’14. Yıldönümünde’ ABD’nin Irak’ı İşgali ve Sonuçları

Bağdat saati ile 20 Mart 2003 05:34’te Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık önderliğinde oluşturulmuş Çok uluslu Koalisyon Kuvvetlerinin Irak’a askeri harekât başlatmasıyla Ortadoğu‘yu bataklığa sürükleyen ve istikrarsızlığa götüren ilk olay olarak kayıtlara geçen bu savaş, ayrıca İkinci Körfez Savaşı, Irak’ın İşgali ve koalisyon ülkelerince Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu olarak da adlandırılmaktadır.

O gece tüm dünya televizyonları  Bağdat’ın Amerikan Savaş Uçakları tarafından bombalandığı anları canlı yayınlıyordu. Irak’lı bir general ”Uçaklar çok yüksekten uçuyorlar, elimizdeki uçaksavarlarla onları durduramıyoruz” dediğinde, bu başlangıcın bir savaş değil, tek taraflı kıyım olacağı anlaşılmıştı.

ABD, İşgalin Amaçlarını;  Saddam Hüseyin rejimini devirmek, Kitle imha silahlarına ulaşmak, Bölgedeki terörist grupları tasfiye etmek, Irak Petrollerini ve enerji yollarını kontrol etmek, Irak’ı Ortadoğu ülkelerine model yapmak gibi bir dizi gerekçe sunarak açıkladı.

Karadan Kuveyt üzerinden giren ABD birliklerinin ilk istikameti başkent Bağdat’tı. Gece boyunca süren bombardımandanla birlikte yaklaşık 6 km. uzunluğundaki askeri konvoylarıyla giriş yaptılar.Hemen hiç bir asker tam olarak neden orada olduğunu bilmiyor, kimi Bush’un açıklamarını savunuyor, kimileri ise görev ve iş olarak nitelendiriyordu. Subaylar ise kariyerlerinin bir parçası olarak görüyordu bu savaşı.

Sabah 06:00 sularında, Bağdat’ın kuzeyideki Al-Taci havaalanı ele geçirdiler. Bu 4.cü piyade tümeninin Irak topraklarındaki ilk resmi göreviydi.

İşgal hemen hemen ilk ayını doldurmuşken, Firdevs meydanı olayı patlak vermiştir. 9 Nisan 2003 tarihinde başkent Bağdat’ın Firdevs meydanında dikili Saddam Hüseyin heykeli, ABD ordusuna ait ağır ekipmanlarla devrilmiştir. Az sayıdaki Iraklı’nın sevinç gösterileri arasında tahrip edilmiş, heykelin baş kısmı kesilerek yerlerde yuvarlanmaştır. Bu olaylar Saddam Rejiminin düştüğünü simgelemektedir.

Savaş, yaşanan bu süreçte, 2003 Aralık ayında sekiz ay kaçtıktan sonra Tikrit’te bir sığınakta yakalanan Saddam Huseyin’in 30 Aralık 2006 tarihinde idam edilmesiyle devam etti. 1 milyondan fazla kişi hayatını kaybetti. İnsanlar en ağır işkenceden geçirilip kötü muameleye maruz bırakıldı. ABD her sivili potansiyel bir suçlu gibi görüp, keyfi bombardımanlarla onları katletti. ABD aynı zamanda, Bağdat yakınlarındaki, mazlum Iraklılar’a yapılan sistematik işkenceler ve insan onurunun katiyen kabul edemeyeceği muamelelerle adını duyurmuş, Ebu Gureyb cezaevinde, tarihin sayfalarına alçaklık olarak geçen bir çok savaş suçu işlemiştir.

Bu savaş tüm bu yaşanan ihlallerin, ülkeyi istikrarsızlığa sürükleyen kaos ve işgalin yanı sıra, aynı zamanda Irak’ta yeni bir süreç başlatmıştır; Mezhep çatışması..

Irak işgalinin ardından ülkenin siyasi yapısını şekillendiren temel unsurlardan biri ‘mezhepçilik’ oldu. Baas rejiminin hakim gücü olan Sünni Araplar, ABD işgali ve sonrasındaki süreçte Irak siyasetinden büyük ölçüde dışlandı.

Saddam döneminde etkileri çok az olan Şii Araplar ise, ABD ve İran’ın yoğun desteği ile başat politik güç haline geldi. Sünniler ve Şiiler, ülkede istikrar sağlayacak herhangi bir gücün ortaya çıkmaması nedeniyle laik ve liberal siyasi yapılanmalar altında bir araya gelmeye çalışsalar da gerginliği ortadan kaldıramadılar.

Şii Başbakan Nuri al-Maliki‘nin görevde bulunduğu dönemde gerginlik had safhaya tırmanmıştır. Sünniler’e göre, Maliki hükümeti kendilerini siyasetten dışlıyor ve haklarını görmezden geliyordu.

8 Eylül 2014’te başbakanlık görevine seçilen Haydar el-Ibadi dönemi de pek farksız geçmemekte. Ülkede Sünni-Şii çatışmasının yanı sıra, Şii-Şii çatışması da körüklenmekte.

Tüm bu yaşanan mezhep çatışmalarının yanı sıra, radikal terör örgütü DAEŞ/IŞİD gibi, Irak ve Ortadoğu genelinde faaliyet göstermekte olan örgütler de bölgede istikrarı, basireti ve siyasi dengeleri etkileyen faktörlerden biri olmuştur. İstikrar hala sağlanamamakla birlikte, her gün onlarca terör ve intihar saldırısı olmaktadır.

Özetle

ABD, 9 yıl süren işgal süresince hiçbir şekilde  kitle imha silahına rastlayamamıştır. Bölgede yerel silahlı güçler ile yaşadığı çatışmalarda aldığı ağır darbeler sonrası hızla güç kaybederken, Irak’ta konuşlu tüm  güçlerini geri çekmiştir. Yaşanan kaosla beraber bölgede birçok Irak’lı yaşadığı savaş travması nedeniyle zor günler geçirmiş, bunların bir çoğu intihar etmiştir. 1 milyondan fazla kişi katledilmiş, bölgede tecavüz ve işkencelerin olağan bir şekilde yaşanmasına zemin hazırlanmıştır. ABD, hem başarısız bir devlet hem de işlediği katliam ve tecavüzler nedeniyle tarihin sayfalarına kara bir leke olarak adını yazdırmıştır.

Amerika’nın Irak’a getirdiği sözde demokrasinin sonuçları;

İntihar Saldırısı: 2003’ten sonra 2152

Katledilen İnsan Sayısı: 650 bini sivil 1 milyondan fazla

Yetim çocuk: 5 milyon

Dul kalan kadın: 1 milyondan fazla

Mülteci: 6 milyon

1 YORUM

  1. ırakın amerikaya ekonomık malıyeti 3 trilyon dolardan fazladır.Ezilmekten bıkan sünniler amerikaya ve amerikan kuklası şialara karşı ayaklanmış 75 000 kişiyle amerikaya ve kuyruklarına saldırmışlardır.gerçekte 10 000 den fazla amerikan askeri ve paralı askeriyle 30 000 den fazla şia ırak askeri öldürülmüştür.50 000 den fazla amerikan askeri çeşitli şekillerde yaralanmıştır.Amerikanın onlarca savas ucagı ve askeri helikopteri yüzlerce tankı ve binlerce zırlı aracları el yapımı patlayıcılarla ımha edilmiştir.Bu açıdan ırak amerikanın vietnamdan sonra en büyük yenilgilerinden biridir.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here