Hollanda ‘da Kurulamayan Hükümet: ‘Aşırı Sağcılık’

2017 yılı Avrupa Birliği üyesi Hollanda için tabiri caizse “seçim yılı” olarak geçti.  Geçtiğimiz Mart ayında genel seçim için sandık başına giden Hollanda, Nisan ayında da anayasa referandumu için oy kullandı. 15 Mart 2017 tarihinde yapılan genel seçimin ardından 7 ay gibi bir süre geçmesine rağmen ise henüz hükümet kurulabilmiş değil.

Uzman görüşlerine göre Hollanda’da yaşanan bu açmazın nedeni ise ‘Avrupa’da yükselen mikro-milliyetçilik’ kavramının, aşırı sağın en güçlü olduğu ülke olan Hollanda seçimlerinde en belirleyici rol almasıdır. Üstelik seçmenlerin genel refleksinin aşırı sağ ve ırkçılığa evrilmiş olması, sadece ırkçı partilerin değil diğer partilerin söylemlerine de yansıdığını görüyoruz. Siyasilerin söylemlerinin aşırı sağa hizmet etmesi nedeniyle de ‘aşırı sağcılık toplumda meşru hale geliyor’.

The Economist dergisinde yayınlanan “Right” ( Sağ/Doğru) temalı karikatür,(Her yol sağcılık!)

Seçim Öncesi Yükselen ‘Türkiye’ Karşıtlığı

Seçim öncesi Hollanda’da yapılan propagandalarında açık bir şekilde Türkiye karşıtı söylemler tırmanışa geçmişti. İlk olarak 16 Nisan Referandum çalışmaları için Hollanda’da yaşayan seçmen ile bir araya gelmek isteyen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçağına iniş izni verilmedi, daha sonra ise yine referandum çalışmaları kapsamında Hollanda’ya giden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşe Betül Sayan Kaya, ‘persona non grata’ (istenmeyen kişi) ilan edilerek sınır dışı edildi. Daha sonra ise, dönem iktidarının önemli ortağı Liberal Sağ Parti lideri Zijlstra, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı lider olarak gören tüm Türklere ‘Ülkenize geri dönün!’ şeklinde bir açıklamada bulundu.

Hollanda Seçiminin Sonuçları ve Kurulamayan Hükümet

Hollanda’da seçim propagandaları tüm partiler tarafından, İslam karşıtlığı (İslamafobi), yabancı düşmanlığı (özellikle mülteciler) ve Türkiye aleyhtarlığı ekseninde yürütüldü. Fakat sandıktan çıkan sonuç, bir partinin hükümet kurmasına imkan vermedi. Seçim sonuçlarına göre hükümetin kurulması için en az 4 partinin koalisyon hükümeti kurması gerekiyor.

Hollanda’da siyasi partiler ve aldıkları oy oranları//Kaynak: BBC

Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) ve lideri Mark Rutte’de diğer tüm partiler gibi aşırı sağdan oy almak için popülist söylemlerde bulunmasına rağmen oy kaybı yaşadı ve parlamentoda 8 milletvekili temsilini kaybetti. Özgürlük Partisi’nin  (PVV) ise vekil sayısını 5 artırdığı görüldü.

 

Partiler ve liderleri//Kaynak: BBC

Oylar arasındaki bu değişim ise Avrupa ve İslam dünyası tarafından endişe ile karşılanıyor çünkü PVV’nin savunduğu görüşlerden bazıları ;

“Kur’an-ı Kerim’in yasaklanması, başörtüsünün kamusal alanda yasaklanması, tüm İslami okulların kapatılarak İslami eğitimin yasaklanması, AB’ye yeni üye olan ülkelerden ve İslam ülkelerinden göçmen alımının durdurulması, Türkiye ‘nin NATO ‘dan çıkarılması, Hollanda’nın AB’den ayrılması, Hollandalıların etnik kökenlerinin kaydedilmesi ve suç işleyen yabancı ülke vatandaşlarının ve çifte vatandaşlık sahibi kişilerin sınır dışı edilmesi” gibi aşırı sağdan ırkçılık eksenine kayan politikalar içermekte.

Mikro-milliyetçilik ve aşırı sağcılık, Avrupa’nın başlıca sorunu hale gelmeye başlıyor şeklinde nitelendirilen bu seçim sonuçlarının ardından, Almanya’da gerçekleştirilen seçimlerin de aynı etki-tepki mekanizması gözlemleniyor.

Gülay Kulaklı

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

 

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here