir istihbaratçı, almış olduğu eğitim ve sahip olduğu manevi duygular ve dinamikler gereği devlet terbiyesini en iyi özümsemiş devlet görevlileridir. Ya da en azından bunun böyle olması beklenmelidir. Generalin Putin’e uzatmış olduğu kağıttaki bir ayrıntı dikkatinizi çekti mi? Videoyu daha dikkatli izleyin. General tarafından devlet başkanı Putin’e uzatılan kağıt “daha önce ortadan ikiye katlanmış” şekilde verilmektedir. Bir devlet başkanına ortadan katlanmış bir kağıdı rapor ya da belge olarak vermek devlet terbiyesine kesinlikle uymayan bir harekettir. Bu durum aslında zımnen o belgenin Putin’den önce başkaca mercilerin elinden geçtiğini göstermektedir ve büyük nezaketsizliktir. Ajan Putin ise sahip olduğu devlet terbiyesi gereği böyle bir durum karşısında tepkisini hiç çekinmeden göstermiş ve bir yandan da “sert KGB ajanı” imajını televizyonlar karşısında tazelemiştir.

Fox News’te Sunucunun Uzattığı Kağıtları Almaması

Putin’in en çok ilgi çeken bir başka görüntüsü ise Fox News kanalına verdiği bu röportaj sırasında kayda geçmiştir. ABD yayın kuruluşu olan Fox News’te bir programa katılan Putin’e ABD seçimlerine müdahil olduğu iddiası yöneltilmiş ve sunucu tarafından bu olayın delili olduğu iddia edilen evraklar verilmek istenmiştir. Ama tabiki Putin’in “KGB ajanı refleksi” yine devreye girdi ve ortaya ilginç görüntüler çıktı.

Sunucu evrakları Putin’e uzatarak almasını isterken Putin, bir anlığına duraksıyor ve istihbaratçı dürtüleri o kağıtları almaması gerektiğini söylüyor. Putin masayı işaret ederek sunucudan kağıtları masaya koymasını istiyor. Peki Putin neden bunu yapıyor? Birçok sebebi olabilir; (düşük de olsa) parmak izi bırakmak istememesi, kimyasal saldırı tehlikesi, kontrolü altında olmayan bir cisim üzerinde biyolojik iz bırakmak istememiş olması gibi. Ancak her şeyden ziyade Putin’in o evrakları ABD’li bir sunucudan alması, eğitimine ve sahip olduğu devlet gelenek ve terbiyesine aykırı bir durumdu.

2018 yılında hala cep telefonu kullanmayan, KGB ajanı gibi yaşayan bir devlet başkanı Putin. Hem siyasi tarihe hem de istihbarat tarihine adını yazdırmayı başarmış bir devlet başkanı… Putin hakkında anlatacak daha o kadar çok şey var ki. Ancak yazının başında da dediğim gibi, bu yazıyı yalnızca gündemin yoğunluğundan sıkılan, belki de yorulan siz değerli Stratejik Ortak okuyucuları için kaleme aldım. Umarım okurken keyif almışsınızdır. Saygılarımla…

 

Emekli Bir “MİT Ajanının” Kosova Anısı

 

2 YORUMLAR

  1. Okurken “Abi çok iyi ya” dedirten,tek solukta sıkılmadan kendini okutan bir yazı…Bunda konunun ilgi çekici olması ve karizmatik biri hakkında yazılmasının etkisi de büyük…

    Bir de “Avukat” demişken,sizin avukat olma sebebinizi öğrenebilir miyim ? :))

    • Çok teşekkür ederim Emincan Bey.

      Bugüne kadar Allah’tan hep maksadı ulvinin husulü için âzami ibrazı mesai eyleme fırsatını bana nasip etmesi için dua ettim. Ben biraz gayret ettim, Rabbim de nasip etti avukat oldum. Altında istihbarata ilişkin bir sebep yok yani:) İlginize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum…

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here