4. Nesil Savaş Organizasyonu ve 4. Sanayi Devrimi

Terör ve terörizm tarihini iki bin yıl kadar geriye götürmek korku ve şiddet  anlamlarını taşıması bağlamından bakılırsa mümkündür.  Fakat kullandığı stratejiler doğrultusunda  kendini sürekli  revize etmesi  ile  modern çağın ürünü haline halen bu olgu sürekli dinamikliğini artıran bir yapılanma içerisinde olarak karşımıza yeni faktörlerle gelmekte ve dünyayı olumsuz olarak etkilemektedir.

Terör ve terörizm insanlık tarihi ile birlikte talihsizlikler içerisinde yaşanmaya devam ederken insanlığın kendini geliştirmesi ile aynı doğrultuda kendini geliştiren bir yapı olarak terörü tarih sahnesinde görmeye devam ettik. Bu yazımızda insanlığın sanayi devrimleri ile yaşadığı dünyasını geliştirmesini ve bu gelişen faktörlerle teröründe farklı yapılara ve dayanaklara evirildiğini daha da güçlü bir hal almaya başlayarak farklı argümanlar kullanmaya başladığını anlatmaya çalışacağız.

Akademik açıdan baktığımızda 1880’lerde başlayan devlet otoritesinin her türlüsünü reddeden ve bunun paralelinde devlet idarecilerine suikastlar ile ortaya çıkan terör hareketleri  ilk dalga olarak anarşist terör hareketi olarak karşımıza gelmiştir. Daha sonra dünya savaşları ile başlayan sömürgecilik yarışı karşımıza bambaşka bir terör anlayışını çıkarmıştır. Özellikle 1920 ve 1960 arasında halkların, sömürgecilik yarışına karşı otoriteye karşı bağımsızlık mücadelesi başlatmaları ve sonrasında şiddete dönen eylemlerin farklı boyuta ulaşması II. Dalga ‘anti-sömürgecilik’ olarak literatüre girmiştir. 1960 sonrası komünizm ideolojisinin yayılması ile milliyetçi kesimin radikal şekilde ayrışması sürecinin ardından başlayan ve ayrılıkçıların bağımsız toprak istemeleri akabinde de devlet kurma arzuları bugünde ülkemizde faaliyetini sürdüren PKK terör örgütü gibi örgütlerin ortaya çıkmasına neden olan III. Dalga ‘Radikal sol’ dediğimiz terörize faaliyetleri ortaya çıkarmıştır. Günümüze geldiğimizde ise ‘Din motifli’ karşımıza çıkan terör yapılanmaları IV. Dalga terör faaliyetlerini ortaya çıkarmaktadır. Tarihin değişimi ve teknolojisinin gelişimi ile paralel olarak ‘ülkelerin’ destekleri ile kendini geliştiren terör eylemleri sanayi devrimleri gibi her devrim sonrası başka boyuta atlamakta ülkeler bazında rekabeti getirmektedir.

Şekil 1. Savaşın Terör Organizasyonuna Evrilmesi

Ülkeler sanayi yarışına girmekle birlikte terör örgütlerini geliştirme açısından da rekabet içerisindedirler. Akıllı dünya ve 4. Sanayi devrimi ile Akıllı örgütler ve 4. nesil savaş organizasyonlarının paralel ortaya çıkması, gelişen teknolojilerin terör örgütlerine de aktarılması artık dünya savaşlarının geride kaldığını vekaleten sürdürülen savaş devrinin içerisine girdiğimizi göstermektedir. 4. nesil savaş özellikle 11 Eylül sonrası batı dünyasına yapılan saldırı ile başka boyut kazanmış gelişen teknoloji ile modern savaş taktikleri sivil insanların, ekonomilerin, kültürlerin, politikaların ve din öğretilerinin kullanılarak savaş ortamına taşınması yeni nesil savaş olarak kabul edilmiştir. Başka açıdan bakıldığında cephesiz savaş olan 4. nesil savaşta bir bölgenin işgali veya düşmanın fiziki varlığının imhası gibi somut hedefler ana askeri hedef olmaktan çıkmış, “düşmanın mücadele azim ve kararı” gibi soyut amaca ulaşmak maksadıyla nihai hedefler daha çok sosyo-psikolojik ve politik-ideolojik olarak tanımlanmaya başlamıştır. Daha da önemlisi, asker ve sivil arasındaki ayrım ortadan kalkmış, savaş politik-askeri bir mücadele olmaktan çıkarak politik-sosyal bir mücadeleye dönüşmüş ve taraflar hem asker hem de sivili içeren “melez” mücadele stratejileri geliştirmeye başlamıştır. 3. nesil savaşın şartlarını ortadan kaldıran yeni düzen ile geleneksel askeri eğitim sistemi içinde bulunan “ölmeden önce öldürme” refleksinin otomatik olarak ortaya çıkmasını sağlayacak fetih anlayışını koymak ve bu anlayışı kutsayan normların organizasyon içinde kurumsallaşmasını sağlamaktır. Ancak 4. nesil savaş halk desteğine ve halk nezdinde ki meşruiyete odaklandığından fetih anlayışı 4. nesil savaşta geçerliliğini yitirmiştir.

Şekil 2. Savaşın Ve Endüstrinin Evrimi İle Paralel Görsel

‘‘4. Sanayi Devrimi ve 4. Nesil Savaş Organizasyonu’’  esasından yola çıktığımızda değişen dünya düzeninin artık devletlerin cephelerde kendi askerleri ile savaş alanlarında olmayacağını işaret etmekte.  Şekil I. de görüldüğü üzere son aşamada bugün Ortadoğu’ da yaşamış olduğumuz ‘gayri nizami harp’ noktasına ulaşmaktayız. Yapmış olduğumuz akademik çalışmalar ışığında terörizmin, devletler tarafından kullanılan bir güç unsuru haline geldiğini ve terörize olayları bir tür savaş yöntemi olarak kabul edildiğini maalesef görmekteyiz. Terörizmin, diğer yöntemlerden farklı olarak, beklenmedik bir biçimde masum ve silahsız insanların üzerinde uygulanması nedeniyle kontrol altına alınabilmesi de mümkün görünmemekle birlikte ülkelerin gayri nizami harbe yönelmesi  bambaşka terör hadiseleri ile karşı karşıya kalacağımızın göstergesidir.

Sonuca doğru gelecek olursak uluslararası ilişkilerde devletlerin yalnız birer aktörler olduğu dönemlerin sonu diyebileceğimiz 20. yüzyılın bitimiyle birlikte, geçen yüzyıl boyunca yan rollerde oynayarak başrole hazırlanan diger aktörlerin çok önemli rollerde arenaya katılımıyla ortam bir anda karmaşıklaştı. Soğuk savaşın çift kutuplu dünya düzeninden 90’lı yıllarla geçtiğimiz tek kutuplu yeni dünya düzeni ve bu dönemle birlikte sayıları artan devletler, uluslararası örgütler, yaygınlaşan liberal ekonomi ile etkinlikleri artan çok uluslu şirketler, teknolojinin ve nüfusun gelişimine paralel olarak etki güçleri artan terör örgütleri, nitelikleri, maksatları ve faaliyetleri kimi çevrelerce kuşkuyla karşılanan sivil toplum örgütleri ortamın yeni aktörleri oldu. Eskiden uluslararası ortamda benzer aktörler ve bu bağlamda büyük oranda bir simetri varken, su anda devletler, tam olarak kabiliyetlerini güçlerini niteliklerini bilmedikleri yeni aktörler yüzünden daha asimetrik bir ortamda hareket etmek zorunda kalmışlardır. Asimetrik tehdidin şu anda bu kadar ön planda olması ve gelecekte de ön planda olacağına inanılma sebebi aslında yapısaldır. Uluslar arası ortam temelde kendisi asimetrikleşmiştir.

Bugün dünya güvenlik alanında paradigma değişimi yaşamaktadır. Soğuk Savaş paradigması yapı olarak asimetrik olan yeni risk ve tehditlere çözüm bulunmasında yetersiz kalmaya başlamıştır. Bu yeni risk ve tehditler daima kestirilemez bir şekilde ortaya çıkmıştır ve bunların coğrafi veya etnik sınırları bulunmamaktadır. Oldukça dinamik ve esnek bir yapıya sahip bu risk ve tehditler, terörizm odaklı ülke aşırı bağlantılara sahip bulunmaktadırlar.

Ferdi Güçyetmez

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

1 Yorum

  1. Herkesin terör ve terörist tanımı farklıdır bize göre ırak ve afganistanda amerikan işgaline karşı savaşan direnişciler terörist falan değil bilakis herbiri birer kahramanlık destanıdır

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here