Tarihi Kişiliği İle Enver Paşa

İsmail Enver, 1881’de İstanbul’da doğdu.  babası Hacı Ahmet Paşa, annesi Dilara hanımdır. Ailenin 5 çocuğundan en büyüğüdür.

Askerliği

Askeri eğitimi babasının Manastır’a tayin olması ile birlikte 1889’da başladı.  Yaşı küçük olmasına karşın Manastır Askeri Rüştiyesi’ne kabul edildi ve oradan 1893’te mezun oldu. 15. sırada girdiği Manastır Askeri İdadi’sinden 6. sırada mezun olarak eğitimini sürdüren İsmail Enver, 1896’da Harp Okuluna geçti. Burada okurken amcası ile birlikte padişaha suikast edecek iki anarşisti evlerinde sakladıkları nedeniyle tutuklandı. Fakat suçlamaların asılsız olduğu kısa süre içerisinde anlaşıldı ve serbest kaldı. İlk görevlerini Manastır, Koçana ve Üsküp’te yaptı. 1904’de kolağası 1906’da binbaşılığa terfi etii. Binbaşı iken 1907’de yeni yeni filizlenmeye başlamış Bulgar çetelerine karşı görevlendirildi. 1908’e kadar devam ettiği bu görev onda Milliyetçilik düşüncesinin gelişmesini sağladı. Harp Okulunda okurken beraber tutuklandığı Amcası Halil Paşanın tavsiyesi ile Jön Türk Hareketinin Selanik kolu olan Hürriyet Cemiyetine on ikinci üye olarak katıldı. Manastır’daki ihtilal hareketlerine katıldı.2. Meşrutiyet’in ilan edilmesinden sonra “Hürriyet Kahramanı” olarak anılmaya başlandı. Sonraki ismi ile İttihat ve Terakki Cemiyeti olan Hürriyet Cemiyetinin askeri kanadının en önemli ismi haline geldi.

2. Meşrutiyetten sonra Berlin Askeri Ataşeliği görevine getirildi. 31 Mart ayaklanması sırasında geçici olarak yurda döndü ve isyana karşı kurulan Hareket Ordusunun kurmay başkanlığını Mustafa Kemal Bey’den devraldı. İsyan bastırıldıktan sonra 2. Abdülhamit tahtan indirildi ve yerine V. Mehmet Reşat geçti. İsyan bastırıldıktan sonra tekrar Berline döndü. 1911’de İşkodra’da çıkan isyan üzerine yeniden yurda döndü ve isyanın bastırılmasını sağladı ve Mehmet Reşatın yeğeni Naciye Sultan ile nişanlanıp hanedana damat oldu. isyanın bastırılmasından sonra yine Berline geçtiyse de İtalyanların Libya’ya saldırması ile geri döndü. İtalyanlara karşı gerilla savaşı yürütülmesine karar verildi. Gönüllü subay olarak başta Kuşçubaşı Eşref, Ali (Çetinkaya), Fethi (Okyar), Mustafa Kemal (Atatürk) olmak üzere gönüllü askerler ile yerel direnişi örgütlemeye gitti. Bu görev için önce doktor sonra tüccar kılığında, İskenderiye’ye kadar bir gemiyle oradan Trablusgarp’a deveyle yolculuk yaptı. Bingazi ve Derne’deki kuvvetlerin başına geçti. Burada 20.000’i aşkın kişiyi seferber etmeyi başardı. Bir yıl İtalyanlara başarılı şekilde direndikten ve yarbaylığa yükseldikten sonra 1912’de Balkan Harbi’nin başlaması ile diğer subaylarla birlikte yurda döndü. Sonrasında imzalanmak zorunda kalınan Uşi Antlaşması ile Afrika’da ki son toprağımızda elimizden çıktı. Balkan savaşında düşman kuvvetlerinin Çatalca’da durdurulmasını sağladıysa da Osmanlı savaşı kaybetti.

Savaştan sonra Kamil Paşa hükümeti Ülkeye Londra Konferansında dayatılan Edirne’neyi kaybettiğimiz Midye Enez hattının sınır olarak belirlenmesini kabule yanaşıyorlardı. Bu kabul edilemez karara karşı cemiyetten hükümeti zorla ele geçirme kararı çıktı ve Enver Bey’in başrolünde olduğu Bab-ı Ali Baskını gerçekleştirildi. Bu baskın sırasında Enver Paşanın fedaisi Yakub Cemil Nazım Paşayı öldürdü. Enver Paşa Mehmet Kamil Paşa’ya istifasını imzalattı ve Mahmut Şevket Paşa’nın Sadrazamlığa getirilmesini sağladı. Böylece İttihat ve Terakki Cemiyeti iktidarı ele geçirmiş oldu. Bu olaydan sonra Baskının ana yapılış sebebi olan Batı Trakya ve Edirne’nin geri alınma fikri Sadrazam tarafından Padişaha sunuldu ve sürpriz bir saldırı yapılma kararı alındı.

1913’te Enver Bey’in     komutasındaki ordu ile Bulgaristan’a saldırıldı. 21 Temmuz günü şehir düştü ve Edirne Anavatan’a geri döndü. Savaştan sonra saygınlığı artan Enver Paşa ”Edirne Fatihi” olarak anılmaya başlandı. Konu ile ilgili, o sıralar bir Alman askeri olan Adolf Hitlerin şöyle bir sözü vardır; Eğer olaylar farklı bir şekilde gelişmiş ve müttefikler, İkinci Balkan Savaşları’nda olduğu gibi kendi aralarında ani bir kan davasının içine düşmediyse, bu Almanya’da Enver Paşa gibi birinden ziyade, Şansölye Kruno’nun olmasından kaynaklanıyordu.”  Edirne’nin düşmesi üzerine Enver Beyin rütbesi önce albaylığa, 1914’te de generalliğe yükseltildi. Hemen ardından istifa ettirilen Ahmet İzzet Paşa yerine Harbiye Nazırlığına getirildi ve nişanlısı olduğu Naciye Sultan ile Damat Ferit Paşa konağında yapılan bir düğün ile evlendi. Harbiye Nazırlığı boyunca  Berlin Askeri Ataşesi iken görüp öğrendiği Alman stilini orduda Fransız stili yerine uygulamaya koydu. Almanya’dan getirilen subaylar Türk Ordusu’nda danışman olarak görevlendirildi. Orduda iletişimi kolaylaştırmak ve  okur yazar oranını artırmak için ”Hurûf-ı munfasıla” veya ”Enveriye” denilen yeni yazı sistemi kullanıldı. Paşa’nın Harbiye Nazırlığı görevi 1908’e dek devam etti.

1. Cihan Harbi

Uluslararası arenada yalnızlık ve en başta İngiltere ile Fransa’nın ekonomik baskısından kurtulmak istemesi Osmanlı Devletini Almanya ile antlaşmaya itmişti. 2 Ağustos 1914’de Ruslara karşı gizli bir ittifak antlaşması imzalandı. 10 Ağustos’ta Boğaz’a girmesine izin verilen Goben (Yavuz) ve Breslav (Midilli) isimli iki Alman kruvazörünün satın alındığı ilan edildi. 29 Ekim’de Rus Çarlığının Sivastapol limanına saldırmak için gerekli onay verildi ve Osmanlı devleti resmen savaşa girmiş oldu. 1914 yılında Osmanlı Maliyesi iflas etmiş Balkanları, Mısır’ı ve Trablusgarp’ı kaybetmiş durumdaydı. Askeri olarak ise Balkan Savaşları sonucu son derece zayıflamış olmasına rağmen, İttihat ve Terakki hükümetinin sayesinde iki yıldan kısa bir sürede bu yapı reforme edildi ve yeni bir ordu oluşturma başarısı gösterildi. İttihat ve Terakki hükümeti ordu yapısındaki alaylı sistemi değiştirerek, okullu subayları faal birliklere, alaylı subayları da emekliye ya da hat araksı görevlere sevk etmiştir. Ancak, personel yapısında görülen olumlu değişim yetersiz finansal kaynaklar nedeni ile teknoloji ve silahlar konusunda görülememiştir.

Çanakkale ve Enver Paşa:

Çanakkale’de ordularının başkumandan vekili Harbiye Nazırı Enver Paşadır. Esat Paşa kolordu komutanı, Yarbay Mustafa Kemal ise tümen komutanıdır. Çanakkale’de özellikle deniz zaferlerinin kazanılmasındaki en büyük etken bölgeye Enver Paşa tarafından atanan Liman von Sanders’in atanmasıdır.. Fakat bu etkiyi Liman von Sanders değil, ancak onun bölgeye atanması ile gelen Alman matematikçi subaylarımız yapmıştır. Çok kanlı çarpışmaların yaşandığı, Okyanusya devletlerinin milletleşmesinin başladığı, yarım milyon insanın can verdiği dünya tarihinin en önemli savaşlarından olan Gelibolu savaşı Osmanlı’nın zaferi ile sonuçlanmıştır. Müttefikleri Çar’a yardım götüremeyen İtilaf devletleri başka yöntemler deneseler de devrime karşı koyamamıştır. Konu ile ilgili zamanın Britanya İmparatorluğu komutanı olan Winston Churchill’in yıllar sonra Enver Paşa’nın tek oğluna söylediği söz şudur: ”Senin baban Enver Paşa benim siyasi hayatımı 20 yıl geriye attı…”


Sarıkamış Cephesi

Sarıkamış..  Enver Paşa’ya en büyük iftiraların atıldığı yer. Öncelikle bu cephe nedir ve neden açılmıştır bu konunun üzerinde durmak lazım. Kasım’da Ruslar Azap ile Köprüköy’e saldırmış ve mağlup oluşlardı. Fakat Hasan İzzet Paşa dağılmış düşman ordusunu yakalamak yerine orduyu geri çekmiştir. Cephenin açılma amacı ise Rus Ordusu’nu tamamen yok etmek, Berlin Antlaşması ile verilen Kars, Sarıkamış, Ardahan ve Artvin’i geri almak, Azerbaycan’ı kurtarıp Bakü petrollerine ulaşmak, Kafkasya üzerinden harekete geçip Orta Asya’daki Türkler ile bağlantı kurmak ve zaten ekonomik ve siyası sıkıntılar içerisinde olan Rusya’yı tamamıyla saf dışı bırakmaktır. Savaşta Osmanlı 3. Ordusu yaklaşık 75.000 mensuplu idi. Rusların sayısı ise Ermeni Leyjonu ile birlkte 100.000’i buluyordu. Yani dostlar, matematik bile her canlı şunu kavrayabilir ki 75.000 kişiden 90.000 ölü çıkamaz. İşin daha da ilginci bir kurşun bile atmadan öldüler iftirası. Sarıkamışta ki Rus Ordusu komutanı Nikolay Yudeniç Osmanlının kaybının 18.000 ölü ve 6.000 esir, Rusya’nın kaybının ise 32.00 ölü ve 12.000 esir olduğunu söylemiştir. Peki nerden çıktı bu 90.000 yalanı? Sarıkamış ile ilgili hemen hemen bütün iftiralar 9. Kolordu Kurmay başkanı Köprülü Şerif İlbey’in harekattan yıllar sonra Ankara hükümetine yaranmak için yazdığı ”Sarıkamış İhata Harekatı” kitabında geçer. Fakat Rus kaynaklarının ve generallerinin bile doğrulamadığı bu iftira ülkemizde yayılmış ve doğru kabul görmüştür. Şu anda da genelkurmay başkanlığımız gerçekten donarak şehit olanların sayısını 7.000 küsür olarak açıklamıştır. Rus  General Vorontsov ise 9.000 Rus askerinin donarak öldüğünü söyler. Peki.. Durum böyle iken savaş neden kaybedildi? Öncelikle Sarıkamış’ta bir ihata yani çevirme hareketi uygulanmaya karar verilmişti. Tüm Sarıkamış iftiralarının kaynağındaki Şerif İlbey bile kitabında Şayet ilk çevirme harekatına sadık kalınsaydı muvaffakiyet kesindi demiştir. Hatta Rus Ordusu Kurmay Başkanı Maslofski tarafından “Enver Paşa tarafından hazırlanmış dahiyane bir plan” olarak anılmıştır. Fakat Karadeniz’den erzak ve giyim malzemesi getiren gemilerin batırılması, Komutanların plana sadık kalmaması Hafız Hakkı Paşa’nın Bardız’a gitmesi gerekirken Koşur istikametine yönelip yolu 75 kilometre uzatması sonucunda Sarıkamış Muharebeleri kaybedilmiştir. Murat Bardakçı’nın “Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü” adlı kitabında Hafız Hakkı Paşa’nın kendi yazdığı bir günlükte ise şu yazmaktadır; ‘Yarabbi! Bu felâkete ben sebep oldum, yine ben tamir edeceğim. Harekat başarısız olmuş fakat Çanakkale Zaferi ile kendisine yardım gönderilemeyen Rusya devrime engel olamamamıştır. Başa geçen Sovyetlerin Toprak kaybını Savaşa tercihi sonucu 1918 Mart ayında Brest-Litovsk Antlaşması ile Sarıkamış ve Kars geri alınmıştır.

Basmacı Harekatı

Enver Paşa’nın Kurtuluş Savaşı’na girme isteği reddedildikten sonra 1921 yılının Ekim ayında Turan ülküsünü gerçekleştirmek Orta Asya Türklerini bağımsızlığına kavuşturmak amacı ile Türkistan’a gitti ve Basmacı İsyan’ının başına geçti. Bazı zaferler kazanılmasına rağmen 1922’de bir kurban bayramı gününde saldıran Sovyet ordusu mitralyözlerini susturmak için atıyla hücum eder iken şehit düştü. Harekat ise  1934’e değin devam etti.

Ölümünün Ardından

Enver Paşa’nın naaşı 1996’ya kadar Çeğen’de kalmış, sonrasında naaşı Türkiye ye getirilip Abide-i Hürriyet e nakledilmiştir.

Kafkasya ve Hoş Gelişler Ola Marşları

Kafkasya Marşı İzzeddin Hümayi Elçioğlu tarafından 1914 yılında Kafkasya Cephesi için bestelenmiştir. Sonrasında bu beste Kurtuluş Savaşı Döneminde İzmir Marşı olarak uyarlanmıştır. Hoş Gelişler Ola marşı ise Azerbaycan Türkleri tarafından önce Enver Paşa için söylenmiştir.

Etkileri:

Kurucuları arasında bulunduğu İttihat ve Terakki fırkası günümüz milliyetçiliğinin temelini atmıştır. Zamanında yapılan modernizasyonlar ve yetiştirilen subaylar Kurtuluş Savaşındaki zaferlerimizin nedenlerindendir. Sadece Türkiye veya Osmanlı değil Tüm dünya Türklüğünü etkilemiştir.

İhsan Akbel*


*Stratejikortak.com misafir yazarı.

Kaynakça:

-Murat Bardakçı, “Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü
-Osman Mayatepek, “Dedem Enver Paşa”
– http://www.ibu.edu.mk/Enver%20Pasanin%20Hayati.pdf
-Babanzade İsmail Hakkı, “Fas ve Trablusgarp”
– Şerif İlbey. ”Sarıkamış İhata Harekatı”
– https://tr.wikisource.org/wiki/Enver_Paşa
-https://youtu.be/m_gVFMgZLDY
-Türk Tarihi, Toplumların Mayası ve Uygarlık.
-http://en.calameo.com/read/0023338639c2957828938
-Türk tarihinin portrelerinden Enver Paşa | İlber Ortaylı
– M. Galip Baysan, Enver Paşa’yı Dağa Çıkaran Nedenler, Enverpasadergisi.net 21.11.2008
-Murat Bardakçı, İzmir Marşı muamması
-Mustafa Çalık, https://www.youtube.com/watch?v=XI7QlI-bGuo
-https://tr.wikiquote.org/wiki/Adolf_Hitler
– https://books.google.com.tr/books?isbn=6051552707

1 YORUM

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here