Almanya’daki NSU Davası ve Karara Karşı Tepkiler

  11 Haziran 2018 tarihinde Almanya gündemini meşgul eden konulardan birisi kendilerini Neo-Nazi ve ırkçı olarak tanımlayan terör örgütü NSU (Alm, Natzionalesozialistischer Untergrund, Tür. Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü) davası ve davanın karara bağlanmasıyla ortaya çıkan bazı eleştirilerdi. NSU davasının sonucu kimilerine göre geç gelen adaletin tecellisi, kimilerine göre ise Almanya’nın hukuk devleti ilkesine olan bir eleştiriydi. Dava ile ilgili sonuçlara değinmeden önce NSU terör örgütünün ortaya çıkışından itibaren Almanya’da “ırkçılığın hayaleti” olarak nasıl gezindiğine bir göz atalım.

  NSU terör örgütü, kendilerini Neo-Nazi olarak tanımlayan Uwe Böhnhard, Uwe Mundlos ve Beate Zschäpe tarafından ortaya çıkarılmış ve ilk eylemlerini 9 Eylül 2000 yılında Enver Şimşek adlı Türk vatandaşını ibadetini yerine getirdiği esnada 8 kurşun ile katlederek gerçekleştirmişlerdir. 2007 yılına kadar 8’i Türk olmak üzere toplamda 10 cinayetin, iki bombalı saldırı ve 14 banka soygunun failleri olarak gösterilen NSU üyelerine karşı Türk aileler dava açma yoluna gitmişler ancak dava delil yetersizliğinden ötürü ilerleyememiştir. 2011 yılında bir banka soygunu sonrasında Böhnhard ve Mundlos polis tarafından bir karavanda ölü olarak bulunduktan sonra Beate Zschäpe polis tarafından yakalanarak yargı karşısına çıkarılmıştır.

Bu banka soygunu sonrasında NSU üyelerinin işledikleri cinayetler tesadüfen ortaya çıkarılmıştır. Almanya’da “Dönerci Cinayetleri” olarak bilinen bu saldırılar Zschäpe’nin itirafları ile aydınlığa kavuşmuş ve Zschäpe 11 Haziran günü görülen davada müebbet hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Davada ikinci önemli sanık olarak yargılanan ve NSU terör örgütünün işlediği 9 cinayette kullanılan Ceska 83 tipi silahı tedarik ederek örgüte yardım ve yataklıkta bulunmakla suçlanan Ralf Wohlleben’in ise tutuklu olarak geçirdiği 6 yıl 8 aylık süre dikkate alınarak tahliyesine karar verilmiştir.

 Beate Zschäpe
NSU üyelerinden Beate Zschäpe

NSU Davasında Neler Yaşandı

Dava geçtiğimiz hafta yani 11 Temmuz 2018 günü karara bağlanana dek geçen dört senede Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi 815 tanık dinledi, 373 duruşma görüldü. Bu süre zarfında dava için Federal Meclis’in kurduğu araştırma komisyonlarındaki milletvekilleri ve başsavcı “davayı yeteri kadar dikkatli takip etmediği” gerekçesiyle suçlandı. Bunun yanısıra dava açan aileler ve ailelerin avukatları, Alman iç istihbaratı olarak bilinen Anayasa Koruma Teşkilatı’nın (Bundesamt für Verfassungsschutz) örgüt üyelerinin cinayetlerinin ve cinayet delillerinin gözden kaçırılmış olabileceğine dikkat çekmeye çalışmıştır. Hatta öyle ki kimi çevreler Anayasa Koruma Teşkilatı’nın NSU üyelerini gizli biçimde koruduklarını ve açığa çıkmalarını engellediklerini öne sürmektedir.

  Mahkeme kararı Almanya’da sol gruplar tarafından sert bir şekilde protesto edildi. Karara yönelik Türkiye’nin tepkisi ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından dile getirilerek “NSU davasında sanıkların ceza almasının yetmeyeceğini, bu cinayetlerin arkasında kim varsa ortaya çıkarılması gerektiğini” belirtti. Ayrıca Çavuşoğlu  “Almanya’dan beklentimiz bu davanın diğer sorumluların ortaya çıkarılması bakımından devam etmesi. Türkiye olarak takip edeceğiz.” diye eklemişti. Açıklamalara bakıldığında, Türkiye’nin genel tutumunun NSU cinayetlerinin Avrupa’da ırkçılık ve yabancı düşmanlığının önünü açmasını engellemek istemesi ve benzerlerinin yaşanmaması için önleyici nitelikte işbirliği yapılmasından yana olduğu söylenebilir.

“Almanya’da Hukuk Devleti Sınıfta Kaldı”

  Tüm bunlara ek olarak geçtiğimiz gün Almanya’da Berlin Brandenburg Türkiye Toplumu (Türkischer Bund in Berlin-Brandenburg) dava ile ilgili bir rapor yayınladı. Raporda dava kararını hukuk devletinin sınırları üzerinden eleştiren ve dava sonucunun NSU cinayetlerini yeterince aydınlatmadığının altını çizen TTB sözcüsü Ayşe Demir, dava sonucunun “Almanya’nın hukuk devleti olduğunu ispatlamak” açısından sınıfta kaldığını ve büyük bir fırsatın kaçırıldığını belirtmiştir. Ayrıca bu cinayetlerin üç-dört kişi üzerine yıkılarak rafa kaldırılmaması gerektiğini söyleyerek konunun ciddiyetini dile getirmiştir. Bu konuda ise Almanya Meclisinde AfD dışındaki partilerin bu konuda üzerine düşeni yapacaklarına inandığını belirtmiştir.

  Sonuç olarak dava sonuçları açısından mahkeme kararları Almanya’daki kamuoyu vicdanını ve Türkiye’yi tatmin etmemiştir. Birçok Alman vatandaşın aklında Almanya’nın en önemli davalarından biri olan NSU ırkçı terör örgütü davasının devlet tarafından üzerinin kapatıldığı izlenimi oluşmuştur. Gelecek günlerde ise bu konunun akıbetini Alman meclisinde aşırı sağ popülist parti AfD (Alternative Für Deutschland)’nin tavırları ve Alman kamuoyunun duruma olan tepkisi belirleyecektir.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here