Ortadoğu’da Bir Casusluk Hikayesi

Danny Shapira kaçırılan MİG ile birlikte

Ortadoğu’da James Bond’u Kıskandıracak Bir Casusluk Hikayesi

Ortadoğu ve casusluk kelimeleri yan yana gelince ister istemez herkesin aklına tek bir şey geliyor: İsrail

İsrail Devleti’nin Ortadoğu’daki özelliği, kurulduğundan beri çevresinde azılı düşmanları ile çevrili olmasıdır. 1948 yılında kurulmasından sadece saatler sonra Arap Birliği altında oluşan 4 ülkenin saldırısı ile karşı karşıya kaldı. Mısır, Ürdün, Suriye ve Irak‘tan oluşan bu koalisyonu geri püskürten İsrail, ilk savaştan topraklarını genişleterek çıktı. 1948 yılındaki savaş ilkti, ancak son olmayacaktı.

1948 savaşının sonu, İsrail askerleri Umm Rashrash (günümüz Eilat)’a bayrak çekiyor.
1948 savaşının sonu, İsrail askerleri Umm Rashrash (günümüz Eilat)’a bayrak çekiyor.

Bu savaşın favorisi olan Arapların yenilgi ile meydandan ayrılması ülkelerinde siyasi karışıklıklara neden oluyor, Mısır’da Kral Faruk ve Krallık, Hür Subaylar Hareketi ile yıkılarak General Necib Cumhurbaşkanlığına, Cemal Abdül Nasır ise başbakanlığa geliyordu. Böylece daha sonra Cumhurbaşkanı olacak Abdül Nasır’ın etkisiyle Arap dünyasında Panarabist politikaların popülaritesi artacaktı. Bu da yeni kurulan İsrail Devleti için gelecek yılların da çatışmalı geçeceğini ve bir takım önlemlerin alınması gerekliliğini ortaya koyuyordu.

Cemal Abdül Nasır ortaya koyduğu politikalar ile önce kendi ülkesi Mısır’da sonra diğer Arap ülkelerinde bir Arap Milliyetçiliği akımını başlattı. Süveyş Krizi ile de Batı dünyasından uzaklaşarak Sovyetler Birliğine yanaştı. Soğuk Savaşın etkisi ile Sovyetler Birliği Ortadoğu’da etkinliğini arttırırken, İsrail’de geçmişten gelen bağları ile Batı dünyası ile ilişkilerini arttırıyordu.

Cemal Abdül Nasır, SSCB lideri Kruşçev'le birlikte Asvan Barajı'nın temel atma töreninde.
Cemal Abdül Nasır, SSCB lideri Kruşçev’le birlikte Asvan Barajı’nın temel atma töreninde.

1960’lı yıllar Ortadoğu’da daha da sıcak geçiyordu. Her an yeni bir savaş kapıyı çalabilirdi. Bütün bu olaylar yaşanırken Sovyetler Birliği, Mikoyan-Gurevich MiG-21 adında süpersonik (sesten hızlı) jet avcı/önleyici uçağını hizmete soktu. Çağın son teknolojisini taşıyan bu uçak Batı dünyasında olduğu gibi İsrail’de büyük bir merak uyandırıyordu. Çünkü Sovyetlerle yakın ilişkide bulunan Mısır, Suriye ve Irak hava kuvvetleri tarafından envantere alınmıştı.

1963 yılında 6 Gün Savaşlarından önce iyice gerginleşen ortamda bu MİG tehlikesine Mossad el koydu. Gerekli çalışmalar yapıldı ve uçağın bir Arap ülkesinden alınarak incelenmesi fikri ortaya atıldı.

Uçağı satın almak için ilk girişimi Mossad ajanı, Jean Thomas Mısır’da yaptı. Thomas’a 1 milyon dolar karşılığında İsrail’e uçağı verecek pilotu bulması emredildi. Thomas’ın temasta bulunduğu Mısır’lı pilotlardan Adib Hanna durumu üstlerine bildirdi ve Thomas ile yanındakiler yakalanıp casuslukla suçlandı. Gruptan Thomas ile beraber 2 kişi idam edildi. Bu kötü sonuç ile plan bir süre durdu; farklı ülkelerde araştırma yapılması kararlaştırıldı.

1964 yılında ise Mossad, Irak‘ta temaslarda bulundu. Bir takım irtibatlarla Iraklı pilot Munir Redfa ile görüşmelere başlandı. Redfa, Süryaniydi; ve onun Hıristiyan kökleri haksız bir şekilde terfisini engellemekteydi. Redfa’nın Irak’ı terk etmeye hazır olduğunu anladılar. Bir kaç kez Irak dışında yapılan görüşmeler sonucunda Redfa 1 Milyon Dolar, İsrail vatandaşlığı ve tam zamanlı bir iş ile ikna edildi.

Munir Redfa (1966&1998)
Munir Redfa (1966&1998)

Çok sayıda Mossad ajanı Irak’a Redfa’nın karısı Betty’nin transferine yardımcı olmak için gönderildi. Plana göre Paris’e giden Betty ve 2 çocuğu bunun sadece bir yaz tatili olduğunu sanıyordu. Yeni İsrail pasaportu ile karşılaşan Betty, sakinleşene kadar ajanları, Irak Büyükelçiliği ile temasa geçmekle tehdit etti. Irak’ta kalan ailenin diğer üyeleri de o dönemler İsrail’le ilişkilerin normal düzeyde olduğu İran’a geçirildi.

Operasyonun son aşaması olarak 16 Ağustos 1966’da Iraklı pilot Mig-21 uçağı ile kuzey Ürdün’den geçerek İsrail’e indi. Ürdünlüler, uçak ile ilgili Suriye ile temasa geçmiş, ancak bir eğitim görevinde olduğuna ikna edilmişlerdi.

İsrail'e gelen MİG inceleniyor.
İsrail’e gelen MİG inceleniyor.

Bu MİG 21’i ele geçiren İsrail, Arap Hava Kuvvetlerinin envanterindeki son model savaş uçaklarının zayıf ve güçlü yanlarını keşfetme fırsatını yakalamış oldu. İsrail baş test pilotu Danny Shapira uçakla havalanarak düşmalarının elindeki bu son model uçağın zayıf noktalarını belirledi. Ve uçakla ile başa çıkmak için İsrailli pilotların eğitimine başlandı. Daha sonra Golan tepeleri üzerinde Suriye ile yaşanan it dalaşında 6 MİG’in düşmesi bu operasyonun meyvelerini verdiği anlamına geliyordu.

Danny Shapira kaçırılan MİG ile birlikte
Danny Shapira kaçırılan MİG ile birlikte

İşte bu uçak şimdi İsrail Hava Kuvvetleri Müzesinde, Ajan James Bond’a atfen 007 gövde numarası ile sergilenmektedir.

İsrail mig-21 007
İsrail, geçtiğimiz yıllarda uçağın arşivdeki görüntülerini paylaştı.

Şehmus Kızılkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here