Zeytin Dalı Harekatı Analizi ve “Kamu Diplomasisi” Boyutu

Uzun zaman önce “Hedefteki İsim: Hakan Fidan” başlıklı yazımla sizlere veda etmiştim ve o günden bu yana sitedeki çalışmalarıma editör olarak devam ediyordum. Ancak son zamanlarda olağanüstü bir dönemden geçmekteyiz. Devletimizin her bölgede, her cephede büyük bir beka mücadelesi verdiği bu dönemde, özellikle de “bir fotoğraf makinesinin bir nükleer füzeden daha tesirli olabileceği” bir ortamda, Zeytin Dalı Harekatı ile alakalı gözden kaçan birkaç hususun altını çizmek için yeniden yazma ihtiyacı hissettim.

Bu çalışmamda ilk olarak bugüne kadar çıkarmış olduğumuz saha verilerini ve oranları paylaşarak bunların ne anlam ifade ettiği üzerinde kısaca duracağım. Ardından da askeri anlamda “ders niteliğinde” bir operasyon olan Zeytin Dalı Harekatı hakkında kanımca eksik kaldığımız bir hususun altını çizmeye çalışacağım. O husus da “Kamu Diplomasisi”dir.

TSK, 20 Ocak 2017’de 17:00 itibariyle başlayan Afrin operasyonuna “Zeytin Dalı Harekatı” adı verildiğini duyurdu. Düzenlenen ilk hava operasyonuna 72 savaş uçağı katıldı ve operasyonda 113 hedefin 108’i başarıyla imha edildi. Bu da %95’in üzerinde bir isabet oranı anlamına gelmektedir.

Birçok terör ve güvenlik uzmanına göre bu oran dünya harp tarihinde eşine az rastlanılır bir oran. Özellikle de bölgede DEAŞ terör örgütüne yönelik (sözde) operasyonlar düzenleyen koalisyon güçlerinin saha verileri ve oranlarıyla kıyaslanacak olursa gerçekten dünyaya  “ders ve mesaj niteliğinde” bir operasyon gerçekleştirdik.

Harekatın İlk 4 Haftasında Saha Verileri

Bu başarılı hava operasyonunun akabinde Zeytin Dalı Harekatı tüm hızıyla başladı. Yukarıdaki infografikte görüleceği üzere imha edilen terör hedefi sayısı harekatın ilk iki haftasında en yüksek seviyesinde. Bu durum ilk iki hafta boyunca devam eden başarılı hava harekatlarının neticesidir. Etkili hava akınlarıyla kara ilerleyişi için ön hazırlık oluşturan Türk Hava Kuvvetleri bütün dünyaya hava harekatının nasıl yapılacağı hakkında güzel bir ders verdi.

Zeytin Dalı Harekatı kapsamında icra edilen hava operasyonlarının etkilerini yukarıdaki grafikte çok daha net olarak görmekteyiz. Özellikle imha edilen hedef sayısına baktığımız zaman “gri” ile işaretlenen alanın harekatın ilk iki haftasında çok daha fazla olduğu hususu göze ilk çarpan noktalardan birisi.

Ancak bu grafikte en çok göze çarpan husus ise 3. hafta itibariyle grafikte orantısız bir düşüş yaşanmasıdır. Bu noktadan sonra ise eski ivmesini yakalayan harekat stabil bir şekilde, planlandığı gibi başarıyla icra edilmeye devam etmiştir. Ancak grafikte de hemen göze çarpan 3. hafta yaşanan düşüş, o hafta harekatın diğer dönemlerden daha başarısız icra edildiği anlamına gelmemektedir.

3. Hafta Saha Grafiği Ne Anlatmaktadır?

Harekatın ilk iki haftasında oranların bu denli yüksek olmasının sebebi yoğun olarak düzenlenen hava harekatlarıdır. Zeytin Dalı Harekatı’nın 3. haftası ise operasyonun geçiş dönemidir. Yani bu dönemde teröristlere yüksek zayiat verdiren hava harekatları azalmaya, kara ilerleyişi artmaya başlamıştır. Akıllara şu soru gelebilir; “Madem hava harekatları yüksek zayiat verdiriyordu ise neden 3. hafta itibariyle azalmaya başladı?”

Yukarıda da belirttiğim gibi Zeytin Dalı Harekatı’nın 3. haftası operasyonun geçiş dönemidir. Sahada görev yapan Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarınca ve özel kuvvetlerce belirlenen terör hedefleri düzenlenen hava harekatları ile imha edildikten sonra kara harekatında ilerleme olmuştur. Batılı devletlerin insanlığa ve savaş hukukuna aykırı olarak yaptığı harekatların aksine TSK, sadece terör hedeflerine hava harekatları düzenlemiştir. Belirlenen terör hedefleri imha edildikten sonra, kara ilerleyişi için uygun zemin tesis edilmiş, sonrasında ise bu operasyonlar azalmıştır. Sonuç olarak 3. hafta grafiklerinde yaşanan bu düşüş, o hafta harekatın başarısızlığını değil, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin operasyona ahlaki yaklaşımını ortaya koymaktadır.

5. ve 6. Hafta Saha Verileri Farkı

Zeytin Dalı Harekatı 5. hafta saha verilerine göz atacak olursak;

  • Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 380
  • PYD/PKK’dan temizlenen sınır hattı 27,25 km
  • PYD/PKK’dan temizlenen alan 147 km2
  • PYD/PKK’dan temizlenen nokta sayısı 41

5. haftanın verileriyle birlikte harekat kapsamında sahadaki kazanımlarımız ve kazanım oranlarımız ise şu şekilde;

  • Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1931, etkisiz hale getirilen terörist oranı %19,31
  • PYD/PKK’dan temizlenen sınır hattı 120,25 km, PYD/PKK’dan temizlenen sınır oranı %81,80
  • PYD/PKK’dan temizlenen alan 415 km2, PYD/PKK’dan temizlenen alan oranı %18,30

Zeytin Dalı Harekatı 6. hafta saha verilerine göz atacak olursak;

  • Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 503
  • PYD/PKK’dan temizlenen sınır hattı 26,75 km
  • PYD/PKK’dan temizlenen alan 200 km2
  • PYD/PKK’dan temizlenen nokta sayısı 18

6. haftanın verileriyle birlikte harekat kapsamında sahadaki kazanımlarımız ve kazanım oranlarımız ise şu şekilde;

  • Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2434, etkisiz hale getirilen terörist oranı %24,34
  • PYD/PKK’dan temizlenen sınır hattı 147 km, PYD/PKK’dan temizlenen sınır oranı %100
  • PYD/PKK’dan temizlenen alan 615 km2, PYD/PKK’dan temizlenen alan oranı %27,10

Zeytin Dalı Harekatı 5. ve 6. hafta verileri arasında göze çarpan en önemli husus ise terör örgütünden temizlenen alan arasındaki farktır. Harekatın ilk 5 haftasında toplam 415 km2 alan terör örgütünden temizlenmiş iken, harekatın 6. haftasında toplam 615 km2 alan temizlenmiştir. Bu da  harekatın 5. haftasına kadar teröristlerden temizlenen alanın yarısı kadar alanın sadece 6. haftada temizlendiği anlamına gelmektedir. Yani 3. haftadan sonra şekil değiştiren operasyon planlandığı gibi başarıyla icra edilmeye devam etmiştir. Bu durumun rakamsal olarak sahaya yansıması ise ortadadır.

Konunun uzmanı olmayan bir vatandaş olarak açık kaynaklardan derlemiş olduğum saha verilerine bakarak harekatın ne derece başarılı bir şekilde icra edildiğini görebilmekteyim. Dediğim gibi, askeri bir geçmişi olmayan biri olarak bundan fazla saha anilizi yapmam haddimi aşmak olur. O yüzden yazarlığı bırakmış olmama rağmen beni yeniden yazmaya sevk eden esas meseleye geçmek istiyorum. Yazının başlığında da belirttiğim gibi “Kamu Diplomasisi” meselesine…

Zeytin Dalı Harekatı ve Kamu Diplomasisi

Kamu diplomasisi kısaca “Yabancı ülkelerin kamuoylarına yönelik enformasyon, çekicilik ve nüfuz ile ulusal çıkarların tanıtımının yapılması, kendi ulusunun düşüncelerini ve ideallerini, kendi kurumlarını ve kültürünü aynı zamanda ulusal hedeflerini ve güncel politikalarını yabancı halklara anlatma amacı taşıyan bir iletişim politikası ve sürecidir.”

Askeri anlamda çok başarılı bir şekilde devam eden Zeytin Dalı Harekatı açısından maalesef eksik kaldığımız bir nokta var. Şu gerçeği görmeliyiz ki; Zeytin Dalı Harekatı TSK tarafından yapılmamaktadır. Zeytin Dalı Harekatı topyekün Türk Milleti tarafından icra edilmektedir. Mehmetçik sahada canıyla kanıyla mücadele ederken, Şehadet şerbetini içerken, vazifesini hakkıyla ifa etmektedir. Rabbim onlara güç kuvvet versin. Ancak dediğim gibi bu harekat sadece TSK tarafından icra edilmemektedir. Gazetecisinden politikacısına, akademisyeninden televizyoncusuna kadar milletçe bir bütün olarak Zeytin Dalı Harekatını icra ediyoruz.

Zeytin Dalı Harekatı’nda vatandaş olarak bizlere de düşen görevler vardır. Geleceğin tarih kitapları Mehmetçiğin namlusuyla şu anda sahada yazılmaktadır. Tarihin bu sahnesinde TSK haricindeki devlet kurumlarının ve bizlerin de üzerimize düşen görevleri vardır. “TSK sivilleri hedef alıyor” imajı çizmek için bombalarla tuzaklanan masum köylülerin yukarıdaki fotoğrafını dünyaya anlatamayan bir Türkiye maalesef Zeytin Dalı Harekatı’nın kamu diplomasisi alanında istenilen başarıyı yakalayamamış demektir. Yazımın başında dediğim gibi “bir fotoğraf makinesinin bir nükleer füzeden daha tesirli olabileceği” bir ortamda , dünyaya insanlık dersi veren bir millet olarak maalesef bu fırsatları hakkıyla kullanamıyoruz.

Dünyaya Anlatılması Gereken Fotoğraf

Üstteki fotoğraf Raco’dan, alttaki fotoğraf ise Ayn el Arab’dan. İki fotoğraf arasındaki fark çok şey anlatıyor.  Bu fark Türk’ün, adaletin, İslam’ın farkıdır. Televizyonlarda prim yapmak adına ellerinde uzun sopalarla askeri ilerleyişi anlatmaktan başka bir şey yapmayan akademisyen, eski asker, eski diplomat vs. “ünvan sahipleri” bu fotoğrafı dünyaya anlatmalılar.

Tüm dünyanın gözü önünde Ayn el Arab’da (Kobane) oynanan tiyatronun ardından terör örgütü YPG/PYD’yi Avrupa halklarına “Cihatçı teröristlerle savaşan özgürlük savaşçıları” olarak lanse etmeyi başaran terör destekçisi batılı devletler, bu alçakça emellerine “Kamu Diplomasisi” adı verilen faaliyetteki başarıları sayesinde ulaşmışlardır.

Yukarıdaki fotoğrafın alt kısmında hiçbir ahlaki, insani ve hukuki değer gözetmeyen bir zihniyetçe yapılan operasyonlar sonucu harap olmuş şehri görüyorsunuz. Üst kısmında ise TSK tarafından Raco’da yapılan operasyon sonucu teröristlerden temizlenen ve “tek bir evin dahi yıkılmadığı” şehri görüyorsunuz. Bu iki fotoğraf arasındaki farkı analiz etmeye gerek var mı? “Zeytin Dalı Harekatı Analizi ve Kamu Diplomasisi Boyutu” başlığı altına hiçbir şey yazmayıp, sadece yukarıdaki iki fotoğrafı koysaydım bile bence yeterli olurdu…

Bu milletin ordusu harp tarihine geçecek bir başarıya imza atarak dinamik hedefleri top atışları ile imha etmeyi başaracak kadar güçlü, ardından da “Biz Reyhanlı’da terörist roketiyle evinde şehit düşen 17 yaşındaki Fatma’nın topçusuyuz.” diyecek kadar da yüreklidir.

Bu milletin ordusu Keltepe’de 8 vatan evladının şehit düştüğü saldırıda “Uçaklar bizim bulunduğumuz yeri bombalasın, biz şehit oluruz yeter ki buradakiler toplu olarak helak olsun” diyebilecek kadar ölümsüzlüğü tatmış, iman dolu askerlerden müteşekkil bir ordudur.

Eli kanlı teröristler bile TSK’nın sivilleri hedef almadığını bildiği için sivil kıyafetlerle dolaşmaktadır. Yine Mehmetçiğin sivilleri görür görmez silahını indireceğini bildiği için sivillerin arasına karışıp kalleşçe pusu kurmaktadır. Bu millet merhametin, islam ahlakının ve adaletin son kalesidir. Kendisine yapılan onca ihanete ve namertliğe rağmen hak yoldan ayrılmayan bu millet ve ordusudur.

Son olarak diyeceğim o ki bu millet ve ordu; açık kaynak istihbaratı, istihbarata karşı koyma ve kamu diplomasisi gibi hususlarda gereken önemi ve hassasiyeti göstermeyen “ünvan sahipleri” tarafından televizyonlarda çok daha iyi anlatılmayı hak etmiyor mu? Silahlı kuvvetlerimizin sahada göstermiş oldukları üstün başarının yanında operasyonun en önemli ayağını oluşturan “Kamu Diplomasisi” alanında da aynı başarıyı “ünvan sahiplerinin” ve son kertede bizlerin de göstermesi gerekmez mi? Aziz Türk milletinin tüm fertleri olarak şahsi istikbal değil, milli istiklal peşinde koşmamız gereken dönemlerden geçiyoruz.

Unutmayın, şu an millet olarak geleceğin tarih kitaplarını şekillendiriyoruz… Saygılarımla…

“Kahramanlar Can Verir, Yurdu Yaşatmak İçin”

Zeytin Dalı Harekatı Şehitlerimiz… Ruhunuz Şad Olsun…

 

4 YORUMLAR

  1. ”Kelimeler kılıç gibi keskin ,içten ve samimi”

    Yazdığınız yazı için yürekten teşekkür ediyorum ve sizi alkışlıyorum.

  2. Tüm uzmanlar kamu diplomasisinden bahsediyor . Sanırım devlet bu sese bir kulak verir. Belki çalışma bile yapıyordur. Çoktan başlanması gerekir.

  3. Çok güzel bir yazı olmuş elinize emeğinize sağlık. Söylediklerinize de tamamıyla katılıyorum. İşin reklam kısmında eksik kalıyoruz.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here