Orta-Asya’da “Siz Türk Değilsiniz” Propagandası

Ata topraklarımızın güney-batı sınırlarında, bugün bize hem coğrafi olarak hem de bize karşı gönüllerinde besledikleri hisler bakımından en yakın olan, buna ek olarak da aramızdaki gönül bağı sayesinde, akrabalık bağlarımız olan diğer halklarla daha fazla yakınlaşabilmemizi sağlayacak yegâne millettir Azerbaycan Türkleri.

Burada “Azerbaycan Türkleri” tanımına dikkatinizi çekmek isterim, zirâ: Azerbaycan’da özellikle millet olmanın tam şuurunda olan kişiler “Azeri” tanımına şiddetle karşı çıkarlar. Neden? Çünkü kendilerini her şeyden önce “Türk” olarak tanımlarlar. Azerî Milleti oluşturma projesi Sovyet döneminin “Türkleri bölme projesi”nin bir parçasıdır ve bütün Türk halklarına uygulanmıştır. Azerbaycan Türkleri oran olarak bu projenin en çok bilincinde olan ve en çok karşı çıkmış, benimsememiş soydaşlarımızdır. Diğer soydaşlarımız üzerinde maalesef daha fazla başarılı olmuştur.

Bu noktada şu can yakıcı soruyu herkesin sorması gerekir: “Ne alâkası var canım, Atavatan (Orta-Asya)’daki diğer Türk toplulukları, sanki kendilerini Türk olarak tanımlamıyorlar mı? Türklük’lerini inkâr mı ediyorlar?” Maalesef bu iki soruya ne acı ki ‘evet’ ve ‘evet’ şeklinde cevap vermemiz gerekiyor, işte durumun yakıcı yanı bu, gerçek bu. “Türk” kelimesini biz Anadolu’da yaşayanlara, başka bir ifadeyle Türkiye’de yaşayanlara özgü bir tanımlama olarak kabul ediyorlar. Mesela Kazakistan’daki soydaşlarımız kendilerini Türk olarak değil Kazak olarak tanımlarlar. Özbekistan’dakiler de aynı şekilde öncelikle Özbek’tirler onlara göre … Diğerleri de biz Türkmeniz, Başkırt’ız, Çuvaş’ız, Saha’yız, Hakas’ız, Tatar’ız … derler liste böyle uzar gider. Bu Türklük bilinci tamamen yok olmamış elbette fakat nüfusun tamamı bilinçli değil çok az bir kısmı bilinçli, Türklük konusunda. Herkes kendi hayat meselelerinin derdinde doğal olarak. Zamanla elbette daha fazla gelişecektir bu Türklük bilinci fakat şu an için bir etkin ve verimli, sürdürülebilir ve güvenilir kuralları olan Ekonomik ve askeri Türk Birliği kurulması için yeterli seviyede değil. Öyle olsaydı Özbekistan’la ve Kazakistan’la yaşadığımız sorunları yaşamazdık. Türk Birliği günümüzde sadece kültürel ve bilimsel seviyede o da çok zayıf, çok esnek şartlarla kurulabilir, bir başlangıç olarak bu da hiç yoktan iyidir ama maalesef o da yok. Kültürel faaliyet olması, aramızda bilimsel ve kültürel alış-verişin olması günümüzde tamamen bireysel çabalarla olmaktadır. Benim bahsettiğim bütün Türk yurtlarında karşılıklı olarak bütün Türk soydaşlarımızın resmi temsilciler gönderip resmi ofisler açarak kurumsal bir yapıyı hayata geçirmeleridir ki böyle bir kurumsal yapı şu an yok. TİKA var diyenleriniz için söyleyeyim: TİKA Türkiye’nin bir kurumu, Türkiye’nin yönetimindedir yani diğer soydaşlarımızla ortak yönettiğimiz bir kurum değil bu yüzden etkileri çok sınırlı ve verimli çalışamıyor, çok zor şartlar altında çalışıyor, bir “yabancı kurum” muamelesi görüyor diğer Türk devletlerinde. Bu sorunu aşmak için diğer soydaşlarımızla eşit ve denk ortaklar olarak kurup eşit ve denk ortaklar olarak yöneteceğimiz bir kurum gerekli ben onun yokluğundan bahsediyorum.

Müsebbibi Ruslar’ın Kontr-Espiyonaj (Karşı-Casusluk) faaliyetleri

Bu durumun asıl sebebi Sovyet Döneminden beri devam eden asimilasyon politikalarına ek önlem olarak Rusların uyguladığı soydaşları birbirlerine düşmanlaştırma politikasıdır, açıklayayım:

Ruslar asimile edemedikleri bütün akraba topluluklarımızı (evet yok olduğu söylenen Türk boylarını Ruslar asimile etmiştir, özellikle Kumanları ve Kıpçakları, bu noktada belirtmek gerekir ki onlarca milyon Türk bugün Rusya topraklarında tamamen asimile olmuş vaziyette yaşıyor, kendisini Rus addediyor, 140 milyonluk Rusya federasyonunda nüfusun dörtte üçü aslen yok olan Türk boylarından kalmadır genetik araştırmalar yapılsa bu şimdi bile ispat edilebilir, Tıpkı İran nüfusunun üçte ikisinden fazlasının Türk olduğu gerçeği gibi, tek farkla: İran oradaki Türk’leri yeterince asimile edememiştir) bize düşman etmek için gerçek-dışı propagandalarla zihinlerini yıkamışlardır.

“Siz Türk Değilsiniz” Yalanı

Nedir bu gerçek-dışı propaganda? Güyâ “biz Türkiye’dekiler, sadece biz Türk’müşüz ve yayılma politikası güderek akraba topluluklarımızı boyunduruk altına almak istiyormuşuz.” Onlar Türk değilmiş, Türk adı sadece biz Türkiye’dekilere özgü bir isimmiş, biz akraba topluluklarımızı asimile edip onları da Türk yapmak istiyormuşuz. Bu gerçek-dışı propagandayı öyle akıllıca işlemişler ki şimdi bile bu yanlış algıyı gidermek gerçeği anlatmak özellikle eski nesiller için imkânsıza yakın. Gençler bile halen bu gerçek-dışı propagandayı gerçek kabul ediyor akraba topluluklarımız arasında. Maalesef coğrafyaya ve orada yaşananlara uzak olan bilgi eksikliğindeki insanlarımız da istemeden, bu durumu bilmediklerinden sözleriyle Ruslara bu gerçek-dışı propagandayı devam ettirebilmeleri için malzeme veriyor bol bol.

Bu gerçek-dışı propagandayı Atavatan’da yenip gerçeği savunabilmemiz için öncelikle Türkiye’deki bilgi eksikliğini aşmamız gerekir.

Özbekler de, Türkmenler de, Kazaklar da aşiretler halinde yaşarlar, aşiretler etkindir. Yakınlaşabilmek içinse bundan daha fazla detaylı bilgiler edinmek şarttır.

Bu anlattıklarım size çok saçma gelebilir, gerçek dışı, uçuk çıkarımlar da diyebilirsiniz. İnsanları gerçek-dışı propagandalarla uyutmak ve kullanmak konusunda ülkemizde yapılmış uygulamalardan örnek vereyim.

Örnek propaganda 1-) “Türkiye’de petrol çıkmamasının sebebi İngilizlerin petrol kuyularına zeytin yağı dökmesidir.”

O kadar zeytin yağını İngiliz ekonomisinin perişan halde olduğu dönemde kim kaybetmiş ki İngilizler nereden bulsun, kaldı ki zeytin yağı dökülse bile petrol çıkarılmasını engellemez. Buna rağmen halen Türkiye’de bu “zeytin yağı yalanı”na inanan vardır.

Örnek propaganda 2-) “Araplar 1. Dünya savaşında bizi sırtımızdan vurdu”

Birinci Dünya savaşında Osmanlı ordusuna karşı savaşan arap birlikleri toplam sayısı yaklaşık 8000 kadardır. Bizi Araplar değil İngilizler Arap yarımadasından attı. Biz Araplarla değil İngilizlerle savaştık. Türklere “Arap Düşmanlığı” ve Araplara da “Türk Düşmanlığı” aşılayarak her iki millete de “Dost!” olan İngilizlerin oyununa gelenler halen “Arap düşmanlığı” o da olmazsa “Arap yarımadasından uzak durmamız gerektiği” gibi gereksiz savlara sahiptirler. Biz düşman olalım, biz uzak kalalım ki meydan onlara kalsın istedikleri gibi at koştursunlar.

Tıpkı bu iki “yalandan beslenen” stratejinin parçası başarılı uygulama gibi Rusların “Türkler sizi asimile edecek, boyunduruk altına alacak, siz Türk değilsiniz” diyerek Soydaşlarımızı bize düşman etmeye çalışmaları, bizim üzerimizde yapılan uygulamalar gibi başarılı olmuşlardır.

Unutmayalım ki Türkiye’de bile “Türk diye bir ırk yoktur” diyen, diyebilen “Akıl artıkları” peyda olabilmektedir ve ciddi taraftar kitleleri de bulabilmektedirler. Türkiye gibi yüz yılı aşkın süredir var olan Türklük bilincine rağmen böyle akıl-dışı iddialar taraftar bulabiliyorsa yüzyıllardır sömürge altında yaşayan soydaşlarımız için Rusların planlı düzenli “siz Türk değilsiniz” düşmanlaştırma politikalarının ne denli etkili olduğunu varın siz düşünün … Rus’un ekmeğine yağ sürmeyelim okuyalım anlatalım …

Biz Kimsenin “Ağebeyi” Değiliz …

Biz Kimsenin “Ağebeyi” Değiliz … Sadece diğerleri gibi Şerefli Türk Milleti’nin bir parçasıyız. Tarihimizi doğru öğrenmeliyiz: birbirimize üstünlük kurmaya çalışırsak, birbirimize üstünlük taslarsak sadece biz kaybederiz, esarete mahkûm oluruz.

Mesela her şeyden önce biz Türkiye’deki Türkler Atavatan’daki Türk soydaşlarımızın “ağabeyi” değiliz, böyle bir role soyunmak, bizi birbirimize düşürmek isteyenlerin eline koz verir.

Bu yüzden bütün soydaşlarımıza daima eşit olduğumuzu, soydaş olduğumuzu hissettirecek şekilde, nasıl davranılması gerektiğini o coğrafyalara giden bürokrat, işadamı vs herkese öğretecek bir uygulamamız olması şart. Maalesef durumun ciddiyeti çok hassas ve bu hassasiyete dikkat edilmediğinden, diğer soydaşlarımızın ülkeleriyle bağlarımız bu yüzden olması gerekenden çok çok daha zayıf, onların bize karşı güven problemi var. Çin ve Rusya ile bağları bizimkinden daha güçlü.

Onlar esaret altındayken yardım edecek güçte değildik bugün bile tekrar esaret altına girseler yine yardım edecek güçte değiliz. Bizim sayemizde bağımsız olmadılar, bizim sayemizde ayakta durmuyorlar, bize bağımlı değiller … Kısacası hiç büyüklenmeyelim, onlara büyüklük taslamayalım, bazılarımız büyüklenmeyi çok sever ve koltuklarını kabartmaya çok yatkındır ama unutmayın karşınızdakiler de en az sizin kadar gururlu, onurlu, kendi ayakları üzerinde durmak için bütün imkânlarını değerlendiren kendilerince güçlü insanlar. Onlara “ağabeylik yapmak” onları küçümsemek olur.

Unutmayalım ki Her devlet soydaşlarımızın ülkesine gittiğinde onlara saygısını eksik etmiyor iyi ilişkiler kurmak için, maddi yardımlarla yatırımlarla gidiyorlar. Her ülke oralarda kendi stratejik ajandalarına göre hareket edebilecekleri mevziler kazanıp bizi dışlayacak altyapıyı kuruyorlar.

Unutmayalım “Her horoz kendi kümesinde öter.” Biz nasıl Türkiye’de horozluk yapıyorsak herkes de kendi ülkesinde yapar. Soydaş da olsak, başka ülkede horozluk yaparsak biz kaybederiz. Rusya, Çin, ABD, Almanya, İngiltere … hiçbiri gidip oralarda horozluk yapmıyor, saygı da gösteriyor, yardım da istiyor, ortaklık teklif edip kazanıyor.

Her bir ferdimize bu konuda da “eğitim şart”

Soydaşlarımızın bizim yardımımıza ihtiyaçları yok

Bütün büyük güçlerin eli oralara uzanmışken bizim yardımımıza ihtiyaçları yok. Oraları gayet de iyi idare ediyorlar. Tıpkı başkalarının yaptığı gibi bizim de en çok dikkat edeceğimiz konu oralara giderken alçak gönüllü yaklaşımda bulunmamızdır. Onlara saygı duyduğumuzu, ağabeylik taslamadığımızı, bizim de onlardan yardım alabileceğimiz konular olduğunu onlardan bazı konularda yardım isteyerek gösterebilir böylece onlarla eşit, denk, adil, güvenilir ortaklıklar kurabiliriz. Oralara gidip tek başımıza her düşündüğümüzü yapmaya alışmak bize kaybettirir, her şeyi birlikte yapmayı teklif etmeliyiz. Kurduğumuz organizasyonların yönetimlerini paylaşarak aramızdaki güveni artırmalıyız. Bizim birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var.

Böylece Atavatan’daki çarpık anlayışları yenebiliriz, yenmeliyiz.

Biz ve Biz

Onların bizim yardımımıza ihtiyaçları yok, bizim onların dostluğuna ihtiyacımız var. Onlarla birlikte olmaya ihtiyacımız var. Hem dillerindeki bozulmamışlık, hem yaşadıkları topraklardaki saklı tarihimiz, hem de bizi kalpten kabul edebilecek genetik kodlara sahip olmalarından dolayı: soydaş olmamızdan dolayı, ortak bir geçmişe, tarihe sahip olmamızdan dolayı, hepimizin Türk olmamızdan dolayı biz bize (Biz Onlarla biriz; biz de onlarız, onlar da biz) mecburuz, biz bizle tam oluruz.

Osmanlı’nın son zamanlarından beri bir türlü bitmek bilmeyen karşılıksız “Batı Aşkı”mız artık bitmelidir. Yoksa bu batı aşkı bizi de bizi de (Evet yanlış yazmadım hem biz hem onlar yani hem biz hem de biz; öyle ya onlar da biz ne de olsa, hani Atavatanda, Türk olmadıkları sözlenen ama aynı köklere, aynı eklere sahip, aynı hisleri taşıyan dilleri konuştuğumuz insanlar yani biz ve biz) bitirir, yok eder.

Yüz yılı aşkın süredir eteklerini öptüklerimize sunduğumuz duyguların aynısını bizden olana çok görmemiz revâ mı?

Kıymetimizi bilmeyenlere deli divane olmak, yüzyıllardır gerilememize devâ mı?

28 YORUMLAR

  1. Bu makale koca bir yalandır))
    Türkiyeliler türk dilli halkların tarihini bilmeden konuşmayı severler.
    Bir Yakut ya da bir Tuva nasıl türk olur acaba?) Onlar türkish degil de onlar Turkic. Yani Türkic sadece bir terimdir. Bu milliyetleri hunlar ya da tatarlar diye de adlandırabilirdik. Ama mesela Türkiyeli ile Özbekleri bir milliyet demek bu CEHALET))

  2. “Yüz yılı aşkın süredir eteklerini öptüklerimize sunduğumuz duyguların aynısını bizden olana çok görmemiz revâ mı?” Ben bu dışlamayı kabul etmiyorum. Bu kişiler Oğuz’dur. Türk’tür zaten. Her ne kadar yabancı evliliklerde yapsalar da, soyunun Türk olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bir çoğu bu devlet ve müslümanlar için savaşmıştır, hayatını kaybetmiştir, tarihe bizi gururlandıracak şekilde damgasını vurmuşlardır. Türkleride , müslümanlarıda başarılı bir şekilde temsil etmişlerdir.

    “Bana Dünya’da şu anda varolan müslüman ülkeler arasında, bütün müslümanların etnik kökeni, dili, mezhebi, şivesi, bölgesi, aşireti bakımından bir diğerine üstün tutulmadan tamamen eşit imkân ve haklarla yaşadığı bir tane ülke söyleyebilir misiniz?” Cevap: Türkiye’dir. Kürt, Boşnak, Arap, Arnavut, Türk, Çerkez, Abhaz, Laz, Gürcü, Pomak, Afrikalı gibi saymadığım nice milletten vatandaş ülkenin en üst düzey yönetimine kadar yükselebiliyor. Okullarında okuyabiliyor, iş yeri açabiliyor, polis , asker, milletvekili olabiliyor.

    “Müslüman ülkelerde ümmet bilincinin başarılı olabilmesinin tek yolu öncelikle milli müslüman devletlerin güçlendirilmesi ve sonrasında islam birliğinin ümmet anlayışıyla çalışması sağlanabilir ki zaten bu da yapılmaya çalışılıyor. Yani kısaca milli devletler ayrı ayrı bağımsız olacak ama islam birliği ile başlanan süreç AB benzeri bir yapıya evrilerek ancak o şekilde bir ümmetçilik uygulanabilir.” Sizinde belittiğiniz üzere Kudüs için toplanan İİT örneği gibi… katılıyorum.

    “Bağımsız milli müslüman devletler arasında ümmet (islâmi kardeşlik) bilincinin geliştirilmesi gerçekleştirilebilecek bir hedeftir. Ama bütün müslümanları tek devlet çatısı altında birleştireceğiz dersek şimdilerde deaş’ın yaptığı gibi müslümanların birbirlerinin kanlarını dökmesine sebep oluruz, Bütün müslüman devletlere savaş açmış oluruz, daha fazla müslüman kanı dökülmesini istemiyorsak bu gibi anlam farkı olan ince çizgileri kaçırmamalıyız.” Kesinlikle katılıyorum , rehber Kuran hedef Turan biraz küçük bir hedef oluyor, yani birbirine bağlı , kuvvetli bir Türk ve İslam birliğinin önüne bu dünyada hiçbir güç karşı koyamaz…

  3. Merhabalar hocam yazınızı çok beğendim.Ancak yazınızda AB benzeri bir yapıdan söz ediyorsunuz.AB de bugün bile her devlet eşit hakka sahip değil belli devletlerin ağırlığı var.Bizler her ne kadar soydaş olsakta Ata yurdundaki devlet ya da devletçiklerle yönetim alanında eşit olmak bir haksızlıktır bize.Bizler kadar büyük ve derin devlet tecrübeleri yok.Dolayısıyla kurulacak birliğe liderlik edecek devlet ya da devletler olmalı.Bu şekilde olmayacak bir yapıda gerçek anlamda bir yarar sağlanamayacaktır.Bununla beraber bütün yük bizim sırtımıza binecektirKısa vadede her devlete bir eşitlik olabilir ancak uzun vadede Türkiyenin muhakkak ağırlığını koyması gerektiğini düşünüyorum.

  4. öyle sizin dediğiniz gibi olsaydı bağımsız ve özerk türk devletleri türksoy çatısı altında bulunmazdı.
    muhammed ali çalışkanın yorumları benim söylemek istediklerimi fazlasıyla özetlemiş zaten
    bu kadar karamsar olmaya gerek yok yani.

  5. guzel ve gercekci bir yazi olmus. elinize saglik. soylenmeyen ve konusulmayan gercekler ifade edilmis. saglam bir gelecek ancak gerceklerle inşa edilebilir bu kapsamda eksiklerimizi ve fazlalarimizi bilmeliyiz ki dogru kararlar alabilelim.

  6. türk halklarını özbek kazak uygur kırgız diye ayıran şey sovyet rusya değil, ortaasyanın dil ve kabile yapısıdır. nasılki afrikada bantu dillerini konuşanlar bölgenin zor koşulları sebebiyle oluşan dağınıklıktan ötürü farklı lehçeler edinmişse ve bu yeni oluşan dillerin yeni ulusları meydana getirmesiyle bantular farklı kollara bürünmüştür. bütün bantu kabileleri temeli bantu diline dayanan farklı diller konuşurlar.
    türk halklarındada bu böyledir. sovyetler birliği öncesinde aşiret temelinde olan türkler bulundukları geniş coğrafi bölgelerde az nüfusla oldukça dağınık haldeydiler. üstelik göçebeydiler. bu yüzden aşiret yapısı ve bunun ortaya çıkardığı yeni diller bu ulusları oluşturdu. hatta afrikada bantular arasındaki kabile çatışmalarını türklerdede görmek mümkün. zaten rus egemenliği başlayana kadar en az 2 kabile arasında daima çatışmalar yaşanıyordu. acaba uygur devletini kırgız akınlarının yıktığını biliyormuydunuz?
    sovyetler birliği sanılanın aksine bölgenin göçebe yapısını şehirli bir toplum düzenine evirdiği için küçük türk halkarının büyük türk halklarının çatısı altında erimesinide sağlamıştır.
    eğer isterseniz bu konuyu daha fazlada konuşabiliriz?

  7. türklük bir soy değil ırktır
    yani rus nasıl slavlığın bir kolu ise kazakta türklüğün bir koludur.
    türk derken kastedilen ırktır ama özbek derken kastedilen soydur.
    nasılki slavlar, hırvat boşnak bulgar rus polon çek diye ayrılıyorsa türklerde azeri kırgız ahıska özbek diye ayrılır. ırk ve millet/ farklı şeyler.
    ırk vücut yapısı, genler, renk gibi somutluklara dayanırken
    millet/soy/ulus ise dil, tarih, ülkü, duygu, gelenek ve görenek gibi soyutluklara dayanır.

    • Evet o da var daha çok böyle detay var, vize gibi detaylar halledilir önemli olan bütün Türk devletlerinin kurucu-ortak olarak kurup yönetime etkin olarak katılacakşları, AB gibi kültürel, ticari, ekonomik, finansal, hukuki bütün ihtiyaçlarını karşılayan, birleşerek büyük güç haline gelmemizi sağlayacak kurumsal bir yapıyı birlikte kurup birlikte yönetebilmemiz, tamamen eşit ve denk haklar, güçler, kaynaklar ve paylaşımlarla. İnşAllah o günleri de görürüz, yakında…

  8. rusyanın dörtte üçünün iranında üçte ikisinin türk olduğunun iddia edilmesinden makalenin ne kadar cehalet ve art niyet içerdiği anlaşılıyor. tabi buna makale değil deneme denir de neyse. bide genetik araştırma yapılırsa ortaya çıkar demiş 🙂 yani sonuçtan gayet emin 🙂

    • Yorumunuz için teşekkürler, yorumunuza cevap vereyim derken ayrı bir yazı daha ortaya çıktı, onu buraya yorum olarak atmıyorum ileriki günlerde sitede yayımlanır. Yanlış bir fikre karşı daha, detaylı bir açıklayıcı yazı yazmama vesile oldunuz, bu yazıma bu yorumu atarak bana Türkler ve Türk Düşmanlığı hakkında çok hoşuma giden bir yazı yazmam için ilham verdiniz, bunun için de size ayrıca çok teşekkür etmek istiyorum. Biz Türkler doğrulara ve gerçeklere olan inancımızı kanımızdan, modern olan başka bir ifade ile de genlerimizden alırız, Türk olmayan anlamaz. Neyin doğru neyin yanlış olduğuna biz Türkler, Türk olmayanların safsatalarını dinleyerek değil, Allah’ın bize bahşettiği vicdan ve iç sesimize göre karar veririz. Ne zaman ki Türkler Türklerin söylediklerine değil de Türk düşmalarının safsatalarına uyduysa işte o zaman Tarihte biz kaybediyoruz ve Ne zaman ki biz Türkler kendimize inanıp kendimize güvenip hareket ettiysek Tarihte o zaman biz kazanıyoruz. Her fırsatta Türklüğün varlığıyla alay ederek onu yok saymaya çalışanlar, Türkleri küçümseyip hor görerek aşağılayanlar, Türk değildirler en hafif tabirle Türk düşmanıdırlar. Türk düşmanları çatlasın Türkler yeniden uyanıyor ve Türkler, Türk düşmanlarının sözüne inanarak hareket edecek değildir, neyin doğru neyin yanlış olduğunu Türk düşmanlarından öğrenecek değiliz. Gelelim cahillere, Cahiller de her ne kadar söyleneni anlamasa da, cahillerin iddialarına karşı ve cahillerin eleştirilerinden ilham alınarak yapılan açıklamalar sayesinde, cahil olmayanların cahiller tarafından cehalete mahkum edilmeleri önemli ölçüde önlenmiş olur. Cahillerin anlaması ya da mantıklı bir cevap verebilmesi de zaten beklenenebilecek bir karşılık değildir. Amaç da bu değildir zaten.

  9. tek yol ümmet ne zaman bu ırkçılık ve milliyetçilik fitnesi ortaya çıktı islam dünyası o zamandan beri bi daha belini doğrultamadı.

    • Nasıl ümmet olunacak? Kim, hangi millet yönetecek bütün müslümanları? Bana Dünya’da şu anda varolan müslüman ülkeler arasında, bütün müslümanların etnik kökeni, dili, mezhebi, şivesi, bölgesi, aşireti bakımından bir diğerine üstün tutulmadan tamamen eşit imkân ve haklarla yaşadığı bir tane ülke söyleyebilir misiniz? Bütün müslüman ülkelerde ikinci sınıf muamelesi gören müslümanlar var. Bu gerçek varken bütün müslüman ülkeler, bütün müslümanların birbirine eşit olduğu bir ülke haline gelmeden, ümmetçilik başarılı olamaz, ümmetçiliğe en çok karşı çıkacak olanlar, ülkelerin yönetimleridir, ümmetçiliğine rağmen yıkılmış bir Osmanlı örneği varken bir daha hiçbir aklı başında devlet yöneticisi devletini ümmetçiliğe göre şekillendirmez, milli devletler olmadan ümmetçilik gerçekleşemez, Çünkü bütün milletler kendi milli devletlerinin olması yolunda seçimini yaptı, bir daha bir devlet çatısı altında birleştirmeye çalışmanın, zorlamanın anlamı yok. Müslüman ülkelerde ümmet bilincinin başarılı olabilmesinin tek yolu öncelikle milli müslüman devletlerin güçlendirilmesi ve sonrasında islam birliğinin ümmet anlayışıyla çalışması sağlanabilir ki zaten bu da yapılmaya çalışılıyor. Yani kısaca milli devletler ayrı ayrı bağımsız olacak ama islam birliği ile başlanan süreç AB benzeri bir yapıya evrilerek ancak o şekilde bir ümmetçilik uygulanabilir. Müslümanın milliyetini, tarihini, kültürünü bilmesi gayet doğaldır ve kötü bir şey değildir. Ayrıca faşist ırkçılık ve milliyetçilik de aynı şey değildir, zaten yazımda da bir faşist ırkçılık savunulmuyor. Bu yazımın hiçbir yerinde de milliyetçiliği ümmetçilikten üstün tutan tek bir cümle de yok, bölünmüş bir Türk dünyasının da ümmete bir faydası yok. Yazımda bölünmüş Türk dünyasından bahsediyorum, ümmetçilikle alakalı da en az bir kaç yazı yazmak şart, çünkü o konuda da yanlış anlaşılmalar var bence. Tıpkı milliyetçilik ve faşist ırkçılık birbirine karıştırıldığı gibi, müslümanların kardeş olmasını savunan ümmetçilik ile bütün müslümanları tek devlet altında toplamayı savunan görüşler birbirine karıştırılıyor. Bağımsız milli müslüman devletler arasında ümmet (islâmi kardeşlik) bilincinin geliştirilmesi gerçekleştirilebilecek bir hedeftir. Ama bütün müslümanları tek devlet çatısı altında birleştireceğiz dersek şimdilerde deaş’ın yaptığı gibi müslümanların birbirlerinin kanlarını dökmesine sebep oluruz, Bütün müslüman devletlere savaş açmış oluruz, daha fazla müslüman kanı dökülmesini istemiyorsak bu gibi anlam farkı olan ince çizgileri kaçırmamalıyız.

  10. Hocam yazi gercekden cok guzel gunubirlik bu siteyi takip. Ediyorum . Ben. De bir Turkmen olarak bircok soru soruyorum. Ve arastirma yapiyorum. Bu kadar genis bir cografyada binlerce yil hukum surmus bir millet naslki bin yillardirr hakim oldugu cografyalarda azinlik hatta yok olma durumuna gelmistir. Neden Turkiye cumhuriyeti olarak eskisi gibi turk birligi icin ugrasmiyoruz neden bugun taskent semerkant buhara deyince sanki gavur memleketler gibi geliyor adi olupda cismi olmayan bu millet nerede turkiyede turkluk bilincinde cok az. İnsan var bugun osmanlinin dagilsigi cogrfyada 40 kusur devlet kurulsu nerede buralarda yasayan Turkler cok arastirmalarim okumalarim sonunda biz Turklere yabancilar pranga vurmakla kalmamis. Ozumuzu bile unutturmus ama bnm. Gibi azda insan. Olsa cogalacaz en az 4 cocuk ve turkluk bilinciyle yetistirilip memleketini canindan cok sevmeyi ogretecegz semqrkant buhara musul bati trakyayi anlatacagm burlarinin turk vataninin turanin bir parcasi olduginu anlatacagim NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE VE SELAM OLSUN İÇİ TURAN ASKİYLA YANAN TÜRK KARDESLERİME

    • İnşAllah kardeşim fikirlerimizi paylaştıkça hepsinin cevabı ortaya çıkacak neden olduğu ve tarihi yazanlar biz yapanlara hak ettiğimiz saygıyı göstermedikleri ve Tarihi hakkımızı yemeye çalıştıkları için İnşAllah değişmeyen hakikat ile yeniden tezahür edeceğiz Allah’ın (c.c.) izniyle ve yok saydıkları tarihi gerçekleri bir daha yaşatacağız onlara, gerçekleri bilmeyen insanlığın büyük bir çoğunluğu için, yaşanacak olanlar çok şaşırtıcı olacak ve insanlık derin bir uykudan uyanacak, İnşAllah.

  11. Okuyandan okumayandan, katılandan katılmayandan Allah (c.c.) razı olsun, Rahmetini yardımını bizden esirgemesin Tâ ki yeniden birleşip güçlenip Hakk’ı savunabilelim, Meydan boş kalmasın ki boş bulan namertlerin zulmüne son verip cezalarını kesebilelim, Mevlâ’m bizlere o günleri de gösterir tez zamanda inşAllah, amin.

  12. Teşekkürler, beğenmenize sevindim, aynı zamanda faydalı olmasını dilerim, her vatandaşımızın sahip olabileceği en ufak bir doğru bilgi bile geleceğimizin tahmin edemeyeceğimiz kadar sıradışı şekilde bugünden farklı, bizim için daha olumlu bir hale dönüşmesine katkı sağlayabilir, saygılar ) Allah’a (c.c.) emanet olun.

    • Allah (c.c.) razı olsun, Rabbimiz inşAllah sizlere de daha iyilerini yazmayı, daha güzel ve hayırlı işler yapmayı nasip etsin, amin.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here