Kuzey Irak ve Birleşik Kantonlar: IKBY’nin Geleceği

Ortadoğu’da uzun soluklu yeni nesil savaş stratejisi etkin halde devam ederken bölgede gelişen olaylar ve kaos ortamı etkinliğini sürdürmektedir. Son dönemlerde yoğun bir dünya gündemi ile karşı karşıya olan Türkiye’nin özellikle Suriye konusunda yeni jeo-stratejik hamleleri gelirken Kuzey Irak ’tan bağımsızlık seslerinin bu yoğun gündemde etkin hale getirilmesi oldukça manidardır. Hali hazırda DEAŞ ve YPG/PYD ile sürdürülen mücadele yanı sıra AB üyesi bazı ülkeler ile devam eden gerginlikler, ABD ve Kuzey Kore’nin daha üst perdeden nükleer tehditlerine devam etmesi, Katar ve Suudi bloğunun karşılıklı yaptırım hadisesi, Barzani öncülüğünde başlatılan bu hamlenin zamanlamasının stratejik olduğunu açıkça göstermektedir.

Bu çalışmamızda İleri dönemlerde karşımıza çıkacak olan “Nasıl bir Ortadoğu haritası ortaya çıkacak?” “Bu harita’nın Türkiye’ye stratejik etkisi nasıl olacak?”, “Irak’ın enerji açısından ileri dönemlerde politikası nasıl etkilenecek”, “olası ayrılıkta ne gibi durumlar bizi beklemekte”, “yeni dönemde,bir Arap- Kürt merkezli etnik savaş ortaya çıkabilir mi?” gibi bazı sorulara akademik çerçevede cevap vermeye ve ileriye yönelik öngörülerde bulunmaya çalışacağız.

Sözde Kürdistan haritası

IKBY’nin Bağımsızlık Taleplerinin Tarihçesi ve Kerkük’ün Irak  açısından Stratejik Önemi

IKBY nüfus etniği bakımından Kürtlerden oluşmaktadır. Tarihi terminolojiye bakıldığında Bağdat ile Kürtler arasındaki özerklik anlaşmasının 1970’te yapıldığı görülmektedir. “Kürtler 1991’de, ABD’den de destek alarak Saddam Hüseyin’in ordularıyla şiddetli çatışmalar sonrasında kendi denetimlerinde bir alan elde etmiş oldu. Kürtler, 1991’den beri fiili olarak kullandıkları alana 2005’te Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) adı altında yasal bir statü kazandırdılar.”[3]

2005’ten beri Iraklı Kürtlerin denetiminde olan Kerkük’te kritik virajlar ve eylemler ardı ardına gelmeye devam ederken  Vilayet Meclisi’nden referanduma katılma kararı alınması Türkmenlerin ve Arapların yanı sıra Bağdat yönetimi tarafından tepkiyle karşılandı. Kerkük’te daha öncede alınan bazı kritik kararları hatırlatmak gerekirse ilk karar Kürtçe’nin Kerkük’te resmi zorunlu dil olmasıydı. İkincil bir karar olarak karşımıza çıkan ise  Kerkük’e IKBY’nin bayrağının çekilmesi konusuydu.

kürt devleti sınırları çizildi
IKBY referandum bölgesi

Siyasal ve Etnik Gelişmeler Açısından Kerkük

1930’lu yıllardan itibaren Irak hükümetleri tarafından bölgeye yönelik olarak sistematik bir şekilde “Araplaştırma” politikası başladı. Bu politika Saddam Hüseyin’in iktidarı döneminde büyük yoğunluk kazandı. Saddam Hüseyin, Irak’taki Türklerin merkezi durumunda olan Kerkük’te, “Araplaştırma politikasını büyük bir hızla uygulamaya koydu. Bir tarafta güneyde yaşayan Arapları Kerkük’e yerleştirirken, Kerkük’te yaşayan Türkmenleri de göçe zorladı. Kerkük’ün adı Al-Tamim olarak değiştirildi.

Saddam Hüseyin, kentin Türk kimliğini ortadan kaldırmak istedi.1960’lı yılların başlarına kadar Kerkük nüfusunun %95’i Türk iken, bu rakam sistemli göç hareketleri ile ve Kerkük ilinin sınırlarının daraltılması nedenleriyle 1980’li yıllarda %75’e düştü. Başlangıçta, Araplaştırma politikası ile Türk kimliğini eritme çabaları, günümüzde, yani ABD’nin Irak’ı işgali ile “Kürtleştirme” politikasına dönüştü. 2003 Nisan ayında ABD işgalinin hemen ardından Kürt peşmergelerin (10 NİSAN 2003 ) Kerkük’e girmeleri, Irak’taki bu Türk şehri için sonun başlangıcı oldu.[4]

IKBY’nin iç siyasi dinamikleriyle ilişkili siyasi meselelere bakıldığında referandum bölge siyasi yapısının temelden değişmesine neden olacaktır.  Irak toprak bütünlüğünün ve siyasal düzeninin bozulmanın kısa vadede gerçekleşeceği öngörüsü ile hareket edersek olayların partiler bazında göz önüne alınmasıyla IKBY’de yapılan bütün seçimlerde (Kürdistan Demokratik Partisi) KDP’nin sayısal üstünlüğünü ortaya koyması ileri zamanlarda (Kürdistan Yurtseverler Birliği) KYB’nin tekelinde bir siyasi yapı üretmeye devam eder. Bu nedenle, Kerkük’ün referanduma eklenmesi KYB için hayati önem taşımakta çünkü Kerkük büyük ölçüde KYB’nin denetimindedir.

Kuzey Irak’ın Türkiye İçin Stratejik Önemi ve Kantonlaşma

Türkiye Irak’a komşu olan diğer ülkelerden farklı olarak Irak’taki tüm gruplarla diplomatik ilişki kurabilen tek ülkedir. Türkiye’nin Irak’taki tüm gruplara eşit mesafede olduğunu net bir biçimde belirtemeyiz. Ancak bazı gruplarla görüşebilmekte ve fikir alışverişinde bulunabilmektedir. Sadece hükümetler arası bir ilişkiyi tercih etmeyen Türkiye, özellikle 2008’den sonra Kuzey Irak’ta oluşan Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile de ilişkilerini geliştirerek, Irakta çok boyutlu diplomasi uygulamaya devam etmektedir.[5]

Fakat günümüze gelindiğinde Kuzey ırakta kurulacak olan olası bir Kürt devleti ülke jeopolitiği düşünülerek herkes tarafından karşı çıkılan bir konu olarak gündeme gelmektedir. Referanduma çeşitli kesimlerden de karşı duranlar oldukça fazla olmakla birlikte Bağdat’taki Şii, Sünni, Kürt ve Türkmen siyasi gruplar, IKBY’nin referandum planlarına karşı çıkmaktadır.

Türkiye’nin sınır komşusu olan Suriye’nin de bu referandum sonrasında örgütsel bağlamda etkileneceği öngörüsünde bulunarak şunu ortaya koymamız gerekmektedir. Suriye’nin şu an içerisinde olduğu mezhepsel ve etnik çatışma ortamı baz alındığında, Kuzey Irak referandumunun Suriye’nin kuzey bölgesi açısından ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyleyebiliriz.

Suriye’nin Kuzeyindeki YPG/PYD terör örgütlerinin varlıkları Kuzey Irak’ta ki referandumdan olumlu açıdan etkilenecek ve Suriye’nin Kuzeyinde, birleşik bağımsız kantonların ileri dönem projesi olarak gündeme gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu yüzden Kuzey Irak referandumu Türkiye’nin sadece belli bir sınırını değil ileri dönemlerde bütün Güney sınırını etkileyen bir sorun haline dönüşebilecek potansiyelde tehlike arz etmektedir. Şu an DEAŞ ile mücadele adı altında YPG/PYD’nin ABD tarafından desteklenmesi referandum sonrası karşımıza gelecek sorunların büyük çapta olacağının bir habercisi olarak görebiliriz. Bu açıdan Rusya’nın ve ABD’nin tutumu son derece önemlidir.

Fakat DEAŞ’ın bölgede güç kaybetmesine rağmen ABD’nin askeri sevkiyatlarına devam ediyor olması tehlike çanlarının artarak şiddetle çalması anlamı taşımaktadır. Uzun vadede taşınan bu mühimmatların kantonların birleşmesi ve devletleşme projesi açısından kullanılması bu referandum ve YPG/PYD’nin devletleşmesi ile ilgili projelerin bir habercisi kabul edilebilir niteliktedir.

Türkiye, Suriye(rejim) ve İran tarafından çevrelenmiş olan bir bağımsız Kürt devletinin bölge devletlerini karşısına alarak var olabilmesinin mümkün görülmediği bir zeminde referanduma gidilse de Türkiye’nin bölge politikasında kendi güvenlik ve siyasi stratejisini oluşturması gelecekte daha sağlam adımlar atması açısından hayati önem taşımaktadır.

Şöyle ki İran her ne kadar kurulacak olan Kürt devletine karşı duruş sergiler gibi görünse de İran tarafından ülkemize yapılan ve ortak kararlar alınan resmi görüşmeler sonrası Devrim Muhafızlarının ortak bir tutum içerisinde olmayacaklarını basında duyurması temkinli yaklaşmamız için bir işaret kabul edilebilir niteliktedir. netice itibariyle Türkiye stratejisini ortaya koyarken ABD ve Rusya başta olmak üzere İran, İsrail ve Suriye rejiminin tutumunu dikkatlice irdelemeli ve ona göre adımlar atmalıdır. Türkiye’nin Milli birlik ve bütünlüğünü en üst mertebede tutarak geliştireceğimiz stratejiler uzun süreçte ülkemizin bütünlüğü açısından son derece önemlidir.

Suriye Kantonlar Haritası

Enerji Açısından Kerkük’ün Stratejik Önemi

Erbil ile Bağdat arasında en büyük tartışma konularından bir tanesi büyük petrol kaynaklarına sahip olan Kerkük’tür. Kürt birlikleri 2014’te Kerkük’e yapılan DEAŞ saldırısını püskürtmüş, Irak ordusu ise geri çekilmişti fakat günümüzde Kerkük’ün stratejik ilçelerinden birisi olan Havice DEAŞ’ın kontrolü altında ve bu bölgede yoğun olarak Araplar yaşamaktadır. İleri dönemlerde kontrol altına alınacak bölgede enerji rezervlerinin yoğun olması ve iki grubunda etkin şekilde yer alması Arap-Kürt çatışmasına dönüşme riskini taşımaktadır.

Amerikan Enerji Bakanlığı verilerine göre, Kerkük’ün petrol rezervleri 8,7 milyar varil. Türkiye’nin bir günlük ham petrol ihtiyacı ise, günlük 700 bin varil. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, Irak petrolünün mevcut üretiminin yüzde 40’ı Kerkük’te gerçekleşiyor. Ülkenin kanıtlanmış petrol rezervlerinin yüzde 6’sı da Kerkük’te.[6]

DEAŞ saldırıları ardından çekilen Irak ordusunun bölgeden çekilirken bir diğer bıraktığı şey enerji kontrol mekanizması olmuştu. Kürdistan Demokratik Partisi (KDP)’nin denetimindeki IKBY, Kerkük petrollerini Bağdat’tan bağımsız bir şekilde Türkiye üzerinden ihraç etmeye başlamıştı. Bağdat yönetimi ise, bunun anayasaya aykırı olduğunu öne sürüp, petrolü satın alan taraflara dava açmakla tehdit etmişti.

Bu kriz müzakereler sonucunda bir çözüme kavuşturulmuştu. Anlaşmaya göre, Bağdat, petrol satışı gelirlerinin bölüştürülmesi karşılığında, IKYB’nin payına bütçeden düşen kısmı ödemeyi kabul etmişti. Kürdistan Demokratik Partisi (KDP)’nin rakibi Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ise, Kerkük petrolünün Türkiye üzerinden değil İran üzerinden ihraç edilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Kuzey Irak Enerji Kontrolü

Enerji kaynakları bakımından stratejik bir konuma sahip olan Türkiye’nin sahip olduğu en eski boru hattı Kuzey Irak’ta yer alan Kerkük petrollerini batıya ulaştıran, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’dır. Hattın taşıdığı ham petrol miktarı 1999 yılında 305 milyon varile ulaşmış, yapılan sabotajlar ve Kerkük’te yaşanan sorunlar nedeniyle hattın taşıdığı ham petrol miktarı 2006 yılında 10,9 milyon varile düşmüştür. 2015 yılında bu hattan 192,4 milyon varil ham petrol taşınmıştır.[7]

Petrollerinin yüzde 17’sinin Irak Kürt Bölgesinde olduğu ve bu oranın 4 milyar varil petrole denk geldiği tahmin edilmektedir. Irak’ın doğalgaz rezervlerine bakıldığında ise 3.6 trilyon metreküp kanıtlanmış doğalgaz rezervleri dünya sıralamasında 12. sırada yer almaktadır ve bunun yüzde 60’ı Irak Kürt Bölgesinde yer almaktadır.

Türkiye ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKYB), bölgedeki doğal gaz ve petrol kaynaklarına yönelik çok kritik bazı konularda çalışma yapıyor. Kulislerden sızan bilgilere göre, Kuzey Irak Yönetimi’nin, Türkiye Cumhuriyeti’ne 1 milyar doların üstünde, BOTAŞ’a 500 milyon dolar ve özellikle inşaat sektöründe faaliyet gösteren bazı müteahhitlere de 1.5 milyar dolar borcu bulunuyor. Kuzey Irak Yönetimi, bu borçlara karşılık Türkiye ile enerjide işbirliğini geliştirmek ve yeni bir düzeye taşımak istiyor. Kuzey Irak Yönetimi, söz konusu borçların kapatılması ve üzerine birkaç milyar dolar daha verilmesi koşuluyla bölgede bulunan sahalardaki haklarından bir bölümünü Türkiye’ye devretmeyi tartışıyor.

Kuzey Irak Yönetimi’nin, bu konudaki niyetini Türkiye’ye de açtığı belirtiliyor Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, petrol fiyatlarının 50 dolar düzeyine kadar gerilemesi sonrasında ekonomik darboğazda girdi. Yönetim, içerde tasarruf önlemleri uygularken, dışarıda da enerji konusunda yeni işbirliği fırsatları yaratmak için girişimlerini sürdürüyor. IKYB, kısa süre önce gelir-gider dengesini sağlamak için kamu çalışanlarının maaşlarında kısıntı yaptı. Elektrik ve su paralı hale getirildi. Bölgeyi yakından takip eden kaynaklar, “Petrol fiyatları ciddi biçimde düştü. Bu durum tek gelir kaynağı petrol olan Kuzey Irak Yönetimi’ni ekonomik olarak zora soktu. Petrol gelirleriyle, giderlerin karşılanması olanaksız. Her ay milyonlarca dolarlık açık söz konusu” değerlendirmesini yapıyor.

Kuzey Irak’ta hükümet, gelir-gider dengesini sağlamak için ciddi önlemler aldı. Kamu çalışanlarının maaşlarında bazı kesintiler yapıldı. Yüksek maaşlarda ciddi oranlarda kesinti söz konusu oldu. Bölgede, elektrik ve su parasızdı, artık paralı hale geldi. Düşük de olsa vatandaş elektriğe ve suya para ödemeye başladı. Yönetimin, bu önlemlerle aylık 150 milyon dolarlık tasarruf yaptığı hesaplanıyor. IKYB, finansal sorunlarını çözmek için dışarıda da bazı hamlelere hazırlanıyor. Enerji kulislerine göre Kuzey Irak Yönetimi, Türkiye ile enerjide daha yakından çalışmak istiyor. Enerji Panorama’nın edindiği bilgilere göre görüşmelerde şu başlıklar ön plana çıkıyor:

1- Kuzey Irak Yönetimi’nin, Türkiye Cumhuriyeti’ne 1 milyar doları aşkın, BOTAŞ’a da 500 milyon dolar (taşınan petrolden doğan bedel) ve özellikle inşaat sektöründe faaliyet gösteren bazı müteahhitlere de 1.5 milyar dolar borcu bulunuyor.

2-Kuzey Irak Yönetimi, bu borçlara karşılık Türkiye ile enerjide işbirliğini geliştirmek ve yeni bir düzeye taşımak istiyor.

3- Kuzey Irak Yönetimi, bu borçların kapatılması ve üzerine birkaç milyar dolar daha verilmesi koşuluyla bölgedeki sahalardaki haklarından bir bölümünü Türkiye’ye devretmeyi tartışıyor.[8]

SONUÇ

Türkiye ilk adımını bu referandum sürecinin ileri dönemlerde ortaya çıkaracağı sorunları öngörerek atmalıdır. Şu an dünya devletlerinin referanduma karşı olan tutumlarına rağmen kararlılıkla sürdürülen bu propagandanın önlenmesi mümkün değilse ülkesel olarak olayların daha farklı boyutlara taşınmadan öncesinde önlemlerimizi ve stratejimizi geliştirmemizin gerekliliğinden bahsetmeliyiz.

Referandumun uzun vadede önümüze getireceği bir konu olan kantonlaşma sürecini hızlandırılacak mahiyette olması, Güney bölgemizde ileri dönemlerde yaşayacağımız güvenlik ve milli birliğimize yapılacak olan saldırılara karşı önlem almamızı gerektirecek düzeydedir. ,

Ülke içinde ya da bölgesel bağlamda ortaya çıkabilecek etnik ve mezhepsel çatışmaların yaşanmaması ve ileri boyuta taşınmaması açısından ülke birliği için üstün çabalar şimdiden sarf edilmeye başlanmalıdır. Atılacak olan adımların özellikle bölge denkleminde ve dünya genelinde istikrarımızı bozacak tehlikelere karşı daha sağlam olması güvenlik zafiyetlerinin önlenmesi ve güvenliğin daha etkin şekilde sağlanması ile gerek ekonomik gerek askeri gerekse psikolojik her türlü açıdan hazır olmamız gerekmektedir.

[1] Çay, A., Her Yönüyle Kürt Dosyası, Ankara, 1996, s.36

[2] https://serxwebun0473.wordpress.com/bilim/tarihte-yasamis-kurt-devletleri/ E.T.:01.09.2017

[3] https://tr.sputniknews.com/analiz/201706101028833208-kuzey-irak-referandum-ortadogu-haritasini-ne-sekilde-degistirebilir/

[4] http://www.21yyte.org

[5] http://www.bilgesam.org/incele/1200/-irak%E2%80%99in-gelecegi-ve-turkiye%E2%80%99nin-jeopolitik-onemi/#.WatCf50gVdg E.T: 01.09.2017.

[6] http://www.aljazeera.com.tr

[7] http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Petrol E.T.: 02.09.2017

[8] http://www.tenva.org/wp-content/uploads/2017/04/Enerji-Panorama-Nisan-2017-Kapak-Small.pdf E.T.02.09.2017.

3 YORUMLAR

  1. @kamil Bey Öncelikle Merhaba;

    Yazılarım akademik literatüre uygun şekilde Yüksek Öğretim Kurumunun onaylamış olduğu atıf sistemi baz alınarak hazırlanmaktadır. Özellikle Rakamların olduğu o bölüm 20. yüzyıl enstitüsünden (http://www.21yyte.org) alınmış olmakla birlikte atıf yapılan yerden daha geniş bilgilere ulaşmanız mümkün kılınmaktadır.

    İlginiz için teşekkür ederim.

    Saygılar.

  2. Görünen oki daha ortadoğuda çok kan akacak,çünkü hiç ders alınmıyor olanlardan ,müslümanlar
    hiç ders almıyor,abd, rusya ,kısaca batı ve uzantıları hiç bir zaman müslümanların iyiliğini istemedi
    istemeyecek.bakalım görelim mevlam neyler neylerse güzel eyler,umarım bunca savaşın yıkımın sonrasında müslümanlar birlik,beraberlik içinde olurda yaşayan insanlarını ite köpeğe muhtaç etmeden en saygın insanlar olarak yaşatır.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here