IŞİD’in İstihbarat Örgütleriyle İlişkileri: IŞİD Proje Mi? (4. BÖLÜM)

IŞİD’in kuruluş aşaması, örgütün istihbarat örgütleriyle bazı ilişkileri, araştırmacı ve gazetecilerin açıklamalarına göre ABD ve IŞİD ilişkisi

IŞİD – Irak ve Şam İslam “Düşmanları” adlı çalışmanın dördüncü bölümü “IŞİD proje mi?” yazısını yayınlıyoruz.

IŞİD Proje Mi?

Irak ve Şam İslam Devleti, bazılarına göre ABD İngiltere ve İsrail istihbaratlarının ortak projesi. İddiaya göre IŞİD’in bir görevi var. IŞİD’in bir proje olduğuna yönelik iddialar ve ortaya konan belgeler neler? Ebu Bekir el Bağdadi ile başlayacağım.

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA ve ABD Ulusal Güvenlik Dairesi NSA’nın eski ajanı Edward Snowden, Ebu Bekir el Bağdadi’nin Arap değil Yahudi olduğunu söyledi. Bağdadi’nin gerçek adının ise Shimon Eliot olduğunu söyledi.

Bağdadi’nin bu iddialara kadar ortada sadece 2 fotoğrafı vardı. Birisi Irak hükümeti tarafından yayınlanan (sol alt), diğeri ABD’nin arananlar listesindeki fotoğraf (sol üst). Dünya, Bağdadi kendi yüzünü bu video ile gösterene kadar sadece 2 fotoğrafla yetinmek zorunda kalmıştı. Daha sonra Bağdadi, Cuma hutbesi okurken çektirdiği görüntülerini yayınlattı. Yukarıda, yayınlanan videodan ise alınmış fotoğraflardan biri bulunuyor (sağda).

Ancak Edward Snowden, Bağdadi’ye ait olduğunu belirttiği bazı fotoğraflar yayınladı. Burada kendi iddiasını destekler nitelikte Bağdadi olduğunu söylediği kişinin ABD’li Senatör John McCain ile bir sürü fotoğrafı vardı.

Ebu Bekir el Bağdadi olduğu iddia edilen kişi kırmızı daireye alınmış. En sağda oturan ve ona bakan kişi ise ABD’li Senatör John McCain

Biraz araştırmayla bu kişinin McCain ile aynı karede birden çok fotoğrafı olduğunu bulabilirsiniz. Hatta bazıları bu fotoğraflardaki kişiyle Bağdadi’nin Bukka Kampı’ndaki ve yeni fotoğrafları arasında anatomik benzerlikleri göstererek bu iddiaları desteklemektedir.

Camp Bucca Hapishanesi: 100 bin kişinin hapis yattığı söylenilen, en tehlikeli suçluların kaldığı, Kuveyt sınırında bulunan Camp Bucca Hapishanesi. Irak’ın güneyinde Amerikan kuvvetleri tarafından yönetilen bu cezaevi bugünkü IŞİD’i yöneten tepe kadrosunu buluşturdu. Bucca Kampı adlı hapishanede yatan dokuz kişi, hapisten çıktıktan sonra üst düzey IŞİD komutanı oldu. IŞİD’in lideri Bağdadi de bu hapishanede 5 yıl kaldı.

Snowden, Bağdadi’nin MOSSAD’dan uzun yıllar askeri eğitim, hitabet ve kitleleri etkileme eğitimi aldığını iddia etti.

Üç ülkenin istihbarat birimlerinin IŞİD için “Arı Kovanı (Hornet’s Nest)” stratejisi izlediğini söyledi. Bu stratejinin amacı bütün radikalleri bir araya toplamaktı. IŞİD’e katılımın birkaç yıl boyunca engellenemediğini veya engellenmediğini düşünürsek bu stratejinin uygulanıp daha sonra da toplanan radikallerin yavaş yavaş imha edildiğini düşünebiliriz.

Snowden, İsrail devletinin güvenliğini sağlamanın yolu, İsrail’in sınırlarına yakın bir düşman yaratmak olduğu için böyle bir projeye başvurulduğunu da söyledi.

Bağdadi ile ilgili bir başka iddia ise beyin yıkama programı. İslam ve Arap dünyasıyla ilgili araştırmalarıyla bilinen Dr. Kevin Barrett’in “Ebu Bekir el Bağdadi Kimdir?” isimli makalesi İran’ın İngilizce yayın yapan televizyonu Press TV’de yayınlandı. Barrett’e göre Bağdadi CIA ve MOSSAD’ın ortak çalışmasının sonucu.

Barrett, CIA’in, Bağdadi’ye Bukka Kampı’nda 4 yıl boyunca özel ilgi gösterdiğini ve Bağdadi’nin beyin yıkama programına tabi tutulduğunu söyledi.

Aslında beyin yıkama programıyla ilgili iddialar çok eskiye dayanıyor. Programın adı MK Ultra’dır. 1950’lerin başında CIA Bilimsel İstihbarat Bölümü’nde başlayan bilinçaltını kullanma projesidir. 1953 yılında resmi olarak kullanıldı. 1964 yılında kullanımı azalmış 1967’de bitirildiği açıklanmıştır. İddia sahipleri programın hiç bitirilmediğini söyleyerek birçok olayı bu projeyle ilişkilendirmektedir.

Barrett de ABD’li senatör Robert F. Kennedy’nin Sirhan Sirhan isimli saldırgan tarafından öldürülmesi, rahip Jim Jones ve 900 kişinin toplu intiharı gibi olayları bu beyin yıkama deneylerine atfetmektedir. Bağdadi ve IŞİD’in de beyin yıkama projesinin İslami versiyon bir deneyi olduğunu söylemektedir.

Snowden ve Barrett’in iddialarındaki tutarlılıklardan birincisi Bağdadi ve IŞİD’in CIA ve MOSSAD’ın ortak çalışmasının ürünü olduğudur. İkincisi ise Snowden’ın bahsettiği askeri eğitimlerin, hitabet ve kitleleri etkileme eğitimlerinin Barrett’in bahsettiği Bukka’daki özel ilgi yılları boyunca olmuş olma olasılığıdır.

Edward Snowden

İran Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi de IŞİD’in ABD ve İsrail tarafından Siyonizm’in çıkarlarını korumak için oluşturulduğunu söyledi.

Gazeteci, yazar ve stratejik risk danışmanı olan William Engdahl da IŞİD’in, CIA ve NATO projesi olduğunu söyledi.

Profesör Michel Chossudovsky de IŞİD’in bahsettiği “Sünni Halifelik” planının aslında ABD’nin projesi olduğunu söylemişti.

Brad Parks, “ABD cezaevi, IŞİD’in yaratılmasına nasıl yardımcı oldu?” isimli yazısında Bukka kampındaki ortamı ve Bağdadi’nin hükümlüleri nasıl etrafında topladığını ve IŞİD’e giden süreci anlatıyor.

Kuruluş ve Bağdadi’ye Giden Süreç bölümünden hatırlayacağınız Ebu Ahmed takma adlı IŞİD komutanı, Bukka Kampı’nda Bağdadi ile birlikte bulunduğu dönemi anlatırken Bağdadi’nin karanlık bir tarafı olduğunu, bir şeyler sakladığını ve tüm mahkumlardan uzak durduğunu söylemişti. Ebu Ahmed’in kurduğu şu cümleler çok önemli:

“Bağdadi, kampa ilk geldiği dönemlerde mesafeliydi, uzak duruyordu. Ancak gardiyanlar Bağdadi’ye karşı farklı davranıyordu. Mahkumlar, sorunlarının çözümü için ona gidiyordu.
Zaman ilerledikçe kampta birçok şey problem olmaya başladı. Sorunlar çıkarılarak çözüm için Bağdadi’ye gidiliyordu. Bağdadi kampın merkezi konumuna gelmişti. Geriye dönüp baktığımda Bağdadi, bölerek mahkumları fethetme politikasını kullanıp istediklerini yaptırıyordu. Bu yöntem işe yaradı.”

IŞİD’in elinde otomatik silahlardan, zırhlı araçlardan, tanklara kadar ABD yapımı birçok askeri araç gereç bulunmaktadır. ABD’li senatör John McCain’in Haziran 2015’te yaptığı Ukrayna ziyareti esnasında Rus yanlısı hacker grubu CyberBerkut McCain’in dizüstü bilgisayarını hack’ledi ve birçok gizli bilgiyi ele geçirdiklerini söyledi ancak en önemli olarak gördükleri bilgiyi Leaks Source adlı sızdırma sitesinde paylaştı.

IŞİD’in, ABD’li gazeteci James Foley’in başını keserek infaz ettiği videoyu hatırlarsınız. CyberBerkut’un, McCain’in bilgisayarından ele geçirip yayınladığı fotoğraflarda ve videoda Foley’in infaz görüntülerinin aslında bir stüdyoda çekildiği görülüyor. Chroma key efekti vermek için yerde ve arkada yeşil duvar (greenbox) kullanıldığı görülen fotoğraflarda kameralar ve rüzgâr efekti için vantilatörler görülüyor. Kameraların ve vantilatörlerin açılarına bakınca yayınlanan videoyla uyuştuğunu görmemiz mümkün.

ABD’den veya John McCain’den konuyla ilgili hiçbir açıklama gelmedi.

IŞİD’in James Foley’i infaz ettiği görüntülerin stüdyo çekimi olduğunu gösteren fotoğraf.

Foley’i infaz etmeden önce bir konuşma yapan militanın ise Londra aksanıyla İngilizce konuşması şaşkınlık yaratmıştı. Dönemin İngiltere Başbakanı David Cameron ABD’li gazetecinin infazı üzerine tatilini yarıda kesmişti. FBI, MI5 ve Londra Emniyet Müdürlüğü, yüksek kaliteli videonun militanın kimliği hakkında birçok bilgi (boy, ten rengi, Londra aksanı) verdiğini söylemişti. İngiltere reddetse de iddia o ki Foley’i infaz eden (veya stüdyodaki çekime katılan) militan John ismini kullanan bir MI6 ajanı.

IŞİD’in yayınladığı bir başka kafa kesme videosu Libya’da, 21 Kıpti Hristiyan Mısırlıyı infaz ettiği videodur. Hollywood’un film yönetmenlerinden Mary Lambert “Bu videonun stüdyo yapımı olduğuna eminim” dedi. Lambert, görüntüde sadece 6 militanın olduğunu diğerlerinin tekrarladığını söyledi. Lambert, “Görüntüleri yakın gösterim olarak incelediğimde arkadaki denizin sahte olduğunu fark ettim. Arka plandaki denizin chroma key tekniği ile aktarıldığı çok açık. Denizin kırmızılaşmasını açıklamaya gerek bile yok, efekt olduğu çok açık” dedi.

21 Mısırlı esirin kafasının kesilerek infaz edildiği görüntüden bir kare.

IŞİD’in elindeki Toyota marka araçlarla ilgili konuyu IŞİD’in İnsan ve Askeri Gücü bölümünden hatırlarsınız. ABD Hazine Bakanlığı, IŞİD’in bu kadar Toyota marka aracı nereden bulduğunu Toyota’ya sormuştu. Toyota Halkla İlişkiler Müdürü Ed Lewis de “Terör örgütlerinin araçlarımıza nasıl sahip oldukları konusunda en ufak bilgiye sahip değiliz” demişti.

Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından 2012 yılında Toyota, Suriye’ye araç sevkiyatını durdurduğunu açıklamıştı. Nisan 2013’te adını IŞİD olarak değiştiren ve Suriye’ye yönelen örgütün bu araçları Toyota’dan temin etmesi olanaksızdı. Peki IŞİD Toyota’ları nasıl elde etmişti?

Bir iddiaya göre bu Toyota’lar aslında Amerikan Özel Kuvvetleri için üretildi ve Irak işgali sırasında kullanıldı. Aynı iddiaya göre Toyota’nın pick-up’ları tüm dünyada Hilux modeli olarak karşımıza çıkarken Özel Kuvvetler için sadece Texas’taki bayide üretilenler Tacoma olarak biliniyor. Bunlar çift kabinli ve ön ve yan taraflarında çelik korumalar var, IŞİD de bunları kullanıyor dolayısıyla bu araçları IŞİD’e ABD gönderdi deniliyor.

Bir başka iddiaya göre ise bu Toyota pick-up’ları, Toyota ABD’ye sattı. ABD de ÖSO’ya sattı ve her ne hikmetse IŞİD yüzlerce aracı ÖSO’dan ele geçirdi. IŞİD’in elinde Hilux model Toyota’ların çok fazla olduğunu yayınlanan fotoğraflardan görebiliriz ki Tacoma modele ait olduğu iddia edilen çift kabin sisteminin Hilux modellerde de olduğunu belirtelim. Bunlar da ikinci iddiayı daha olabilir kılmaktadır. Sonuç olarak iki iddianın dayandığı nokta olarak karşımıza ABD çıkıyor.

Tekrar ABD Hazine Bakanlığı ve Toyota açıklamalarına dönelim. ABD merkezli Ron Paul Barış ve Ferah Enstitüsü’nün yaptığı açıklama ve Sputnik’in aktardığı habere göre ABD Dış İşleri Bakanlığı ve İngiltere hükümeti 2013-2014 yıllarında bu Toyota marka araçları ÖSO’ya gönderdi. Enstitünün açıklamasında “Hazine Bakanlığı, IŞİD’in Toyotaları nereden bulduğu sorusunu Toyota’ya değil Dış İşleri Bakanlığı’na göndermeliydi. Hazine Bakanlığı, bu soruyu Toyota’ya göndererek “ABD’den şüphelenilmesini engellemek istemiş olabilir” denildi.

2016 ABD başkanlık seçimi sürecinde Ağustos 2016’da halka seslenen şimdiki Başkan Donald Trump, terör saldırıları ve terör örgütleri konusunda konuşurken IŞİD’i Clinton’un kurduğunu ima edince ABC kanalı yayını 10 saniye kadar sessiz şekilde sürdürdü. Trump, Clinton’la yarıştığı için Clinton’ı zikretmiş olabilir ancak Clinton’ın adından çok görevi önemlidir. Clinton, Obama hükümetinde “Dış İşleri Bakanı” görevini yürütüyordu ve bakanlığın devlet politikaları gereği neler yaptığı önemlidir. Toyota konusuyla da bağlantı kurarsak ABD Dış İşleri Bakanlığı bu işin arkasında gerçekten de olabilir.

ABD basını ABD-IŞİD ilişkisini reddetmiş, bu ilişkiyi iftira olarak değerlendirmiş ve anti tezler ileri sürmüştür.

İngiliz Gizli Haber Alma Servisi’nin (SIS) Kasım 2009 ve Kasım 2014 yılları arasında şefliğini yapan John Sawers, Eylül 2014’te yani henüz görev başındayken “IŞİD’in bu kadar güçlenmesinde Batı sorumlu” demişti.

1989 Körfez Savaşı’nda Amerikan Deniz Komandosu olarak görev yapmış Kenneth O’Keefe, Rusya’nın RT kanalına yaptığı açıklamalarda ISIS’ın (IŞİD) açılımının İsrail Gizli Haber Alma Servisi (Israel Secret Intelligence Service) olabileceğini söyledi. O’Keefe “El-Kaide, El Nusra, IŞİD bir kez bile İsrail’e neden saldırmadı. Bırakın saldırmayı IŞİD militanları İsrail’de tedavi ediliyor” dedi. O’Keefe’nin açıklamalarındaki IŞİD’in İngilizce açılımı kısmını komplo teorisi olarak görmek mümkün ancak ikinci kısmı yalanlamak mümkün değil.

İsrailli Tikun Olam internet sitesinin haberine göre İsrail Savunma Eski Bakanı Moşe Yaalon, Nisan 2017’de katıldığı bir etkinlikte, IŞİD’in İsrail’den özür dilediğini söyledi. Yaalon, bunun İsrail için küçük düşürücü bir şey olacağı için medyadan gizlenmiş olabileceğini söyledi. Bu özrün Kasım 2016’da Golan Tepeleri’nde devriye görevi yapan İsrail askerlerine IŞİD militanlarınca hafif silahlarla ateş açılması için gelmiş olması yüksek.

İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırılarının ise sadece Esad birliklerini ve Esad yanlısı Hizbullah’ı hedef aldığını, IŞİD’in hiç vurulmadığını söyleyelim.

Örgütün, bayrağının da özenle oluşturulmuş olduğu iddialar arasında. IŞİD: Irak ve Şam İslam “Düşmanları” bölümünde ayrıntısına değineceğim.

Suriye: Yerküre Laboratuvarında Bir Denek başlıklı yazımdan şu bölümü hatırlayınız:

“Şam Araştırma Merkezi’nden Stratejist Türki El Hasan’a göre ABD, IŞİD’i vurmak istemiyordu. Yine Hasan’ın iddiasına göre ABD, Rakka’dan çölü geçerek Palmira’ya giden IŞİD konvoylarını vurmadığı gibi Suriye uçaklarının vurmasını da engelledi. Hasan aynı durumun Deyrizor Meyyadin bölgesinden hareket eden IŞİD konvoyları için de yaşandığını söyledi.”

PYD Denkleminde Türkiye, Rusya ve ABD başlıklı yazımdan ise şu bölümü hatırlayınız:

“ABD, 2003’te Irak ordusunu kolayca havadan yok etmesine rağmen IŞİD’i bir türlü yok etmiyor, edemiyor. İddiaya göre ABD, IŞİD’i yok etmek yerine örgüte bir sınır çiziyor ve aşmamasını sağlıyor.”

Tüm bunları açıkladıktan sonra ‘IŞİD Projedir’ gibi kesin bir ifadeyi delil yetersizliğinden kullanmamız mümkün ve adil değildir. Bu konuda bireysel düşünce belirtmem ise etik değildir. Bu konunun hükmünü yazıyı okuduktan sonra konunun hâkimi olacak olan sizlere bırakıyorum.

Yazının diğer bölümleri:

IŞİD – Irak ve Şam İslam “Düşmanları” (1. BÖLÜM)

IŞİD’in Dini Görüşü, Yapısı ve Yenilikçi Yöntemleri (2. BÖLÜM)

IŞİD’in Ekonomik ve Askeri Gücü (3. BÖLÜM)

2 YORUMLAR

  1. Amerika İSİD İ yok etmek için 40 milyar dolar harcadı..Asil komple teorisi senin bu söylediğin.
    Uzayndan her saniye canlı olarak dünyayı izleyebilen bir devlet işid i yok edemeyecek öyle mi…Islam da cihat etmek vardır ama müslüman katliamı yoktur..Neyi savunduguna dikkat et..

  2. Bir yığın saçma sapan komple teorisi.Bağdadi amerika ırakı işgal edince imamlık yaptığı camide amerikaya karşı savaşmak için çağrı yaptığı için amerika tarafından tutuklanmıştır.Daha sonra hapisten çıktıktan sonra Irak el kaidesine katılmış ve Ömer el Bağdadi öldürülünce Irak el kaidesi lideri olmuştur.IŞİDin kökleri ırak el kaidesine dayanır.Irak el kaidesi Irak işgalinde amerikaya karşı savaşan en büyük direnişci grubtur.Amerikaya 4000 den fazla kayıb verdirmiş.Binlerce tank ve zırhlı araç imha etmiş amerikaya milyarlarca dolar zarar vermiştir.Daha sonra suriye savaşı patlak verince suriyeye geçen Irak el kaidesi liderleri Irak Şam İslam Devletini yani IŞİDi ilan etmiştir.Amerika bunun üzerine IŞİDe karşı hava operasyonlarına başlamış ve hala daha bu operasyonları sürdürmektedir.Bugüne kadar IŞİDle savaş için 40 milyar dolardan fazla para harcamıştır.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here