F-35 Uçakları ve Türkiye’nin Geleceği

Günümüz dünyasında, ülkelerin en önemli saldırı gücünü Hava Kuvvetleri oluşturmaktadır.  İyi bir hava filosuna sahip ülkenin caydırılıcığıda haliyle yüksek olacaktır.  Ülkemizde bu görevi Türk Hava Kuvvetleri sağlamaktadır.

Türk Hava Kuvvetlerinde savaş jeti olarak McDonnell Douglas F-4 Phantom ve General Dynamics F-16 Fighting Falcon kullanılmaktadır. Northrop F-5  uçakları ise sadece Türk Yıldızları tarafında kullanılmakta olup envanterden çıkarılmıştır. F-4 Phantom  uçaklarının da eskimesi ve değişen şartlar gereği yetersiz kalması nedeniyle TSK için yeni bir uçak ihtiyacı doğmuştur. Bu sebepten ötürü savaş ortamında her amaç için farklı uçak yerine, tüm amaçları karşılayabilecek bir uçak olması  için tasarlanan Lockheed Martin JSF F-35 Lightning II;  TSK’nın dikkatini çekmiştir.

F-4 ve F-16 yan yana

ABD ve İngiltere’nin başını çektiği bir konsorsiyum tarafından 1996 yılında imzalanan anlaşma ile F-35 uçakları projesine başlanılmıştır. ABD’nin son insanlı uçak projesidir. Program maliyeti(her ne kadar ABD saklı tutsa da) 400 milyar $ civarında olacağı tahmin edilmektedir. ABD; elinde bulunan F-16, A-10 , F/A-18 ve AV-8B, İngiltere ise Harrier uçaklarını bu proje ile birlikte değiştirmeyi planlamaktadır. Türkiye ise 12 Temmuz 2002 de 7. katılımcı ülke olarak bu konsorsiyuma katılmış,   116 adet F-35A -Geleneksel kalkma ve inme (CTOL)- için 11 milyar $ ödeyeceğini bildirmiştir. F-35’ler 2040’lı yılların savaş jeti olarak görülmektedir. Türkiye’nin  Haziran  2018’de ilk teslimatı alacağı açıklanmıştır.

Bu üretim için katılımcı ülkeler  ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Türkiye, Kanada, Avustralya, Norveç ve Danimarkadır. İsrail ve Singapur ise güvenlik yardımına katılmıştır.

F-35 katılımcı ülkeler

Özellikle Suriye İç Savaşında Türkiye ile ABD arasında yaşanan anlaşmazlık ve S-400 Hava Savunma Sistemi konusunda gerilen ilişkiler bu projeye de yansımıştır. Kasım 2017’de ABD Hava Kuvvetleri Müsteşar Yardımcısı Heidi H. Grant  yaptığı “Rusya’dan S-400 füze savunma sistemleri satın alması halinde Türkiye’nin NATO teknolojilerine erişiminin kısıtlanacağını açıklaması, ABD’nin bu yönde bir hamlesinin olacağı yorumlarını da beraberinde getirmiştir. ABD açısından bu durum, F-35’ler ile S-400 sistemlerinin bir arada kullanılması, Rusya’nın sistemler üzerinden elde edeceği verilerle bombardıman uçaklarının zayıf yönlerini öğrenmesine neden olacağı endişesini doğurmuştur. Medyada yer alan ve uzmanlar tarafından yorumlanan bu açıklamaya göre ABD’nin bu tehdit vari açıklamaları, Türkiye’nin konsorsiyumdan ayrılması durumunda F-35 programının finansal yönden sıkıntıya gireceği ifade edilmiştir. Bu, diğer ortak ülkelere 12 milyar $ ek yük getirmesi anlamına gelmektedir.  Ayrıca program kapsamında  Elektronik optik hedefleme sistemleri ve hava müdahale kontrolleri ASELSAN‘dan, orta gövdesi, dış kaplama ve silah bölmesi kapakları ile fiber hava girişi kanallarının üretimi TUSAŞ-TAI‘den, füze uzaktan kumanda ara birimi ve panoramik kabin ekranının elektronik kartları AYESAŞ‘tan, iniş takımı kilit parçaları Kale Havacılık‘tan, gövde yapısı ve iniş takımları ALP HAVACILIK‘tan, elektrik kablolama ve iç bağlantı sistemleri FOKKER ELMO‘dan tedarik edilmektedir. Programa ROKETSAN ise SOM seyir füzesi ile katkı vermektedir. Bu açıdan baktığımızda iş ABD açısından da sıkıntıdadır. ABD iç siyasetinde de programın maliyetinin fazla olması nedeniyle çeşitli eleştiriler yer almaktadır.  Son yapılan açıklamalara göre F-35A 94.6 milyon dolar, F-35B 122.8 milyon dolar, F-35C ise 121.8 milyon dolarlık liste fiyatı üzerinden satılmıştır.

ABD, F-35’lerin satışı konusunda sürekli farklı açıklama yapmaktadır. Kimi üst düzey bürokratın bu uçakları Türkiye’ye verilmesini doğru bulmamaktadır. Buna sebep olarak çok çeşitli sebepler öne sürmektedirler.  Buna örnek olarak 27 Nisan 2018’de ABD’li üç senatör, F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye teslimatının engellenmesi için ABD Senatosu’na teklif verdi. Senatörlerin teklifi, rahip din adamı Andrew Craig Brunson’un tutuklanması nedeniyle verdiği duyuruldu. Kısacası ABD, mevcut siyasi konjonktürden dolayı F-35’leri bir koz olarak kullanmak istemektedir. Buna Türkiye’nin iç  ve dış siyasi arenada yapmış olduğu hamleler etkili olmaktadır. Ortadoğu ve Suriye’de sürekli karşı karşıya gelmesini de buna örnek verebiliriz.

F-35 konusunda ABD ile ilk anlaşmazlık 2011 yılında çıkmıştır.  Proje devam ederken ABD, kaynak kodlarını Türkiye’ye vermeyeceğini açıklaması büyük bir şok etkisi yaratmıştır. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık KOŞANER “Bu da F-16 gibi olmasın, bu kabul edilemez” diyerek alıma karşı çıkmıştır.  Yapılan bu açıklama sonrası Türkiye siparişleri askıya almıştır. ABD’nin yapmış olduğu bu açıklama ileri ki dönemde Türkiye üzerinde bir takım askeri planlarının olduğu yorumlarına sebep olmuştur.

Kaynak kodları ile alakalı ilk skandal Norveç’e teslim edilen 3 adet F-35 üzerinden çıkmıştır. Norveç Hava Kuvvetleri,  F-35’lerin her uçuşu sonrasında Lockheed Martin’in Teksas’taki Fort Worth program üssüne uçuşa ait verileri gizli bir şekilde gönderdiğini tespit etmiştir. Bu şekilde ABD, üye ülkelerin ulusal menfaatlerine de saldırmış olmaktadır. Bu skandal sonrası Türkiye’nin kaynak kodları ile alakalı yapmış olduğu girişimlerin ne denli haklı olduğu da ortaya çıkmış oldu.

Planlanan yerli TF-X uçak modeli

Bir uçağın kaynak kodları, o uçağın tüm özelliklerini satın alınan ülke tarafında kullanılabilmesini  ifade ettiğini düşünecek olursak, kendi evimizde binayı yapan müteahitin istemediği bir çiviyi bile çakamayacağımız ile eş anlamlıdır. Bu ABD’den izinsiz bir füze dahi takamayacağımızı, istemediği bir operasyonda bu uçakları kullanamayacağımızı, Pentagonun istemediği bir noktayı vuramayacağımızı göstermektedir. Her ne kadar uçak bizim olsa da kumanda ABD’nin elinde olacaktır.  Ayrıca bu sebeple ABD’nin, eğitimlerimizi manevralarımızı ve planlarımızı  görebileceği anlamı taşımaktadır. F-16 yazılımı üzerinde çalışan mühendislerin ŞÜPHELİ ölümlerine baktığımızda bu kodların ne denli önemli olduğunu anlayabiliriz. Bu sebepten ötürü (daha başka sebepler olsa da) Türkiye TF-X programına hız vererek 2023 yılında yerli üretim savaş uçağını uçurmayı planlamaktadır. “Bir ordu  kendi silahını üretebildiği derecede büyüktür”

(Aselsan şehitlerimizi saygı ile anıyorum)

7 YORUMLAR

  1. çok doğru tespit tsk ne zaman yüzde yüz kendi silahını yaparsa o zaman güçlü olur abd den ancak o zamn kurtuluruz.ordu ne kadar iyi olursa söz hakkın da o kadar dır

  2. Bu yazı Stratejik Ortak’ın ne kadar kaliteli bir gündem sitesi olduğunu gösteriyor.Bizi aydımlattığınız için teşekkür ederiz

    • Çok teşekkür ederim. Her zaman ülkemizin menfaatleri için çalışıyor, araştırıyor ve yazıyoruz. Sayenizde üzerimize düşen vazifenin ne denli önemli olduğunu görüyoruz ve bunu kendimize rehber ediniyoruz

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here