Yükselen Tehlike: Selefilik

Günümüzde hızla yayılan ama petrol alamama korkusu yüzünden yayılmasına engel olunmayan bir mezheptir Selefilik. Selefilik İslam dininin itikadi mezheplerinden bir tanesidir. Günümüzde nasıl ki Harici mezhebinden sadece İbadiye kolu kaldı aynı şekilde Selefilerden de Vahhabi kolunu duyar olduk. Bugün dünyanın çeşitli İslam ülkelerinde yoğun bir misyonerlik çalışması var. Eski yüzyıllarda bu yoktu çünkü bu görüşü yaymak isteyenlerin böyle bir imkanları yoktu. Artık bu imkana eriştiler.

Onlara bu imkanı sağlayansa kuşkusuz petrol. Hem bol bol var, hem kalitelisinden, hemde kolayca çıkarılabiliyor. İşte Selefilerin eline kara altının gücü geçti artık. Artık petrolün getirdiği geniş imkanlar sayesinde müthiş bir misyonerlik faaliyeti yürütebiliyorlar. Sadece Suudi Arabistan’ın tek başına petrolün fışkırmaya başlamasından günümüze kadar 75 milyar $ gibi bir meblayı bunun sarf ettiği iddia ediliyor.

Nasıl başarıyorlar?

Son günlerde yine Maldivler ve Kosova’dan bu tür haberler gelmeye başladı. Her zaman olduğu gibi yine fakir ve tehdit altında olan Müslüman ülkelere başta cami inşa etme gibi çeşitli vaatlerle girerek ilk adım atılıyor. Örneğin başta Kosova gibi onlarca yıl dinden habersiz yaşayan, imam ve ibadethane eksiği olan ülkelerin camisi inşa edildikten sonra iş bitmiyor, birde bu camiye imam lazım oluyor çünkü bölgede yetişmiş din adamı yok. Böylece imamlarda Suudi Arabistan’dan gitmiş oluyor. Bu sıkıntı genelde fakir yada yeni özgürleşmiş Müslüman ülkelerde olsa da, gayri-müslimlerin çok olduğu ülkelerde de sık sık hissediliyor. Çünkü Müslüman olmayan bir ülkeye giden göçmen işçiler oradaki tek Müslüman grup oluyor ve ülkenin zaten gayri-müslim olması sebebiyle imamlarda mecburen dışarıdan yani körfezden gelmek zorunda kalıyor.

Hedef kitle kim?

En kolay hedefler tabi ki işsizliğin ve yoksulluğun yüksek olduğu Müslüman ülkeler. Müslüman olmayan birini zaten selefi yapamazsınız. Fakirliğin yanı sıra yalnızlıkta önemli bir aktör tabi ki. Özellikle farklı ülkelere çalışmak için gitmiş göçmenler gittikleri yerlerde yalnızlık çekiyorlar ve bu yalnızlık onların doğru bilgilere ulaşmasını zorlaştırıyor. Çünkü işin ehli insanları bulamazken karşısına selefiler çıkınca afallaması kolay oluyor. Genelde gittikleri ülkede yalnızlık çekenlerin bunalıma girmesi yaşadıkları topluma karşı nefret suçu işlemelerini sağlayabiliyor. Aynı şekilde fakir, işsiz ve saf insanlara “senin sefaletinin sebebi şunlardır” dediği zaman onlar ister istemez intikam moduna girebiliyorlar.

Neden engel olunmuyor?

Zamanın da Komünist manifestoların yayılması pek çok ülkede çeşitli savlar kullanılarak engellendi, peki bu neden engellenemiyor sorusuna verilebilecek en güzel cevap petroldür. Komünizm manifestosu yapanlar zaten bunu yoksullukları için yapıyordu, yani zaten zengin biri olsa buna kalkışma ihtimali oldukça düşüktü. Ama selefiler öyle değil. Bugün onlar dünyanın en değerli petrol bölgelerinde yaşıyor ve kontrol sağlıyorlar. Üstelik onların petrol çıkarma maliyeti daha düşük. Örneğin Rusya da petrolün çıkarılma maliyeti 40 $ civarındayken, Arap çöllerinde bu 10 $’a kadar iniyor çünkü kayayı kırmakla çölden kum kaldırmak arasında çok fark var. Sadece petrolün çıkarılması kolay olmakla kalmıyor aynı zamanda kalitesi de oldukça yüksek. Yani böyle insanlara engel olmaya çalışmak size 1973’te ki petrol krizini tekrar yaşatabilir. Ne yazık ki herkes bundan korktuğu için tavizler vermek zorunda kalıyor.

Bu yazımda Selefiliğin ne olduğunu anlatmak istemedim. Çünkü böyle heterodoks inançların felsefesini aktarmanın gereksiz olduğu kanaatindeyim. Zaten son yıllarda terör sayesinde çokça duyar olduk. Yatıp kalkıp halimize şükür etmeliyiz. Bizim ülkemizin Haricilik ve Selefilik gibi heterodoks mezheplere ev sahipliği yapmamasının sebebi ise geçmişte laiklik için yaptığımız reformlardır. Anadoluyu bu saçmalıklardan koruyabilmenin tek yolu bu reformlara sahip çıkmaktır.

Muhammed Ali Çalışkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

10 YORUMLAR

  1. suud selefiliği ile cihadi selefilik ayrı şeylerdir.Cihadi selefiler suud selefilerine murcia deyip tekfir ederler ve kafir olarak görürler.Aralarında çok büyük fraksıyon farkı var.

  2. Selefi adı altında orta doğuyu kana bulayan ve kısmi azamisi ruh hastası olan ayrıca ne suriye nede ırakla alakası olan bu zevat islam’ın arkaik dönemlerini baz alır ancak örgütlenmesinin temel motoru cihat ihraç etmektir. E tabi arkasında da katar, suudi arabistan gibi petrol zengini krallar oldumu Türkiye Cumhuriyetini bile tehdit edecek kadar pervasızlaşır.
    Oysa bu sapık zina çocuklarının çarpık islam anlayışı Türkiye’de ki duru, doğru islam anlayışıyla uyuşmamaktadır, tabiki bir kısım ayran budalası, sanki İslam yeryüzüne yeni inmiş edasıyla bunlara rağbet etmektedir. Ancak milletimiz çoğunluğu bu iğdiş beyinlere itibar etmez.

  3. YÜZ YIL ONCE İSLAM TAMAMEN İŞGAL EDILMİŞ HİLAFET KALDIRILMIŞ DOLAYISIYLA BU KADAR İHTILAFLI DUŞUNCELER ÇIKMAK DOĞALDIR ama sen muhammed ali çalışkan senın adın musluman adı dır ama duşuncen gavur duşuncesıdır bir kere laiklik gavurlukdur kamal de bir ispanyol yahudisidır ingilizlere kopeklık yaparak laiklik getırdı ve senın gibi ler içi boş turedi bay muhammed ali çalışkan bari adını hans coni olarak değişdırki duşuncelerın uysun

    • hilafetle alakası yok. hatta eskiden daha çok mezhep vardı fakat pek çok mezhep zamanla diğer mezheplerin altında eriyip gitti mesela haricilik mezhebinin 5 kolu vardır ama günümüzde sadece ibadilik kolu ayaktadır. geçmişte onlarca mezhep küçük nufüsları nedeniyle büyük nüfusa sahip mezhepler karşısında asimile olmuştur ve bu durum bugünkü tekelleşmeleri meydana getirdi.

  4. hocam devlet nedir?Bir olgudur.Canlı bir olgu ? Neden canlı çünkü onu oluşturan insanlar var.Bir mekanizma içindeki parçalardan bir beden içersindeki hücrelerin genetiğinden var oldugu kimlik kazandıgı gibi de devlet insanlarının etkisine mahruz kalır.Şimdi burda işi matematiksel anlattımmı birde sosyal açıdan bakalım bir evlat düşün erkek evlat babasının adımlarını izler.Ondan etkilenir çünkü.Misal sen karşılaştır babanla kendini.Hiçbir aldıgım özelligim yok diyemessin.Ekseriyeten toplumumlar yüzyıllar boyunca etkileşim içersindedir.Birbirlerini etkilerler ki bizim islamiyeti bu kadar hızlı benimsememizin nedeni inanç konusundaki benzerliklerdir.Velasıl laiklik denilen sistem din-devlet ayrımıysa bu mümkün olmaz.Doku uyuşmazlıgı olur.Haaaa diyeceksen işte özgürlükdür şudur budur herkes istedigini giyerde bilmem ne hah işte bizim dinimiz buna ters midir ?

    Teşekkürler.

  5. Hocam laikliğinde sıkıntılarını çektik.Bizim zaten as olan idaremiz laiklikten nasıl aşşagı olabilir.Bizler bu ülkede halkın %90 ından fazlası müslüman olan bir ülkeyiz ve allaha inanıyoruz.Allaha inananın bir toplum nasıl onun çizdiği idare biçiminin üzerinde bir idare olduğuna inanabilir?
    Bu ülkede olan cumhuriyet sonrası darbe ve teşebbüslerinin tamamı laiklik ibaresi altında olmustur.
    Bizler sindirilmeye,kalıba sokulmaya çalışıyoruz.Buda bunun getirisidir.Böyle düşünüyorum.Ama işte o müthiş dehanın yani Atatürkün o pragmatist anlayışını doğru anlamamız gerek.Yoksa ya körü körüne baglanırız degişmezimiz yaparız yada nefret ederiz dogrularına kusur ararız.

    • insanlar değiştiği gibi kültürlerde değişir.
      nasıl ki zamanında türkler çoğunlukla şamanistti şimdi müslüman oldular.
      müslüman olurken birileri çıkıp dedi mi “biz 1000 yıldır şamanistiz atalarımız göktengriyle yattı göktengriyle kalktı islamda neymiş bizim kültürümüzde böyle şeyler yok” demediler belki diyenleri olmuştur sonuçta hepsi bir anda müslüman olmadılar çok uzun zamanda oldu bu.
      günümüzde de böyle şeyler söyleniyor ama çoğu dindar olan bir ülke, elbet laik olabilir yani sürerliliği vardır.
      bütün dünya o yöne kayarken sürerliliği olmaz demek zor.

  6. İlkokul çaglarımda Atatürk’e hayran olan seven bir insandım.Lise çaglarımda belli ‘dank’lar sonucu olumsuz durdum.Şuan üniv öğrencisiyim ve durumum olumluya dogru kayıyor.Bana göre degişen tek şey başkalarının anlattığından çok kendi gördüklerimden fikir çıkarmak oldu değişmeyen tek şey ise Atatürke olan hayranlığım oldu.Bugun size teşekkür etmek istiyorum.buradaki yazınızdan 1 cümle yine o ‘dank’lardan oldu.Laiklik üzerine.
    Herşeye birkaç olur buluyordumda yav bu laiklik olayı sadece iyi niyetle olacak şey değil diyordum.Ama şimdi öyle düşnüyorum ki belkide dediğin gibi o dönemde laiklik olmasa idi birçok mezhepsel çatışma içinde olabilirdik.Üzerine düşünüp araştıracağım bu konunun.Ben özellikle teşekkür ediyorum.Fakat size şunuda ben ‘dank’ ettirmek isterim Atatürk eger sandıgım kadar bir deha ise ancak bunu zamanında görüp laikliği istemiştir.Ancak şu dönemde olsa acaba ”laikliğin sürerliliği” üzerinde ne kadar dururdu ya da durur muydu ?Bunuda düşünmek gerek.Çünkü böyle bir deha Degişmeyenin degişimin ta kendisi oldugunu bilip laikliğinde asla son aşama olmayacağını bilmesi lazım diye düşünüyorum.Teşekkürler tekrardan.

    • laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır yani din devlete karışmayacak ama devlette dine karışmayacak. atatürk dönemini eleştirenler daha çok bu mevzu yüzünden ona kızıyorlar.
      diyorlar ki “tamam din devlete karışmayacakta devlet neden dine karışıyor” diye bir itirazları var.
      benim laiklik konusunda kafamda ki soru işareti de buradan kaynaklanıyor.
      acaba devletin dine müdahale etmesi doğrumu yada müdahale etmezse tehlikeli tarikat ve cemaatlerin önünü nasıl kesebilirsin gibi soru işaretleri var kafamda

    • Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır yani din devlete karışmayacak ama devlette dine karışmayacak. Bu böyle olsa bile pratikte mümkün değil; olmadığını 80 senelik laik cumhuriyet döneminde, siyasilerin dine nasıl karıştıklarını, nasıl müdahale ettiklerini yaşayarak gördük. Dini boyuta gelince islam dini hristiyanlık gibi sadece törensel veya kilise korolarından ibaret bir din değildir. O nedenle islamın devletin işlerine kurallar koyan bir dindir, yani devletin işlerine karışmak islamın doğasında vardır.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here