İsrail’in Kuruluşu ve Ortadoğu’da İşgal

Theodore Herzl ve İsrail'in İşgal Haritası

Tüm Yahudilerin Filistin’e dönerek, burada bağımsız bir devlet kurma amacıyla kurulan Siyonist hareket, Macaristan doğumlu bir Yahudi olan gazeteci Theodor Herlz’in girişimiyle 1897 yılında İsviçre’nin Basel kentinde ilk dünya Siyonist Kongresi’nin toplanmasıyla yeniden canlandı ve giderek güçlendi. Söz konusu hareket Avrupalı devletlerin politikalarına etki etmeye başlamış ve en önemli başarıyı 1917 yılındaki Balfour Deklarasyonu ile İngiliz dış politikasında elde etmişlerdir. Filistin topraklarında bir Yahudi devletinin kurulmasına İngiltere’nin destek vereceğini belirten bu bildiriyi tetikleyen en önemli neden, devam eden I. Dünya Savaşı için silah sanayinde güçlü ve aynı zamanda Yahudi olan Rothschild ailesinin desteğini almaktı. Bu tarihten II. Dünya Savaşı’nın başlamasına kadar olan süreçte Filistin topraklarına Yahudi göçü devam etmiş ancak II. Dünya Savaşı sırasında, Yahudi göçünün Arapları kışkırtmasından çekinildiği için bir süre durmuş ve savaşın sonlarına doğru devam etmiştir.

BM’nin kurduğu BM Özel Komisyonu(UNSCOP), Filistin topraklarında iki ayrı devletin kurulması ve Kudüs kentinin BM denetimi altına alınmasını önerdi. Bu öneri Arap ülkeleri ve Türkiye’nin olumsuz oylarına rağmen 29 Kasım 1947’de BM Genel Kurulu’nca kabul edildi. Bu tarihten itibaren taraflar silahlanmayı hızlandırdı ve 1948 yılının Nisan ayında Yahudi aşırı gruplar, Deir Yassin adlı bir Arap köyünü yerle bir ettiler ve halkın çoğunu öldürdüler. Bu olay aynı zamanda “Filistin Mültecileri” sorununun da kökenidir.

14 Mayıs 1948 tarihinde saat 16:00’da yani “manda” yönetiminin kaldırılmasına iki saat kala, İsrail Devleti’nin kurulduğu açıklandı. 16:30’da ABD, 17:00’da da Sovyetler Birliği tarafından tanındı. Bu tarihten sadece 1 gün sonra, 15 Mayıs’ta, güneyden Mısır, doğudan Ürdün, kuzeyden Suriye ve Lübnan orduları saldırıya geçtiler. Aylarca süren savaşlardan sonra İsrail, Negev Çölü’nün tümünü ve Galilee bölgesini eline geçirerek 1947 yılında BM tarafından kendisine ayrılan bölgeden daha geniş bir bölgeye hakim oldu. Bu yenilgiden sonra Arap devletleri “fedayiin” denilen birimlerle yıpratma savaşına başlamışlardır.

1952 yılında Mısır’da iktidarı tümüyle eline geçiren Cemal Abdulnasır, Arap milliyetçiliğinin kahramanı konumundaydı ve Filistin davasının sözcülüğünü yapmaktan geri durmuyordu. Bu dava sözcülüğüne Mısır’dan sonra Suriye’de 1966 yılında iktidarı ele geçiren Baas(yeniden doğuş) Partisi devam ettirdi. Nasır’ı, İsrail’e karşı pasif davranmakla suçlayan Suriye de etkisiz kalacaktı. Arap dünyasının liderliğine ve dolayısıyla “İsrail Sorunu”nun çözücülüğüne soyunan bu iki devletin çabalarını 5 Haziran 1967 tarihinde başlayan ve tarihe “6 Gün Savaşları” olarak geçen Arap-İsrail Savaşı bitirmiştir. Çünkü, Filistin topraklarından ziyade kaybettikleri kendi topraklarını geri alma gayreti içerisine girmişlerdir. Suriye, stratejik Golan Tepeleri’ni, Mısır ise 1979 yılında geri alacağı Sina Çölü’nün tamamını kaybetmiştir.

Bölgede bulunan güçlü Arap ülkeleri, işgal altındaki Filistin topraklarından ziyade kendi ülkesel bütünlüklerini kazanma ve/ya koruma adına politika değişimine gidince, sorunu çözmek güçsüz Filistin Kurtuluş Örgütü(FKÖ)’ne kalmıştır. Bu konuda alınmış BM kararları da (bk. 242-338 sayılı kararlar) ortadayken İsrail Devleti işgal ettiği topraklardan çekilmemekte ısrar etmekte ve bu sorun dünya barışı için adil bir çözüm beklemektedir.

Hüseyin Kaylı

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

2 YORUMLAR

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here