Kuzey Kore Yalanları ve Gerçekleri

Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un

Resmi adıyla Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ya da halk dilinde ki adıyla Kuzey Kore. Bu ülke hakkında dünyanın çoğu olumsuz görüşlere sahip olabilir ancak bu durum hiç kimseye kanıt sunmadan iftira atabilme yetkisi vermez. Ne yazık ki başta medya olmak üzere pek çok kesim bu durumu bir suistimal aracı olarak kullanıyor. Önce bir iftira atılıyor ortaya, herkeste inanıyor. Sen aksini ispatlayana kadar haber gündemden düşmüş olduğu için insanların inancı da değişmiyor. Nazilerin propaganda bakanının bir lafı vardır “bir yalanı kırk defa söylerseniz doğru olur” diye. İşte bu söz kapitalizmin en büyük silahına referans olmuş durumda. Baktığımız zaman Kuzey Kore hakkında çıkan yamyamlık, işkence, yasaklar, kurallar gibi bazı iftiraların sonradan doğru olmadığı ortaya çıkıyor ancak haber çoktan gündemden düşmüş olduğu için yalan olduğunu insanlara anlatamıyorsun.

Kuzey Koreyi iyi anlayabilmek için onların tarihini de bir gözden geçirmemiz gerekiyor. 2. Dünya Savaşı bittiğinde Kore de tek bir devletin olması planlanıyordu. Ancak ABD kendine yakın bir yönetim istediği için güneyde de ayrı bir devlet kurdurdu. Bu devletin başına Syngman Rhee getirildi. Kendisi Güney Kore’yi 1960 yılına kadar diktatör ve zalimce yönetti. Bu dönemde faili meçhul cinayet ve intiharlar, totaliter baskı ve en kötüsü de ülkeyi savaşa sürüklemesi insanlarda öfke ve bunalım yaratıyordu. 1960 yılına gelindiğinde kitlesel protestolarda halkın üzerine ateş açmış ancak bu işleri daha da kötüye götürerek olayların büyümesine sebep olmuştur. En sonunda istifa edip ABD’ye kaçmak zorunda kalmıştır. Yani bilinenin aksine Güney Kore’ye demokrasiyi ABD getirmedi halkın kendisi getirdi. ABD’nin getirdiği şey; savaş, suç ve baskı olmuştu.

ABD öncülüğünde bölgedeki üç müttefik ülke: Güney Kore, ABD ve Japonya
ABD öncülüğünde bölgedeki üç müttefik ülke: Güney Kore, ABD ve Japonya

Genel olarak Kore savaşının kuzeyin güneyi istilası sonucu başladığı görüşü hakimdir. Bu iftira Kuzey Kore’ye atılan ilk iftiradır. Güney Kore ABD’den gelişmiş silahlar alıyorken, üstelik nüfusu daha kalabalıkken kuzeyin güneye saldırdığını düşünmek zaten çok mantıksız olurdu. ABD zaten bir nükleer bir güçtü ve bu yüzden rakipleri ister istemez korkuyordu. Çünkü Japonya’nın başına gelenlerin kendilerine de olmasını istemiyorlardı. Bu nükleer güce güvenildiği için ABD ve Güney Kore, Kuzey Kore’ye saldırmıştı. Ancak Kuzey Kore beklenmedik bir şekilde güneyi ezip geçiyor ve hızla adayı temizliyordu, çünkü Sovyet hava desteğine sahiplerdi.

ABD ve SSCB’nin hava kuvvetleri havada çarpışıyordu. Yani soğuk savaş boyunca ABD ve SSCB’nin birbirleriyle direk savaşmadığı görüşü yanlıştır. ABD bu yenilgilerden dolayı BM’den yardım istemiştir. Destekle beraber ilerlemeye geçen güney, Çin’in müdahalesiyle tekrar geri çekilmiştir. Yani ABD kuzeyi yok edememiş ve savaşı kaybetmiştir.

Saha da savaşı kaybeden ABD, propaganda savaşını kazanmış görünüyor. Çünkü tüm dünya ABD gibi düşünüyor. Ancak Güney Kore de bile böyle düşünmeyenler var. Mesela 2011 yılında kurulan Birleşik İlerici Parti Kuzey Kore yanlısı idi. Partinin çok hızlı büyümesi üzerine Güney Kore 2014 yılında partiyi kapatmak zorunda kaldı. Güney Kore’de halen komünizmle ilgili konuşmak yasaktır ve ders kitaplarında ki tarih anlatımı kuzeyi haklı çıkardığı için değiştirilmiştir. Gördüğünüz gibi demokratik olduğu sanılan Güney Kore halen ABD etkisinde totaliterliğe devam etmekte. Anti-kuzey propagandası özellikle Sovyetler Birliğinin dağılması ile güç kazanmıştır.

Geçtiğimiz günlerde kuzey yeni bir nükleer deneme gerçekleştirdi. Bu hareket Kore karşıtı açıklamaları da beraberinde getiriyor. Peki sorarım sizlere, ABD ve Güney Kore her yıl askeri tatbikatlar yaparken ve güneye ağır sevkiyat yaparken siz sadece izler misiniz? Elbette size karşı yapılan bu operasyonlara karşı caydırıcı bir şey yapmanız mecbur hale gelir.

Kuzey Kore ekonomisinin dörtte biri askeri harcamalara gidiyor. Çünkü geçmişten ders alıyorlar, eskiden olduğu gibi işgal edilip milyonlarca insanı kaybetmek istemiyorlar. Bu yüzden konvansiyonel olmayan silahlarla düşmanı caydırmak zorunda kalıyorlar. Bu yüzden dünyanın, Kuzey Kore’nin konvansiyonel olmayan silahlarını sorgulamadan önce bu silahları neden yaptıklarını incelemesi gerekiyor. Kuzey Kore zaten ABD’nin bölgeden çekilmesi halinde konvansiyonel olmayan silahları yapmayı durduracağını belirtiyor.

kuzey kore ordusu

Kuzeyde ki fakirliğin en temel sebebinin yoğun silahlanma olduğu ortaya çıkıyor. Ülkenin fakirliğinin diğer temel sebeplerinden biriside BM ambargosudur. Hem bu kadar askeri harcama yapmak zorunda kal, hemde ambargo altında ol ve birileri çıkıp senin fakirliğin ile alay etsin. Bu ülkeye yapılanlar hangi ülkeye yapılsaydı o ülke yine fakir olmaz mıydı?

Kuzey Kore ilk yıllarında 2 büyük savaştan çıkmanın verdiği büyük bir ekonomik bunalım içindeydi. ABD bombardımanlarından dolayı oluşan yıkıntılar ve milyonlarca ölüm ülkeyi mahvetmişti. Nüfusa oranla çok fazla insanın ölmesi büyük bir iş gücü kaybına yol açmıştı.
Bu yüzden 1955 yılında Juche yani kendine yeterlilik politikası geliştirdiler.

Juche’nin ilkeleri üçe ayrılır:

1-) Siyasi bağımsızlık
Bu konuda zaten başarılı oldukları ortada kimse kuzeyin politikalarının önünde duramıyor.

2-) İktisadi bağımsızlık
Ambargo ve askeri harcamalara rağmen ülke kendine yeterli durumda.

3-) Askeri bağımsızlık
Sahip olduğu kimyasal, biyolojik ve nükleer silahlarla herkes için caydırıcı bir güç.

Bu üç ilke olmadan hiçbir ülkenin tam bağımsız olamayacağı gibi iktisat ve savunma da bağımsız olamayan bir ülkenin siyaseten hiç bağımsızlığı olamayacağını belirtiyorlar. Yanlışlar mı?

Öyle ki 1960’lı yıllarda Che Guevara ülkeyi ziyaret ettiğinde Kuzey Kore’nin, Küba için örnek alınabileceğini söylüyordu. Özellikle 1970’li yıllarda Kuzey Kore bölgenin en üretken ve eğitim seviyesi en yüksek ülkesi durumundaydı. Günümüzde de ülkede herkes okuma yazma biliyor.(Türkiye de bile %4 oranında okuma yazma bilmeyen var)

Kuzey Kore’de ortalama yaşam süresi de 72 yıl yani Türkiye ile arasında sadece 3 yıl var. Kuzey Kore kendisi ile aynı gelir seviyesine sahip ülkelerle kıyaslandığında çok uzun ömürlü insanlara sahip. Aynı gelir seviyesinde ki ülkelere bakın, karşınıza ortalama ömür beklentisi 40-50 yıl olan ülkeler çıkacak. Bu da ülkenin sanılanın aksine sağlık ve eğitim sisteminde ki başarısını ortaya koyuyor. (ülke de 11 yıl zorunlu eğitim var).

Ortalama ömür beklentisi ve okuma yazma oranı üzerinden sağlık ve eğitim konusuna baksakta, iş ve aş durumu sosyal açıdan çok daha önemli bir mevzu. Kuzey kore her ne kadar dünya genelinde ambargoların ve silahlanmanın getirdiği yük yüzünden bir bunalım içinde olsa da iş ve aş noktasında bütün dünya ülkelerine örnek teşkil edebilecek bir yere sahip. Çünkü ülkede hem işsizlik oranı hemde evsizlik oranı yüzde sıfır. Her yeni evlenen çift, çocuk sahibi olana kadar küçük bir daire ile düğün hediyesini devletten alıyor, çocuk sahibi olan çiftler ise daha geniş bir eve geçiyorlar. Fakat tek başınıza bir eve çıkamazsınız, zaten öyle bir şey olsa devlet ev yetiştiremezdi. Ayrıca her vasıflı veya vasıfsız yeni mezun gençte durumuna göre bir kuruma yerleştiriliyor. Zaten özel mülkiyetin olmadığı ve devlet tekelinin olduğu bütün sosyalist ülkelerde olan da budur. Çünkü sosyalizmde, vatandaşların eğitim, sağlık, iş, ev ve gıda gibi temel ihtiyaçlarını devlet vermek zorundadır. Temel hakkın dışında kalanlardan ise vatandaşın kendisi ilgilenir.

Bir de herkesin övmeye doyamadığı Güney Kore’ye bakalım Elbette Güney, teknolojisi ve markalarıyla adından çok söz ettiriyor. Peki ekonomik olarak iyi görünen bu ülkede ekonomik sebeplere bağlı intihar oranlarına ne demeli? Güney Kore dünyada intihar oranı en yüksek 2. ülke ve Litvanya ile aralarında çok az fark kaldı. 2000 yılından beri intiharın artışta olduğunu düşünürsek, azalışta olan Litvanya’yı geçmeleri an meselesi. Güney Kore’nin en büyük sorununun kuzeyden ziyade kendi içinde ki intihar oranı olduğu ortaya çıkıyor. OECD ülkeleri arasında 11 yıldır birinci Güney Kore, ikinci ise Japonya. Bu ülkelerde insanların kapitalizmin getirdiği yoğun rekabet ortamında geride kalmaları halinde, aşırı mükemmelci olmaları sebebiyle gururlarının kırıldığı ve bu yüzden intihara aşırı meyilli hale geldikleri tespit ediliyor.

Bunun yanı sıra yetişkin bireylerin ölene kadar ebeveynlerine bakma zorunluluğu olduğundan, yaşlı insanlar hep çocuklarıyla beraber bulunuyor. Ancak ebeveynler çocuklarının ekonomik sıkıntılar içinde olduklarını gördüklerinden onlara yük olmamak için intihar ediyorlar.

İş öyle bir hal almış ki intiharı önlemek için kurslar bile açılıyor ve insanların intihara meyilli olup olmadığını anlamak için telefonlarına soru soran uygulamalar yükleniyor. Öyle bir vaziyet yani. Ancak tüm fakirliğine rağmen kuzeyde böyle şeyleri göremiyoruz çünkü onlarda kapitalizmin getirdiği yoğun rekabet ortamı olmadığı gibi insanlar kültürel yozlaşmaya maruz kalmamış ve sırtını devlete yaslamış durumda. Kapitalizmde olduğu gibi bireyselcilik ve kültürel yozlaşma yok yani herkes kendi başına değil. Devletin durumu belli olduğundan insanlarda yarınını ona göre hazırlıyorlar.

ABD’nin Kuzey Kore’ye karşı olan tavrını daha çok Çin faktörü üzerinden okumakta fayda var. Nede olsa Kuzey Kore hem nüfus olarak hemde ekonomik olarak küçük bir ülke bu yüzden ABD için zaten tehdit olamazlar. Ancak ABD, Çin’i baskı altına alabilmek için onu askeri üslerle çevrelemek zorunda, bu yüzden Güney Kore’ye sevkiyat yapmak ABD için şart. Kuzey Kore faktörünü ise Çin’i çevrelemek için bir bahane olarak kullandıkları bir çok uzman tarafından söyleniyor.

Bu yüzden Kore’de ki krizin kısa veya orta vadede biteceğini düşünmek ancak hayal olur. Krizin bitmesi ancak Çin ve ABD rekabetinin bitmesi ile mümkün.

Kuzey Kore’nin şuan maruz kaldığı nükleer silahlanma, fakirlik ve dışa kapalılık gibi eleştirilerin kaynağında, BM’nin haksız ambargosu ve ABD öncülüğündeki koalisyonun savaş tehditlerine bağlı olarak gelişen mecburi silahlanmanın olduğunu anlıyoruz. Bu noktada Kuzey Kore’nin babadan oğla geçen devlet başkanlığı dışında eleştirilebilecek bir yönünün olmadığı ortada. Kuzey Kore dışında komünist olduğunu iddia edipte parti genel sekreterliğinin babadan oğla  geçtiği başka bir ülke yok. Bu hanedanlık özelliği, kesinlikle komünizmle hiçbir şekilde uyuşmuyor. Maalesef Uzakdoğu’nun gelenekçi ve ataerkil yapısının getirdiği şahsa biat kültürü, bu hanedanlık oluşumda öncü bir etken olmuş durumda. Bu etken Uzakdoğu’da komünizmin yapısının ve işleyişinin önüne bir set çekerek hem geçmişte hemde günümüzde kötü örnekler oluşmasına yol açtı ne yazık ki!

Muhammed Ali Çalışkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

22 YORUMLAR

  1. Abd düşmanlığı (bende abd düşmanı yım, tarihin en sefil katili o ayrı konu) kaynaklı duygusal yorumlar.. Kore de abd sovyet lere hava da yenilmiş…. Bm. Olmasa abd işi olmazmış vs… Ya bırakın bu işleri.. 45 ten bu yana dünyanın en büyük, 90 dan sonrada tek askeri güç abd…. K. Kore sadece abd nin ve silah, enerji, finans çevrelerinin manupile ettiği bir konu.. Adamlar 60 ların sovyet teknolojisi scut_b roket lerini modifiye edip japon denizine sallıyor.. Dünya yada bunlar ın ICBM olduğu yalanı servis ediliyor… Eleman ın dediği gibi : burjuva basınını izlemek sizi kör ve sağır eder… Kalıcı olarak…… Kolay bilgi bilgi değildir..

  2. Kuzey Korede Turkiye gibi Amerikan Usakligi yapmayi kabul etseydi oda simdi gelismis olurdu alisveris merkezleri pahali arabalar fala dolu olurdu. Dimi?
    Adamlar ben yavsaklik yapacagim ac kalirim yinede basimi dik tutarim diyor.
    Tabiki kole ruhlu insanlar bundan anlamaz.

  3. Eğer birleşmiş milletler denen terör örgütü kuzey koreye ambargoyu kaldırırsa ve ABD güney koredeki varlığını geri çekerse, işte o zaman kuzey kore refaha erecek ve birleşik ilerici parti gibileri güneyde daha etkin olup kuzeye katılma sesleri artacaktır bile.
    yeterki ambargo ve savaş tehdidi kalksın. savaş tehdidi kalkarsa zaten bu kadar silahlanmaya gerek kalmaz ve kore bütçesinin 4te 1ini silaha harcamak zorunda kalmaz.
    yaşasın kore demokratik halk cumhuriyeti, yaşasın juche sosyalizmi

  4. batının kuzey kore propagandası çok ilginç, önce kore çok dışa kapalı hiç güvenilir bilgi yok diyorlar sonrada bissürü atmasyon bilgi veriyorlar. hani güvenilir bilgi yoktu.
    madem ülke bu kadar sıkı ve tutucu siz neye dayanarak atıp tutuyorsunuz 🙂

  5. Ben videolarda gordum , alper celebi adli bloggerin yazilarini okudum adamin yalan soyleyecek hali yoktur herhalde. Internet yasak , hindistandaki gibi bir kast sistemi var, televizyonlar yalnizca devletin istedigi seyi gosteriyor, bizden 40 yil geri gibiler. Adamlar amerikadakilerin acliktan kar yedigini zannediyor, market acilisina baskanlari geldi be ki oraya da siradan hickimse giremez cunku pahali. Beyin yikiyorlar. Sen farkli dusunsen devleti elestirsen direk hapishaneye gomerler seni. Resmen baslarindakini ilah olarak goruyorlar gormeyenler de goruyormus gibi yapiyorlar yoksa kast sisteminde dusersin ve ne kadar dusersen o kadar ac kalirsin. Istedigin meslegi secemiyorsun, evlenecegin kisiyi bile sen secemiyorsun ki sistemde sana uygun olanla birlikte olmalisin, bekara ev yok, yurtdisi seyehati yok , sehirlerarasi gezmek icin bile izin gerek, ozel gunlerde zorunlulukla kutlamalara katilmalisin. Belki ordakilerin cocukluktan beridir suregelen beyin operasyonu sayesinde baskanlarina hayranlik duyuyorlar fakat duymayanlar bunu dile getirmeye bile cekiniyorlar. Soyleyin daha vatandasin zit fikirlerine musamaha gostermeyen direk asan, sirf uyusturucu zevki var diye uyusturucuyu legal yapan bir orospu cocugunu mu savunuyorsunuz bana? E savundugunuz sey devlet ise, harbi devlet insanlari onunla kalmaya zorlamaz sen zaten orasi icin gonlunu vermissindir kuzey koreyi disariya acsan aninda cikar herkes. Bu mu devlet sevgisi? Ayrica vatandas aclikla ugrasirken parayi silaha yatirsa ne yazar?

  6. kore demokratik halk cumhuriyeti yani kuzey kore ile ilgili orayı bizzat gidip görmüş birinden aktarılan bu makaleyi okumanızı tavsiye ederim. gerçekten hiç batılı medyalarda anlatıldığı gibi değil. ama dışa kapalı bir ülke olduğu için rahatça atıp tutuyorlar akıllarınca

  7. kuzey kore suriyede esad rejiminin yanında 2 taburunu savaştırıyormuş.
    tabi bu muhaliflerin iddası ve çok tehlikelilermiş korenin özel birliklerindenmiş.
    http://www.turkishny.com/headline-news/2-headline-news/205174-kuzey-kore-askerleri-suriyede-esed-icin-savasiyor#.V9vvuFuLTcs
    http://www.hurriyet.com.tr/muhaliflerden-ilginc-iddia-kuzey-koreye-ait-birlikler-suriyede-esad-rejimi-saflarinda-savasiyor-40076364
    kuzey kore 40 yıldan fazladır rejime askeri yardımda bulunuyormuş

  8. amerikaya kim karşı çıkıyorsa ambargoyla sindirilmeye çalışılıyor iran karşı duruyordu ambargoyla mahvettiler rusya karşı çıktı ambargoyla mahvediyorlar
    küba fil dişi nikaragua myammar hepsini ambargo ile sindirdiler şimdi geriye kuzey kore kaldı.
    allah yardımcıları olsun. yakında türkiyeye de ambargo uygularlarsa şaşırmam

  9. Istatistik ve belgeden yoksun, ne kadar da sığ tespitler! Okurlarınızı “Bu ülkeye yapılanlar hangi ülkeye yapılsaydı o ülke yine fakir olmaz mıydı?” türünden argümanlarla mı ikna etmeye çalışıyorsunuz? Bu ülkelere ek olarak ters perspektiflerden de bakılsaydı yazınızı ciddiye alabilirdim ancak bu haliyle kötü bir “Kuzey” güzellemesi olmuş. Kuzey Kore ile ilgili şu arkadaşın notlarına da bakmanızı tavsiye ederim: http://www.celebialper.com/kategori/ulkeler/kuzey-kore

    • o siteyi daha önceden ziyaret etmiştim bütün yazıları da okudum. çoğu şey benim kaynaklarımı destekler nitelikte zaten. mesela ordunun gücünden bahsetmiş oldukça donanımlı olduğunu söylüyor.
      90’lı yıllarda dengenin değiştiğini belirtmiş bunun sebebi ise SSCB’nin dağılışı.
      SSCB’nin dağılışı ile beraber ambargonun da etkisi ile pek çok eski teknoloji olduğu doğrudur ona bişey diyemem ancak ambargonun sorumlusu kuzey kore değil.
      zaten SSCB’nin dağılmasından sonra askeri destek alamadığı için kuzey kore, ABD desteği alan güneyin gerisine düştü ve bu yüzden konvansiyonel olmayan silahlara yöneldi.

    • 1- silahlanma sebepleri caydırıcı olmak çünkü geçmişte olduğu gibi işgal edilip milyonlarca insan yitirmek istemiyorlar. 1,5 milyondan fazla kuzeyli 500 bin çinli ile beraber ölmüştü o savaşta.
      zaten ABD’nin askerlerini bölgeden çekmesi halinde silahlanmayacaklarını belirtiyorlar.
      2- sınırlarını açsa tabi ki ülkede pek kalan olmaz ama bu dünyanın pek çok ülkesi için geçerli bir durum.
      mesela AB bizi neden almıyor çünkü sınırlar açılırsa milyonlarca türk avrupaya akın edecek diyorlar.

      • bu bir masal; şu anki Türkiye, avrupadan çok daha iyi;

        Seçimin usulen yapıldığı , tek partili sisteme dayalı bir ülkenin halkına verebileceği hiç bir şey yoktur. Halk sınırlar açıldığında ülkede kalmak istemiyorsa fazla söze gerek yok; Nükleer silahlanmaya harcadığı enerji ve parayı halkın refahı için harcasaydı güneyle aralarında bu kadar uçurum olmazdı,

    • Türkiyeyi bile bu kadar karaladıklarını sanmıyorum doğrusu.
      Çünkü Türkiye dışa kapalı bir ülke değil ama Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti BM ambargosu nedeniyle dışa tamamen kapalı olduğundan atıp tutması daha kolay oluyor.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here