Doğu-Batı Kavramlarıyla Ortadoğu’nun Önemi

Doğu + Yunan = Roma

Roma + Cermen = Batı

Tunus’ta başlayarak tüm Ortadoğu’yu etkisi altına alan karışıklık pek çok yıkıma neden oldu. Bu süreçte bir dönemin güçlü isimleri tarih sayfalarında yok oluşları ile yerini aldı. Yok olan liderler için, akıbeti henüz tarihin süzgecinden geçmediği için üzülsek mi sevinsek mi bilemediğimiz bir dönemdeyiz. Ortadoğu’da yeniden düzenlenmek istenen siyasal parametreler, dengelerin değişmesine ve bu durumun sonucu olarak ortaya çıkan kaos altıncı yılına girdi.

Ortadoğu’da bu günlerde nefret hâkim. Hem de 1000 yıldır birlikte güçlü ve umutlu yaşamış, 100 yıldır ayrı düştüğü için güçsüz ve kederli yaşayan milletler arasında. En son tüm Ortadoğu milletleri için savaşan yerel birleşik güç 100 yıldır tarih sahnesinden uzakta. 100 yıl önce böyle bir gücün himayesinde yaşayan tüm milletler bugün, o gücün yokluğunda yeniden toparlanmak için geçiş süreci yaşamaktadır. Ve bu süreç sancılı olmaktadır. Bir düşünür “Doğumlar Sancılı Olur” der. Ortadoğu milletlerinin bugün birbirine karşı yürüttükleri bu savaş nedeniyle tüm kaynakları tükenirken bu savaşın hiçbir kazananı olmayacaktır.

Kadim doğu, saygıyı hak edecek ciddi dinamiklere sahiptir. Tüm dünyanın kaderine bu denli önemli katkılar sunan ve tarihin gidişatının beklenmedik şekilde değişmesine neden olabilecek güç; “yok” sayılamayacak kadar “var” dır. Ortadoğu’yu kaosa sürüklemeye destek olan, yıkıma göz yuman mağrur Batı, 500 yıldır öldürücü silahı sömürgecilik ile ihtişamlı güce erişmiştir. Bu gücü keşifler ve icatlar ile elde etmiştir. Modern Batı Medeniyeti’ne zemin oluşturan bilgi birikimi gelenek, inanç, alışkanların kökeni; her ne kadar görmezden gelse de “yok” saydığı Doğu Medeniyet’inden akmıştır. Her dönem birbirleri ile mücadele etse de iki medeniyet, bugün Batı, Ortadoğu’yu yaşatmak zorundadır. Kaynakların adil paylaşılması konusunda cimrilik eden Batı Medeniyeti, Ortadoğu’da patlak veren kargaşaların da nedenlerindendir. Batı, Ortadoğu’dan başlayan medeniyet birikiminin getirdiklerini adil bölüşmeyerek, geçmişine kör, inkârcı, sağır oldukça, Ortadoğu’da başlayan ateş her yanı saracaktır. Ortadoğu milletleri kendi politikalarını üretemedikçe umut uzak gözükmektedir bu topraklarda. Batı ise Ortadoğu’ya uyguladığı hesapsız saldırgan politikalar ile 300 yıldır üzerinde oturduğu tahtın bacaklarını kesmektedir. Ne ile? Kendi inşa ettiği sistem ile. Peki kim tarafından? Yeni oyuncular; Uzakbatı-Uzakdoğu.

Medeniyetin başladığı yerde filizlenen hangi fikir varsa yürüyerek uzaklaşanlarla dünyanın dört bir yanına dağılmıştır. Son icatlar, düşünsel ve teknik olarak insan medeniyetinin günümüzde hemen her konuda bayraktarlığını yapan Uzakbatı ve Uzakdoğu’dan gelmiştir. Atalarının torunları dünya tarihi üzerine ekilen ne varsa en son hali ile tekrar döndüler dedelerinin topraklarına. Yeni oyuncular çok daha hızlı, çok daha hırslı ve çok daha acımasız. Artık Ortadoğu ve Ortabatı (Avrupa) her geçen gün uzak taraflardaki yeni oyunculardan merhamet bekler hale gelmektedir. Yeni oyuncular ise Ortadoğu ve Ortabatı’nın mirası olan sömürgecilik, eşitsizlik, totaliterlik, soykırım gibi unsurlarla adeta Atalarının mirası ne varsa yıkmak için saldırmaktadır.

Burada başlayan ve burada biteceği milyarlarca insan tarafından inanılan Ortadoğu menşeili senaryolar bir son vaat etmiştir. Günümüzde hakim güçler, vaat edilen sonun biran evvel gelmesi için vaat edilen (olumsuz) gayretleri sergilemektedirler. İnsanlığa hak ettiği saygıyı göstermeyen, geçmişi unutmuş, dünya kaynaklarının tüm tükenişine karşın yaşamsal varlığının devamı gereği “kaosa” destek vermekte bulan acımasız anlayış, bugün güce hâkim.
İnsanlık medeniyetin kontrolünü kaybederse, kendi kurduğu medeniyetin yıkımına kendisi sebep olacaktır.

Mehmet Balcı

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here