Realpolitik Mülahazalarda “Normalleşme Süreci”

1948’de İsrail’in bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, İsrail’in 1949 yılında Arap ülkeleriyle savaşması ve takip eden süreçte uygulanan ateşkes antlaşmaları ile birlikte Türkiye-İsrail’i tanıyan nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ilk ülke olmuştur. Türkiye-İsrail ilişkilerinin inişli çıkışlı bir seyir izlemesine rağmen, iki ülke arasındaki askeri, stratejik ve diplomatik ilişkiler önceliğini korumaya devam etti. İsrail’i tanıyan ilk ülke olan Türkiye, 1958’deki ‘Çevresel Pakt’ ile askeri ve savunma alanında kalıcı olan fakat Arap kamuoyuna çok da açık olmayan bir ilişki zemini kurdu. Soğuk Savaş sonrası, 1993’lü yıllara gelinince Türkiye ‘Oslo Süreciyle’ birlikte Filistin ve İsrail’in temsilcilik düzeyini yükseltti. Bu durumun altında yatan sebep ise; Arap ülkeleri, Filistin ve İsrail arasındaki dengeyi gözeten Türkiye’nin uyguladığı politikalardır. 1996 ve 1997’de ekonomik ve askeri tabanlı ikili anlaşmalarla, Türkiye-İsrail arasında farklı bir ‘model ortaklık‘ kuruldu. New York Times’ın 1999’daki bir raporuna göre, iki ülke arasındaki stratejik ortaklık, Ortadoğu politikasını değiştirecek potansiyele sahipti.

2002 yılında tek parti iktidarının gelmesi ve 2005 yılında ziyaretler sonucu gelişen ilişkiler devletlerarasındaki politik sürecin sürdürülmesine imkân verdi. Fakat 29 Ocak 2009’da meydana gelen ‘One Minute’den ‘Davos’a uzanan ilişkiler politik durumun seyrinin değişmesine yol açtı. Bu gerginlik ortamını takip eden süreçte, 31 Mayıs 2010’da Mavi Marmara’da yaşananlar Davos geriliminin bir devamıydı. Mavi Marmara’da sivillere yapılan saldırı ve cinayet üzerine Türkiye-İsrail ilişkilerinde gerginlik yükseldi. 2010-2013 yılları, Türkiye-İsrail ilişkilerinin buz kestiği bir döneme girdi. Fakat yakın geçmişimize baktığımızda kriz öncesi dönemin geride bırakıldığı ve düşük seviyede olan ilişkilerin normalleşmeye doğru aşama kaydettiği görülebiliyor. Bu durumu geçtiğimiz günlerde meclise giren ve Türkiye-İsrail ilişkilerini kriz öncesine dönmesini sağlayacak anlaşma metni ile açıklayabiliriz.

Peki bunca gerginlikten sonra ”Türkiye’nin anlaşmaya varmasının sebebi nedir?” sorusunuda sormadan edemeyeceğim.

Rusya’nın Suriye krizine müdahil olması, İran’ın süreçte etkinleşmeye başlaması, Türkiye’nin stratejik konumu ve bölgesel ölçekteki şartların yaşanmaya başlaması yeni parametrelerin devreye girmesini gerektirmiş olabilir. İsrail Mavi Marmara’daki sivil girişimli bir kan dökme çabasıyla, kendisinin terbiye edilmesine razı olmadığını ima ediyor. Normalleşme sürecinde Türkiye’nin hedefi ile İsrail’in Mavi Marmara’da vermek istediği mesaj ironik biçimde benzeşiyor. Yani hem İsrail’in hem de Türkiye’nin jeopolitik çıkarları normalleşmeyi gerektiriyor. Her şeye karşın, realizmin öngörüleri ve karşılıklı çıkarlarda bu durumu doğruluyor.

Gökberk Kuzgunkaya

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR


KAYNAKLAR
http://politikaakademisi.org
www.yazargundemi.com/
http://akademikperspektif.com/

 

2 YORUMLAR

  1. Yerinde ve güzel bir analiz olmuş.Türkiye ile İsrail arasındaki mutabakatın ana başlıklarına bakılacak olursa konuyu anlamlandırmak daha kolay olacaktır.

  2. saçmalık
    dostuna yakın düşmanına daha yakın olma mecburiyetinden.
    Evangelist_Siyonistler in elinden israil halkını kurtarma amacı yoksa,uşaklık amaçlıdır.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here