Filipinler’deki Yarım Asırlık Komünist Direnişin Sırları

Yeni Halk Ordusu(YHO), hatırlarsanız 29 Mart’ta 48. yıl dönümünü kutladı. Filipinler Komünist Partisi (FKP) yönetilen YHO, partinin kuruluşundan 3 ay sonra, 1969’da kuruldu. FKP’nin 1968 yılındaki kuruluş günüde çok anlamlıdır. 26 aralıkta yani Mao Zedong’un doğum gününde (Maoist Noel’i) kurulmuştur ve 3 ay sonra 29 martta da silahlı kanadı YHO kurulmuştur.

O zamandan bu yana, Filipinler’in başına geçen her başkan isyancıları ezme sözü verirken FKP 50 yıla yaklaşan mücadelesi boyunca bütün bu sözleri boşa çıkardığı gibi proleterya devriminin umutlarının tükenmesine de asla izin vermemiştir.

Filipinler’in Konumu

Son aylardaki Barış görüşmeleri süresince FKP ile devlet arasında geçici ateşkesler gerçekleşmiş olsa da askeri çarpışmalar devam etmekte ve görünen o ki bitecek gibide durmuyor. Şu anda tüm gözlerin üzerinde olduğu YHO kuşkusuz halka açılabilmek anlamında büyük bir olanağa sahip. 2013 yılında, Yeni Halk Ordusu’nun Filipinler’deki 81 vilayetten 71’inde faal olduğu açıklaması yapılmıştı.

Yeni Halk Ordusu sözcüsü Ka (Ka:Filipince’de yoldaş) Oris’in söylediğine göre Yeni Halk Ordusu’nun asker sayısı her yıl binlerle artmakta ki bu özellikle de ülkenin güneyinde yer alan ve direnişin kalesi konumundaki Mindanao’da açıkça görülebilmekte.

Peki Filipinler Komünist Partisi ve askeri yapılanması olan Yeni Halk Ordusunun bu kadar uzun sürebilen direnişinin sırları nelerdir? İşte sebepleri.

1-) Feodal düzen

Filipinlerin üzerine çöken ABD boyunduruğu bir yana, burada adeta orta çağ yaşanmaktadır. Ülkenin kırsal kesiminde feodalizm hakimdir. Dağlık bir coğrafi yapısı(Filipinlerin coğrafi yapısı Japonya gibidir) olan 100 milyonu aşkın nüfuslu Filipinler’de zaten topu topu 13000 hektarlık bir tarım arazisi olmasına karşın çiftçi sınıfının  %70’inin kendi toprağı yoktur. Toprak ağalığı, en çıplak ve geri haliyle, feodalizmin merkezinde bulunmaktadır. Yılda sadece bir kere hasat toplayan, geçimini çoğunlukla tatlı patatesten kıt kanaat elde eden birçok çiftçi vardır. Bu çiftçilerin üretim araç ve yöntemleri 400 yıl öncesinden (İspanyol hakimiyeti döneminden) kalmadır ve ürettikleriyle karınlarını zar zor doyurabilmektedir.

Çiftçi sınıf, toprak ağalarına yüklü miktarda pirinç ve sebze verirken karşılığında adeta sadakayla yetinme durumundadır. Toprak tekelleri, topraksızlık ve muhtaç bir köylülüğün varlığı silahlı mücadele koşullarının temellerini yaratmaktadır. Böyle bir ortamda toprak ağalarının altında ezilen proleter halkın, çözümü proleter devrimin getireceği toprak reformunda, yani kolektivizasyonda görmesi ve bunun için FKP’yi devrim yolunda desteklemesi kaçınılmazdır. Zaten YHO’nun 48 yıldır bitmek bilmeyen direnişine güç veren en önemli etkende budur.

2-) Gelir Adaletsizliği

Filipinler’de toplumsal eşitsizlik ürkütücü bir şekilde artmaktadır. 2015’te Dünya Bankası’nın açıkladığı verilere göre Filipinler Güneydoğu Asya ülkeleri arasında en büyük işsizlik oranına sahip ülkedir ve aynı zamanda bölgenin en yüksek doğurganlık oranına sahip ülkedir (son yüz yılda Filipinler nüfusu doğumlar yüzünden yaşanan göç ve savaşlara rağmen 10-12 kat artmıştır). 2009’daki Neoliberalizm kaynaklı küresel ekonomik kriz ile 2015 yılı arasındaki 6 yıllık süreçte, Filipinler’in en zengin 40 ailesinin net geliri toplam Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın %14’ünden %24’üne ulaşırken, 2016 yılındaki sayımlara göre Filipinler’deki en zengin 25 kişinin toplam geliri 76 milyon Filipinli’nin toplam gelirine eşittir.

Bu eşitsizlik etkeni Devrim şuuru dışında yüksek suç oranlarına da sebep olmaktadır. Ayrıca Filipinler’in 15 milyona yaklaşan bir diasporası mevcuttur, çünkü işsizlik girdabı gençleri umutsuzluğa sürüklüyor ve çareyi başka topraklarda aramalarına yol açıyor. 100 milyonu aşkın nüfusu olan ve Japonya ile aynı coğrafi özellikleri barındıran bu ülkeden, bu diasporanın gitmediğini düşünseydik nüfusu en az %15 daha fazla olurdu.

Böyle bir eşitsizlik ortamının ve onun yarattığı diğer sıkıntıların ortasında kalan gençlerin, devrim mücadelesine katılması elbette şaşılacak bir durum değildir.

3-) Devrimci Gelenek

Filipinolar her ne kadar misafirperver bir halk olsalar da tarihi sürekli bir çatışmadır. Sömürgecilikten önce feodallerin azıcık olan tarım arazisi için mücadelesi görülen bu topraklarda, Macellan’ın 1521’de Filipinler’e vardığından bu yanada Filipinliler yabancı işgallerine ve yerli feodallere karşı direnilmektedir.

300 küsür yıl süren İspanyol hakimiyeti boyunca 200 kadar ulusal isyan gerçekleşmiştir.

İspanyol-Amerikan savaşı(1898) sonucu Filipinler’in, savaştan yenik çıkmış İspanya tarafından mecburen ABD’ye verilmesi ve Filipinoların bu antlaşmaya karşı çıkıp ABD’ye karşı başlattıkları başarısız bağımsızlık mücadelesi(1899-1913) 1.5 milyon Filipino’nun ölümüne neden olmuştur(o dönemki nüfusun 5 veya 6 da biri) ve bu toprakların yaşadığı en büyük trajedidir. Bu trajedi Filipinler’de soykırım olarak anılır ve bu yüzden ABD boyunduruğu altındaki hükumetlerine de tepkili yaklaşırlar.

İkinci Dünya Savaşı sırasında meydana gelen Japon işgaline karşı gösterilen direnişse yabancı işgaline karşı son ulusal direniş olmuştur ve özellikle Başkent Manila’da yaşanan çatışmalar efsanedir. İkinci Dünya Savaşının Stalingrad Muharebesinden sonra en büyük şehir savaşı Manila muharebesidir. (Not: Stalingrad muharebesi sadece ikinci dünya savaşının değil tarihin en büyük şehir savaşıdır)

1968’de FKP’nin yeniden inşasından bir yıl sonra Yeni Halk Ordusu kurulmuştur. Böylece bu toprakların tarihi boyunca göstermiş olduğu direniş ruhu bu sefer kendisini çağ atlamak için gösterecektir. Bu ruh Yeni Halk Ordusunun askerlerinin ateşini anlamak için yeterlidir.

 4-) Kızıl Bölgeler

Filipinler’in hemen hemen her diyarında kızıl bölgeler diye adlandırılan kurtarılmış bölgeler mevcuttur. Bu bölgeler proleter halk için  adeta çölün ortasındaki bir vaha gibidir. Kızıl bölgelerde Komünistlerin kendi sürekli ordusu, yasaları, memurları ve toplumsal platformları vardır. Feodalizmin adaletsizliklerine maruz kalan insanların başvurabileceği herhangi bir idari yapının olmaması, FKP’yi düşük maliyetli hizmet ve toplumsal sistemleri oluşturmaya ve uygulamaya yöneltmiştir. Bu bölgelerdeki çoğu çiftçi kendilerini Manila’daki Başkanlık Sarayı’ndan ziyade Halk Hükümeti’nin bir parçası olarak tanımlamaktadır. Çünkü bu bölgelerde yasaları halk yapar. FKP’de bu durumu bir propaganda aracı olarak da kullanıyor tabi ki.

Halk Hükümeti tarafından yönetilen bölgelerde günlük sorunların çözümüne ilişkin toplumsal yapılar da kurulmuştur. Üretimin ve güvenliğin arttırılmasının yanında daha iyi sulama yöntemleri geliştirmeye yönelik çalışmalar da yürütülmektedir. Eğitim, okuryazarlık, sağlık ve evlilik meseleleri de Yeni Halk Ordusu’nun üzerine çalıştığı programlardır.

Vatikan’ın dışında boşanmanın yasak olduğu tek ülke olan Filipinler’de devrimci hareketin hem boşanma hemde LGBT haklarını içeren kendi ilkeleri de mevcuttur.

Filipinler gibi gericiliğin, feodalitenin, gelir adaletsizliğinin ve suç kaynaklı güvensizliğin içinde yaşayıpta kızıl bölgelerin verdiği nimetleri gören insanların FKP’yi ve onun silahlı kanadı YHO’yu desteklememesi saçma olurdu zaten.

5-) Kırsal Toplum Düzeni ve Coğrafi Yapı

Filipinlerin 100 milyonu aşan nüfusunun %70’i kırsal bölgelerde yaşar ve bu yüzden feodal düzenin toprak ağalarının sömürüsüne maruz kalan kesim, yozlaşmış şehir yaşamındaki kapitalist düzenin sömürü düzenindeki kesimden çok daha büyüktür. Bu durum kırsal örgütlenmede YHO için büyük bir gerilla potansiyeli yarattığı gibi yolunda Maoist bir şekilde belirlemesini sağlamıştır.

Ayrıca kırsal yaşamın yaygınlığının coğrafi koşulların zorluğuyla birleşmesi sayesinde merkezi hükumetlerin kontrol sağlamakta zorlandığı ve bu yüzden gerillaların bu boşluğu doldurduğunu görmekteyiz. Bu durum komünal direnişin sürdürülebilirliği açısından önemlidir. Çünkü kızıl bölgeler için istikrarın daha uzun süreli olmasını sağlamaktadır.

Filipinler Çeltik tarlaları

6-) Katolik Kilisesinin Gölgesi

Filipinler, Vatikan’la beraber boşanmanın yasak olduğu tek ülkedir. Maalesef İspanyollar bu topraklara sadece sömürgecilik pisliğini değil dinini de getirmiştir.

Ülkede ve halkın üzerinde Katolik kilisesinin ağırlığını hayatın hemen hemen her alanında hissetmek mümkündür. Öyle ki; merkezi hükümetin her doğurganlığı düşürmeye yönelik teşvik ve tavsiyelerine Katolik kilisesi şiddetle karşı çıkar. Halbuki bu ülkedeki yoksulluğun en büyük kaynağı yüksek doğurganlıktır.

Benim Filipinler’in halen Ortaçağda yaşadığını düşünmemin feodalite dışındaki diğer sebebi de işte bu gericiliktir. Filipinoların Katolik Kilisesinin gölgesinden çıkıp aydınlığı görebilmesi, feodaliteden sonraki en acil toplumsal meseledir.

Philippine church ile ilgili görsel sonucu

Muhammed Ali Çalışkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

 

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here