El-Nusra Cephesi Hakkında Kısa Bilgi

Suriye’de şeriat devleti kurmak isteyen Nusra Cephesi 2011’in sonlarına doğru kuruldu. Ancak kökleri ABD’nin Irak İşgaline kadar dayanıyor. ABD’nin Irak işgali üzerine yüzlerce Suriyeli Irak’a savaşmaya gitti. Bu Suriyeliler arasında Nusra Cephesinin liderliğini üstlenen Ebu Muhammed El Culani de vardı. 2011’de Suriye’de Esad’a karşı ayaklanmaya başlayınca çoğu savaşçı Irak’tan ülkeleri Suriye’ye geri döndüler. Irak El Kaide’si olarak bilinen IŞİD, Nisan 2013’de Nusra ile birleştiklerini söylese de Nusra Cephesi bunu yalanladı. El Kaidenin lideri Eymen El Zevahiri de bu iki grubun birleşmesine karşı çıktı. Bunun üzerine IŞİD, Nusra’nın en önemli komutanlarından İdlib komutanı Ensari’yi öldürünce bu iki grup iyice birbirinden kopmuş oldu.

2012’de örgütün merkezi Deyr Ez Zor’dayken, 2014 yılındaki IŞİD saldırıları sonrası merkez İdlib oldu.

el nusra cephesi

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) karmaşık yapısından dolayı etkili eylemlerde bulunamazken, Nusra Cephesi Irak’ta ki savaş taktiklerini burada kullanıyor ve etkili saldırılarda bulunuyor. Bünyesinde 10.000 savaşçı barındıran örgüt Suriye’de etkin bir rol oynuyor.

Nusra Cephesi ele geçirdiği bölgelerde hemen şeriat ilan etmiyor yada katı değişimlerde bulunmuyor. Yeri geliyor diğer örgütlerle işbirliği içerisinde kalıyor. Yeri geliyor onlarla bir çatı altında (Fetih Ordusu) toplanabiliyor.

Nusra Cephesi El Kaide ile bağlantısını koparmadığı için de ABD tarafından ‘terörist’ olarak gösteriliyor. El Kaide bağlantısını koparması için Körfez ülkeleri baskı da yapsa, bağ kopmuyor. Son olarak da Mart 2015’de örgüt, El Kaide’ye bağlılığını bir kez daha tazeledi.

Suriye’de ki Örgütlere Türkiye Nasıl Bakmalı?
Suriye’de ki IŞİD, El-Nusra, Ahrar-u Şam ve diğer küçük örgütlerin kolay ve hızlıca örgütlenmesinin en büyük sebebi Irak’ta ki savaş ve edilen tecrübeler. Bu örgütler Irak’ta ki tecrübelerini Suriye’ye taşıdı ve iç savaşın boyutlarını akıl almaz boyutlara getirdi. İşte, bu gibi örgütlerin tecrübelerini yarın Türkiye’ye taşımayacağının garantisi olamaz. Buna PKK’nın Suriye’de ki silahlı örgütü YPG ve onun bünyesinde ki Sol, Marksist örgütleri de ekleyebiliriz.

Türkiye’nin IŞİD, El Nusra, El Kaide ve YPG gibi terörist örgütlere göz açtırmaması ve önlemlerini alması gerekiyor. El Kaide’nin 2003 İstanbul Patlamalarından sonra Türkiye nasıl El Kaide terörüne ülke içinde sessizce müdahalelerde bulunup, hücrelerini basıp, etkili operasyonlarda bulunduysa; şuan için de IŞİD’e, PKK’ya ve diğer sol örgütlenmelere bunun gibi operasyonlarda bulunması gerekiyor. Hükümet sonradan akıllanıp bu operasyonlara başladı ve durmadan devam etmeli. Çünkü örgütlerin para, silah ve eleman ihtiyacını sağlayan beyin takımlarının ve hücrelerin önüne geçilirse, ülkedeki yapılanmaları da kırılır. Örgütlerle mücadele için olmazsa olmaz hamlelerden biri de budur. Hükümet Esad’a karşı diye çoğu ‘ne idiğü belirsiz’ silahlı örgüte destek verdi ve göz yumdu. Fakat artık bu politikadan vazgeçip, sınırların güvenliğini arttırmalı ve örgütlerin ülke içinde ki yapılanmalarına karşı dimdik durup önlemlerini almalıdır.

El Nusra hakkında bilginin çoğu aljazeera kaynaklarından alınmıştır. 

1 Yorum

  1. esad ırak savaşıyla beraber sıranın kendisine gelmesinden korkttu.
    bu yüzden bu insanların suriyeye gitmesini sağladı hatta teşvik etti.
    amacı abdyi zayıflatıp bir işgal daha yaparsa ne olacağını görmesini istedi caydırıcılığı olsun diye.
    aslında amacına ulaştı. abd artık işgal etmiyor çünkü çok hasar alıyor
    fakat gönderdiği cihatçılar şimdi kendisiyle savaşıyor bu konuda yaptıkları ters tepti.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here