IŞİD’in Dini Görüşü, Yapısı ve Yenilikçi Yöntemleri (2. BÖLÜM)

IŞİD – Irak ve Şam İslam “Düşmanları” adlı çalışmanın ilk bölümünden sonra şimdi de 2. bölümünü yayınlıyoruz.

IŞİD’in Dini Görüşü, Yapısı ve Yenilikçi Yöntemleri

IŞİD’i anlamak için ilk önce savunduğu görüşe bakmak gerekir. IŞİD, Selefi bir örgüttür. Ancak böyle deyip geçmeyeceğim çünkü örgütü anlamak için IŞİD’in dini temeli olan Selefilik nedir ona bakmak gerekiyor.

Selefilik/Selefiye 13. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Kurucusu İbn-i Teymiye’dir. Bazı kaynaklarda Selefiliğin önceki aşamasının Selefi Sâlihîn olduğunu görebilirsiniz. Ancak ikisinin hiçbir bağlantısı ve alakası yoktur. Selefi Salihin, Eshab-ı Kiram ve Tabiin’e denir. Eshab-ı Kiram, Peygamberimiz zamanında yaşamış ve Peygamberimizi görmüş kişilerdir. Tabiin, Peygamberimizden sonra yaşamış ve Eshab-ı Kiram ile aynı dönemde yaşamış kişilerdir. Bu iki neslin itikadı da Ehl-i Sünnet ve-l Cemaat’tir.

Selefilik ise bu iki nesilden hatta Tebe’i Tabiin’den sonra yani Tabiin’e tabi olanlardan sonra ortaya çıkmıştır. Selefiyenin yedi ilkesi vardır: Takdis, tasdik, acz, sükût, imsak, kef ve marifet. Bu ilkeleri uzunca açıklamayacağım. Selefîlerin en belirgin özellikleri Kur’an’ı sünnetle tefsire karşı olmalarıdır. Salt çeviri taraftarıdırlar ve anlaşılmayan yerleri düşünmekten kaçınırlar. Kur’an-ı Kerim’de “Allah’ın eli, onların eli üstündedir.” (Fetih Suresi, Ayet 10) buyrulmaktadır. Burada “Allah’ın kudreti onların kudretlerinden üstündür” kastedilmiştir. Selefiyeler ise “Allah’ın bir eli vardır ancak nasıl olduğunu bilemeyiz” demektedirler. Kurucuları İbn-i Teymiye’ye göre ise cehennem sonsuz değildir. Herkes günahlarını çektikten sonra cehennemden çıkacaktır, der. Selefiler de marifet ilkesi gereği büyüklerinin bu sözüne tam bağlılık içindedirler. Ancak bu düşünce birçok ayetle çelişmektedir. Bunlardan ikisi şöyledir:

“Cehennemde temelli kalırlar, azapları hafifletilmez ve geciktirilmez.” (Al-i İmran Suresi, Ayet 88).

“Orada devamlı kalırlar, azapları hafifletilmez, kurtuluş ümitleri de yoktur.” (Zuhruf Suresi, Ayet 75).

Selefiler, Selefilik’ten önceki alimleri kabul etmezler ve kendilerini İslam’ın yegâne temsilcileri ve uygulayıcıları olarak görürler. Birçok Ehl-i Sünnet mezhebi ise kâfir ilan etmişlerdir. İşte IŞİD’in dini temeli budur. IŞİD gibi El-Kaide ve Taliban da bu görüşten beslenmektedir.

Selefiliği, ağır bir terminolojiye girmeden kısaca anlatmaya çalıştım. Devamını ise anlatacaklarımın içinde ara ara göreceksiniz.

Şimdi IŞİD’in yapısına geçelim ancak öncelikle şunu belirteyim. IŞİD gibi dini temelli örgütler; dini, ibadetten çok bir politika oluşturmak ve militanları üzerinde askeri bir davranışa dönüştürmek için kullanırlar. Örneğin, bu tür örgütlerin politikası, “İslam devleti kurarak şeriat hükümlerini uygulamak”tır. Askeri davranış ise “savaşmak, intihar bombacılığı yapmak, kafirlerle cihat etmek”tir. Bu temellerle militan toplamaktadırlar. Bu militanlara ise emre karşı çıkmamak ve kendini feda etmek öğretilir ve uygulatılır. IŞİD’in kendini dini bir temele dayandırması sadece bunlar için değildir. Bu temel, dinin farklı görüşünü savunanların bile örgüt aleyhine bir davranış ve oluşum içine girmelerini engellemektedir.

IŞİD’in militan yapısına bakarsak örgütün Irak içinde daha çok yerlilerden ve Sünni aşiretlerden militan sağladığını görürüz. Ancak örgütün Suriye’deki militan profili çoğunlukla yabancılara dayalıdır. IŞİD, IŞİD’in İnsan ve Askeri Gücü bölümünde inceleyeceğimiz 40’tan fazla ülkenin vatandaşından oluşan bir militan yapısına sahip.

Örgütün bu kadar farklı coğrafya ve ülkelerden militan çekmesinin altında cihat, İslam devleti kurmak, şehit olmak gibi dini temelli terimlerin yanı sıra macera, aksiyon, sadizm gibi ilginç karşılanabilecek duygular da etkili olmaktadır. Peki nasıl? İşte burada IŞİD’in kullandığı yöntemler devreye giriyor. IŞİD, diğer örgütler tarafından da kullanılan cihat, şehitlik ve kolay yoldan cennete gitmek, İslam devleti kurma propagandası, hapishane baskınları, elindeki bölgede (kendilerince) şeriat kanunlarını uygulama, kitap basma gibi yöntemlerin dışında yenilikçi yöntemler de kullanmaktadır.

IŞİD’in en önemli yenilikçi yöntemi sosyal medyadır. IŞİD militanları, sosyal medyadan birçok kişiyle iletişime geçip onlarla konuşarak onları yönlendirmekte ve ikna etmektedir. Örgütün bu yöntemle çok fazla militan kazanması, bu işi yapan militanlarının sosyoloji ve psikoloji bilgisinin bir hayli iyi olduğunu göstermektedir.

Bir diğer yenilikçi yöntem ise “chat” yöntemidir. IŞİD militanları, chat programları yardımıyla birçok kişiyi örgüte katılmaya ikna etmiştir.

Ayrıca IŞİD, diğer örgütlerin aksine örgüte katılmak için dini bilgi koşulu da koymuyor. Zaten örgüt, dini bilgisi zayıf olan veya hiç olmayanları, dini bir terminoloji kullanarak rahatça ikna edebildiği için bunu uyguluyor.

IŞİD, yine diğer örgütlerin aksine, yayınladığı videolarda sadece Arapça kullanmıyor. Hitap ettiği kitleye göre Arapçanın yanında İngilizce, Fransızca, Türkçe (Türkiye’yi tehdit ettikleri videolarda kullandılar) de kullanmaktadırlar. Konuşma, sadece bağırmaktan oluşmamakta bunun yerine sakin bir şekilde ve düzgün bir dilbilgisi eşliğinde olmaktadır. Konuşmacıların elbiseleri her daim temiz ve düzenlidir. Konuşmacıların yüzleri görünür durumdadır. Yüzleri temiz ve sakalları düzgün tıraş edilmiş şekildedir. Konuşmacının bir militana kıyasla karizmatik olması artı değer olmaktadır. Aynı militanın Arapça ve diğer bir dil ile yaptığı bu propaganda izleyenlerde karşısındakinin eğitimli, bilgili olduğu algısı yaratmaktadır. Diğer örgüt videolarının aksine konuşmacının yüzünü göstermesi güven vermekte, yüzün ve elbiselerin bakımlı olması etkili olmaktadır. Konuşma aralarında okunan ayetler ise Kur’an’da başka konuları anlatmak üzere sarf edilmiş olsa da konuya uygun olduğu için iknaya yardımcı olmaktadır.

IŞİD sempatizanı New York’ta paylaştığı bir fotoğraf ile “her yerdeyiz” propagandası yapıyor.

Bu videoları, hitabet yeteneği (retorik) açısından incelediğimizde ise konuşmacı (ethos) öğesinin ön planda olduğunu görebiliriz. İkna edici iletişim öğelerinden “ikna edici (kaynak)” yukarıda anlatılan özellikler sayesinde etkin şekilde kullanılmaktadır. Ayrıca iknada kullanılan yaygın taktiklerden “seçenekleri sınırlama tekniği” yoğun olarak kullanılmaktadır. Buna bir örnek verelim: “Ya IŞİD ile birliktesiniz, Allah yolundasınız veya IŞİD’e karşısınız, kafirsiniz ve şeytanın ortağısınız.”

Rank’in yoğunlaştırma/azaltma tekniği bir video içinde bile çok fazla kullanılmaktadır. Sessiz iletişim (beden dili) ve nesnel iletişim öğeleri de kullanılmaktadır.

IŞİD’in yayınladığı videoların yüksek çözünürlükteki kaliteleri, ses ve görsel efektleri de bir profesyonel yapımcılık örneği sergiliyor.

IŞİD’in Fransa’yı tehdit eden propaganda görseli.

Bu söylediklerimden de anlaşılacağı gibi IŞİD’in diğer örgütler gibi kuru kuruya bir propaganda yapmadığı anlaşılmaktadır. Örgüte katılan birçok mühendis, doktor, öğretmen, polis, hemşire olduğunu düşünürsek eğitimsiz ve bilinçsiz insanların katılım süreci çok kolay olmaktadır.

Örgütün militanı olmak için gelip örgüte katılıp silah eğitimi alıp savaşmanıza da gerek yok. Örgüt sosyal medya ve chat programları aracılığıyla militanlarını eğitmekte ve saldırıları sanal ortamdan yönetebilmektedir. Irak’ta ve Suriye’de hem karadan hem havadan örgütle yapılan yoğun mücadeleye rağmen örgüt; Fransa, Lübnan, ABD, Endonezya, Türkiye, Suudi Arabistan, Suriye, Libya, Mali, Sudan’da bombalı saldırılar gerçekleştirerek gövde gösterisinde bulundu. IŞİD’in internet yöntemine karşı Almanya’nın Bavyera Eyalet Asayiş Şubesi’nde ‘Juli’ (Temmuz) adlı özel bir komisyon kuruldu.

IŞİD gençlere ulaşabilmek için propagandasını Twitter ve Facebook gibi alanlarda da yapıyor. Geniş bir kitleye hitap edebilmek için ise İngilizce yayın yapmayı yeğliyor. Örgüt, propaganda için 10 farklı dil kullanarak dünya üzerindeki bütün insanların yarısından fazlasının kendilerini anlamalarını sağlamaktadır. Bir IŞİD propagandasıyla karşılaşırsanız bunu anlama olasılığınız yüksek. Haliyle bu yüksek anlaşılma oranı örgüte katılımların artmasına da yardım ediyor.

IŞID’in Rakka’daki savaştan Facebook ve Twitter’da yayınladığı görüntü.

IŞİD’in çok fazla kadın militanı olmasında da yenilikçi yöntemi yatıyor. Örgüt, ergen sayılabilecek yaştaki kızları kandırıp Avrupa’dan, Asya’dan, Amerika’dan Suriye’ye gelmeye ikna edebiliyor. Bunu da yine internetle yapıyor. Aile ilişkileri çok güçlü olmayan ailelerde çocuk vaktinin çoğunu aileden uzak bir şekilde odasında, telefon ve bilgisayar ile geçiriyor. IŞİD de bundan faydalanıyor. Ailenin kötü maddi durumu da bir etken. Hele bir de ailede huzur yoksa bu IŞİD’in ekmeğine yağ sürüyor. Bu küçük kızlarla iletişime geçenler genelde erkek olmuyor çünkü militanın hem erkek olması hem de muhtemelen yaşının büyük olması bir kızda savunma duygusunu harekete geçirecektir. Kızlarla iletişime geçenler yine akran sayılabilecek yaştaki kadın militanlar oluyor. Böylece savunma mekanizması devre dışı bırakılarak direkt olarak iknaya geçiliyor. Kızlara evlenme, çocuk doğurarak kadın statüsüne yükselme, yüksek yaşam kalitesi vaat ediliyor. Örgüt, diğer cihatçı örgütlerden farklı olarak kadın militan konusuna çok önem veriyor. IŞİD’in kadınlardan oluşan birlikleri bile bulunuyor.

Para, mevki, makam ve evlenme vaatleri erkeklerde de kullanılıyor.

IŞİD 2017 yılında yenilikçi yöntemlerine bir yenisini daha ekledi. Çizgi filmler… IŞİD’in ve diğer örgütlerin hatta kişisel kullanıcıların sosyal platformlara yükledikleri şiddet içeren görüntüler kısa bir sürede kaldırılıyor. Ancak BBC’nin iddiasına göre Telegram adlı sosyal medya platformunda bu video kanalları hala aktif. IŞİD, “Hâkim ve Cesur” adlı propaganda çizgi filmini Youtube’a da yükleyerek çocukları hedef kitlesi haline getirdi. Çizgi filmde bir tiranın kendisine baş kaldıran “cesur adamlar” hakkında yalan söylemesi, bu cesur adamların da IŞİD militanları olduğu görülüyor. Çizgi film BBC’nin Youtube’u uyarmasıyla kaldırıldı. Bir başka çizgi film de “Soon InshaAllah (Yakında İnşallah)” adlı çizgi filmdi.

“Soon InshaAllah” İsimli Çizgi Filmde IŞİD Militanı Beyaz Saray’ı Boyarken

Tüm bu olgulardan anlaşılacağı üzere IŞİD, sosyal medya ve bilgisayar programcılığı da dahil olmak üzere kullandığı tüm alanlarda profesyonellerle çalışmaktadır.

Alihan Özsoy

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

IŞİD’in Ekonomik ve Askeri Gücü (3. BÖLÜM)

12 YORUMLAR

    • Akif Bey, bununla ilgili kaynak aramaya gerek yok, doğrudan İbni Teymiye’nin kitaplarına bakabilirsiniz. Burada İbni Teymiye’nin savunduğu görüş fena-i nar görüşüdür. Ancak İbni Teymiye’nin fena-i nar görüşü kendine hastır. Cehennemin ortadan kalkması yönünde bir sonu olduğunu değil de herkes azabını çektikten sonra orada kalmakla birlikte azapsız bir mekan olacağını söyler. Bu da açıkça birçok ayetle çelişmektedir.

  1. Sanat, marifet, ittifak silahıyla; cehalet, zaruret ve ihtilaf fitnesine karşı Allah için cihad etmek manasını iyi muhakeme edelim inşaallah.
    Mukabeleniz için teşekkür ederim. Fakat tarih boyunca gayri müslim ile yaptığımız savaşlarda ki onlara karşı durumumuzu ve Osmanlı’ nin son devri ve yıkılışı ile birlikte ki İslam aleminin durumu,diğer yandan Avrupa da ki “Aydınlanma ” adı verilen dönemlerde ki düşünürlerin bizim İslam düşünürlerinden nasıl etkilendiğini iyi analiz etmek de gerekir. Çünkü mesele tek boyuttan bakılmak yerine birçok yerden inceleme gerektirmektedir.

  2. Eski zamanları günümüze kıyaslamayalım diyorsunuz ancak o zamanlardaki müslümanlar kafirlerden üstünlerdi..sebebi onlar düşmanlarının teknolojisine ulaşmaları, onların güçlerine ulaşmaları değildi..bilakis müslüman ordular tarih boyunca hatta peygamberimizin ordusu dahi düşmanlara kıyasla zayıftı..ancak onları zafere ulaştıran şey allahın dinini yüceltmek için kafirlerle savaşmalarıdır..zayıf olsada olmasada bu allahın emridir..”Fitne kalmayıp din allahın oluncaya kadar onlarla savaşın.” Ayetinde buyrulduğu gibi din yani yaşam tarzı , yönetim , siyaset insanı ilgilendiren herşey allahın oluncaya dek savaş emri.Günümüzde müslümanların kafirler karşısındaki ezikliği onlarla olması gereken savaşı terk etmelerinden kaynaklanır..yoksa teknolojiyle alakası yok sen 1000 sene uğraşsan onların teknolojisine ulaşamassın

  3. Eski zamanı şimdiye kıyas ederek doğru yola ulaşamayız. Günümüzde, Gayrimüslimlerin ekonomi, eğitim, siyaset, teknoloji gibi her türlü üstünlüğü varken , biz bu minvalde gayret gösterip kendimizi Allah için eğitecegimiz yerde çıkıp da “cihat” adı altında milleti kendini öldürmeye çağırmak tam anlamıyla İslam in “i ” sini anlamamaktir. Enfal suresinde Allah, bil mana , düşmanların silahıyla silahlanmak gerektiğini buyurur. O bakımdan Müslümanlar bugün cihati ” Sanat, marifet ve ittifak” silahıyla ; “cehalet, zaruret ve ihtilaf ” düşmanına karşı vermelidir vesselam…

    • Mücahid bey, Selefiliğin ne olduğu aşikardır. Tarihten bilinmeyen bir şeyi çıkarıp ortaya koymuyorum. Aşikarı söylüyorum. Dolayısıyla Selefilik ile ilgili söylediklerimi hangi kaynaktan araştırırsanız araştırın bu sonuca ulaşacaksınız.

  4. İslamda intihar yasak (intihar bombacılıgı) vs masum insanları öldürmek yasak .“Kim bir canı, kısas olmadan veya yeryüzünde bir fesadı olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de birinin hayatına vesile olursa, sanki bütün insanları hayatlandırmış gibidir.” (Maide, 5/32)

    • İntihar elbetteki haramdır ancak savaş esnasında düşmanın belini kıracak başka çare yoksa ancak bu yolla düşman zarar görürse buna cevaz verilmiş ..hatta osmanlı ve türk islam tarihinde savaşta fedailer mevcuttu kardeşim..meseleyi bence intihar olarak yorumlamak yanlış..

      • İslam’da insanın kendi malı olmayan bedenini yok etme manasına gelen intiharların her türlüsüne yasak konmuş; hatta bazı alimler, intihar ederek Allah’ın binasını yok edenin cenaze namazının kılınmayacağını dahi söylemişlerdir. kaynak : sorularla İslamiyet

        • Kardeşim intihar olayına senin bakış açınla bakarsak doğrudur ancak savaşta fıkıh değişir ve bunun adı intihar olmaz..hatta öyleki müslümanları zorluktan kurtarma pahasına bir müslümanın kendini feda etmesi allah katında büyük ecir kapısı açar ..yanlış anlama ben işidin yaptıklarını temize çıkarmıyorum sadece genel kaideyi söylüyorum ..Müslüman atalarımızda da çok yerde çok savaşta düşmanı bozguna uğratan 1 yada daha fazla müslüman savaşçının kendi rızasıyla kendini feda etmesi bulunmaktadır..tabiki bu söylediğim yapacak hiç bir çare kalmadığı zaman caiz olur..

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here