Bayrak Yarışına Dönen Menbiç’te Neler Oluyor?

24 Ağustos 2016’da başlayan Fırat Kalkanı Harekatı 23 Şubat 2017’de Kabasin, Baza ve El Bab’ın alınmasıyla hedeflenen sınırlara ulaştı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’da “Fırat Kalkanı Harekatı’nın başında planladığımız hedeflere ulaştık” diyerek bunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sıradaki hedefin Menbiç, ardından da Rakka olduğunu ifade etmesi, TSK ve destekledikleri muhalifler için yeni bir harekat planının çalışmalarının başlayacağı anlamına geliyordu. El Bab’ın alınmasının ardından iki gün içinde Menbiç’in batısında 6 köyü YPG’nin elinden alan muhalif komutanlar, Menbiç’e kadar durmayacaklarını bildirdi.

Peki daha sonra ne oldu?

TSK destekli muhalifler, Menbiç’in batısındaki Arima’yı ele geçirip Menbiç’e doğru hızlı bir ilerleyişi planlandı. Aynı saatlerde ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) resmi twitter hesabından ‘Savaşa hazırlar’ notuyla YPG’lilerin fotoğrafını paylaşarak alenen Türkiye’ye karşı safını belirledi.

Hükümet yetkilileri konu hakkında üç maymunu oynarken, ABD askerleri Menbiç’te Amerikan bayrağı açarak imalı bir fotoğraf paylaştı.

NATO ülkesi Türkiye ile sürekli müttefik olduğunu belirten Amerikan yönetimi, kendi meselelerinden olsa gerek üst düzey bir açıklamada bulunmadı. Türkiye ABD’ye rağmen Menbiç’in batısında ilerleyeceğinin mesajlarını verince YPG öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’ne bağlı ‘Menbiç Askeri Konseyi’ Menbiç’in batısının Rusya ile rejimin kontrolüne bırakılacağını açıkladı.

Gazetecilere açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, YPG’nin Rusya ile anlaşma sonucu Menbiç’in batısındaki köyleri rejim güçlerine teslim edeceği haberini yalanladı. Ancak belli ki bizim ‘bir dediği, bir dediğini tutmayan’ yetkililerimizden olan Çavuşoğlu’nun hiçbir şeyden haberi yoktu. Yerel kaynaklar ve SDG bunu doğrularken, olaydan bir gün sonra da Rusya durumu teyit etti.

PYD Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak ve muhaliflerin hiçbir şekilde Menbiç’e ilerleyememesi için, IŞİD’den ele geçirdiği toprakları Rusya garantörlüğünde rejim güçlerine bıraktı. Menbiç’in kuzeyine ABD, batısına ise Rusya bayrakları açıldı. İki süper gücü bir araya getiren PYD, çıkarları itibariyle bu tarz diplomatik hamleler geliştirmeyi sürdürüyor. Rakka’da ABD’den destek alırken, Afrin ve Halep çevreesinde Rusya’dan destek alıyor. Başta kendi destekçileri olmak üzere halk tarafından ‘güvenilmez’ olarak görülen örgüt, ayakta kalmak ve hakimiyet alanını genişletmek için her yolu deniyor.

Operasyonun başlamasının ardından ABD bayraklı askeri araçlar Menbiç’e geldi. ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun sözcüsü John Dorrian’ın Twitter’da yaptığı komik açıklamada, “@CJTFOIR (Birleşik Görev Gücü Doğal Kararlılık Operasyonu) bu adımı, koalisyon üyelerine ve ortaklarına güvence vermek, saldırıları caydırmak ve DEAŞ’ın yenilmesine odaklanmaya devam etmek üzere attı. Biz düşmanca hareketleri caydırmak, yönetişimi iyileştirmek ve YPG’nin orada daimi bir varlığının bulunmadığını temin etmek için Münbiç civarındaki kuvvetleri artırmıştır.” ifadelerini kullandı. Ancak bölge YPG kontrolünde ve IŞİD ile hiçbir şekilde alakası olmayan bir bölgeydi. Tabi ki bu açıklama tüm okuyanları güldürdü.

İki süper gücün nüfuz yarışına girdiği PYD

Suriye iç savaşının 6. yılında Suriye politikasını neredeyse tamamen sil baştan değiştiren Türkiye, sahada muhaliflerle birlikte IŞİD ve PYD’ye karşı savaşıyor. Türkiye, PYD’nin kantonlarını birleştirmesini engellemek, IŞİD’i sınırdan temizlemek ve Suriyeliler için ‘güvenli bölge’ kurulması gibi hedeflerle başlayan Fırat Kalkanı Harekatı’nda sahadaki diğer ülkelerin çıkarlarını gözden kaçırdı. Rusya, İran, rejim güçleri ve ABD, sahada ‘Türkiye’nin en büyük zaafı’ olan ve hiçbir şekilde güç kazanmasına müsaade etmeyeceği PYD’yi kullanmaya devam etti. Rusya, PYD’nin ülkenin kuzeyini kontrol ettiğini ve milis sayısını hafife almayarak örgütü kaybetmek istemezken; ABD IŞİD’in Kobani’yi kuşatmasından bugüne PYD’nin silahlı gücü YPG’yi kara gücü olarak kullanmaktan vazgeçmedi. Türkiye, Rusya ve ABD’ye gerçeklerden uzak bir şekilde PYD ile olan iletişiminizi kesin derken, bu iki ülke için önemli bir kuvvet olan örgüte karşı bir alternatif sunamadı. Biz her ne kadar PYD’yi terörist olarak tanımlasak da, sahadaki iki büyük güç kendi çıkarları gereği PYD ile olan iletişimlerini kesmedi ve kesmeyecek gibi de görünüyor. Türkiye’de bu iki güç ile farklı bölgelerde PYD’ye karşı anlaşmalar yaparak sahadaki yegane çıkarını korumaya çalışıyor. Rusya ile El Bab önlerindeki M4 karayolunu sınır belirleyip anlaşırken, IŞİD kontrolündeki Rakka’ya ‘YPG’siz müdahale için’ ABD ile plan yapıyor. Bu tuhaf denklem her ne kadar Türk dış politikası için dengeleyici bir yaklaşım gibi görünse de, iki süper gücün çıkarları böyle bir birlikteliği kaldırmıyor.

ABD ve Rusya’nın kendi çıkarları gereği PYD’yi kullanmasının şaşılacak bir durum olmadığını ve Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerin özetini, IŞİD karşıtı Koalisyonun komutanlarından Korgeneral Stephen Townsend, “Ankara, Rakka’da sonra YPG/SDG üzerinde ABD mi etkili olsun istiyor, yoksa rejim, İran ya da Rusya mı?” sözleriyle ifade ediyor.

Türkiye’nin Menbiç konusunda ne yapacağını 10 Mart’taki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya ziyareti ve Pentagon’un Trump’a sunduğu IŞİD planı ile netleştireceği öngörülürken, Menbiç konusunda Başbakan Binali Yıldırım’ın “Son gelişme, rejim güçleri Menbiç’e girdi, YPG’liler ayrılıyor şeklinde. Bu, bizim açımızdan olumsuz değil. İsteğimiz YPG’nin orada olmaması. Nihayetinde Suriye toprakları Suriyelilere aittir.” açıklamasıyla, Türkiye için sahada asıl düşmanın rejim güçleri olmadığı bir kez daha kabul edilmiş oluyor.

5 YORUMLAR

  1. Yiğit sana tavsiyem yaygin medyanin bakiş açisinin seni yönlendirmesine daha fazla izin verme! Haritaya daha geniş bakmaya çaliş.
    Selamlar

  2. aklınıza hiç gelmiyor mu abd ve rusya bu hareketiyle Türklere buradan hiç çıkmayın bizde doğalgazı alalım diyor pyd-sgd bunları işi bitince silecekler ama sağ kalanlarını…

  3. Türkiye, fırat kalkanı harekatında yanlış taktik izledi. Tabii araba devrilince akıl veren çok olur derler. Doğrusu fırat kalkanı harekatında ordunun şehir savaşına girmeden doğrudan kırsal alandan Babın güneyine sarkıp rejim birliklerinin önünü kesmesi olacaktı. Şimdi yapılması gereken şu. Çok ani ve yoğun güçle tel rıfattan girip idlip ile azezi birleştirmek, böylece pkk nın rejimle bağını kopamak olmalı. Ayrıca idlip çevresindeki muhaliflere hava savunma silahları vermek olmalı.

  4. Abdülkadir çok tarafli yaziyorsun. Bu durum seni geliştirmiyor. Seni ciddiye almami engelliyor.
    Ypg’nin membiçle ilgili yaptiği hamle bence yabani atilir bir hamle değil. Çok akillica. Türkiye’yi boşa düşürdü. Bana kalirsa Rojava kürtleri siyasi ve askeri olarak çok çabuk öğreniyorlar.
    Darisi Başur kürtlerinin başina.
    Selamlar

Siz ne düşünüyorsunuz?