Yönetilememenin Başarısı: Krizler Çemberi

Ülke olarak uzun yıllardır yönetilememenin, yönetenlerin kişisel çıkarlar peşinde koşmasının ve dış politika bilgisizliğinin ile tecrübesizliğinin neticesinde krizler çemberi içerisinde bulunmaktayız. Suriye ve Irak’ın iç işlerine karışılması, Ermenistan ile tarihsel sorunların sürdürülmesi, Rusya ile uçak olayı, Yunanistan ile Sevr-Lozan polemiği krizler çemberinin ilk katmanıdır. İkinci katmanda İsrail ile Mavi Marmara, Alçak Koltuk, Filistin ve suni ‘‘One Minute’’ krizleri, Mısır’ın içişlerine karışılması ile Mısır’ın mevcut güvenliğini tehdit eden oluşumu meşrulaştırma krizi yer almaktadır. Bu krizler yönetilenler tarafından azımsanmış olsa gerek ki Avrupa Birliği (AB) krizi de yerini almaktadır.

Osmanlının son zamanlarından itibaren dış politikada var olan Batıcılık prensibini değiştirmeye çalışmak ya da değişmesini ummak hayalperestlikten öte değildir. Avrupa Birliği’ne sırtını dayamış, güvenliğini ve ekonomisini yine Avrupa Birliği’ne borçlu olan hükümetin; AB’ye alternatif arama girişimleri, sert çıkışlar gerçekleştirmesi ve halkı galeyana getirme girişimleri retorik ve oy kaygısından başka bir şey değildir. Zira gelenekselleşmiş muhtarlar toplantısında Avrupalılar medeniyetten nasibini almamış ülkeler topluluğu iken, alternatif olarak düşünülen Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) üyesi Rusya’nın yarattığı tehdide karşı Avrupalıların başını çektiği NATO’nun koruyuculuğuna sığınırken Avrupalılar oldukça ‘‘cici’’ ülkelerdi.

Darbe girişiminin ardından ortaya çıkan idam tartışmaları, insan hakları ihlalleri ile ilgili kaygılar ve Erdoğan’ın mülteci anlaşmasını feshetme tehdidi AB-Türkiye ilişkilerinin gerilmesine neden oldu. Avrupa Parlamentosu’nun müzakereleri durdurma kararından sonra ise biz altta kalmayız edasıyla alternatifler aranmaya başlandı ve Şanghay İşbirliği Örgütü ile flört başladı.

Peki sahiden Avrupasız yapılabilir mi?

Veriler, özellikle Türkiye ekonomisi için Avrupa Birliği’nin oldukça önemli olduğunu göstermektedir. Avrupa Birliği Türkiye’nin en büyük ticari partneri konumunda bulunmaktadır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın son açıkladığı verilere göre Haziran ayı itibariyle Türkiye’nin ihracatında Avrupa Birliği’nin payı yüzde 48,5 seviyesine yükseldi. 2015 yılının tamamında AB’ye 64 milyar dolarlık ihracat yapılırken, 2016’nın ilk 6 ayında bu rakam 32 milyar dolar olarak gerçekleşerek istikrarlı seyrini devam ettirdi.

Sadece ihracat değil doğrudan yatırım açısından da AB’nin Türkiye ekonomisinde önemli bir ağırlığı bulunmaktadır. 30 Haziran itibariyle Ekonomi Bakanlığı’na veri setine kayıtlı yaklaşık 50 bin yabancı şirketin 23 bini AB merkezlidir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın verilerine göre Mayıs ayı itibariyle bu şirketler Türkiye’deki doğrudan yatırımların yüzde 64’ünü gerçekleştirdi. 2002-2016 Mayıs tarihleri arasındaki doğrudan yatırımların büyüklüğü dikkate alındığında ise AB’nin Türkiye’ye yapılan yatırımlardaki ağırlığının yüzde 92 olduğu ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’nin 2015 ihracatında AB’nin payı %44,4 iken Şanghay İşbirliği Örgütü üyelerinin toplam ihracattaki payı %5’tir. İhracatın neredeyse yarısını karşılık gelen AB’ye karşı ŞİÖ’yü alternatif göstermek daha öncede belirtildiği gibi retorikten başka bir şey değildir.

Türkiye’deki doğrudan yatırımların yüzde 64’ünü içeren ve ihracatın yüzde 44’ünü içeren AB, Türkiye için ekonomi, güvenlik ve hukuk bağlamında önemli partnerdir. Bu nedenle gereksiz polemiklere girmekten ve maceralara atılmaktan kaçınılmalıdır.

Diplomasinin varlığından ve yönetim ilkelerinden bihaber olmak dün söyleneni bugün inkâr edilmesine neden olur. Son söylenmesi gerekeni ilk söylemek ancak iç politikada cevap alır. Ülke yönetiminin kişisel çıkarların peşinde koşmayla, çığırtkanlıkla yahut kabadayılıkla gerçekleşeceğini değil temel prensip ve ilkelerle gerçekleşeceğini bilmek ve farkında olmak gerekmektedir.

Abdullah Özdil

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR


KAYNAKÇA

http://www.mfa.gov.tr/turk-ekonomisindeki-son-gelismeler.tr.mfa

http://www.mfa.gov.tr/turkiye-ab-iliskilerine-genel-bakis.tr.mfa

http://www.mfa.gov.tr/sanghay-isbirligi-orgutu.tr.mfa

http://www.mfa.gov.tr/cin-halk-cumhuriyeti-ekonomisi.tr.mfa

http://www.mfa.gov.tr/rusya-ekonomisi.tr.mfa

http://www.mfa.gov.tr/ozbekistan-cumhuriyeti-ekonomisi.tr.mfa

http://www.mfa.gov.tr/kirgizistan-cumhuriyeti-ekonomik-iliskileri.tr.mfa

http://www.mfa.gov.tr/tacikistan-ekonomisi.tr.mfa

http://www.mfa.gov.tr/kazakistan-cumhuriyeti-ekonomisi.tr.mfa

http://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiye-ile-ab-birbirine-ne-kadar-muhta%C3%A7/a-19450619.

http://www.trthaber.com/haber/ekonomi/turkiye-avrupa-birliginin-5inci-buyuk-ortagi-199272.html

http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2016/02/17/turkiye-abnin-5-buyuk-ticaret-ortagi#

TÜİK

16 YORUMLAR

  1. Yazı muhteşem tebrikler. Yüce avrupa birliği olmasaydı öngördüğünüz üzere “biz sefil ve cahil kullarınız”ın bir halta yaramayacağını bir kez daha haddimizi bildirerek göstermiş oldunuz. Olmasaydınız bu halde olmazdık gerçekten. Bu yazı vesilesiyle “Yoğurdun rengi siyahtır” görüşünü büyük bir başarıyla, yılmadan halen savunmaya devam eden “algı pıtırcıkları”na selam olsun. 15 temmuz kapağı yetmemiş anlaşılan. yeni kapaklarda görüşmek dileğiyle.

  2. Ve bu adam uluslararası ilişkiler okuyor. Türkiye’nin yıllardır neden uluslararası alanda tam manasıyla güçlü bir duruş sergileyemediğinin cevabı. Akıl var izan var, güvenliğimizi bizi her fırsatta bölmeye çalışan, darbeyi ve pkkyı destekleyen Avrupa’ya borçlu olduğumuzu iddia etmek başka türlü açıklanamaz.

  3. Turkiye ve Turk milletinin bu denli kucuk dusurulmus olmasi yanlizca bu yaziyi yazan kisi degil site yonetiminin de ne kadar kaldirilsin yada duzeltilsin dememize ragmen ozgurluk demesini cok sorunsuzca buluyorum. Kendim Bir Turk olarak bu yaziyi yazan kisiyi KINIYORUM…Turkiye oynak bir ulke degildir. Ac biraz Tarih oku…

  4. (Türkiye etrafında olup bitenlere kayıtsız kalsın ve sıra kendisine gelinceye kadar rahatına baksın. Sıra kendisine geldiğinde de bir çaresi bulunur. Avrupa vs. her türlü aşağılamayı yaptığında boynumuzu bükelim ve ” Özür dilerim abijim. En çok ihracatı size yapıyoruz. Bir an unutmuşuz, erkeklik taslamışız.” diyelim. Ülkeyi yönetenler zaten “hırsız”. Çünkü bizim gibi zeki ve çevik değiller. Bundan sonra bize danışmadan, fikrimizi sormadan adım atmayın. Zaten işiniz gücünüz kendi çıkarlarınız ya! ) demeye getiren bir yazı olarak algıladım. Son yıllarda bazı politikalarda yanlışlar olmakla beraber, özellikle izzet-i nefsimizi yerlerde sürümenin bir mânâsı yok. Yeri geldiğinde cesurca çıkışlar yapabilmeliyiz. Şerefim her seferinde iki paralık edilecek ve buna ses çıkaramayacaksam yemişim dünyalık malını. Hükûmet idârecilerinin daha sert tedbirler alması gerektiği kanaatindeyim. Yazıda beklenen pısırık, kompleksli Türkiye’nin bu millete yakışmadığını da belirtmeliyim. Bu milletin en bilinen özelliği mertliği ve cesaretidir. Yavşaması değildir.

  5. senin yaptığın yorum sadece safsata yıllardır aynı şeyleri söylüyorsunuz toprağın üstünde şerefsizce yaşayacağıma şerefimle gerekirse açlıktan ölürüm bu kadar korkak olmayın
    bu ülke yaklaşık 90 yıldır batılı gibi olmaya çalışıyor avrupa birliğine girmeye çalışıyor fakat bize ne yararı oldu bana söyle hiç bir şey üretemeyen kendi içine kapanmış dünyaya uzak bir ülke olarak yıllarca yaşadık ne zaman baş kaldırmaya kalkışsak darbeler balyoz gibi başımıza indi artık korkmayın olacak olur sen ne kadar onlara yavşarsan yavşa onlar hiç bir zaman seni kabul etmez zaten kendileri de bunu açıkça söylüyor buna rağmen hala nasıl bunları savunursunuz ben anlamıyorum sen türk olduğuna emin misin şahsen ben böyle konuşanların kanından şüphe ediyorum

  6. Krizler çemberi içerisinde bulunduğumuzda hem fikirim. Fakat bunun tek taraflı yorumlanmasına karşıyım. Mesele dış politikaysa karşı tarafların tutumları vb. bir çok farklı yönler de değerlendirilmelidir.
    – Suriye ve Irak’ın içişlerine karışılmamalıdır doğrudur fakat Suriye ve Irak’ın durumu nedir? Hangi otorite buradaki asayişi sağlamaktadır? 3 milyon insan ülkesinden kaçıp ülkenize sığınıyorsa, Suriye’nin içişlerine karışamayız mı denmelidir?
    – Ermenistan’la ilişkilerde Ermenistan’ın tarihsel sorunlara yaklaşımı nedir mesela? Mesela, arşivlerimizi ortak açalım, tarihçiler karar versin önerisine cevapları nedir?
    – Rusya’nın Türkiye’nin hava sahası ile tutumu nedir?
    – One minute’nin öncesinde İsraillinin tutumu nedir? Alçak koltukla İsrail ne yapmak istemiştir?
    – Mısır’ın hangi durumu karşısında Mısır’ın içişlerine karışılmıştır? Örneğin ülkemizde yapılan herhangi bir darbenin ardından ülkelerin darbe yönetimini anında tanıması mı doğrudur yoksa darbeyi kınaması mı doğrudur?
    – Avrupa Birliği’nin Türkiye karşısındaki tutumu nedir?
    Bunlar ve bunlar gibi onlarca sorunun cevabını vermeden tek taraflı olarak dış politikayı yorumlamak şahsi fikrim eksik olur ve sonucunda da dış politikayı siyasi yorumlama kısır döngüsüne çeker.

  7. Benim yazdiklarim karsisinda bana elestirilere neden acik degilsin diye cevap yazan arkadaslar size ozellikle soyluyorum. Bir ulkenin duzgunce yonetilmemesi hakkinda fikir soylemek baska, yoneten kisisleri kisisel cikarlari dogrultusunda hareket ettigini soylemek baskadir. Bu bir suclama. Elestiri degil! Ya delil gosterilmeli yada kaldirilmali bu yazi. Bu yazi kesinlikle elestirilerden olusmamaktadir, tamamen kuruntu fikirlerinden olusmus olan bir yazidir. ulke yoneticilerin kisisel cikarlar dogrultusunda hareket ettigini soylemek ne demek? Bunun cevabini verin o zaman durun ben veriym o zaman; avrasya tüneli, 3. Kopru, santraller, tlye donusum kampanyasi, terore karsi irak ve suriyedeki askeri girisimler, gerektiginde dis ulkelerle iyi gerektiginde kotu olmak(halkin cikarlari dogrultusunda) kisisel cikar midir?
    Bana cevabini soyleyin tamam bu elestiridir derim ama bu elestiri degil suclama hemde cok buyuk bir suclama. Mesela kisisel cikar ne oluyor? Karapara, gizliden devlet parasini calma, devlete ait olan yapilari kendi uzerine yapma, devlet hazinesini cebe doldurma kisisel cikardir. Ama boyle bir sey var mi peki? Onunda cevabini veriym YOK. peki bu suclama neye dayandirilarak yapiliyor. Ya bu yazi duzeltilsin yada kaldirilsin….

  8. Yukaridaki yaziyi tekrar tekrar okudum…. Dediklerim gercekten de yanlis mi diye… Ama hayir dogru ozellikle yönetenlerin kisisel çıkarları demekte…. Bu hem bir suclama Türkiyeyi şuan yöneten hic kimse kendi cıkarları icin yönetmiyor. Lütfen kaldırılsın bu yazı…. Okuyucu üzerinde hem algı yaratmak hemde ülkeyi yöneten kisileri kisisel çıkarcı olarak suclamakta… Delil veya ispat yoksa yalan yanlıs yazı anlamına gelir bu kimse yönetenlerin kisisel cıkarcı oldugunu ispatlayamaz…. Çok takip ettigim site ama bu yazı hic yakısmamış… KALDIRILSIN…

    • Neden eleştirilmek zorunuza gidiyor? Son 15 yılda yapılan icraatlar ortada ve Türkiye nin halide ortada. AB ile müzakereler askıya alındı. Rusya ile inişli çıkışlı ilişkiler İran, ırak ve suriye ile düşmanlık vs. Soruyorum Türkiyede kaç insan mutlu ve huzurlu. El nusra başarısız olursa Türkiyedeki alevileri yok etmekle tehtid eden işidli öğretim görevlisi. OHAL ile hak ve özgürlüklerin askıya alınması, Gazetecilerin hapse atılması, Başkanlık yani tek adamlık sistemi. Eğer bu şartlar altındada eleştiri yapamayacaksak bu ülkede yaşamak çok zorlaştı demektir. Diyeceyim, gerçekler vardır dostum. Bunları görmek istememem onların var olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. O nedenle gerçekten demokrasiyi savunuyorsan eleştirilerede açık olmak zorundasın.

  9. Güzel bir yazı ve hakaret içermiyor…ben ak partiye oy veriyorum belki yine vericem ama ülkesi için dusenen ve tasalanan herkese saygı duyuyorum tabii ki muhalif olunucak ve bu yazı delilleriyle çok hoş olmuş

  10. Bence yazı gayet güzel yazılmış tebrikler. Site yönetiminide tebrik ediyorum muhalefet yapan yazarlarda bulunduruyorlar. Yazı iktidar kanadına yakın olanların ister istemez zoruna gidecektir. Ama zamanla alışırlar. Demokrasiden bahsedersiniz ama muhalefete tahammül edemezsiniz.

  11. Hükümetin yanlışlarının eleştirilmesi Türkiye’nin aşağılanması değildir. Türkiye sevdası hükümeti kollamaktan da geçmez. Suni vatanperliklerle bu yanlışlar sıvanmaz.

  12. Ülke olarak yönetilememek , tecrubesizlik vs eleştirilerinizi yersiz ve manasız buluyorum . Severek takip ettigim bu sitenin böyle manasız yazilarını desteklemiyorum bilgilendirmekten çok algı oluşturulmaya çalışıldığını düşünüyorum ..

  13. Yazi icerisinde kullanilmis olunan sozler ozelliklede ilk paragraf hic hos olmayan anlamlar ifade etmektedir. Site yonetiminden ricam bu yazinin kaldirilmasidir. Turkiye asla flort yapiyor diyerek asagilanacak veya kimsenin agzina sakiz oluncak bir ulke degildir. Lutfen bu yazi duzeltilsin veya kaldirilsin…..

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here