Japonya ABD Değil SSCB Sayesinde Teslim Oldu

Genel olarak dünya genelinde hep 2. Dünya Savaşının ABD sayesinde sonlandığı görüşü hakimdir. Bu inancın kaynağında ise kuşkusuz bilgisayar oyunları, filmler ve diziler gösterilebilir. Örneğin birçok kişiye sorduğunuz zaman size Hitler’in ABD yüzünden savaşı kaybettiğini söyler. Ancak Nazi Ordusunun büyük bir bölümü doğu cephesinde savaşıyordu. Mesela Barbarossa harekatında Naziler Sovyetler Birliğine yaklaşık 4 milyon kişilik bir ordu ile taarruz etmiştir. Zaten ABD savaş süresince epi topu 400 bin can verirken, Sovyetler Birliği’nde 27 milyon insanın hayatını kaybetmesi, savaşın büyük kısmının doğu cephesinde yaşandığını gösteriyor. Üstelik ABD savaş boyunca rakiplerine verdirdiği kaybın tamamına yakınını bombalamalarla verdirmişti, yani karada pek çatışmamıştı.

Hitler’in intihar etme sebebi ise Kızıl Ordu ile arasında ki mesafenin 20 km’ye düşmesiydi. Hitler için intihar etmek çok daha mantıklıydı. Çünkü yaşadıklarından dolayı öfkeden kudurmuş Sovyet halkına esir düşerse ölmekten beter olacağı kesindi. Hitler’in ölümüyle Avrupa da mücadele bitmişti, yani Avrupa da ki savaşın bitmesinin ABD ile pek alakası olduğunu söyleyemeyiz.

Gelelim Japonya’ya

Japonya’nın hep ABD’nin atom bombalarından dolayı teslim olduğu ve onların en çok ABD’nin yoğun bombardımanından yıprandığı ifade edilir. Bu ifadeleri kullanmak Japon halkını tanımamaktan kaynaklanır. Japon kültüründe kaybedilmiş bir savaştan canlı dönmek aile fertleri için bir utanç kaynağıdır. Bu yüzden Japonlar ya zafer yada ölüm dercesine bütün Pasifik adalarında son adamına kadar savaşmıştır. Pek çok cephede esir düşmüş veya düşecek olan Japonlar intihar ederek bu utançtan kurtulmayı tercih etmişlerdir.

Japon İmparatoru Hirohito için Hiroşima ve Nagazaki’nin, diğer binlerce Japon şehrinden pek bir farkı yoktu. Elbette atom bombasının kalıcı etkisi var ancak o zaman bu etki bilinmiyordu. Japon halkı için imparator Şintoizm inancının merkeziydi. O kutsal bir figürdü, onun asılması yada yargılanması bütün ülke için dayanılmaz olduğu gibi potansiyel bir intihar sebebiydi. Bununla ilgili General Douglas MacArthur raporunda “Onlar için İmparatorlarının asılması bizim için İsa’nın çarmıha gerilmesi ile aynı şey olur, hepsi karıncalar gibi ölümüne savaşır.” diye yazmıştı.

2_dunya_savasi_harita

Bu yüzden ABD İmparator’a dokunmaktansa onun kalıp kontrol edilmesini arzuluyordu. Sovyetler Birliği Mançurya’da 1,5 milyon kişilik bir ordu ile Japonlara hücum ediyordu, artık Avrupayı kasıp kavuran Kızıl Ordu öfkesini Japonlara kusuyordu. Mançurya’da ki Japon ordusunun neredeyse tamamı yok olmuştu. Öte yandan Kuril Adaları ve Sahalin Adası da işgal edilmişti. Bu saldırı aynı günlerde atılan atom bombaları nedeniyle unutuldu. Japon liderler için 9 ağustosta ki yıkıcı haber Nagazaki değil Sovyet istilasıydı. General Masakazu Kawabe, “Hiroşima’da meydana gelen korkunç yıkım, ülke çapında ki yıkım içinde sadece belli bir yer tutuyordu. Asıl büyük şoku yaşatan, Sovyet Ordusunun savaşa girişi oldu. Çünkü zaten herkeste büyük bir korku uyandıran Avrupa’da ki büyük Kızıl Ordu, şimdi silahlarını bize yöneltmişti.” diyordu. Japonya Başbakanı Kantaro Suzuki, “Japonya derhal teslim olmalıdır. Yoksa Sovyetler Birliği sadece Mançurya Kore ve Karafuto’yu değil, Hokkaido’yu da alır. Bu da Japonların temelini yok eder. Amerika ile anlaşabileceğimiz zaman savaşı sonlandırmalıyız.” diyordu. Bu sözler Japonların neye önem verdiğini gösteriyordu.

Sovyetler Birliği sadece Japonların İmparatorluğunu yıkmakla kalmayacak, İmparatorlarını da tereddüt etmeden yok edeceklerdi. Nede olsa 1918’de kendi imparatorlarını bile karısı ve 5 çocuğuyla birlikte infaz etmişlerdi. Kendi imparatorunu, ailesi ile birlikte öldüren Kızıl Ordu Hirohito’nun gözünün yaşına bakar mıydı? Eğer Japon İmparatoru ve hanedanlığı yok edilirse, bu durum tarihin gelmiş geçmiş en uzun süre yönetimde kalmış hanedanlığınında sonu olacaktı. Çünkü bu hanedanlık ilk imparator Jimmu’nun Japon adalarına ayak bastığı MÖ 660 yılında yani Japonya’nın kuruluşundan beridir ülkeyi yönetiyor ve bu konuda en uzun süren hanedanlık unvanına sahipler. Şintoist inanca göre Jimmu, güneş tanrıçası Amaterasu’nun soyundan gelir. Ameratsu’nun oğlu Ame no Oshihomimi no Mikoto üzerinden Ninigi-no-Mikoto adında bir torunu olur ve Güneş tanrıçası torununu Japon adalarına gönderir. İşte bu yüzden Şinto dininde bu hanedanlık kutsaldır. Hanedanlığın yok edilmesi Şintoizminde bitmesi anlamına gelir ve bu sayede Japonya, dinine bağlılığını ve umudunu kaybederek kolayca Komünizmi ilke edinebilecekti. Japonya gibi bir ülkenin Komünist blokta yer alması batı için zaten felaket olurdu. Günümüzde’de Şintoizm oldukça zayıf, fakat bunun sebebi kapitalist sistemin yozlaştırıcı etkisi oldu. Artık hanedanlık bile bu mitolojik masalları takip etmiyor ama ABD sayesinde halen bu hanedanlık yetkileri son derece kısıtlanmışta olsa ülkeyi temsilen görevde duruyorlar ve ekmek elden su gölden yaşıyorlar.

Aslında atom bombası Japonya’nın temellerini kaybetmeden savaşı bitirebilmesinin önünü açmıştı. Yani bir bakıma onlar için güzel bir bahane olmuştu. ABD, SSCB sayesinde savaşın biteceğini biliyordu. Atom bombalarının, SSCB’ye yapılacak dayatmalar için koz olarak kullanılmasından başka hiçbir amacı yoktu.

Özetlemek gerekirse Hitler’i bitiren Kızıl Ordu’ya esir düşme korkusu, Hirohito’yu bitiren Kızıl Ordu tarafından infaz edilme korkusuydu. ABD değil!

Muhammed Ali Çalışkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

3 YORUMLAR

  1. Ancak gucu olan biri masaya yumrugunu vurabilir. Amerika kimseye birsey yapamaz demek mahalle agzi ile konusmak olur. Amerika her yerde istedigi gibi at kosturmak isteyebilir cogununuda yapar. Ama bunu silah gucu ile degil masa basinda stratejilerle yapar. Zaten gunumuz dunyasinda silaha ne gerek var ki? Herkes taseron kullaniyor, savasta bile. O nedenle Akilli olmak ve hamleye hamle ile stratejik olarak cevap vermek gerek.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here