Lozan Antlaşması Hezimet mi? Zafer mi?

Sayın Cumhurbaşkanımızın bize Lozan’ı kazanılmış bir zafer olarak yutturmaya çalışıyorlar lafıyla tekrardan hararetli bir şekilde tartışılmaya başlayan antlaşmayı maddeleriyle birlikte değerlendirmeye çalışacağım.

Lozan’da Oniki Ada ve Rodos: Osmanlığı İmparatorluğu Balkan harpleriyle birlikte çok fazla yıpranmıştı. Toprak kayıpları artarak devam ediyor ekonomik anlamda sıkıntılar da devleti zor durumda bırakıyordu. 1912 de Trablusgarp Savaşı’nın ardından İtalya ile yapılan Uşi Antlaşması ile Trablusgarp ve Bingazi bölgesi İtalyanlara bırakılmıştı. İtalya’nın savaş sırasında işgal ettiği Rodos ve Oniki Ada 1. Balkan Harbi’nin başlamasıyla geçici olarak İtalya’nın kontrolüne bırakılmıştı. Bu geçici ibaresi Balkan Harbi’nin başlaması nedeniyle adaların işgale uğramaması için İtalyan koruyuculuğa bırakmak için konulmuştur. Fakat Osmanlı ve arkasından kurulan yeni cumhuriyet bu adaları bir daha geri alamayacaktı. Lozan Antlaşması ile bu adaların İtalya’ya bırakılması Türk Heyeti tarafından kabul edildi.

(Lozan Antlaşması 15. Madde: Türkiye aşağıda sayılan adalar üzerindeki bütün haklarından ve dayanaklarından İtalya yararına vazgeçer. Bu adalar Astropalia,  Rodos, Kalki, Skarpanto, Kazos, Piskopis, Misiros, Kalimnos, Leros, Patmos, Lipsos, Sömbeki ve İstanköy adaları ile bunların bağlılarından olan adacıklar ve Meis Adası.)

12ada-rodos
12 Ada ve Rodos

Lozan’da Ege Adaları: Osmanlı İmparatorluğu 1. Balkan Harbi ile Balkanlardaki topraklarının Edirne ve Kırklareli’ne kadar olan kısmını kaybetti. Yunanlılar Ege Adaları’nın büyük çoğunluğunu bu savaşta ele geçirmişti. Londra Konferansı’nda adaların geleceği büyük devletlerin insiyatifine bırakılmıştı. Osmanlı Devleti fiilen adaları kaybetmiş oldu. Lozan Antlaşmasında da Türk Heyeti Ege Adaları’nın Yunanistan’a bırakılmasını kabul etti.

(Lozan Antlaşması 12. Madde:  İmroz ve Bozca adaları ile Tavşan adaları dışındaki Doğu Akdeniz adaları ve özellikle Lımni, Semendirek, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adaları üzerinde Yunan egemenliğine ilişkin 17-30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşmasının beşinci, 1-14 Kasım 1913 tarihli Atina Andlaşmasının on beşinci maddesi hükümlerine uyularak 13 Şubat 1914 tarihli Londra Konferansı’nda alınıp 13 Şubat 1914 tarihinde Yunan Hükümeti’ne tebliğ edilen karar, işbu Andlaşmanın İtalya’nın egemenliğine verilen ve 15. Maddede sayılan adalara ilişkin hükümleri saklı kalmak şartiyle, teyit edilmiştir. Asya kıyısından üç milden az mesafede bulunan adalar, işbu Andlaşmada aksine açıklık bulunmadıkça, Türkiye egemenliği altında kalacaklardır.)

Lozan’da Kıbrıs: Osmanlı imparatorluğu 1571 yılında Venediklilerden ele geçirdiği adayı; 93 Harbi sonucu Rusya’nın İstanbul’a kadar ilerlemesiyle kendisine yardım etmesi için geçici olarak İngiltere’ye kiraladı. Berlin Antlaşması’nda belirtilen şartlara göre İngiltere adayı daha sonraları Osmanlı’ya geri verecekti. Tabi ki sonuç Oniki ada ve Rodos ile aynı oldu. 1. Dünya Harbi’nin başlamasıyla İngiltere adayı ilhak ettiğini açıkladı. O günün zorlu şartlarında Osmanlı bulunduğu savaş ortamında sadece protesto etmekle yetinebildi. Türk Heyeti Lozan’da Kıbrıs konusunda çok fazla ısrarcı olamadı ve İngiltere’nin ilhakını tanıdı.

(Lozan Antlaşması 20. Madde: Türkiye, Britanya Hükümeti tarafından Kıbrıs’ın 5 Kasım 1914’te ilan olunan ilhakını tanıdığı beyan eder.)

Lozan’da Boğazlar’ın Statüsü: Lozan’da Boğazlar konusu en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Sonuç olarak Türk Heyeti Lozan’da Boğazlar konusunda tam bağımsızlık sağlayamasa da en azından Türkiye başkanlığında bir komisyon kurulmasını ve Boğazların idaresini bu komisyonun üstlenmesini sağladı ve İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın iki yanının da askerden arındırılması kararlaştırıldı. Ayrıca barış dönemlerinde savaş gemisi olmayan gemilerin geçişlerinin serbest olmasına, savaş dönemlerin de bu serbestliğin Türkiye’nin isteğine bırakılmasına karar verilmiştir. Boğazlar tam bağımsız Türkiye’nin önünde bağımsızlığı engelleyen en önemli sorundu ve Türk diplomasisi her fırsatta Lozan’ın maddelerini değiştirmek için elinden gelen çabayı gösterdi. Sonuç olarak 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerindeki idareyi elde ettik.

Lozan’da bunlara ek olarak kapitülasyonlar kaldırıldı. Osmanlı Devleti’nin gerileme döneminde ve çöküşünde en önemli etkenlerin başında gelen kapitülasyonların yeni cumhuriyete devredilmemesi tam bağımsızlık yolunda çok önemli bir adımdı. Lozan’a katılan Türk Heyeti’nin en önemli amaçlarından biri kapitülasyonların kaldırılmasıydı ve bu hedefe ulaşıldı.

Lozan’ın en önemli hamlelerinden biri de Osmanlı Devleti himayesi altında bulunan fakat yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti egemenliği altında bulunmayan vilayetlerin borçları Türkiye’ye değil de o topraklar üzerinde kurulan yeni devletlere bırakılmıştı.

Lozan’ın başarısız hamlelerinden biri Yunanistan’dan alınması gereken yüklü miktardaki (1.341.639.505 Türk Lirası) tazminatın yerine harap ve adeta enkaz şeklinde alınmış olan Karaağaç’tı. Yunanistan’ın Ege’de ve Batı Anadolu’da savaş yıllarında gerçekleştirmiş olduğu tahribat olayları nedeniyle Türk Heyeti 4 Milyon altın tazminat parasını gündeme getirmiş ama Lozan’da pek fazla gündem olmamıştır.

Lozan’ın bir başarısız hamlesi de 1. Dünya Savaşı öncesi İngiltere’ye parasını ödeyip yaptırdığımız iki savaş gemisini İngiltere’nin vermemesi üzerine tazminat alamamamızdı.

Lozan’ın en tartışmalı ve bana göre en başarısız hamlesi Musul olmuştur. Misakı Milli sınırları içerisinde belirlenen Musul Lozan’da üstünde en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. İngilizler için Lozan’ın en önemli gündemlerinden birini oluşturmuştu. Enerji ve dolayısıyla petrol dünya piyasasını belirlemeye başlamıştı ve İngiltere kendine uzun vadede getiri sağlayacak Musul’u Türkiye’ye kaptırmak istemiyordu. Türk Heyeti Musul’un Misakı Milli sınırları içerisinde olduğunu ve Türkiye’ye bırakılmasını savunurken, İngiltere bölgenin geleceğine Lozan’da değil Milletler Cemiyeti’nde karar verilmesini savundu. Musul tartışmaları Lozan Konferansı’nın kesilmesine neden olan en önemli konuydu. Tekrar toplanan konferansta Musul sorunu daha sonra çözüme kavuşturulmak üzere geçiştirilmişti. Sonuç olarak ilerleyen iki yılda Türk Diplomasisi savaşın vermiş olduğu bitkinliğinde etkisiyle Musul konusunda çok etkili hamlelerde bulunamadı. 1924 yılında İngiltere ile İstanbul konferansı düzenlenmesine rağmen sonuç alınamadı. Daha sonra Milletler Cemiyeti tarafından sorun görüşülmeye başlandı ve bir komisyon oluşturulup bölgeye gönderildi. Komisyonun raporları ve İngilizlerin bölgeye iyice yerleşmesi üzerine 1926 yılında Türkiye Cumhuriyeti Ankara Antlaşmasıyla Musul’un Irak topraklarına katılımını tanıdı. Musul konusunda Türk Heyeti’nin bir başarısızlığı da 25 yıl süreyle Musul petrollerinde %10 imtiyaz hakkından 500 bin İngiliz Poundu karşılığında 1926 yılında vazgeçilmesiydi Petrolün dünya piyasasında etkili olmaya başladığı yıllarda bunun Türkiye tarafından öngörülememesi önemli bir maddi kayıp yaşatmıştır.

1926-osmanli-haritasi

Ayrıca Misakı Milli sınırları içerisinde bulunan Batı Trakya için Lozan Antlaşması’nda Türk Heyeti hiçbir girişimde bulunmamıştır. Batı Trakya Yunan işgalinden önce Bulgaristan tarafından işgal edilmiş olmasına rağmen Lozan’da Yunanistan’a bırakılmıştır. Günümüze kadar uzanan Batı Trakya Türkleri sorunu Lozan’la birlikte başlamıştır.

          Sonuç olarak Lozan Antlaşması’na giden Türk Heyeti’nin hedefleri tamamen olmasa da büyük ölçüde gerçekleşmişti. Misakı Milli sınırları Musul ve Batı Trakya dışında kabul ettirilmişti. Kapitülasyonlar kaldırılmıştı ve Boğazlar üzerinde Türkiye önderliğinde bir komisyon kurulmuştu. Kıbrıs Oniki Ada ve Ege Adaları Lozan’a giden heyet için hiçbir zaman olmazsa olmaz değildi ve zaten konferans sürerken heyetin en büyük tavizleri bu konularda olmuştu. Lozan’a katılan İngilizler konferansa gelirken boğazlardan geçiş serbestliği, Hindistan sömürgesine giden Kıbrıs’ın ilhakının tanınması ve petrol bölgesi Musul’un elde tutulması temel hedeflerdi ve İngiltere hedeflerine Lozan sonucu ulaşmıştı. Yunanistan Ege Adaları’nı kazanmıştı ve savaş tazminatından kurtulmuştu. Baktığımızda İngiltere’nin antlaşma sonucunda en kazançlı ülke konumunda olduğunu görüyoruz. Yani antlaşmanın sonuçlarından İngiltere çok mutlu, Türkiye mutlu, Yunanistan mutluya yakındı. Türk Milleti savaş alanında büyük zaferler kazanmış Sevr Antlaşmasını savaşarak yok etmiştir. Lozan Antlaşması bu zaferlerin sonucunda gerçekleştirilmiş başarılı değerlendirmeye daha yakışır bir antlaşmadır. Eğer Lozan Antlaşması’nda Ege Adaları, Musul, Kıbrıs ve Oniki Ada veya Boğazların tam bağımsızlığı alınmış olsaydı Lozan Antlaşması tarihin en başarılı antlaşmalarından sayılabilirdi ve gerçekten savaş alanında kazanılmış zaferlerin taçlandırılması olabilirdi. Türk Heyeti’nin Lozan hedefleri arasında adaların veya Kıbrıs’ın olmaması büyük bir talihsizliktir.

        Şunu belirtmeliyim ki uluslararası antlaşmalar çok istisnai durumlarda tarafları yüzde yüz tatmin edebilir. O yüzden Lozan’a zafer mi ya da hezimet mi yakıştırmaları bana göre çok yanlış. Türk toplumu olarak hala geçmişle yüzleşmemizi sağlıklı olarak yapamamış olmanın sıkıntılarını günümüzde çekmekteyiz. Toplum olarak karakteristik özelliğimiz olarak olayları, kişileri, kurumları ya çok yüceltiyoruz ya da gereğinden fazla yeriyoruz. Üstünde dikkatle durmamız gereken en önemli noktalardan biri Türk milleti olarak dönemsel sahiplenmelerden kaçınmalıyız.

(Lozan Antlaşması maddeleri Belgelerle Türkiye Cumhuriyeti’nin Uluslararası Temelleri Kitabından alınmıştır.)

Ahmet Güler*

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here