Enver Sedat’ın İsrail Savaşı: Yom-Kippur

1967 yenilgisi ile Arap dünyası adeta bir şok içine düşmüştü. İsrail, Golan Tepelerini, Sina Yarımadasının tamamını ve en önemlisi kutsal Doğu Kudüs’ü işgal etmişti. Yenilginin sarsıntıları, ülkelerde daha yeni yeni atlatılmaya başlarken soyunduğu Arap dünyasının liderliği konumu sarsılan Mısır, lideri Cemal Abdül Nasır’ı kaybetti.

Nasır’ın yerine daha düşük profilli olduğu için kolay idare edileceği düşünülen Enver Sedat getirildi. Ancak Enver Sedat düşünüldüğü gibi davranmadı. Gücü ele geçirdiğinde kendisini bir kukla gibi oynatmak isteyen çoğunlukla Nasır döneminin güçlü isimlerini birbir koltuklarından ederek ülkeye hakim oldu. Ülke içi çekişmelerle çeken birkaç yıldan sonra Sedat, aklındaki fikirleri uygulamaya başladı. Nasır gibi davranmayacaktı…

Sedat, esasen Sovyetlere sıcak bakmıyor, Nasır’ın politikalarını uygulamayacağını arkadaşlarını tasfiye ederek belli ediyordu. Ona göre bölgede var olan ABD-İsrail dayanışmasına, Sovyet cephesinde yer alarak cevap verilemez, ilerleme kat edilemezdi. Bugüne kadar savaşarak kaybedilen toprakların siyaset ile geri alınabileceğine inanıyordu. Çözüm için ABD ile İsrail’in arasına girmek, ABD için bölgedeki tek alternatifin İsrail olmasını engellemek gerekiyordu. Tek alternatifin İsrail olması ABD’nin tüm yardım, silah, ekonomik ve siyasi desteğinin İsrail’e akması demekti. Bu uğurda Sovyet ilişkilerine çok etkili olmasa da ABD’nin dikkatini çekecek bir hamle yapıp 8 bin Sovyet danışmanını teşekkür ederek ülkelerine yolladı. Bu adım gerçekten de ABD’nin dikkatini çekmiş ve nabız yoklamalarına başlamıştır. Ancak o dönem alışılmadık bir durum olduğu için Mısır’a mesafeli yaklaşmaya devam edildi. Bu durum adeta savaşla kaybettiği toprakları, diplomasi ile almasının da bir o kadar zor olduğunu göstermişti.

Kadim dönemlerden beri Mısır’ın bir parçası olan Sina Yarımadasının İsrail’in elinde kalması kabul edilemezdi. Hem bu durumu sonlandırmak hem de ABD’nin küçük, İsrail’in hor gören tavrını değiştirmek gerekliliği ortaya çıktı. Her ne kadar işler değişse de gerekirse Sina eski usullerle, güç kullanarak geri alınmalıydı. Böylece Mısır yönetimi, ABD nezdinde ciddiye alınabilecekti.

Bu dönemde Suriye’de de bir takım değişiklikler olmuş Baas Partisi içinde bir hizbi yöneten Hafız Esad, iktidarı eline almıştı. Enver Sedat, Hafız Esad’la bir araya gelerek İsrail’e karşı bir saldırı planını masaya yatırdı. Ancak Suriye tarafı Sedat’ın ana amacından haberdar değildi.

Ve savaş 6 Ekim 1973’de Mısır ve Suriye’nin saldırısı ile başladı. Bu tarih İsrail’in Yom-Kippur gününe denk geliyordu ve bilinçli seçilmişti. Bu yüzden Batı/İsrail kaynakları ‘Yom-Kippur Savaşı’ diye adlandırırken Araplar, ‘Ekim Savaşı’ veya Ramazan ayına denk gelmesinden dolayı ‘Ramazan Savaşı’ olarak adlandırır. Savaşın ilk safhalarında Suriye Golan’a saldırmış, Mısır Süveyş Kanalı’nı geçmişti.

Mısır birlikleri Süvayş Kanalı’nı geçiyor

İsrail’e Arap ülkeleri içinde sadece Mısır ve Suriye fiilen saldırmıştı. Diğer Arap ülkeleri, bu ülkelere askeri ve ekonomik destek veriyordu. İsrail’in sendelemesi üzerine, ABD bir hava koridoru yaratarak lojistik destek sağladı. Bazı kaynaklara göre İsrail’in nükleer silah kullanma tehdidi buna neden olmuştur. Bu sırada Petrol ihraç eden Arap ülkeleri bu desteğe karşı ABD ve Batılı ülkelere Petrol ambargosu uyguladı. Bu durum 1973 Petrol Krizini doğurdu.

1973 Petrol Krizi

İsrail, bu destek ve etkin seferberlik sistemi ile savaşta üstünlüğü ele geçirdi, önce Suriye cephesine ağırlık vererek Golan Tepelerinde karşı taarruza geçti. Suriye sınırını aştıktan sonra kanala dönerek karşı taarruzla Mısır birliklerini yararak kanalı geçti. Büyük bir miktar Mısır ordusunun Sina’da anakara ile bağlantısı kesildi.

Bu sırada Sovyetler, BM’de bölgeye ABD-Sovyet kuvvetlerinden bir barış gücü göndermeyi teklif etti. Ancak bu öneri reddedilince, tek başına askeri güç kullanacağını duyurdu. Bunun üzerine BM bölgeye bir askeri güç göndererek savaşı sonlandırdı. Mısır, kanalın doğusuna geçirdiği birliklerini muhafaza etmiş, Suriye tarafında ise İsrail’in çekilmesi ile eski sınırlara dönülmüştü.

Savaş, 1967’nin intikamına almak bir yana dursun neredeyse yeni bir facia doğuracaktı. Ancak bu durum hiçbir şeyden haberi olmayan Suriye için böyle iken Mısır baştan beri hedeflediği, savaş şoku ile İsrail’i anlaşmaya zorlamak, ABD ile ilişki geliştirmek amacına ulaşmıştı. Aynı yılın Kasım ayında Kissinger Mısır’a geldi. Her iki tarafla yapılan anlaşmaları, 1978 yılında Sina’yı Mısır’a geri veren, Mısır’ın da İsrail’i resmen tanıdığı Camp David Sözleşmesi izledi. Bu ara sürede ABD başkanı Nixon’ın Mısır’a, Enver Sedat’ın da İsrail’e bir ziyaret yaptığını ekleyelim. Bu siyasi başarı nedeniyle Mısırlılarda Yom-Kippur Savaşı’nın yeri diğer Arap-İsrail Savaşlarına göre farklıdır.

Enver Sedat, İsrail Meclisi Knesset’te

Bu süreçten sonra Mısır Batı’ya yaklaşırken Arap dünyasında yalnızlaştı. Filistinliler ise Ürdün’den kovulduktan sonra, Nasır döneminde hamiliklerini üstlenen Mısır tarafından aldatıldıklarını düşünüyorlardı. Bu dönemden sonra davalarına kendi gözlerinde bir Arap davasından ziyade bir Filistin davası olarak baktılar. Enver Sedat ise alışılmamış diplomatik hamlelerinin bedelini ödercesine 1981 yılında, başkentinde düzenlediği bir askeri geçitte kendi askerleri tarafından öldürüldü.

Enver Sedat’a askeri geçit sırasında düzenlenen suikast

Şehmus Kızılkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

2 YORUMLAR

  1. Filistin cephesinin kendisini aldatılmış hissetmeye başlaması, Camp David Antlaşmasından önceye tekabül ediyor aslında. Nasır, Müslüman Kardeşler’i yakın tutuyordu ve ülke yönetiminde dahi soz sahibi konumdaydılar. Enver Sedat’in tasfiye ettiği Nasır dostunun çoğu Müslüman Kardeşler’in siyasi kanadını oluşturuyordu demek mümkündür.

    • Nasır, Müslüman Kardeşler’e yakın derken? Cemal Abdül Nasır, kendisine düzenlenen bir suikast girişimi sonrası örgütün üyelerini tutuklatıp, liderlerini idam ettirmişti.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here