Gerçek İstihbarat Operasyonları İle “Açık Kaynak İstihbaratı”

Aslında uzun bir süre sitede yazmayı düşünmüyordum ancak insan gerçekten özlüyor yazmayı. Dün akşam, üniversite yıllarımda oluşturduğum istihbarat arşivimi karıştırırken not almış olduğum çok güzel hikâyelere rastladım. İstihbarat tarihinden çokça operasyonu not almışım ajandalara, ancak aralarından ikisinin ortak bir yönü vardı; Açık Kaynak İstihbaratı…

Bu konu, hakkında tezler, makaleler, kitaplar yazılabilecek kadar geniş ve istihbarat dünyası için bir o kadar da önemli bir konudur. Zira Soğuk Savaş döneminde ve öncesinde istihbarat en genel anlamda “bilgiye ulaşmak” odaklı hareket edilen bir alan iken, günümüzde başarılı ajan ve istihbarat teşkilatı farkını yaratan husus bilgiye ulaşmaktan ziyade “bilgiyi ayıklayabilmektir”.

Amacım akademik camiada kabul görecek işler yapmaktan ziyade benim gibi sıradan vatandaşların bilgilenmesi ve özellikle de yeni paradigmalar geliştirmesini sağlamak olduğu için, bu yüksek düzeyde akademik çalışma gerektiren konuyu yalnızca iki operasyon örneği ile sizlere aktarmaya çalışacağım. Peki, açık kaynak istihbaratı nedir?

Daha önceki yazılarımda da bahsi geçtiği üzere CIA, yıl içinde ürettiği istihbaratın %60’lık kısmını casusluk faaliyetleriyle değil, açık kaynak istihbaratı ile elde etmektedir. Bu konuda ise ülkemizde 2008 yılında MİT içindeki reorganizasyon çerçevesinde “Açık Kaynak İstihbaratı Daire Başkanlığı” oluşturulmuştur.

Açık kaynak istihbaratı, adı üstünde, açık kaynaklardan yani gazete, dergi, fotoğraf,  ansiklopedi, sosyal medya vd. kaynaklardan elde edilen bilginin belli bir sistematikte analiz edilmesi sonucu ulaşılan istihbarat türüdür.

Hatırlarsanız 15 Temmuz darbesinden sonra basına yansıyan bilgilere göre MİT, FETÖ elebaşı Fethullah GÜLEN’in bir konuşmasında giydiği kıyafetin asker yeşili renginden dahi analiz yapıp bunu raporlaştırmıştı. İşte bu rapor bir açık kaynak istihbaratı raporudur. Kısaca açık kaynak istihbaratına değindiğimize göre istihbarat tarihinden hikâyelerimize geçelim. İlk hikâye açık kaynak istihbaratının ne derece etkili olabileceğini gözler önüne sererken, ikinci hikâye ise bu faaliyetin ne kadar önemli olduğunu bizlere göstermektedir. İyi okumalar…

“TOP SECRET” SEVİYESİNDEKİ BİLGİYİ DEŞİFRE EDEN ALMAN GAZETECİ

Geçmişte Alman gazetelerinden birinde bir haber çıkar. Haberi kaleme alan gazetecinin iddiasına göre Alman Genelkurmayı yeniden yapılanmayı ve kurmay kademesinde çok önemli değişiklikler yapmayı planlamaktadır. Bu haber ülkede çok ilgi görmez ancak haberin yayınlandığı akşam yazar, Alman İstihbarat Teşkilatı tarafından bir operasyonla derdest edilir ve teşkilatın merkezinde kapsamlı bir sorguya alınır.

Gazeteci, Alman istihbaratı tarafından casusluk ile suçlanmaktadır. Ajanların amaçları gazetecinin Genelkurmaydaki bağlantısını ortaya çıkarmaktır. Çünkü çok gizli olan bu bilgi ancak Genelkurmaydan sızmış olabilirdi. Bir başka ekip de gazetecinin evini aramaktadır. Casusluk ile suçlanan gazeteci ise suçlamaları reddetmekte, bilgiyi yalnızca Alman Genelkurmayı ile alakalı gazetelerde çıkan haberlerden ve bürokratların beyanatlarından analizle kaleme aldığını iddia etmektedir.

Uzun bir sorgunun ardından gazetecinin evini arayan istihbarat ekibi klasörler dolusu doküman ile merkeze gelirler. Onlarca klasör, yıllar boyu Alman Genelkurmayı hakkında çıkmış tüm haberlerin gazete küpürlerini ve beyanatların metinlerini ihtiva etmektedir. Sonuç olarak gazetecinin casus olmadığına, bu Top Secret seviyesindeki bilgiyi “açık kaynak istihbaratı” sonucu ürettiğine kanaat getirilir ve gazeteci serbest bırakılır.

YALNIZCA BİR ANSİKLOPEDİ İLE JAPONLARI MAĞLUP EDEN ALBAY

İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD ve Japonya arasında geçen bu hikâye, bence açık kaynak istihbaratının önemini bugüne kadar konuyla alakalı okuduğum tezlerden ve makalelerden çok daha iyi anlatmaktadır.

Japonya’yı her yönden köşeye sıkıştırmak isteyen ABD, Japon halkının yiyecek kaynaklarını da hedef almaktadır. Bir ada ülkesi olmasından dolayı zaten kısıtlı tarım imkânı olan Japonya’nın tarımını bitirmek için tüm önlemleri alan ABD bir türlü Japonları açlığa mahkûm edememiştir. Tarım yapamamaları için tüm gübre kaynaklarına dahi ulaşımı engellemiş ancak tarımın önüne geçememiştir.

Japonların tarım yapabilmek için gerekli gübreyi nereden bulduğunu araştırmak için özel bir istihbarat ekibi kurulur. İstihbaratın bilinen tüm yöntemlerini uygulayan Amerikalı ajanlar bir türlü istedikleri bilgiye ulaşamamaktadır. Japonlar üretime devam etmekte, Amerikalıların umutları tükenmektedir.

Özel istihbarat ekibinin başında olan albay neredeyse başarısızlığını kabul etmek üzeredir. Ancak Japon adalarının coğrafi özelliklerinin bulunduğu bir ansiklopediyi karıştırırken okuduğu bir cümle tüm operasyonun kaderini değiştirmiştir. Cümle şudur; “……adasında geniş fosfat yatakları vardır.”

Bu bilgiyi okuyan albay derhal hava kuvvetlerine emir verir ve bahsi geçen bölgeyi savaş uçaklarına bombalatır. Bu bombalamadan sonra Japonların zar zor ayakta duran tarımının sonu gelir ve operasyon bir ansiklopedi sayesinde başarıya ulaşır. İşte bu, başarılı bir “açık kaynak istihbaratı” operasyonudur.

“16 Mayıs 2001 günü Malatya’da düşen CASA tipi askeri uçakta Şehit olan 34 vatan evladının aziz hatırasına… Ruhları şad olsun…”

2 YORUMLAR

  1. Teşekkür ederim sayın Aliya. Mümkün olduğu kadar sizleri sıkmadan birşeyler paylaşmaya özen gösteriyorum. Rabbim tüm şehitlerimizin mekanını cennet eylesin. Devletimize milletimize zeval vermesin.Saygılarımla…

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here