Münbiç’te Yolun Neresindeyiz?

18 Mart’ta Afrin şehir merkezinin Türk Silahlı Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu’nun kontrolüne girmesiyle 20 Ocak’ta başlatılan Zeytin Dalı Harekâtı’nda sona gelindiği görülmekteydi. Bir sonraki hedef için Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalarında Münbiç, Sincar ve İdlib’i işaret etti. Ancak Zeytin Dalı Harekâtı henüz hedeflenen noktaya ulaşmış değil. Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Afrin ilçe sınırları tamamen kontrol altına alındı. Ancak harekât bölgesinde Azez ilçe sınırları içerisinde yer alan 50-55 köy ve köy altı yerleşim birimi bulunuyor. Bunlar arasında Minnah Hava Üssü ve Tel Rıfat beldesi oldukça kritik öneme sahip. Birkaç gündür Azez’de gerçekleştirilen gösteriler, bölge halkının bu bölgelerin de terörden arındırılması isteğini gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, günler 25 Mart’ta yaptığı açıklama ile ilk kez Tel Rıfat için “Kısa sürede terörden arındırılacak” ifadesini kullandı. Bu da Zeytin Dalı Harekâtı’nın bir süre daha süreceğini gösteriyor.

Terör Örgütü PKK, YBŞ Adı Altında Sincar’da Varlık Gösteriyor – Sincar Haritası

Bugünkü yazımızın konusunu bir sonraki harekâtın merkezi olabilecek üç bölgeden bir olan Münbiç oluşturuyor. Devletin zirvesinden yapılan açıklamalar, bir sonraki harekâtın nereye yapılacağı konusunda bir kesinlik olmadığını gösteriyor bizlere. İdlib’e sekizinci gözetleme noktasının inşaatı devam ederken Münbiç konusunda ABD ile diplomatik yollar tüketiliyor. Sincar için ise Irak hükümeti ile anlaşma yolları aranıyor. Bu üç nokta içerisinde en yakını Sincar gibi duruyor çünkü Irak hükümeti, PKK’ya Sincar’dan çekilmesi için süre vermiş ve 24 Mart’ta PKK Sincar’dan çekildiğini duyurmuştu. 25 Mart’ta ise Irak tarafından 15’inci Tugay’a bağlı birliklerin, Sincar ilçesi ve Sinun kasabasına geçip ağır silahlarla bölgede konuşlandığını ifade edildi. Aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan da Sincar’a operasyonun başladığını duyurdu. Böylelikle diplomasi masasında bekleyen Münbiç konusu ağırlık merkezini şimdilik Sincar’a bırakmış durumda ancak ABD ile görüşmeler sürdükçe gündem yeniden Münbiç olmaya devam edecek.

1152 yılında Selçuklu atabeyi Nureddin Zengi’nin kenti ele geçirip çevresine sağlam surlar inşa etmesiyle bölgede Haçlılar tarafından ele geçirilemeyen ender yerleşimlerden biri olmuştu Münbiç. Osmanlı döneminde Halep’e bağlı bir kaza haline gelen Münbiç’e “93 Harbi yani 1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Vidin’den getirilen Çerkezler yerleştirilmişti. İç savaş öncesi 100 bine yakın nüfusuyla büyük bir ilçe olan Münbiç’te etnik bakımdan çoğunluğu Araplar oluşturuyor. İç savaşla birlikte Kürt nüfusun artması da demografik değişim sıkıntılarını beraberinde getirmektedir. Münbiç, Zeytin Dalı Harekatı kapsamında hedef olan Afrin’in şehir merkezinden daha büyük bir ilçe.

İç savaş başladıktan bir yıl sonra, 2012’de Özgür Suriye Ordusu’nun eline geçen Münbiç, Ocak 2014’te IŞİD’in eline geçmiş ve bölge antik eser yağmacılığının merkezine dönüşmüştür. Aradan geçen iki buçuk yılın sonunda, 12 Ağustos 2016’da iki ay süren bir savaşın ardından çoğunluğunu YPG militanlarının oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin eline geçmiştir. Türkiye’nin ihlal edilen kırmızı çizgisi, yaklaşık iki hafta sonra Fırat Kalkanı Harekâtı olarak bölgeye girmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 24 Ağustos 2016’da başlattığı Fırat Kalkanı Harekâtı’nın ilk gününde terörden arındırılan Cerablus ile Münbiç arasında sadece 30 kilometre mesafe bulunuyor. Cerablus’tan güneye inen 216 numaralı karayolunun on beşinci kilometresinde ÖSO/YPG sınırı var. Bu sınırı Ayn Dadat köyü oluşturuyor. YPG’nin savunma hattında en önemli kontrol noktası denilebilecek köy, Sacur çayının hemen üzerinde bulunuyor. Üzerindeki köprüler tamamen yıkılmış durumda. Bu köyde ABD’li askerlerin kurmuş olduğu bir gözlem karakolu var. Münbiç şehir merkezinin Ayn Dadat’a uzaklığı ise yaklaşık 15 kilometre.

Münbiç’in yönetimi ise 12 Ağustos 2016’dan beri YPG sorumluluğundaki Münbiç Askeri Komitesi ile sağlanıyor. Bu komite kendisini Kuzey Suriye Kürt Federe Yapısı’nın Rojava kantonuna bağlı olarak gösteriyor. Münbiç’i Kandil kadrosundan İsmail Direk ve Cemil Mazlum yönetiyor. İdari yapı içerisinde az sayıda da olsa Arap bulunuyor. İstihbarat birimlerine göre bölgede yedi bin YPG’linin bulunduğu söyleniyor. Militanlar örgütten aylık 170 ile 200 dolar arasında maaş alıyor. Bölgeye Afrin’den kaçıp gelenlerin sayısı ise bilinmiyor.

ABD’nin Münbiç’de üç askeri noktası var. Ayn Dadat dışında, Batı’daki Uşariye beldesinde konuşlu ABD “özel kuvvetler gözlem karakolu” ve Menbiç merkezde bulunan karargâh. Ayrıca Arima beldesi ile Lübnani çiftliğinde Amerikan timleri sıkça görülüyor. Menbiç’teki Amerikan askerinin sayısı 500 kadar.

Münbiç’i önemli kılan bir diğer nokta da Karakozak köyü. Yani Süleyman Şah türbesinin bulunduğu yer. 1973 yılında Tabka barajının inşa edilmesiyle Caber kalesinden buraya taşınan türbe, 22 Şubat 2015’te Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “Şah Fırat Operasyonu’’ ile Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi karşısına, Suriye’deki Eşme köyüne taşındı.

Münbiç’te geçen M-4 otoyolu ise ayrı bir öneme sahip. Fırat Kalkanı Harekatı ile El Bab’ın güneyinde otoyolun küçük bir kısmını denetimi altına alan Türk Silahlı Kuvvetleri, Münbiç’ten geçen ve oradan da Fırat’ın doğusuna, Kamışlı’ya kadar giden otoyol PYD/PKK’nın yaşamsal damarlarından birini oluşturuyor.

Hemen belirtelim, ABD’nin Karakozak’ın güneyinde Tışrin barajı bölgesinde 300 civarında askeri ve bir de baraja yakın üssü bulunuyor. PKK/PYD Zeytin Dalı Harekâtı başlamasından sonra Münbic’te yollara ve geçiş noktalarına tahkimat yaptı. Amerikalılar da kendi karakollarında benzer düzenlemeleri yaptılar.

Münbiç’in önemini yukarıdaki satırlarda aktarmaya çalıştık. Ancak asıl sorun bu bölgenin nasıl kontrol altına alınacağı. Afrin bölgesi Rusya’nın kontrolünde bir YPG bölgesi iken Münbiç bölgesi ABD kontrolünde bir YPG bölgesi. Son dönem Türkiye – ABD ilişkileri istenilen seviyede değil. Hatta ABD ile en son yapılan olumlu görüşmenin Mayıs 2013’te Gezi Olayları’ndan hemen önce gerçekleşmiş olması da tesadüf değil. Amerikalı yetkililerin kafası bu konuda karışık. Fırat’ın batısını CIA, doğusunu Pentagon bölgesi olarak biliyoruz. Ancak Pentagon’un da Münbiç’i bırakmaya pek niyetli olmadığı açık. Hele de Münbiç’in Fırat’ın doğusunda ABD’nin kontrolünde kalan son bölge olduğu göz önüne alınırsa.

Türkiye, Zeytin Dalı Harekâtı sürerken diplomasi masasını açtı ve ABD’yi davet etti. Bu aybaşında ikili görüşmeler başladı ve her iki ülke arasındaki diğer problemlerin de masaya yatırılacağı bir ortam hazırlandı. Ancak şu an için bir olumlu gelişmeden söz etmek mümkün gözükmüyor. ABD’den arka arkaya yapılan açıklamalarda kayda değer bir olumlu gelişmeden söz edilemez. Türkiye cephesi ise ısrarlı duruşunu sürdürüyor Münbiç sıradaki adım olmasa bile alternatiflerini oluşturuyor. Türkiye’yi Rusya’ya yakınlaştıran ABD, bölgedeki en güçlü müttefikini kaybetme aşamasına geldi. Türk Hükümeti ise, tüm eleştirel açıklamalara karşın hala ABD ile birlikte yürümek istediğini belli ediyor. Bu da hem Rusya’nın Türkiye’ye tam olarak güvenememesine, hem de ABD’nin Türkiye’nin kendisine hala bağımlı olduğu görüşünü korumasına yardımcı oluyor. ABD, Türkiye’deki üslerini rahat bir şekilde kullanarak istediğini zaten yapabiliyor. Dolayısıyla Türkiye’nin diplomasi masasında bu işi çözmesi çok da kolay görünmüyor. Bölgeden ABD askeri çıkmadan bir askeri operasyon ise zaten mümkün değil. ABD Başkanı Trump ise Münbiç konusunda sessizliğini aslında bir nevi etkisizliğini koruyor.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here