Yaşlanan Dünya Nüfusu ve Beyin Göçü Yarışı

2012 yılı verilerine göre dünya da kadın başına düşen çocuk sayısının yaklaşık ortalaması 2.47 olarak tahmin ediliyor. Bu rakam nüfusu sabit tutan 2.10 rakamına yaklaşıldığı anlamına geliyor. Zaten ortalama ömrün hızlı uzaması yüzünden hızla yaşlanan dünya artık nüfusunu da azaltmaya başlayacak. Çünkü; Eğer bir ülke de kadın başına düşen çocuk sayısı 2.1 ise o ülke de nüfus yaşlanmaya ve sonrasında da azalmaya başlıyor. 2.1 rakamının kesinliği ise garanti değil çünkü mantığı çok basit. Anne ve babanın kendileri yerine koyacağı 2 çocuğun 0.1 fazlası ediyor. 0.1 fazla konulmasının nedeni ise olası erken ölümlere karşı dengeleme amacı güdüyor(trafik kazası, intihar, cinayet, ölü doğum, hastalık vb.).

Günümüzde bile belli başlı ülkelerin nüfus artışı konusunda sıkıntı çektiğini görüyoruz. Bu ülkelerin ortak özellikleri ise şehirleşme oranlarının yüksek olması. Şehirleşme oranının yüksek olduğu pek çok ülkede insanlar ekonomik veya mesleki sebeplerden ötürü çocuk sahibi olmayı erteliyorlar. Bu şehirleşmiş düzende insanların eğitimlerini tamamlayıp düzenleri oturtması zaten otuzlu yaşları bulabiliyor(istisnalar kaideyi bozmaz tabi).

Bu yüzden bu ülkeler, vatandaşlarının ekonomik endişelerini gidermek adına çocuk yapmayı teşvik edici ekonomik yardımlar yapıyorlar. Türkiye’de de şehirleşmenin aşırı artışıyla bu sorunun arttığı, hatta devletin bu yüzden çocuk yapmayı teşvik edici paketler çıkardığı hepimizin malumu. Ancak bu bile bir yere kadar etkili oluyor. Bu ülkeler aynı zamanda nüfusun yaşlanması sebebiyle iş gücü ihtiyacını karşılayamama endişesi içindeler ve göçmen çekmek istiyorlar.

Şehirleşmemiş ülkelerin vatandaşları genelde tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları için aileler zaten kendi işlerini yaparken çocuklarını da yetiştiriyor ve kendi mesleklerini onlara aktarıyorlar. Bu yüzden onların evlatları oldukça erken yaşta meslek sahibi olup aile kurmaya başlayabiliyorlar. Tabi nüfus arttıkça hayvanlar ve tarlalar bölünüyor ve şehire göç kaçınılmaz hale geliyor.

Şimdi gelelim asıl mevzumuza.

Stratfor düşünce kuruluşunun kurucusu George Friedman göçmen çekme konusunda ki yarış ile ilgili şöyle bir tahminde bulunuyor. Dünya nüfusunun yaşlanması ile beraber göçmen çekme yarışının kızışacağını ve bu yarışı kazanan ülkelerin göçmenler açısından altyapısını kurmuş ve işleyen bir sistemi olan ülkeler olacağını belirtiyor. Örnek olarak ise ABD, Kanada, İngiltere, Yeni Zelanda ve Avustralya’dan bahsediyor. Yani bu ülkelerin günümüzde olduğu gibi gelecekte de iş gücü için çekim merkezleri olmaya devam edeceği yorumunu yapıyor. Bu beş ülkenin günümüzde de eğitimli iş gücü için ilk adresler olduğu malum ve dikkat ettiyseniz beşi de İngilizce konuşan ülkeler.

George Friedman bu sebepten ötürü ABD’nin dünya hakimiyetinin süreceğini söylüyor. Her ne kadar bu yorum bize taraflı gibi gelse de İngilizce etkisini varsayınca gayet mantıklı olduğunu düşünmeye başlıyoruz.

Eski Sovyet ülkelerinde de insanların yabancı dil olarak Rusça konuşması sebebiyle göç etmek için Rusya’yı tercih ettiklerini görüyoruz. Örneğin Orta Asya ülkelerinin vatandaşları kendi ülkelerinde iş bulamazlarsa Rusya’ya gidiyorlar. Çünkü o topraklarda ortak dil Rusça ve adaptasyon sürecinin en kısa süreceği yer tabi ki de Rusya. Aynı şekilde bir çok dünya ülkesinde ortak dil İngilizce olduğu için kendi ülkesinde iş bulamamış yada az kazandığını düşünen yetişmiş elemanlar çareyi İngilizce konuşulan ülkeler de arıyorlar, çünkü adaptasyon süreci daha kolay ve daha kısa geçiyor.

Bir çok Afrika ülkesinde bile işçi göçlerinin Güney Afrika Cumhuriyetine yönelik olduğunu görüyoruz. Çünkü bölgenin görece en gelişmiş ülkesi Güney Afrika Cumhuriyeti ve ağırlıkla İngilizce konuşuluyor bu yüzden Güney Afrika’nın göç merkezi haline gelmişler. Bu bizlere, bir ülkenin sadece kendi anadili sayesinde ne kadar büyük yetişmiş eleman çekme avantajına sahip olduğunu gösteriyor. Zaten ABD’nin günümüzde ki ekonomik büyüklüğünün de kaynağı sürekli yetişmiş göç alması değil mi? Özellikle de birinci ve ikinci dünya savaşları sırasında Avrupa’nın en yetişmiş insanları ABD’ye giderek onu bir süper güç haline getirdiler.

Şuan bile yetişmiş iş gücünün İngilizce konuşan ülkeler de bulunduğunu düşünürsek, ileri de dünya nüfusunun doğurganlığı düştüğü zaman ülkeler arasında ki yetişmişlik uçurumun ne aşamaya geleceğini birde siz düşünün?

Maalesef bu saatten sonra bu durumu tersine çevirmek çok zor ama yinede benden size bir tavsiye, “ne olur ülkenizi terk etmeyin”.

Muhammed Ali Çalışkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

1 Yorum

  1. herşeye rağmen ülkenizde kalın diyosun ama işsizlik tek hanelere gelmiyor nerde ne zaman bomba patlıcağı belli değil terör almış başını gidiyor turist gelmez oldu suç oranları fırlamış mülteciler yüzünden atatürk döneminde yok edilen hastalıklar tekrar yayılmış. şu sınırları bi açsın devlet bak bakalım insan kalıyor mu ülkede?

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here