Bu Topraklar Kime Ait?

Geçenlerde bir arkadaşımla Türkiye’nin nasıl bir mülteci kampına dönüştüğünü konuşuyorduk. Ben ona Türkiye’de 100 ila 150 bin arası Çeçen’in yaşadığını ve bu insanların Çeçen savaşları sonucu Türkiye’ye kaçan mülteciler olduğunu söyledim.

Arkadaşım, Çeçenlerin Rusların baskısına maruz kaldıklarını savunan ve bu zulmün bitmesi için Çeçenlerin bağımsız devlet mücadelesini düşünce bazında destekleyen biriydi. Türkiye’deki Çeçen varlığından da rahatsız değilmiş. Aynı kişi Haşdi Şabi’den kaçan Kerküklü Kürtlere Türkiye kapılarının açılmaması taraftarıydı. Çünkü onlar bölücülük yapıyordu.

Eğer her halk zamanında zulüm gördü diye, ilerde bunun tekrarlanma ihtimalinden korkup ayrılıkçı adımlar atarsa dünya çok daha fazla istikrarsızlığa sürüklenir. Çünkü dünyada hala 4000 dil konuşuluyor ve tabiî ki binlerce millet var ama devlet sayısı 200 küsür.

Bu arkadaşımla bunu konuştuktan sonra haberlere bir baktım ki, Arakan’dan Bangladeş’e geçenlerin sayısı yarım milyonu geçmiş. Arakan’da da Budist çoğunlukla birlikte yaşamak istemeyen ve bu yüzden Rohingya halkının kendi İslami devletini arzulayan silahlı örgütler mevcut(tıpkı Ruslarla yaşamak istemeyenler veya Araplarla yaşamak istemeyenler gibi). Zaten son yaşanan krizde bu Arakanlı örgütlerin sınır karakollarına yönelik büyük saldırıları sonucu başlamıştı.

Myanmar’da 53 milyonluk nüfusun 2 milyonu Müslüman ve bu Müslümanların yarısı Arakan’da yaşıyor. Diğer yarısının sosyal durumu Myanmar halklarının ortalaması gibi. Çünkü Arakan dışındaki Müslümanlar ayrılıkçı faaliyetlerde bulunmadıkları için hedef değiller.

Kaldı ki zaten Myanmar sadece Arakanlı ayrılıkçı örgütlerle değil Kuzeydeki Çinli örgütlerle de savaşıyor. Eskiden bu bölgede yaşayan pek çok Çinli bu yüzden Çin’e kaçtılar. Halbuki mesele Budistlik-Müslümanlık meselesi ise Çinlilerde Budist, onlarla neden savaşıyorlar? Çünkü mesele aslında din değil, etnik sıkıntılardan kaynaklı toprak bütünlüğü meselesi. Çin’in Myanmar’ın en Kuzeyindeki Kaçin bölgesinde gözü olduğunu unutmamak gerek.

O arkadaşımla yaptığım sohbet ve ardından gördüğüm Arakan haberi benim aklıma bunu getirmişti. Yani bir ülkeyi bölmek ve zulümden kurtulmak arasındaki farkı veya bağı düşünmeye. Hala da bilmiyorum açıkçası.

Tabi bu düşünce akla bir başka soruyu da getiriyor. Belki bunun cevabı verilebilse her şey daha kolay olur.

Bir toprak kime aittir?

A) Oraya ilk yerleşenlerin.

B) Üzerinde kendi türünden en çok insan bulunduranın.

C) Üzerinde en uzun süre egemenlik kuranın.

D) Üzerinde o an için egemen olanın

E) Üstünde en çok kanı dökülenin

F) Üstünde en çok kan dökenin

Ben bu sorunun cevabını bilemiyorum, siz yorumlara sebepleri ile yazarsanız güzel olur.

17 YORUMLAR

  1. Arkadaslar cok sacmaliyorsunuz, her halde burda adalet, hak , hukuk ve insaniyeti unutunuz…hep egemen devletlerden ve miletlerden bas ediyorsunuz, peki mazlum halklar ne olacak bunlarin hic mi toprak hakklari yok mu? Peki buna kitap ve suenet nediyor?…peygamber ve kuran ne hak veriyor, bunu hic tartdinizmi…bununla ölcü almasaniz zalimlerle ayni yoldasiniz, yani ahmak ve sapik zülümkar ve Güce dayali bir ida…ama bizim peygamberimiz adaleti ve kardesligi ve halklar arasinda esligi oegreti, siz ise ego ve miliyetcilik ve zorbalik üzerinde cözüm ariyor ve netice elde etmek istiyorsunuz..bu bir felaket…ahirete dirildiginizde acaba bu idalariniz aynen savunucagmisiniz….ban cok komik geliyor..

  2. İbn Haldunun tavırlar nazariyesi bu konuda biraz fikir verebilir bence. Bedevi ve hadari toplum dediği medeni olmayan ve medeni toplumun catismasi ve bedevi toplumun zaferiyle sonuçlanması ile toplum 5 aşamadan geçer.
    1-zafer
    2- istibdat
    3-ferah
    4-sulh
    5-israf… İç çatışmalar yaşayan toplumlar için bu aşamalardan biri düşünülebilir

  3. Benim aklımada şunu getiriyor?
    Şimdi birçok kişi iraklı kürtlere bolucu diyor peki bu durumda doğu turkistanda çinden ayrılmaya çalışanlar ne oluyor?
    Ha eğer diyorsanizki “çinliler orayı işgal etti önceden orada türkler vardi” o zaman bende derim ki araplarda mezopotamyayi işgal ettiler önceden mezopotamyada hiç arap yoktu

  4. Maalesef cevap F
    Çünkü toprak kim güçlü ise hep onun oluyor
    Çinliler uygur bölgesine sonradan geldiler ve orayı sahiplendiler çünkü bizden güçlüler
    Bizde anadolu ya sonradan geldik ama burası bizim çünkü bu bölgede bizden güçlü bir halk yok

  5. Bu sorunun cevabı yok. Çünkü siklardaki tüm seçenekler hem doğru hem yanlış.
    Her seçeneğin doğru olduğu düşünülen yerlerde var yanlış olduğu düşünülen de

  6. Konuya İslami açıdan bakıyorum. İslam da cihat çok yönlüdür. Nefisle olan cihat en baştatır. Kelimenin aslından hatıra ilk gelen mana da cihad yani savaş için belli şartlar vardır. Bunların ilki canını ailesini vatanını malını vs. savunmak üzere olan cihat. İkincisi zulmü ortadan kaldırmak üzere cihat. Asıl gaye Allahin dinini yeryüzünde yaymaktir. Dolayısıyla cihattan önce tebliğ yapılır. Kişiler ya da toplumlar İslama davet edilir. Reddederlerse İslam devletine bağlı kalmak ve cizre ödemek şartı ile bağışlanır. Onu da reddederlerse o zaman savaşılir yani burada illa kan dökme olayı olması gerekmez. Asil amaç Allah’ın dinini yaymak ve adaleti sağlamaktır.
    Fakat iki büyük dünya savaşından sonra uluslararası sistemin degismesi ve ülkelerin cetvelle çizilmesinden sonra doğal sınırı olmayan ülkeler kimin toprağıdır hala tartışmalı bir konu. Bana göre mevcut sistemde kimin gücü varsa toprak onun oluyor. Kimin nüfuz alanı geniş ise kim parayı veriyor ise düdüğü o çalıyor. ‘güneş batmayan imparatorluk’ algısı neden vardır ? Ya da Tek kutuplu dünya kavramı ? Sömürgeci (mandacı/kapitalist vb) politikalar kan dökerek veya nufus çoğunluğu, ilk yerleşenin gibi etkenlerden değil ekonominin gücüyle toprağa sahip olabiliyorlar. O topraklarda o ulke adına! kararlar aldırıp veya canı isteyince iç çatışmalar yaratabiliyorlar. Bu işin şu an ki realitesi fakat asıl olması gereken ise kim adaleti muhafaza edebiliyorsa o toprak onundur.

    • Cihat tam bir Saçmalık.
      Işgal etmek istenilen bir yer için iyi bir kılıf uydurma. Ne sebepten olursa olsun haraç kesmek veya işgal etmek ahlaki degil

  7. A şıkkında oraya ilk yerleşen insanoğludur(evrensellik) ilk hangi millet yerleşmiştir tarihsel olarak da bilimsel olarak da tespit etmek zordur A olmaz . B şıkkı tartışılır. C Şıkkı egemenlik o yerleşik millete ait ise olur ama başkaların ise bu şık da elenir. D ve E şıkkıda C ye bağlı olarak tan bunlar da elenir. F Şıkkı bir yardımlaşma ve fedekarlık olarak kan dökmüşse veya çıkarı da olabilir ona bu topraklar a sahip olmayı vermez bu şıkk da eklenir. Bence ek yerleştirilmesi gereken bir madde bu olursa nasıl olur madde şu: herhangi bir milletin veya kabilenin anlaşmasına bağlıdır 1. Şık ister başka milletlerle beraber yaşar(özerklik,federasyon yada abd gibi birleşik milletler gibi birleşerek ya da kendini özgür hissettiği başka milletle yaşamak ) 2. ister kendi mücadelesini verir kendisi devlet olur.(tabi bunu yapabilmek için de millet olarak devleti yönetecek gerekli donanıma sahip olması gerekir )

  8. Çok mantıklı bir yazı ellerininize sağlik ama bunun cevabı bana kalırsa yaşadığı coğrafyayı imar eden oraya barış adalet ve huzur getirendir.

    Eğer ortadoğuya bunu getirecek bir zümre varsa hemen teslim edelim ıraktan aşağıyı ama böyle bir dünya ve yaşam olmadıgından mütevvelit şuan hakim görüs ne yazıkkı ilk kapanın mantığından ” Burada biz 1000 yıldır varız siz 100 yıl ” tarzı saçma matematik hesaplarına kalmış ….

  9. Sorduğunuz sorunun cevabı bir hayli zor çünkü bütün cevapların bir istisnası mevcut. Ben cevapları hükümetin değil halkın bekasını düşünerek yazdım…

    cevap A dersek: İsrail’in Filistin halkına yaptığı zulme ses çıkarmamamız lazım. Sonuçta adamların kendi toprakları, niye buna işgal diyoruz ki… Bu biraz ”Siz yokken biz vardık” demeye geliyor. Lakin onlar gitti başkaları geldi.

    cevap B dersek: Kimi milletler o bulunduğu topraklarda çoğunluk olmasına rağmen başka milletlere boyun eğdiler ve başka milletler için bilmediği topraklarda savaştılar. Bazen bilerek ve isteyerek başka milletlere boyun eğdiler çünkü başkaları onlara kendilerinden daha iyi bakıyordu. Örneğin; Osmanlı, bünyesinde çok fazla huzurlu budun barındırıyordu. Lakin çoğu millet kendi toprakları üzerinde birbiriyle yaşamak isterken heba oldu ve eskisinden çok daha kötü yerlere geldi. Bu seçenek her zaman Güçlü’nün işine yaradı.

    cevap C dersek: Bu zor bir seçenek. Bir hükümet neye göre o kadar süre egemenlik kurdu bilmek gerek.
    Eğer cevap ”halk mutluydu ve beraber gül gibi geçinip gittiler” ise o toprak onun hakkıdır ve o toprak minnettarlığını gösterir. Eğer cevap ”hükümet halkı baskı altında çok uzun süre yönetebilmiş” ise bkz. Çar II. Nikolay

    cevap D dersek: Güçlü Zayıfı yenmiş. Zayıfın kanı Güçlünün şarabını dolduruyor. Ama tarih bize çok fazla örnek veriyor. Zayıf bir gün ayağa kalkmış ve Güçlüye okkalı bir tokat atmış… Bu değişken bir seçenek. Herkesin belli bir yere kadar yaşı var.

    cevap E dersek: Üstünde neye göre en çok kanı dökülmüş. Sonuçta kan halkın isyanını toparlamak için de dökülüyor. Eğer o topraklar mutlu yaşayan insanları korumak için dökülen bir kansa o toprak onlarındır derim (bende yanlış düşünebilirim).

    cevap F dersek: Dökülen kan eğer halkın kanı ise (ki genelde öyle olur) dediğim gibi her ülke bir yere kadar yaşıyor. O toprak kısa bir süre için ona ait. Fakat ilk fırsatta halk ayağa kalkmasını bilir. Tarihte de hep öyle olmuş zaten. (Tekerrür)

    Söyleyeceklerim bu kadar. Bu yazdıklarımı çok fazla eğitim almadan sadece gözlemleyerek yazdığım için hatalarım olabilir ve eğer nerede hatalıyım söylerseniz çok mutlu olurum. Yazdıklarımda tek bir cevap çıkmıyor çünkü çok zor bir soru.

    Son olarak yazılarınız için teşekkür ederim. Kendinize iyi bakın

  10. Toprak üstünde en çok kan dökenin yani gücü yetenindir.Bu tarih boyuncada böyle olmuştur.Kimse size bedavadan devlet ve toprak hediye etmez.Eğer devlet ve yurt istiyorsanız bunun için çayır çayır savaşır ve gücünüz yeterse kazanırsınız.Gücünüz yetmezsede sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız bu kadar basit.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here