İlk Günden Bugüne Suriye İç Savaşı’nın Gelişimi

Suriye gündemini yakından takip edip twitter adresinden güncel olarak paylaşan Levent Kemal, Suriye ile alakalı bir interaktif harita hazırladı. Suriye’de hangi örgüt nereyi kontrol ediyor sorusunun cevabını interaktif haritada bizlere gösteren Kemal, ek olarak da Suriye savaşının kısa hikayesini ele almış.

Twitter’da Levent Kemal’i Takip Edebilirsiniz: (@Valkry)

Suriye’ye Doğru..

Bu toplumsal değişimler Mağrib adı ile anılan Müslüman Kuzey Afrika’dan başlayan bir dalga Tunus’tan yayılarak önce Hüsnü Mübarek diktatörlüğündeki Mısır’a, oradan Cezayir, Libya ve Mısır’a yayıldı.

Arap Baharı adı ile anılan, Mısır’da Hüsnü Mübarek ve Tunus’ta Zeynel Abidin Ali iktidarını deviren değişim dalgası kendisini Libya’da iç savaş şeklinde gösterdi. Libya’da yönetimi 42 yıl elinde tutan Muammer Kaddafi rejimi, değişim dalgasının ilk kitlesel çatışmaları ile yıkıldı.
Kaddafi’nin kalesi olarak anılan Trablus’un düştüğü tarihlerde “kıtaların arasındaki dünya, Ortadoğu’nun” en eski kültürlerinden ancak en diri diktatörlüklerinden biri olan Esed rejimi barışçıl gösteriler döneminin sonunda idi.

Suriye’de Çatışmaların Genel Hikayesi

2011 baharı ile Suriye’de Esed rejimine karşı gösteriler başlamıştı. Yaz başına gelindiğinde ise rejim ordusu hürriyet, adalet ve inanç özgürlüğü isteyen göstericilere yaylım ateşi açıyor, evlere, dükkan ve okullara baskınlar düzenlenip eylemlere katıldığı tespit edilenler ya infaz ediliyordu ya da bir daha haber alınmamak üzere ‘gözaltına’ alınıyorlardı.

Temmuz 2011’de rejim ordusunun saldırılarına karşı daha önce barışçıl reform talebi ile alanlara çıkan muhalifler savunma savaşına başladı. Artık Suriye’de rejim ve muhalifler adında iki taraf savaşıyordu.

Silah gücü ve diğer imkanlar ile nicelik ve nitelik bakımından eşit olmayan iki gücün savaşı ile Suriye’nin çeşitli yerlerinde farklı silahlı muhalif gruplar oluşmaya başladı.

Rejim ordusu içinde yer alan ancak göstericilere karşı Esed ve BAAS’ın tutumuna karşı çıkan subaylar bir araya gelerek Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adı altında birleşti. ÖSO kısa sürede popüler bir hale geldi. Geniş kitlelerin ilgisini çeken ve giderek birbirinden bağımsız hücrelerle çoğalan ÖSO’nun dışında Faruk Tugayları, Ahrar’uş Şam, Nusret Cephesi, Ketaib İslam ve birçoğu gibi Suriye kökenli gruplar kuruldu.

Suriye savaşının şiddeti Irak’ta ve çevre coğrafyada süren birçok hareketin de dikkatini çekmiş, bu hareketler için bir mücadele odağı haline gelmişti. Batı medyasının daha sonradan “Yabancı Savaşçılar” adı altında muhaliflere karşı bir söylem amacı ile kullanacağı “muhacirler” bu evrede Suriye’ye girmeye başladı.

Muhalifleri desteklemek amacı ile Çeçenler, Özbekler, Doğu Türkistanlılar, Avrupa ve Amerika kökenliler, Mağrib’ten gelenler ve daha sonra Suriye’de her fırsatta muhaliflere karşı politik ve askeri yaptırım nedeni olacak olan Irak İslam Devleti Suriye’de rol almaya başladı.

Muhaliflerin tarafında bu gelişmeler olurken Esed ve BAAS partisinin tarihsel, politik ve dini müttefikleri de rejimi korumak amacı ile Suriye sahasında görünmeye başladı.

İran’ın desteklediği ve bugüne kadar tespit edilebilen irli ufaklı 23 Şii örgüt, rejim saflarında muhaliflere karşı savaşmak için İran tarafından Suriye’ye taşındı.

Lübnan Hizbullah’ı, Ebu Fadl Abbas Tugayları, Hareket Nucaba, Seyyide Zeynep Tugayları, İmam Ali Birlikleri gibi bilinen Şii teolojisi adına savaşan örgütler İran’ın silah ve maddi desteği ile “Yabancı Savaşçılar” olarak Suriye’de savaşmaya başladı.

suriye-harabe

2013 yılının Şubat ayında, Lübnan sınırındaki Kuseyr kasabasında ÖSO ile rejim arasındaki çatışmalar İran destekli Şii militanların Suriye’deki varlıkları için başlangıç kabul edilse de Lübnan Hizbullah’ının Şam’ın batı kırsalında 2012 Aralık ayında kayda geçen faaliyetleri de saptanmıştı.

2013 yılı askeri olarak muhalifler için bir gerilla, rejim için ise pusuya düşme dönemi halini almış. Savaşın ikinci yılında Esed ve BAAS rejimi hava saldırıları nedeni ile 100 binin üzerinde sivil hayatını kaybetmişti.

Savaşın giderek artan şiddeti Suriye’den komşu ülkelere büyük bir göç dalgasını tetikledi. Göç dalgasını sınırlarında en çok hisseden ülkeler ise Türkiye, Ürdün ve Lübnan oldu. Ülke dışına çıkamayan Suriyelilerin büyük bir kısmı muhalif grupların kontrolündeki alanlarda Türkiye ve Ürdün sınırına yakın bölgelerde kurulan geçici yerleşim alanlarına sığındılar.

Savaşın sıcak çatışma günlüğü ve göç, uluslararası çağrılar ve politik gerilimler sürerken Esed ve BAAS rejimi muhalif alanlardaki sivillere karşı kimyasal silah kullanıyor, çeşitli kimyasal aracıları Suriye’de ölümle özdeşleşen varil bombaları ile sivil halka karşı kullanmaktan çekinmiyordu.

Esed ve BAAS rejiminin ilk kimyasal içerikli saldırısı 2013 yılının Nisan ayında İdlib’in Serakib ilçesine sarin içerikli bombaların atılması olarak kayda geçti. Bundan sonra Hama ve Halep kırsalı ile Şam’ın Doğu Guta bölgelerinde rejimin kimyasal kullandığı tespit edilmişti.

2013 yılının Ağustos ayına gelindiğinde ise Esed ve BAAS rejimi Şam’ın Doğu Guta bölgesindeki beş mahalleye aynı anda kimyasal aracılar içeren bombalarla saldırmıştı. Bu saldırıların henüz ilk anlarında 635 kişi hayatını kaybetmişti. Yapılan araştırmalar sonunda rejimin Doğu Guta’da da sarin kullandığı anlaşılmıştı.

Kimyasal saldırının yapıldığı tarhi aralığında Şam ve çevresinde muhaliflere karşı üstün bir konuma gelmenin eşiğindeki rejim, saldırılarını durdurmadı. Kuneytra, Kalamun ve Şam merkezde devrimin başında bir anda kaybettiği bölgeleri geri alma yolunda ilerleyen rejim ülkenin kuzeyinde karşısında çok daha farklı bir manzara ile karşı karşıya idi.

Suriye’de çatışmaların başlamasının ardından muhalifler ile beraber hareket eden Irak İslam Devleti adındaki grup ile muhalif gruplardan Nusret Cephesi arasında 2013 yılı Nisan ayında ciddi bir çatışma potansiyeli ortaya çıkmıştı. Irak İslam Devleti lideri Bağdadi, Nusret Cephesi ile kendi örgütünün birleşitğini ilan etmiş ve yeni adı Irak Şam İslam Devleti olan örgüte bağlılık istemişti. Nusret cephesi lideri Muhammed Colani tarafından reddedilen bu istek, iki grup arasında çatışmalara neden olmuştu. Görünürde ikisi de El Kaide’ye bağlı olan örgütler arasındaki çatışmalı döneme El Kaide lideri Zevahiri el koymuş ve sonunda iki örgütün ayrı iki örgüt olarak mücadele edeceklerine karar vermişti.

Ancak yeni adı Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) olan örgüt El Kaide liderinin arabulucuğunu tanımadı. Nusret Cephesi ise El Kaide’ye olan bağlılığını ilan etti. Ancak bu dönemde IŞİD ile yaşanan çatışmalar nedeni ile Nusret Cephesi Kuseyr dışındaki tüm cephelerde sadece nöbet faaliyeti yürüttü. IŞİD, Halep’in doğusu, Rakka ve Deyr Zor bölgelerinde Nusret Cephesi ve Ahrar’uş Şam İslami Hareketi üyelerini vahşi yöntemlerle katletti. Rakka ve çevresi muhalifler tarafından boşaltıldı. IŞİD Türkiye sınır hattında Tel Abyad üzerinden ilerleyerek Cerablus’a ulaştı.

IŞİD ile muhalifler arasında yaşanan çatışmalar uzun süre devam etti. Çatışma sürecinde Esed ve BAAS rejimi ile terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD’ye bağlı silahlı birlik YPG Batı tarafından IŞİD’e karşı mücadele ortağı olarak gündeme gelmeye başladı.

2013 yılında IŞİD’in saldırıları ile zayıflayan muhalifler 2014 yılına gelindiğinde ülkenin kuzeyinde Lazkiye kuzey kırsalında, İdlib’in kuzeyinden Halep’in içine kadar daha görünür bir alanda faaliyet yürütmeye başlamışlardı.

Kuzeyde görece iyi bir duruma gelen muhalifler ülkenin orta kesimindeki Humus vilayet merkezinde iki sene boyunca Esed ve BAAS rejimi ile Şii militanların kuşatmasına karşı savaşıyordu. 2014 yılı baharına gelindiğinde Humus yerle bir olmuş, kuşatma alanlarındaki açlık ve hastalık baş edilemeyecek bir seviyeye gelmişti. Çatışmalar düşük yoğunluklu devam ederken BM aracılığı ile yapılan görüşmeler sonunda muhalifler Humus kent merkezini Mayıs ayında boşalttı.

Devrimin hemen başında rejimin kontrol alanlarını tuttuğu Hama kentinin güneyi de Humus gibi rejim kuşatmasında mücadele veriyordu. Bölgedeki çatışmaların odağı Rastan ve çevresi oluyor, muhalifler uzun menzilli atışlarla Hama askeri alanlarını bombalıyordu. Hama kent merkezine doğru 2014 Temmuz’unda muhaliflerin taarruzu başarısız olsa da ülkenin kuzeyi ve güneyinde rejimi zor günler bekliyordu.

Aynı tarihlerde, 2014 yazı sonunda, IŞİD Halep’in kuzeyindeki birçok kasabadan çekiliyordu. Azez, Minnag Havaalanı, Tel Rıfat çevresinden çekilen örgüt Suriye’nin kuzeyinden doğuya ve Humus çölünden geçerek Humus ve Şam’ın doğu kanatlarını hedef almaya başladı.

Eylül 2014’e gelindiğinde IŞİD Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırında bulunan PKK’nın Suriye uzantısı PYD kontrolündeki Ayn El Arab’ı kuşattı.

IŞİD’in Ayn El Arab’ı kuşatması, 2013 yılında başlayan PKK / PYD örgütünün IŞİD’e karşı müttefik olarak benimsenmesi için araç haline getirildi.

ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyon PKK’nın Suriye kolu PYD’ye bu vaka üzerinden aktif silah ve eğitim desteği sunmaya başladı ve PKK’nın uzantısını müttefik olarak tanımladı.

Ayn El Arab’taki kuşatma 2015 Ocak ayı sonunda bitti. İlçe çevresinde çatışmalar sürdü. Batı dünyasının sivil katliamı ile süslediği psikolojik savaşa rağmen Ayn El Arab’taki 200 bin kişi Türkiye’ye sığındı ve 43 sivil hayatını kaybetti.

Bu gelişmenin ardından Suriye’nin kuzey bölgesinde ABD ve IŞİD karşıtı koalisyonun hava saldırıları, silah, mühimmat, eğitim ve birebir özel kuvvetler ile destek verdiği PKK / PYD terör örgütü alan kazanmaya başladı.

Haseke merkezli şekilde ilerleyen PKK / PYD örgütü Arap ve Türkmen çoğunluğun bulunduğu bölgeleri IŞİD’ten aldıkça bölgede tehcir planını devreye soktu. Ayn İsa, Tel Abyad, Türkmen Bareh bölgelerindeki Arap ve Türkmenleri ABD’ye bombalatmakla tehdit eden örgütün zorunlu göç uygulaması uluslarası kuruluşlar tarafından da raporlandı.

PKK’nın IŞİD üzerinden ABD yardımı ile genişlemesi sürerken muhalif gruplar ülkenin kuzeyinde rejime karşı savaş stratejilerini değiştirecek bir gelişmeyi planlıyordu. 2015 yılının başında Esed ve BAAS rejiminin İdlib kırsalındaki iki önemli üssü Vadi Deyf ve Hamidiye’yi ele geçiren muhalifler bu sonuca giden yolu ve daha önceki benzer sonuçların nasıl elde edildiği konusunda bir muhasebe yapmışlardı.

Operasyon odaları şeklinde bir bölgede savunma ya da taarruz yapmanın dağınık emir komuta, dağınık moral merkez nedeniyle daha düzenli ve ateş gücü ile insan gücünü toplam bir askeri güce çevirmek için sürdürülen görüşmeler sonunda İdlib vilayetinin tümünü fethetmek hedefi ile Fetih Ordusu ilan edildi.

Ahrar’uş Şam, Nusret Cephesi, Ceyş’ül Sünne, Liva El Hak, Ecnad’uş Şam, Feylak’uş Şam ekseninde kurulan Fetih Ordusu 2015 yılının Mart ayında ilan edildi. İlanın iki gün sonrasında başlayan İdlib Operasyonu sadece 3 gün sürdü ve İdlib kent merkezi tamamen muhaliflerin eline geçti.

İdlib zaferinden yaklaşık bir ay sonra 23 Nisan 2015’teki Cisr Eş Şuğur savaşında Esed ve BAAS rejimi güçleri 2 gün içinde yenildi. Cisr Eş Şuğur merkezi tamamen muhaliflerin eline geçerken kentin güneyindeki Vatan hastanesinde ise muhabere iki gün daha sürdü.

Fetih Ordusu İdlib ve Cisr Eş Şuğur’un ardından Mayıs ve Haziran içinde Mestume ve Gab OVası operasyonlarında rejimi ağır yenilgilere uğrattı. Gab Ovası’na girilmesi ile Hama’ya göz kırpan Fetih Ordusu, İdlib’in doğusunda uzun süredir rejim kontrolünde olan Ebu Duhur hava üssünü de 2015 Eylül ayında ele geçirdi.

2015 yılının Eylül ayında Esed ve BAAS rejiminin geçmişten bu yana politik ve askeri müttefiki konumunda olan Rusya, 2014 yılından o zamana beklenen şekilde rejime destek vermek için Suriye’de hava operasyonlarına başladı.

suriye-savasindan-goruntuler

Lazkiye vilayetinin merkezi Lazkiye kentindeki Humeymim askeri üssüne konuşlandırdığı savaş uçakları ile IŞİD’e karşı mücadele adı altında Esed ve BAAS rejimine destek vermek için muhalifleri ve muhalif bölgelerdeki sivil alanlara hava saldırıları düzenlemeye başladı. Rusya, ilk hava saldırısını Hama ve Humus bölgelerindeki muhalif alanlara 1 Ekim 2015 tarihinde yaptı.

Ocak 2016 tarihine gelindiğinde Rusya, Suriye’de muhaliflere karşı 12 bin hava saldırısı gerçekleştirmişti. Suriye’de savaşın başından bu yana en şiddetli bombardımanları yapan Rusya hava saldırılarında, uluslararası yasalarla kullanımı yasak olan misket bombaları ve fosfor bombaları kullandı. Akdeniz’deki savaş gemilerinden balistik füzeler ile sivil yerleşim alanlarını da hedef alan Rusya Esed ve BAAS rejiminin yanında Halep’in kuzeyindeki Azez bölgesinde PKK’nın Suriye uzantısı PYD terör örgütüne de destek verdi.
Rusya’nın Suriye’deki operasyonlarının ilk evresinde rejim sadece Palmira’da ve Lazkiye’nin Türkmen Dağı bölgesinde ilerleme sağlayabildi. Sonraki altı ay içinde Halep ve çevresine odaklanan Rus hava saldırıları, karada Şii militanlar ile koordineli şekilde Halep – Antep yolunun kapanmasına neden oldu.

Şubat 2016’da Halep’ten Azez’e uzanarak Antep’e ilerleyen yolun kapanmasının ardından Rus bombardımanı Halep kuzey kırsalındaki Anadan, Hireytan ve Hayyan bölgeleri ile Halep’teki muhalifleri dış dünyaya bağlayan Kastillo yoluna yoğunlaştı.

Rus bombardımanın yanı sıra Kastillo yoluna Halep’in Şeyh Maksud bölgesini kontrol eden PKK/PYD ile eş zamanlı saldıran rejim güçleri ile muhalifler arasındaki çatışmalar geçen Temmuz ayına kadar karşılıklı şekilde sürdü.

Rusya’nın Suriye’de operasyonlara başlamasının ardından ilk odak noktalarından biri olan Lazkiye ilinin kuzey kırsalındaki Türkmen Dağı ve Kürd Dağı bölgeleri Kasım 2015’te şiddetli çatışma ve bombardımanlara sahne olmuştu. 2015 Kasım’ında Türkmen Dağı bölgesine güney yönünden Rus hava desteği ile büyük bir saldırı başlatan rejim ve Irak kökenli Şii militanlar Gımam köyünü ele geçirerek kuzeye doğru ilerlemeye başladı.

Gımam köyünde bir hafatadan fazla süren çatışmalar sırasında Rus savaş uçakları muhalif mevzilere iki yüze yakın hava saldırısı gerçekleştirdi. Gımam’dan çekilmek zorunda kalan muhalifler daha sonraki süreçte hızla geriledi. Türkmen Dağı bölgesinde Kasım ayının sonunda Esed ve BAAS güçleri ile Şii militanlar Keseb’in güneyindeki Acısu kavşağını ele geçirip Türkiye sınır hattından Kelez köyü sırtına ve güneyde de Kastal Malaf’tan Kızıldağ eteklerine kadar ilerlediler.

Kızıldağ bölgesinde beş gün süren karşılıklı çatışmalar ve git gellerin ardından rejim güçleri bölgeyi ele geçirdi. Bölgenin muhalifler adına güvenli bölgelerine en yakın ve en yüksek konumuna sahip olan Kızıldağ’ın rejimin eline geçmesi ile Türkmen Dağı askeri olarak tam olarak savunma savaşı konumuna geçti.

Kasım ayı sonunda Burç Zahiye, ve Ateyra hattında süren çatışmalar sırasında Fetih Ordusu bileşenlerinden Ecnad’uş Şam Rusya ve rejimin şiddetli saldırısına karşı Türkmen Dağı’na destek yollayacağını açıkladı. Ecnad’uş Şam’ın ardından Nusret Cephesi, Ahrar’uş Şam, Feylak’uş Şam ve muhacir gruplar Türkmen Dağı’na destek yollayacaklarını açıkladı. Fetih Ordusu ve diğer grupların destekleri sonrasında yoğunluğunu yitiren rejim saldırılarına karşılık verildi. Saraf, Beyt Lokman ve Kulçuk kavşağı geri alındı. Ancak Rusya’nın hava saldırıları bölgede tüm şiddeti ile devam etti.

Rusya’nın Lazkiye ilinde rejim ve Şii militanlarla koordine içindeki saldırıları Türkmen Dağı’nın yanı sıra Kürd Dağı bölgesinde de yoğunlaşmıştı. Kürd Dağı’ndaki çatışmalar Ekim 2015’te başlamıştı. Rusya’nın operasyonlara başlamasının hemen ardından Kürd Dağı bölgesindeki Salma ve çevresini bombalaması ve Tartiya yolundaki muhalif alanları hedef alması ile Kürd Dağı’nın doğu yakası hareketlenmişti.

13 Ekim 2015 tarihinde uluslararası gözlem kuruluşları ve Suriyeli kaynaklar İran’ın Lazkiye’deki Humeymim üssüne bin Şii militan indirdiğini ve Kürd Dağında büyük bir operasyona başlanacağını ifade ediyordu. Hemen ardından Rusya Humeymim üssünden yapılan sivil uçuşları 90 günlüğüne kapattığını açıkladı.

2015’in Ekim ayından 2016 Ocak ayına kadar süren aralıkta Rusya Kürd Dağı’nda Salma ve çevresine üç binden fazla hava saldırısı gerçekleştirdi. Rusya’nın havadan bombardımanı ile yıpratılan muhalif mevziler 2016 Ocak’ında Esed ve BAAS rejimi güçleri ve Şii militanların kara operasyonu ile karşı karşıya kaldı.

Salma’nın rejimin eline geçmesinden sonra muhalifler kuzeydeki Kabbani’ye kadar aşamalı şekilde geri çekildi. Savaş Lazkiye’den Halep’e taşınıyordu ve Lazkiye’de düşen tansiyon Halep’te yükseldi.

Aralık 2015’te Halep’in kuzeyindeki Azez ve çevresi PKK/PYD’nin ilerleyebilmesi için Rusya tarafından bombalanırken, Halep kent merkezine daha yakın olan Başköy, Duvayr Zeytun ve ve Cibin hattı da bombardımana maruz kalıyordu. Rus bombardımanı eşliğinde batıdan Nubl Zehra, doğudan Başköy hattındaki Şii militanların saldırıları sürüyordu.

Azez bölgesinde Rus hava desteği ile PKK/PYD ilerlerken daha güneydeki Başköy ile Nubl arasındaki muhalif alanlar sivilsizleştiriliyor, bir ileri hamle için yıpratılıyordu.

Aynı süreçte Rusya’nın bombardımanı ile beraber Esed ve BAAS güçlerine eşlik eden İranlı militanlar Halep’in güneyinden batı yönünde Dera – Şam – Halep otoyolunu ele geçirip İdlib’e geçmek amacı ile saldırılar gerçekleştiriyordu.

suriye-ilginc

Halep ve çevresinde toplam altı cephede havadan ve karadan muhaliflere karşı yürütülen saldırılar ilk sonucunu Halep’in kuzeyindeki hattın rejim ve Şii militanların eline geçmesi ile aldı. Nubl – Zahra ilçelerindeki Şii militanlar ile Başköy hattındaki militanların Rus hava desteği ile eş zamanlı saldırısı sonunda Halep ile Azez arasındaki bağlantı kopmuş oldu.

Halep’in güneyinde Zirbe, Barneh, Han Tuman ve Ziytan bölgelerinde Fetih Ordusu ile rejim destekçisi Şii militanlar arasında çatışmalar sürerken Esed ve BAAS rejiminin İran desteği ile Halep’te büyük bir operasyona başlayacağı açıklandı. Açıklamanın ardından Şubat ayının ilk gününde Halep’in kuzeyindeki Başköy – Duveyr Zeytun hattında saldırıya geçen rejim ve Şii militanlar, Nubl ve Zahra hattı ile 3 gün içinde birleşti. Böylece Rusya’nın hava desteği ile PKK/PYD saldırısı altındaki Azez ve Halep arasındaki bağlantı tamamen kopmuş oldu.

Halep ile bağlantısının koptuğu sıralarda Azez bölgesinde Azez kent merkezi ile Tel Rıfat arası Rusya tarafından şiddetli şekilde bombalanıyordu. Eş zamanlı olarak Suran ve Ahtarin’de konuşlu IŞİD militanları Azez’in doğusundan saldırılar gerçekleştiriyordu. Halep yolunun kapanmasından bir süre sonra Şubat ayı içinde PKK/PYD militanları Minnag havaalanını ele geçirdi.

Rus bombardımanı eşliğinde ilerleyen PKK/PYD militanları Minnag, Maarnaz, Ayn Dagne, Tel Rıfat ve Şeyh İsa’ya kadar ilerledi. Azez kent merkezinin batı girişine 1 km kadar yaklaşan PKK/PYD’ye Türkiye topçu atışları ile müdahale etti.

Halep kuzeyinde Rusya destekli PKK/PYD saldırıları sürerken IŞİD Mare kasabası ve kuzeyindeki Sındif, Kafr Kalbin ve Kafr Cibrin’e saldırdı. Üç köyü ele geçiren IŞİD böylece Mare ve Azez bağlantısını koparıp Mare’yi üç yönden kuşattı.

Kuzeyde bu gelişmeler olurken Halep merkezde muhalifler ile PKK/PYD’nin kontrolündeki Şeyh Maksud çevresinde, özellikle batısındaki Eşrefiye ve Gençlik Merkezi mahallerinde şiddetli çatışmalar yaşanıyordu.

Rusya’nın Halep merkezi ve çevresine süren hava saldırıları devam ederken Mellah bölgesinde harekete geçen rejim ve rejim yanlısı Filistinli Küdus Tugayları Kastillo yoluna ilerlemeye başlamıştı.

Mellah operasyonu için hazırlık evresinde ise Afrin’in güneyindeki Şeyh Akil ve Kaptan Cebel bölgesinde PKK/PYD ve İran destekli Şii militanlarla muhalifler arasında şiddetli çatışmalar yaşanmış, muhalifler Şii militanlara büyük kayıplar verdirerek saldırıları püskürtmüştü. Çatışmaların yaşandığı bölgedeki Şeyh Akil, Kaptan Cebel, Daret izze, Kafr Bissin, Kafr Tin ve Şeyh Süleyman köyleri şiddetli şekilde bombalanmıştı.

Mellah’ta Kastillo yolu hedefli şiddetli çatışmalar 2016 yazının başında başladı. Öncesinde Nisan ayındaki çatışmalar sırasında ağır kayıplar veren rejim ve Şii militanlar Rus hava desteği ile başlattıkları çatışmaların ilk günlerinde yaklaşık 200 kayıp verdi.

Temmuz ayına doğru şiddetlenen ve Halep Fetih Operasyon Odası’ndan sadece üç grubun karşılık verdiği çatışmalarda rejim ve müttefikleri Arab Sallum çevresine kadar ilerledi.

Ekim 2016 Suriye Haritası
Ekim 2016 Suriye Haritası

Halep’in güneyinde rejime karşı şiddetli çatışmalar yaşayan Fetih Ordusu’nun kuzey bölgesine yardım edememesi ve Nusret Cephesi’nin yardımına rağmen Ahrar’uş Şam’ın Mellah bölgesine yardıma gitmemesi gibi sorunların da yaşandığı bölge Kastillo için büyük bir tehdit olmaya başladı.

Arab Sallum bölgesinden Zahra Çiftlikleri’ne inen rejim güçleri ve müttefikleri 8 Temmuz akşamı Halep’in tek ikmal yolu olan Kastillo yolunu ateş hakimiyeti altına alarak kapattı. Halep kuşatma altına girdi.

Kuşatmadan bir süre sonra Fetih Ordusu, kentin güneyinde seyrekleşen operasyonların ardından Halep’te kuşatmanın kaldırılması için bir operasyon başlatacağını ilan etti. Kentin güney kesiminde Han Tuman üzerinden başlayan operasyon kuzey ve doğu yönünde seyretti.

Temmuz ayının sonunda başlayan operasyonda Fetih Ordusu art arda Halep’in güneyindeki Hikmet Okulu, Mahrukat Tepesi, 1070 Konutları, Ramuse’nin güney kısımları, Haviz, Cemiye, Amiriye, Topçu Okulu, Otogar çevresi ele geçirilerek Halep kuşatmasını kırdı.

Ramuse ve Topçu Okulu çevresinde yaklaşık bir ay kadar süren düşük yoğunluklu çatışmalara rağmen şiddetli Rus hava bombardımanı nedeni ile Ağustos ayının sonlarında kuşatmanın kırılması için alınan yerleri rejim tekrar ele geçirmeye başladı.

24 Ağustos’ta Türkiye’nin silahlı kuvvetlerinin desteği ile Halep kuzeyinde başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı’nın Halep bölgesinden muhalif çektiği ve kayıpların bu nedenle olduğu yönünde bazı iddialar ortaya atılmış olsa da Fetih Ordusu bileşenlerinden bu yönde herhangi bir açıklama yapılmadı.

Kayıpların ve şiddetli Rus bombardımanın sürmesi nedeniyle bazı noktalardan çekilmelerin ardından Halep Eylül ayı başında tekrar rejim kuşatmasına girdi.

Kayıpların ve şiddetli Rus bombardımanın sürmesi nedeniyle bazı noktalardan çekilmelerin ardından Halep Eylül ayı başında tekrar rejim kuşatmasına girdi.

RUSYA’NIN 1 YILLIK SALDIRILARININ BİLANÇOSU

Bir sene içinde Suriye genelinde düzenlenen Rus hava saldırılarında yaşamını yitiren insanların toplam sayısı 9 bin 364 olarak belirlendi.

Rusya’nın saldırılarında hayatını kaybedenlerin 906’sı çocuk, 561 kadın toplamda 3 bin 804 sivil, 2814’ü ise muhalif savaşçılar olarak açıklandı. Yaralıların sayısı ise 20 bin civarında.

Rusya saldırıları sırasında 59 sağlık merkezini bombaladı. Sağlık merkezlerine yönelik bombardımanlarda ölen 86 sivilin 26’sı sağlık görevlisiydi.

Bir yıl içindeki saldırılar sırasında yaklaşık 200 okul ve 30 fırının kullanılamaz hale geldiği tahmin ediliyor.

Bazı kaynaklar Rusya’nın, Suriye’de operasyonlara başladığı günden itibaren 20 bine yakın hava akını yaptığını ifade ediyor.

Rusya’nın Suriye’de gerçekleştirdiği hava saldırılarının yıllık bazda % 92’si Suriyeli muhaliflere, % 8’i ise IŞİD’e karşı.

Kaynak ve interaktif harita için tıklayın

3 YORUMLAR

  1. Yazı henüz okumadım güzel olduğuna eminim ancak suriye savaşının en başından bugüne kadar ki süreci haritalarla anlatan başka bir makale yazılsa gerçekten çok iyi olur ben araştırdım bulamadım siz yaparsanız ilk olursunuz teşekkürler ..

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here