Suriyeli Mültecilerin Ülkemizdeki Dağılımları

StratejikOrtak.com yazarı Okan Şahin’in Suriyeli mülteciler hakkındaki en güncel bilgilerin yer aldığı geniş çaplı ”SURİYELİ KARDEŞLERİMİZ VE TÜRKİYE” araştırma yazısında bugün Suriyeli mültecilerin ülkemizdeki dağılımları hakkında güncel bilgilerin yer aldığı yazıyı paylaşıyoruz.

Suriyeli Kardeşlerimizin Ülkemizdeki Dağılımları

Suriyeli kardeşlerimiz Nisan 2011’de başlayan Suriye İç Savaşından canlarını kurtarmak için göç etmek zorunda kalmışlardır. Suriye’nin komşuları olan Ürdün, Lübnan, Irak ve Türkiye’ye göçler diğer ülke ve bölgelere nazaran daha yoğun olmuştur. Göç oranlarına baktığımızda ilk sırada yer alan Türkiye’ye kayıtlı olarak 2.719.140 kardeşimiz göç etmiştir.

252 kişilik ilk mülteci kafilesi 29 Nisan 2011 tarihinde ülkemize giriş yapmıştı. Bu tarihten itibaren her gün yüzlerce, binlerce göçmen ülkemize giriş yapmıştır. İlk gelen kardeşlerimiz Mardin Nusaybin barınma merkezine yerleştirilmiş, sayı arttıkça yeni barınma merkezleri açılmıştır.

Nisan 2016 itibariyle barınma merkezlerinde toplam 270,380 kişi barınmaktadır. Toplam kayıtlı mültecilerin yaklaşık %10’u barınma merkezlerinde, %90’lık kısmı ise kendi imkânlarıyla hayatlarını ikame ettirmekteler. Rakamlara baktığımızda ortada ciddi bir farkın olduğunu görmekteyiz.  Ülkemizde Nisan 2016 itibariyle toplam 26 geçici koruma merkezi bulunmaktadır: Bunların 20 tanesi çadır kent 6 tanesi ise konteynır kent statüsündedir. Barınma merkezleri sınır illerimizde olup bu illerimiz şunlardır; Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Mardin, Kahramanmaraş, Osmaniye, Adıyaman, Adana ve Malatya. Bu illerimizde Şanlıurfa 110,707 mülteci sayısıyla başı çekmektedir. İkinci sırada Gaziantep 49,433, üçüncü sırada ise Hatay 18,101 mülteci barındırmaktadır.

Şanlıurfa gerek kültürel yapısı gerekse sınır ili olması sebebiyle en fazla mülteciye sahip ilimizdir. Yerel halkın çoğunluğunun Arap olması, Arap kültürü taşımaları dolayısıyla mültecileri Şanlıurfa’ya çekmiştir. Şanlıurfa’da toplam 401,068 mülteci bulunmaktadır. Şanlıurfa’nın kendi nüfusu 1.892.320 olduğunu göz önünde bulundurur isek, mülteciler kent nüfusunun yaklaşık %21,2’lik kısmını oluşturduğunu görmüş oluruz. Bu oranın yüksek olmasına karşın; kültür, dil, din benzerliği bulunması olumsuz durumları en aza indirgemiştir.

Büyük şehirlere bakıldığında İstanbul 394,556 kişiyle nüfusunun sadece %2,7 si, Adana 150,086 kişiyle %6,8’i, Bursa 96,814 kişiyle %3,4’ü, İzmir ise 90,559 kişiyle nüfusunun yalnızca %2,1’i Suriyelidir. Mülteci sayısının fazla olmasına karşın büyükşehirlerin kendi nüfuslarının fazla olması bu şehirlerde oluşabilecek kültür çatışması ihtimalini azaltmaktadır. Fakat yine de dil ve kültür açısından bu illerde zaman zaman olumsuz durumlar ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde mülteci bulundurma konusunda en büyük takdiri hak eden ilimiz ise Kilis‘tir. Kilis 33,539’u barınaklarda olmakla birlikte toplam 129,192 mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Tabi burada önemli olan bu rakam değil. Asıl önemli olan durum şu ki; Kilis’in kendi nüfusu 130,655. Mülteciler ise Kilis il nüfusunun %98,8’lik kısmını oluşturmaktadır. Bu oranın bu kadar yüksek olması barınma alanlarında kalanlardan ziyade, kendi imkânlarıyla, akrabalarıyla birlikte yaşayan nüfusu oluşturmaktadır. Kilis etnik yapısı itibariyle %90 Türk, %5 Çerkez, %5ise Kürt-Arap nüfusu içerisinde barındırmaktadır. Kilis’te Arap nüfusun normal durumda %5 seviyelerinde olmasına karşın Suriye’den gelen Arap nüfus şehrin demografik yapısını değiştirmiştir. Değişen demografik yapı kültür, dil çatışmasını beraberinde getirmektedir. Fakat Kilis halkı Suriyeli kardeşlerine evlerini, ocaklarını açmış, onlarla ekmeğini paylaşmıştır. Bu paylaşım iki halk arasında oluşması muhtemel olumsuzlukları en aza indirgemiştir. Bir manada Kilis dünyaya kardeşlik mesajı ve dersi vermiştir.

Sonuç olarak, Suriyeli kardeşlerimizin ülke içinde orantısız dağılımı ve bunun sonucunda oluşması muhtemel olumsuzluklara karşı Anadolu insanı vakar bir duruş sergilemiştir. Bu duruşun sonucu herkesin malumudur. Buradan şunu bildirmek istiyorum ki, dünya ülkeleri eğer bu coğrafyada huzur ve adalet istiyor iseler, ellerini çekip, bu coğrafyayı kendi ellerine bırakmalıdırlar. Bu coğrafyanın insanında zulüm ve savaş yoktur, merhamet ve barış vardır.

Okan Şahin

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here