Lübnan İç Savaşı: Taraflar ve Gruplar

Lübnan İç Savaşı’nda ”Lübnan Cephesi” ve ”Lübnan Milli Hareketi” adı altında toplanan taraflar, irili ufaklı çeşitli gruplardan oluşmaktaydı. Bu gruplar etnik, siyasi özellikle de dini karakterleri ile ortaya çıkmıştı.

Lübnan Milli Hareketi,  Dürzî lider Kemal Canbolat önderliğinde oluşturulmuştu. Lübnan siyasi tarihinde önemli bir muhalefet lideri olan Canbolat, İlerici Sosyalist Partisi’nin de kurucusuydu. Yönetime geldiği kısa sürelerde Pan-Arap, ülkedeki Filistinliler yanlısı politikalar izlemişti. Ülkedeki silahlı en büyük grup olan FKÖ’nün de Lübnan Milli Hareketi’ne katılması ile savaşın Müslüman/Dürzi tarafı şekillenmişti. Canbolat, Sünni, Şii, Dürzi ve solcu Hristiyanları bir çatı altında toplamaya çalışmıştı. Bu oluşum, Suriye, Mısır, Libya’dan ve dolaylı yoldan Sovyetlerden para, silah ve eğitim yardımı alıyordu.

Lübnan Cephesi ise Marunî Hıristiyanlar tarafından oluşturulmuştu. Marunîler, önceleri Lübnan’da çoğunluğu oluştururken, Filistinli mültecilerin ülkeye gelmesi ile bu özelliklerini kaybetmeye başlamıştılar. Öte yandan Lübnan’ın yönetim sisteminden en fazla yararlanan, görece elit bir kesimi oluşturuyorlardı.  Ayrıca Filistinlilerin İsrail’e karşı Lübnan’dan yaptığı saldırılardan şikayetçi olan kesimdi. Bu savaşın kendileri ile alakası olmamasına rağmen İsrail’in karşı saldırılarına maruz kaldıklarını, bunun en önemli sebebinin de artık ülke içinde ayrı bir devlet gibi davranan Filistinlilerin olduğunu düşünüyorlardı.  Lübnan Cephesi’nde çoğunluğu Maruniler oluşturmasına rağmen diğer Hıristiyanlar da cephe içinde yer aldı. Liderlik, Lübnan Milliyetçisi Kataeb Partisi(Falanj) lideri Beşir Cemayel‘de idi. Bu yapı ise çoğunlukla İsrail’den ve bazı Batılı ülkelerden silah ve para yardımı aldı.

Lübnan İç Savaşı’nda bazı ön plana çıkan grupları bakacak olursak;

İlerici Sosyalist Parti

Dürzî lider Kemal Canbolat 40’lı yıllardan beri, ailesi ise kadim tarihlerden beri Dürzîlerin temsilcisi olarak Lübnan siyasetinde boy göstermekteydi.  1949’da kurduğu İlerici Sosyalist Parti ile bu harekete siyasi bir sıfat eklemiş oldu. Lübnan’da Maruni otoritesini kırmak, azınlıkta kalan diğer mezheplerin statüsünü güçlendirmek için uğraştı. Partisi aslında ideoloji olarak Pan-Arap ideallere bağlıydı. 1956 yılında Süveyş Krizinde Maruni başkan Şamun Batı yanlısı politikaya devam etmesi, Mısır yanlısı Arapları kızdırdı. Gerginlikler büyük kentlerde çatışmaları peşi sıra getirdi. Büyüyen krize çözüm olarak ABD askeri ülkeye davet edildi ve ortalık duruldu. Ancak bu asıl filmin fragmanı, adeta gelecek durum için verilen bir sinyaldi.

Kemal Canbolat’ın fotoğrafının asılı olduğu kamyon ve İlerici Sosyalist Parti’ye bağlı bir milis

Kemal Canbolat, hükümette yer aldığı dönemlerde ülkeye yerleşen FKÖ’nün mülteci kamplarında silah bulundurması, siyasi faaliyetlerini sürdürmesi ve İsrail’e saldırmasını kolaylaştırıcı kararlara imza attı. Bununla beraber İsrail’in, Lübnan’da Filistinlilere karşı yaptığı harekatlara göz yumulduğu için hükümeti sık sık eleştirdi. Filistinlilerin elde ettiği haklardan Lübnanlı azınlıkların da faydalanması için Lübnan Milli Hareketi adı ile siyasi ortaklarını bir çatı altında toplamaya çalıştı. Maruniler ile artan gerilime bağlı olarak da destekçileri silahlanmaya başladı. Partinin silahlı kolu Halk Kurtuluş Ordusu’nun 5 ila 10 bin arası militanı vardı.

Lübnan Komünist Partisi

Önceleri yasaklı olan parti, Kemal Canbolat’ın İçişleri Bakanlığı döneminde tekrardan siyasete döndü. İç savaşa iyi eğitimli Halk Muhafızları adındaki silahlı kolu ile katıldı. Üyeleri arasında Ortodoks ve Ermenilerin de olduğu parti 3 bin militan ile Lübnan Milli Hareketi safında yer aldı. Bununla beraber savaşın ilerleyen yıllarında muhafazakâr İslami gruplarla da çatıştı.

Al-Murabitoun – (Bağımsız Nasırcı Hareket)

Adından da anlayacağımız üzere Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır’ın sosyalist / Pan-Arap ideallerinden etkilenen Al-Murabitoun, Sünni Araplar arasından taraftar topladı. Lübnan’ın Arap kimlğine vurgu yaparken, sosyalizm ile karşı taraftaki Lübnan milliyetçisi gruplardan ayrılır. Kendisini seküler bir yapı olarak adlandırmasına rağmen genellikle Sünni Müslüman kategorisinde değerlendirilir. 1956 yılında Mısır karşıtı hükümete tepki olarak kuruldu. Çatışmalarda da boy gösteren Hareket, 2 bin kişilik silahlı kolu olan Al-Murabitoun’u o dönemde oluşturdu. Dürzîlerin liderliğini üstlenen İlerici Sosyalist Parti ile gayrıresmi Sünni topluluğun partisi olarak işbirliğine gitti. Lübnan Komünist Partisi ve Filistin ideallerini desteklediği FKÖ ile yakın ilişki içindeydi.  İç savaşta Lübnan Milli Hareketi içinde en büyük askeri kapasite ve halk desteğine sahip olduğunu iddia etti. Kararlı, cesur üyeleri ile dikkat çeken hareket, şehirlerde uyguladığı gerilla taktikleri ile bir çok alanı hakimiyeti altında tuttu.  Libya, Irak ve özellikle FKÖ’den silah yardımı aldı. Ayrıca İsrail’den 10 tane Sovyet yapımı T-34 tankını ele geçirmişliği vardır.

Al-Murabitoun milisi kimlik kontrolü yapıyor

Suriye Sosyalist Milliyetçi Partisi (SSNP)

Büyük Suriye idealleri ile kurulan bir siyasi parti olan SSNP, Suriye Milliyetçiliğini savunuyordu. İç Savaşta ezeli rakipleri Falanjlara karşı saf tuttular. SSNP’ye göre iç savaş, Büyük Suriye’yi parçalara ayırmanın sonucuydu. Falanjların olası bir kazanımı bu ayrımı daha da belirginleştirecek ve büyük düşman İsrail’in ekmeğine yağ sürecekti. SSNP aynı zamanda aşırı Yahudi karşıtı idi. Bununla beraber Filistin’i işgal altındaki Güney Suriye olarak gördüğü için Filistinli gruplarla da eski düşman-yeni dost ilişkisi sürdürdü. Bu ideolojik belirsizlikler nedeniyle kimi zaman kendi safındaki gruplarla da savaşmasına rağmen çoğunlukla Suriye’ye bağlı kaldı. Savaşın başında Müslümanların tarafında yer alan Suriye, İsrail’in Maruniler yanında savaşa dahil olup Lübnan’ı işgal etmesine sebep olacağını düşünerek desteğini azalttı. Bu duruma tepki gösteren Kemal Canbolat’ın SSNP tarafından Suriye’nin emri ile öldürüldüğü iddia ediliyor. Aynı zamanda SSNP’in sorumlu tutulduğu bir diğer önemli eylemi Falanj lideri ve o dönem devlet başkanı olan Beşir Cemayel’in öldürülmesidir.

SSNP milisleri

Amal Hareketi

Şii İmam Musa As Sadr tarafından iç savaştan bir yıl önce kuruldu ancak savaşa girme konusunda erken davranmadı. Şii toplumunda kurulup, destek almasına rağmen tüm Lübnanlıları kapsayacak bir hareket olduğunu savunarak ılımlı bir çizgi çiziyordu. 1976’da Marunilere yardım gelen Suriye müdahalesini desteklemesi ile taraftar kaybı yaşayarak FKÖ ile çatışmaya girdi. Çatışmanın bir ayağı da ilk zamanlarda Filistinlilerin Şii bölgelerinde kamp kurmalarından kaynaklanıyordu. Bu kampların hakimiyeti iki tarafı karşı karşıya getirdi. 70’li yılların sonunda İran’daki İslam Devrimi ve Güney Lübnan’dan göçen Şii nüfus sayesinde destekçileri arttı. Amal, Şii toplumundan taraftar toplamasına rağmen çizdiği herkesi kapsayan ılımlı yapısı ile İslam Devleti amacını gütmüyordu. Buna tepki olarak daha radikal kesimler hareketten koparak Hizbullah’ı kurdular. Hizbullah’ın Filistinlilerin yanında saf tutması nedeniyle iki grup zaman zaman karşı karşıya geldi. 1980’den sonra ülkedeki İsrail işgaline karşı mücadele veren önemli kuvvetlerden biri haline gelen hareket, Suriye ile iyi ilişkiler kurarken İran ile ilişkilerinde mesafeli durdu.

Amal Hareketi milisleri

Hizbullah

Amal Hareketinden kopan radikal gruplar ve İran desteği ile 1980’li yılların başında Şii bir oluşum olarak kuruldu. Bölgede İran elçiliği ile yakın ilişkide olan Hizbullah’ın askeri eğitiminde İran’dan gelen subaylar görev aldı. Amal Hareketi’nin yapılanmasını ve taktiklerini sürdüren Hizbullah, bunun dışında sansasyonel eylemler yapıyordu. Kurulduğu dönem itibariyle enerjisini ülkedeki yabancı askerler ve güneydeki İsrail’e karşı kullandı. Zaman zaman ise Amal Hareketi ile çatışmaya girdi. Direnişin yanında sosyal hayatın iyileştirilmesi için yaptığı çalışmalarla taraftar sayısını arttırdı. İç savaşın sonlanmasının ardından silah bırakmayarak ana bölgeleri olan Güney Lübnan’daki İsrail varlığına karşı savaşmaya devam etti. 2000’li yıllarda seçimlerde de oylarını arttırması ile Lübnan siyasetinde önemli bir figür olmaya devam etmektedir.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)

Lübnan’daki Filistinlileri temsil eden çatı yapı FKÖ’nün ana unsurunu El-Fetih oluşturuyordu. İsrail’in kurulması ile başlayan Filistinli sürgünün bir durağı da Lübnan’dı. İlk aşamalarda sayıca az ve durgun olan Filistinli nüfus 1970’den sonra Ürdün’den kovulan FKÖ’nün ana karargahını getirmesi ile kalabalıklaşıp hareketlendi. Filistinliler aldıkları haklar ile otonom bir yapı haline gelmişlerdi. Kamplarında silah bulundurabiliyor, güvenlik kontrolü yapıyor, kimlik soruyorlardı. En önemlisi Lübnan’dan İsrail’e saldırı yapıyor, İsrail saldırısı için Lübnan’ı hedef haline getiriyorlardı. Filistinlilerin faaliyetleri, Lübnan’ı Filistinli yanlısı ve karşıtı olarak ikiye bölmüş, aynı zamanda dinsel yapıyı da Müslümanlar lehine genişleterek iç savaşa zemin hazırlamıştı.

Yasser Arafat, Beyrut, 1982

İç savaş başlamadan önce 15 ila 20 bin silahlı militanı ile Lübnan’daki en kalabalık ve eğitimli örgütü oluşturuyordu. Resmiyette FKÖ, Kemal Canbolat’ın Lübnan Milli Hareketi’ne katılmıştı. Ancak durum tam tersi idi. İç Savaş tam olarak FKÖ-Maruni Savaşı’na döndü. Savaşın başında Suriye’nin Marunilere destek vermesi iki taraf arasında çatışmalara neden oldu. Ancak Mısır’ın İsrail ile barışması, Suriye’yi yalnız bırakınca FKÖ ile Suriye arasında ilişkiler düzeldi. O zamana kadar Lübnan’ın güneyinde hareket eden İsrail ordusu, 1982 yılında başkent Beyrut’a kadar gelmesiyle FKÖ, Lübnan’dan ayrılarak karargahını Tunus’a taşıdı. Böylece iç savaşta da Müslümanların gücü zayıflamış oldu.

Çatı yapıyı oluşturan FKÖ içinde El-Fetih, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi ve diğer küçük gruplar bulunmaktaydı.  Bu gruplar içinde Hıristiyan Araplar da vardı. Ancak bunlar Filistinli kimliklerine bağlı kalarak Marunilere karşı savaşmıştır.

Kataeb (Lübnan Falanjistleri)

1936 yılında kurulan partinin politikası Lübnan Milliyetçiliği idi. İlk başlarda Fransız sömürgesine daha sonra Pan-Arap yayılmacılığa karşı mücadele etti. İç savaş sırasında da Filistin karşıtlığı ile Hıristiyan Marunîlerin en etkili partisi oldu. Liderleri Beşir Cemayel’in gayretleri ile Lübnan Milli Hareketi’ne karşı Lübnan Cephesi’ni oluşturdular. Filistinlilere ait bir otobüse saldırarak, yolcuları öldürmeleri iç savaşın fitilini ateşleyen olay oldu. Bu saldırıyı Maruni Kilisesi’ne ateş açılmasına misilleme amacıyla yapmışlardı.  İlk yıllardaki Suriye desteğinin FKÖ’ye geri dönmesiyle İsrail’le olan ilişkilerini daha da arttırdı. 1982 yılında liderleri Beşir Cemayel meclis tarafından Lübnan Başkanı seçildi. İsrail ile anlaşarak tüm Filistinlileri Lübnan’dan atmayı planlıyordu. Ancak koltuğa geçmesinden üç hafta sonra Suriyeliler tarafından öldürüldü. Yerine kardeşi Emin Cemayel geçti.  Eylül 1982’de başını Falanjlarin çektiği Maruniler Sabra ve Şatilla adındaki Filistin Mülteci Kamplarına girerek katliam yaptılar. Bu katliamın İsrail askerlerinin denetiminde gerçekleştiği ve sorumlusunun Ariel Şaron olduğu söyleniyor.

Kataeb Milisleri

Milli Liberal Parti

Lübnan’ın eski başkanlarından olan Şamun’un kuruduğu merkez sağ partidir. Lübnan’daki pek çok siyasi örgüt gibi mezhepsel kökleri vardır ve Hıristiyanlar tarafından desteklenmektedir. Şamun 1956’ki krizde karşı karşıya geldiği Kemal Canbolat’a karşı iç savaşta Kataeb ile ittifaka gitti. Parti, Kaplanlar adı ile kendi milis gücünü oluşturdu. 1980’de Beşir Cemayel, bütün güçleri kendi komutası altına alma girişiminin bir parçası olarak 500 kadar Kaplanlar militanının olduğu Safra kasabasına saldırdı. Safra Katliamı ve Uzun Bıçaklar Günü olarak bilinen bu saldırıdan sonra Milli Liberal Parti’nin gücü azaldı ve sadece bir siyasi parti olarak yaşamını devam ettirdi.

Hıristiyan Milisler

Sedir Muhafızları

Sloganları ”Lübnan, senin hizmetindeyiz” olan Sedir Muhafızları, Étienne Saqr önderliğinde iç savaşa giden yıllarda silahlanmaya başladı. 1975 yılında yayınladığı bildiriler ile Lübnan’ın bölünmesini red ediyor, Filistinlileri açıkça tehdit edip, Lübnan kimliğini ön plana çıkarıyordu. Düşmanlarına karşı uyguladıkları acımasız yöntemlerle ün saldılar. Mülteci kamplarına, Suriye hedeflerini sık sık saldırılar düzenlediler. Grubun ”Her Hıristiyan’ın görevi bir Filistinli öldürmektir”, ” Filistinli kadın ve çocuklara merhamet hissediyorsanız, onların yeni Komünistler yaratacağını hatırlayın” gibi sert söylemleri vardı. Falanj Partisi ile işbirliğine giderek Lübnan Cephesi içinde yer aldı. İsrail denetimindeki Güney Lübnan’da da etkili hakimiyet alanı kurdu. Silahlarını eski Lübnan Ordusu ve İsrail’den temin eden Muhafızlar Suriye ile ilişkiye girmeyen tek Hıristiyan grup olarak biliniyor.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here