Yükselişten Düşüşe: Saddam’ın Irak’ı

Saddam Hüseyin’in iktidara geldiği 70’li yıllarda, uyguladığı ekonomik politikalar ve petrol işletmelerinin millileştirilmesi, yabancı şirketlere ait kuyularda Irak Devleti’nin payının arttırılması gibi uygulamalar ile Irak’ta görece bir refah yakalandı. Toplum yeniden yapılandırıldı, yeni alt yapı ve üst yapı projeleri, silahlı kuvvetlerin modernleştirilmesi ve büyütülmesi sağlandı. Birçok yeni iş olanağı ile istihdam sorunu çözüldü. Hatta bir iş gücü sıkıntısı oluştu. İngilizlerden kalma döküntü silahları kullanan subaylar bir anda çoğunluğu Sovyet yapımı olmakla beraber modern silahlara kavuştu. Yetmedi yapılan antlaşmalar ile kendi fabrikalarında silah üretimine başlandı. Tabi neticede bu refah ortamı Saddam’ın otoriter yönetimi altında gelişiyor; gelişirken de kardan diğerlerine göre daha fazla pay alan bir yakın akraba, üst düzey yönetici sınıfını da oluşturmayı ihmal etmiyordu.

Her şey bu kadar güzel gitmesi olağandışı iken, Irak bir Ortadoğu ülkesi olduğu hatırladı. Saddam alakasız bir şekilde belki de en güçlü olduğu dönemin ve yabancıların gazına gelerek yeni rejim değişikliğine gitmiş hem yönetim hem ordu kademelerinde tasfiyeler olan görece en güçsüz dönemini yaşayan İran’a savaş açtı.

Savaş tam bir bataklığa döndü. Irak, 8 yıl süren savaşta her yıl 15 milyar dolar kaybetti. Binlerce Iraklı savaşta öldü ve esir düştü. Irak’ın o dönem nüfusu 14 milyon kadardı. Borç batağına düşen Saddam, Kuveyt başta olmak üzere birçok ülkeden borç aldı. 8 yıl süren savaş hiçbir kazancı olmadan 1988’de bitti. Savaşın tek getirisi yıkılmış bir ekonomi ve terhis edilmiş bir işsizler ordusuydu.

Bu borç batağından kurtulmak isteyen Saddam daha da derin olan bir batağa girdi. Borçların ödenmesi için direten Kuveyt’i, işgal etti ve bir ili yaptığını duyurdu. Ancak bu ona daha pahalıya mal olacaktı. İşler artık eskisi gibi yürümüyor, altınlar, paralar saraylar yerine İsviçre bankalarında saklanıyordu. Saddam Kuveyt’te istediğini bulamadığı gibi bir de dünyayı karşısına aldı ve Körfez yenilgisini tattı.

Saddam Kuveyt’ten çekilirken 700’ü aşkın petrol kuyusunu ateşe verdi.

İran savaşının da etkisi ile sayıca artmış olan Irak ordusu Körfez savaşı öncesi dünyanın beşinci büyük kara ordusuna sahipti. Böylece bölgede özellikle İsrail açısından büyük bir tehdit oluşturmaktaydı. Körfez yenilgisi ile beraber bu tehlike bastırılmış, liderlik yavaş yavaş İran’a kaymaya başlamıştı. Irak ordusu da bir daha belini doğrultamamıştır.

2003’deki savaşta ise Saddam’ın baskıcı uygulamalarından bıkan birçok general işgalden önce Amerikalılar ile anlaşmıştı.

Şehmus Kızılkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR


William R. Polk’un Irak’ı Anlamak kitabından derlenmiştir.

 

2 YORUMLAR

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here