Yeni CIA Direktörü ve CIA’nın İşkence Geçmişi

Donald Trump tarafından CIA direktörlüğü için aday gösterilen Gina Haspel, senatoda 99 üyenin 54’ünden oy alarak CIA’nin ilk kadın direktörü oldu ve Mike Pompeo’nun yerine geçti. Fakat Haspel, CIA’nin ABD dışındaki ülkelerde kurduğu cezaevlerinde terör şüphelilerine yönelik işkence programında oynadığı rolden ötürü medyada oldukça eleştirildi.

Haspel, en çok bilinen Guantanamo tutuklularından olan el-Kaide üyesi Ebu Zübeyde ve Abdulrahim el-Naşiri’ye uygulanan kuru boğulma (water boarding) işkencesinden sorumlu tutuluyor. El-Naşiri verdiği ifadede Haspel hakkında “2002 yılında bir tutuklunun işkencesine bizzat nezaret etti ve üç waterboarding oturumunu yönetti,” ifadesini verdi.

Haspel ile alakalı medyada yer alan haberlerden biri de, Türkçe ve Rusça bilmesi. Haspel’in Türkçe’yi 2000 yılında CIA’nin Ankara’daki merkezinde istasyon şef yardımcısı olarak çalışırken öğrendiği belirtildi. Türkçe’yi akıcı şekilde konuştuğu da eklendi. Ayrıca, Orta Avrasya’daki CIA departmanındaki Rusya masasında başkan yardımcısı olarak 1998-2000 yılları arasında görev aldığı da ortaya çıktı.

Gina Haspel’in CIA tarafından hazırlanan kariyer çizelgesi:

1990’ların sonunda Rus operasyonlarında yer alanlar kişiler aslında Rusya’da büyük bir geçiş dönemi esnasında önemli bir rol alıyordu, bunu Rusya’da Haspel ile birlikte çalışan emekli üst düzey CIA yetkilisi Mark Kelton’un da ifadelerinde belirtti. O dönem, KGB ajanı olan Vladimir Putin, Yeltsin’in istifa ettiği 1999 yılının son günü Moskova’ya taşınarak Rusya’nın başkanlığını yapmıştı.

Rusya’ya ek olarak, Haspel de terörizmle mücadelede de etkin rol gösterdi. Avrasya’da, adının belgelerde yer almadığı bir ülkede istasyon şefi olarak, 1998’de Kenya ve Tanzanya’daki ABD elçilikleri bombalanmasıyla bağlantılı olan, 12 Amerikalı da dahil olmak üzere 158 kişinin ölümüne neden olan saldırıdan sorumlu iki el-Kaide teröristinin tutuklanmasına yardım etti.

Onların yakalanması, olay hakkında bilgi sahibi olan bir ABD istihbarat yetkilisine göre, teröristlerden birinin bölgenin ayrıntılarını içeren bilgisayarların ele geçirilmesine de sebep olmuştu.

Haspel, CIA’nin Terörle Mücadele Merkezine katıldığı süre zarfında Tayland’da şüpheli teröristlerin water boarding de dahil olmak üzere tutukluların sert sorgulamalara tekniklerine maruz kaldığı gizli bir bölgeyi denetledi.

Yıllar geçse dahi özellikle ABD medyasında zaman zaman konuşulan CIA’nin “işkence programı” hakkında ayrıntılı bilgi verelim.

İnsan haklarına aykırı olan bu programın, hiçbir şekilde başarılı bir tarafı olmamakla beraber, tutukluların üzerinde kalıcı sağlık hasarları verdiğinin de eklenmesi gerekir. Ayrıca, tutuklularının bir çoğu tutarsız bilgilerle suçlanmıştı.

Rapor içerisindeki bilgiler ise:

  1. CIA’nın geliştirilmiş sorgulama tekniklerinin kullanımı, istihbarat edinme veya gözaltındaki kişilerden işbirliği kazanma konusunda etkili bir araç değildi.
  2. CIA’nın geliştirilmiş sorgulama tekniklerinin kullanımı için gerekçeleri, etkinliklerinin yanlış iddialarına dayanıyordu.
  3. CIA tutuklularının sorguları, CIA’nın politika yapıcılarına ve diğerlerine temsil edilmesinden daha acımasız ve çok daha kötüydü.
  4. Gözaltına alınan CIA tutukluluk koşulları, CIA’nın politika yapıcılara ve diğerlerine gösterdiğinden daha sertti.
  5. CIA, Adalet Bakanlığı’na defalarca CIA’nin Gözaltı ve Sorgulama Programının uygun bir yasal analizini engelleyen yanlış bilgi vermiştir.
  6. CIA, programın aktif olarak gözetiminden kaçındı veya engelledi.
  7. CIA, Beyaz Saray’ın gözetim ve karar verme sürecini engelledi.
  8. CIA’nin programın işleyişi ve yönetimi, diğer yürütme kurumlarının ulusal güvenlik görevlerini karmaşıklaştırdı ve bazı durumlarda engelledi.
  9. CIA, CIA’nin Müfettiş Yardımcısı tarafından gözetim altına alındı.
  10. CIA, CIA’nin geliştirilmiş sorgulama tekniklerinin etkinliği ile ilgili yanlış bilgiler de dahil olmak üzere, gizli bilgilerin medyaya yayınlanmasını koordine etmiştir.
  11. CIA, Gözaltı ve Soruşturma Programı makamlara verildikten altı aydan daha uzun bir süre boyunca çalışmaya hazırlıksızdı.
  12. CIA’nin tutuklama ve sorgulama programının yönetimi ve işletilmesi, özellikle de 2002’de ve 2003’ün başlarında çok hatalıydı.
  13. İki sözleşmeli psikolog CIA’nin geliştirilmiş sorgulama tekniklerini geliştirdi ve CIA’nin Gözaltı ve Sorgulama Programı’nın işleyişinde, değerlendirilmesinde ve yönetiminde merkezi bir rol oynadı. 2005 yılına kadar CIA, programla ilgili olarak çok fazla dış kaynaklı işlem gerçekleştirdi.
  14. CIA tutukluları, Adalet Bakanlığı tarafından onaylanmamış veya CIA Genel Merkezi tarafından yetkilendirilmemiş olan zorlayıcı sorgulama tekniklerine tabi tutulmuştur.
  15. CIA, gözaltına aldığı kişilerin sayısının kapsamlı veya doğru bir şekilde belirlememiş ve tutukluluk için yasal standarta uymayan bireyleri tutuklu tutmuştur. CIA’nın tutulan ve geliştirilmiş sorgulama tekniklerine tabi tutulan tutukluların sayısı hakkındaki iddiaları yanlıştı.
  16. CIA, geliştirilmiş sorgulama tekniklerinin etkinliğini yeterince değerlendiremedi.
  17. CIA, ciddi veya önemli ihlaller, uygunsuz faaliyetler ve sistematik ve bireysel yönetim hataları nedeniyle nadiren personeli sorumlu tutmuştur.
  18. CIA, CIA’nin Gözaltı ve Sorgulama Programının işleyişi ve yönetimi ile ilgili birçok iç eleştiri, eleştiri ve itirazları marjinalize etti ve göz ardı etti.
  19. CIA’nın Gözaltı ve Sorgulama Programı, doğal olarak sürdürülemez nitelikteydi ve 2006 yılında, izinsiz basın açıklamaları, diğer ülkelerden gelen işbirliğinin azaltılması ve yasal ve gözetim endişeleri nedeniyle sona erdi.
  20. CIA’nin Gözaltı ve Sorgulama Programı, ABD’nin dünyadaki imajına zarar verdi ve parasal ve parasal olmayan diğer önemli maliyetlerle sonuçlandı.

ABD Başkanı George W. Bush döneminde uygulanan bu teknikler arasında uzun süreli baskı pozisyonu, kafaya bir başlık geçirerek kapama, sağır edecek derecede yüksek sesler verme, halüsinasyon görülecek kadar uykusuz bırakma, yiyecek ve içecek vermeme, waterboarding, walling, çıplak bırakma, aşırı soğuk suyla ıslatma, tutukluları küçük kutulara koyma ve sürekli olarak tokat atma veya dövme bulunuyor.

CIA tarafından yapılan açıklamada, 11 Eylül saldırıları ile ilişkisi olduğunu tespit ettikleri Ebu Zübeyde, Halid Şeyh Muhammed ve Muhammed el-Kahtani’ye waterboarding uygulandığını kabul etti. Öte yandan, CIA’in waterboarding tekniğinin kullanılmadığını belirttiği Afganistan’daki gizli bölgede de, waterboarding tekniğinin uygulanması için gereken tahta platform ile çevresindeki kovaların bir resmi çekilmişti.

Aşağıda CIA gizli kamplarının bulunduğu ülkeler verilmektedir:

Siyah: ABD ve CIA ve gizli hapishaneleri

Koyu Mavi: Tutuklular bu ülkelerde toplanılmakta

Açık Mavi: Bu ülkeler yoluyla taşınan tutuklular

Kırmızı: Bu ülkelerden gelmiş tutuklular

Afganistan’da en az 25, Irak’ta ise en az 25 cezaevinin yanı sıra, tutukluları 28 ülkede tutmak için yaklaşık 50 cezaevi kullanıldı. ABD’nin, 2001’den bu yana 17 gemiyi cezaevi olarak kullandı.

Tutukluların bulunduğu ülkeler arasında; Cezayir, Azerbaycan, Bosna, Cibuti, Mısır, Etiyopya, Gambiya, İsrail, Ürdün, Kenya, Kosova, Libya, Litvanya, Moritanya, Fas, Pakistan, Polonya, Katar, Romanya, Suudi Arabistan , Suriye, Somali, Güney Afrika, Tayland, Birleşik Krallık, Özbekistan, Yemen ve Zambi bulunmaktadır.

Romanya ve Litvanya Yeni Ortaya Çıkan İki CIA Hapishanesi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Litvanya ve Romanya’yı CIA’nin işkence programına dahil ederken, iki Avrupa ülkesinin CIA’in 11 Eylül saldırılarının ardından terör zanlılarını sorguladığı ve sorguladığı gizli hapishanelere ev sahipliği yaptığını söyledi.

Mahkemede, iki ülkenin hapishanelerinde Filistinli Ebu Zübeyde ve Yemen kökenli bir Suudi vatandaşı olan Abdulrahim el-Naşiri’nin bulunduğu iddia ediliyor.

Mahkeme, Litvanya ve Romanya’nın iki tutuklunun kendi topraklarında tutulduklarını veya hükümetlerinin meseleyi bildiğini kanıtlamak için yeterli delil bulunmadığı yönündeki iddiaları reddetti.

Mahkeme Litvanya’ya, Zayn el-Abidin Muhammed Husayn olarak bilinen Ebu Zübeyde’ye 152,000 dolar tazminat ödeme cezası verdi. Ayrıca, Romanya’ya da el-Naşiri’ye yaklaşık 118 bin dolar ödemesini gerektiği belirtildi. Ancak bu paralarının ödenip ödenmeyeceği belli değil. Aynı mahkeme 2015 yılında iki kişi adına Polonya aleyhine benzer bir karar vermişti fakat Ebu Zübeyde’nin avukatı Perşembe günü yaptığı açıklamada, Polonya’nın 262.000 dolar tazminatı ödemediğini söylemişti.

Ebu Zubeyde’nin ve El-Naşiri’nin fotoğrafları:

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here