Lübnan’da Seçilemeyen Cumhurbaşkanı ve ‘İlginç’ Sistem

Lübnan Mayıs 2014’teki son Cumburbaşkanı Mişel Süleyman’ın görev süresinin dolmasından bugüne cumhurbaşkanını seçemiyor. Ülkedeki cumhurbaşkanlığı seçimi, 39. oturumda da yeterli çoğunluk sağlanamadığı için yapılamadı. Cumhurbaşkanını seçemeyen ülke, parlamentodaki seçimi 2 Haziran 2016’ya, 40. oturuma ertelendi. 128 sandalyeli mecliste toplantı yeter sayısı olan 86 kişiye ulaşılamadığı için yine ertelenen oturuma sadece 41 milletvekili katılmıştı. Anayasa gereği 64 Hristiyan, 64 Müslüman vekilin oluşturduğu parlamentonun önümüzdeki oturumda da toplanamayacağı düşünülüyor. Ülkede cumhurbaşkanı seçilemediği için de, doğal olarak bürokrasi sağlıklı işlemiyor ve vatandaşlarda bıkkınlık hakim.

Cumhurbaşkanının seçilemediği Ortadoğu’nun incisi olarak gösterilen ülkede; genel kurmay başkanlığı, emniyet genel müdürlüğü, merkez bankası başkanlığı, büyükelçilik gibi kritik görevlere yeni isimlerin atanması ve anayasal olarak mevcut hükümetin istifası veya yeni bir hükümetin kurulması engellenmiş oluyor. Bunların yanında cumhurbaşkanının seçilememesiyle 2017’de yapılması planlanan parlamento seçimleri de imkansız hale geliyor.

Lübnan’daki bu siyasi çıkmazın ana sebebi olarak da ülkenin siyaset tarihindeki ilginç sistem gösteriliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması sürecinde Fransız mandası olan Lübnan, İkinci Dünya Savaşı döneminde, 1943 yılında bağımsızlığını kazandı. Lübnan’daki dinsel ve mezhepsel çeşitlilikten ötürü varılan anlaşma gereği; -1943 yılındaki Milli Mutabakat- Cumhurbaşkanı Hristiyan, Meclis Başkanı Şii ve Başbakan Sünni olmak zorunda. O dönemlerde neredeyse ülkedeki Hristiyanlar ve Müslümanlar %50’ye %50 diye oranlanırken, günümüzde bu oranlardan bahsetmek pekte mümkün görünmüyor.

Kaynak: AA
Kaynak: AA

Lübnan’da gerek Filistin’den gelen, gerekse Suriye’den gelen göç dalgası sonucu, oldukça karışık ve ‘düzensiz’ bir yapı söz konusu. Dünya Bankası verilerine göre ülkenin nüfusu 4.5 milyona yakın(2010). Ancak ülkedeki mültecilerin nüfusunu ve geçen 6 yıl sonrasındaki durumu kimse bilemiyor. Çünkü 1932’den bu zamana kadar nüfus sayımı yapılmıyor ve insanlara dini kimliği sorulmuyor. Ancak tahminler ülkedeki Hristiyan nüfusun oldukça azaldığı, Müslüman nüfusunda arttığı yönünde. Nüfusa Müslümanlar arasındaki mezhepsel farklılık gözüyle bakacak olursak da, ülkede Şii nüfusun hızla arttığı biliniyor. Günümüzde Suriye iç savaşında askeri olarak boy gösteren Hizbullah ile özdeşleşen ülkede, tam bir devlet geleneğinin olmayışı da siyasi çıkmazın en belirgin arka planı olarak gösteriliyor. Cumhurbaşkanı olmadan(vekaleten cumhurbaşkanı var) 3. senesine giren ülkedeki bu istikrarsızlık ‘Lübnan geçmiş senelerdeki gibi bir iç savaş yaşar mı?’ korkusunu akıllara getiriyor. Ancak herkesin bildiği gibi Hizbullah ülkede hem askeri hemde siyasi açıdan muazzam derecede güçlü ve elindeki gücün farkında. Bu gücü kendi çıkarlarına zarar vermeyen Lübnan yönetimlerine karşı da kullanmıyor. Hatta hatırlayacağımız gibi geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan Lübnan ordusu ve emniyet teşkilatına yapacağı 4 milyar dolar değerindeki yardım kararından vazgeçmişti. Bunun sebebi ise Hizbullah’ın ülke siyasetinde oynadığı rolün Lübnan yönetimince engellenmemesiydi.

Dört bir yanındaki savaşlara ve siyasi krizlere rağmen bir şekilde varlığını sürdüren ülkede, ne yazık ki siyasi istikrarın oluşması için şartların tam olarak oturmadığı ve gelecekte bu konuda zorlukların yaşanmaya devam edeceği net bir şekilde görülüyor.

Abdulkerim Arslan

StratejikOrtak.com Yazarı

1 Yorum

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here