PYD-ABD-RUSYA İttifakının Perde Arkası

Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni başkanı Donald Trump’un belirlemiş olduğu Ortadoğu politikası muhtemel ‘Amerika derin devleti’ den henüz geçmiş değil. Bilindiği üzere Rusya’nın ABD seçimlerine müdahale ettiği iddiası ve bununla birlikte iyimser Rusya politikası güden Trump, iç siyasetin güvenini kazanamamak ile birlikte tam anlamıyla stratejisini uygulayamamaktadır.

Rusya’nın seçimlere müdahale ettiği iddiası tarihsel anlamda büyük çekişmelerin yaşandığı ABD-Rusya denklemi hem Amerika toplumunda hem de derin güçlerin yeni başkana kuşkulu bakış açısıyla yaklaşımına neden olmuştur. Öyle ki Trump’un çizmiş olduğu dış politika stratejisi içeride bazı kesimleri ikna etmeden hayata geçmeyecektir. Donald Trump’un ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn göreve yeni başlamışken istifa etmesi ya da istifaya zorlanması çok manidardır. Bu durum aslında bizlere muhtemel Amerika derin devleti-Trump çekişmesinin başladığının ilk sinyalini güçlü bir şekilde vermektedir. Trump en çok güvendiği isimlerin başında gelen Flynn’ı kaybederek ilk darbeyi almıştır. Öte yandan Trump’un çalışma bakanı adayı Andrew Puzder adaylıktan çekilmesi ya da adaylıktan çekilmeye zorlanması derin güçler tarafından Rus yanlısı Trump’ı içeride yalnızlaştırmayı amaçlamaktadır. Gelecek günlerde bu istifaların devam edeceğini öngörmekteyim. Yeni süreçte Donald Trump’un ekibi tek tek tasfiye edilmesi muhtemel görünüyor.

Bir diğer husus söz konusu Trump-Derinciler çekişmesi şüphesiz Ortadoğu coğrafyasını olumsuz yönde etkileyecek olmasıdır. Son iki yıldır Türkiye’nin dile getirdiği Suriye’de güvenli bölge oluşturulsun fikri her defansın da Obama yönetiminin vetosu ile karşı karşıya kalmaktaydı. Trump eski başkana nazaran bu fikri haklı bulmuş dahası göreve başladıktan sadece üç gün sonra ekibine Suriye’de güvenli bölge oluşturulsun talimatını vermiştir.

Bölgede gelişmeler Rusya-Türkiye ittifakı ile ivme kazanmasıyla birlikte Trump’un NATO müttefiki Türkiye’yi yeniden kazanma çalışmaları da hızlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefonda bir görüşme gerçekleştiren Trump, CIA direktörü Mike Pompeo’u Ankara’ya gönderme kararı almıştır. Manidar olan şudur ki Pompeo Ankara’ya gelişi için yola çıktığı saatlerde Rusya El Bab bölgesinde bir binada bulunan Türk askerlerini vurmak suretiyle 3 şehit vermemize neden olmuştur. Ankara-Moskova hattında başlayan söz düellosu ‘koordinatların; TSK tarafından verildi, Türk askerleri orada olmamalıydı’ açıklamalarına kadar gelmiştir. Fakat TSK tarafından yapılan bir açıklamada ‘Türk askerleri 10 gündür o binada bulunuyordu ve Rusya bunu biliyordu’ açıklamaları bu olayın sandığımız kadar basit ve sadece kazadan oluşmadığı elzemdir. Öte yandan güvenlik uzmanı Mete Yarar çarpıcı bir tespitte bulunarak ‘koordinatların Suriye hava Kuvvetleri tarafından verildiğini kaydetti.

Rusya’nın bu tutumları askeri ve siyasi mesaj verme niyetinde olduğunu anlaşılabilmektedir. Türkiye, PYD’nin varlığına bile tahammül edemezken CIA direktörünün Ankara’ya gelişinden 9 saat sonra, Rusya dışişleri PYD’yi terör örgütü olarak görmediklerini açıklamıştır. Türkiye’ye verilmek istenen mesaj son derece açık ve nettir. Suriye meselesinde ya ABD ya da Rusya tercihine itilmek istenen ülkemiz bölgedeki askeri operasyonel varlığından dolayı eli ABD ile Rusya’ya göre eşit güçtedir.

Donald Trump’un güvenli bölge talimatı başlarda PYD’nin kontrol ettiği topraklar olarak yorumlansa da yakın zamanda Münbiç konusunun çözüme kavuşmasıyla birlikte Fırat Kalkanı harekatı ile terörden temizlenmiş bölgelerden oluşturulacağını ön görmekteyim. TC Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’un güvenli bölge talimatını henüz vermemişken ‘El Bab ‘dan daha aşağıya gidilmemelidir’ açıklamalarında bulunmuş ardından CIA direktörünün temaslarından sonra Rakka operasyonu gündeme gelmiştir. ABD ile Rakka operasyonu yoğun bir şekilde gündeme gelmiş ve Amerika genelkurmay başkanı ile genelkurmay başkanı Hulusi Akar görüşmesi esnasında Rusya Rakka’yı uzun menzilli füzelerle vurduğunu açıklaması önem arz etmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus Türkiye’ nin Rusya ile yaptığı anlaşma El Bab’a kadar olma olasılığıdır. Bu hususla Rusya Türkiye’ nin El Bab’dan sonrasına gitmeme konusunu ‘PYD terör örgütü değildir açıklamaları ve Türk askerlerini bombalayarak’ mesajını dolaylı yoldan iletme tercihine gitmiştir.

Türkiye’ nin baskıları Trump yönetimini PYD konusunda yumuşatma yoluna itmiştir. Yakın zamanda yapılması planlanan olası Rakka operasyonu tarafların anlaşması durumunda ABD’nin saha partneri Türkiye olacaktır. PYD ile başlanan bu operasyon Türkiye’ nin çabalarıyla durdurulmuş, meşru iki devlet ile yapılacak olma olasılığı Ortadoğu bölgesi açısından tarihi zemine dayandırılarak öncelik hakkı Türkiye’nin olduğuna işaret etmektedir.

Uluslararası ilişkilerde ulusal çıkarlar ön plana çıktığı için düşmanımın düşmanı dostumdur ilkesi ile hareket edilmesini burada da açıkça görmekteyiz. PYD kartı Türkleri dizginlemek için her fırsatta kullanılmaktadır. Bizlere karşı PYD kartını dün Amerikalılar bugün Ruslar kullanmış olsa da, TSK Fırat Kalkanı Harekatı’dan en ufak taviz vermeyerek operasyonel misyonumuz arasında El Bab ve Münbiç her zaman var olmuştur.

Zor dönemlerden geçtiğimiz bu günlerde, geçmişte Obama yönetiminin hataları bölgesel açıdan Ortadoğu’da Türkiye’yi kaybetme aşamasına gelmiştir. Trump yönetimi bu hataları gidermek istemesini ; İngiltere başbakanı Theresa May, Almanya başbakanı Merkel ile ABD CIA direktörü Pompeo ve Genelkurmay başkanı Dunford’u ardı ardına Türkiye’ye yapmış oldukları ziyaretlerinden çıkarım yapabiliriz.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ