Ortadoğu: Ülkeler ve Sorunlar

Ortadoğu; İçinde yaşadığımız Türkiye’yi de kapsayan ve geniş bir alana yayılan, yüzlerce yıl savaş ve istikrarsızlıklarla boğuşmuş ve boğuşmaya devam eden, ilk medeniyetlerinde beşiği olan coğrafya. Hep diyoruz ya sorunlu ve tehlikeli bir coğrafyada yaşıyoruz diye. Ve bunu söylerken aklımızda yeraltı zenginliklerinden tutunda savaşın aktif olarak devam etmesine kadar birçok nedeni sıralıyoruz. Peki hiç düşünüyor muyuz? Neden Avrupa ve Amerika istikrarsız değil de yaşadığımız bu coğrafya sorunlu? Yani orta doğuyu bu hale getiren neden veya nedenler nelerdir?

Elbette bu çok karmaşık ve zorlu bir soru. Onlarca devletin işin içinde olduğu ve birbirleriyle karmaşık çıkar ilişkileri içinde oldukları düşünülürse neden bu kadar zor olduğu anlaşılabilir. Bu yazımda Ortadoğu da söz sahibi olan belli başlı ülkeleri inceleyip yüzeysel bir karşılaştırma yapacağız.

Öncelikle Ortadoğu hangi ülkeleri kapsıyor ona bakalım: 16 ülkeyi bildiğimiz Ortadoğu sınırları içerisinde sayabiliriz:

Afganistan, B.A.E, Bahreyn, Irak, İran, İsrail, Katar, Kuveyt, Lübnan, Mısır, Suudi Arabistan, Suriye, Türkiye, Umman, Ürdün, Yemen.

Ortadoğu’nun sınırları.

Bu sıraladığımız devletlerin bazı ortak özellikleri vardır:

İran ve Afganistan hariç diğer devletler Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasıyla oluşmuş ve bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Bu nedenlerden dolayı Ortadoğu coğrafyasının şuan ki durumunun nedenini tarihte aramak gereklidir. (Tarihin kaçınılmaz sonucu)

-Bir diğer neden ise yeraltı kaynakları ve Ortadoğu’nun jeopolitik öneminden kaynaklanmaktadır.

Yukarıda saydığımız devletlerden; Afganistan, Irak, Suriye ve Yemen’de hala savaş devam ettiğinden dolayı ekonomilerinde ve nüfuslarında değişiklik kaçınılmaz olacağından bu devletlere değinmeyeceğiz.

Değineceğimiz devletler; Türkiye, İran, Suudi Arabistan ve İsrail’dir. Bu seçimi yaparken bölgedeki en büyük ve en güçlü devletler olmalarını göz önünde  bulundurdum.

İlk olarak Türkiye ile başlıyoruz:

Türkiye Cumhuriyeti

-Başkent: Ankara

-Nüfus: 78.741.053

-Yüz ölçümü: 779.452 km²

-GSYİH: 751 Milyar Dolar

Türkiye, konumu itibari ile Karadeniz, Ege Denizi ve Akdeniz’e kıyısı olan, İstanbul ve Çanakkale boğazlarına da sahip olması, topraklarının bir kısmının Avrupa kıtasında olması dolayısı ile jeostratejik öneme sahip bölgesel bir güçtür.

Türkiye aynı zamanda Avrupa konseyi, NATO, OECD, AGİT ve G-20 üyesidir.

Yeraltı kaynakları açısından çok zengindir. Türkiye dünya bor rezervinin %63’ünü tek başına elinde bulundurur. Peki Bor madeni hangi alanlarda kullanılmaktadır?

-Nükleer Alanda

-Savunma Sanayisinde

-Jet ve roket yakıtında

-Kağıt sanayisinde

Kullanılmaktadır.

Bu liste daha da uzatılabilir. Tek başına Bor madeninin bile rezerv olarak Türkiye’de bu kadar çok bulunması, Türkiye’nin ne kadar önemli bir ülke olduğunu göstermektedir bizlere.

Ordu Gücü:

Aktif Personel Sayısı: 400.000

Savunma Bütçesi:18,2 Milyar Dolar

Türkiye’nin konumu

İran İslam Cumhuriyeti

-Başkent: Tahran

-Nüfus: 80.000.000

-Yüz ölçümü:1.648.195 km²

-GSYİH: 386 Milyar Dolar

Konum olarak Güney Batı Asya’da bulunur. Avrasya’da ki konumu nedeniyle jeostratejik öneme sahip bölgesel güçtür. Geniş petrol ve Doğal gaz kaynaklarına sahiptir.

Ordu Gücü:

Aktif Personel Sayısı: 550.000

Savunma Bütçesi:10.2 Milyar Dolar

İran’ın konumu

Suudi Arabistan

Başkent: Riyad

Nüfus: 30.000.000

Yüz ölçümü: 2.149.690 km²

GSYİH: 718 Milyar Dolar

Arap yarımadasında bulunan en büyük ülkedir. Ekonomisinin temeli petrole dayanır. Petrol rezervleri çok yüksektir.

Ordu Gücü:

Aktif Personel Sayısı: 650.000

Savunma Bütçesi: 55 Milyar Dolar

Suudi Arabistan’ın konumu

İsrail

Uluslararası kabul edilen başkent: Tel Aviv

Uygulamada: Kudüs

Nüfus: 8.238.300

Yüz ölçümü: 22.072 km²

GSYİH: 305 Milyar Dolar

Asya ve Avrupa kıtalarının kesiştiği yerde bulunan bir ülkedir.

Ordu Gücü

Aktif Personel Sayısı: 187.000

Savunma Bütçesi: 10 Milyar Dolar

İsrail’in konumu

Analiz

Sizin de görebileceğiniz gibi Ortadoğu’nun ekonomik olarak en güçlü iki ülkesi Türkiye ve Suudi Arabistan’dır. Daha sonra İran ve İsrail geliyor. Bu saydığım dört ülkeden en farklı olanı İsrail’dir. Çok küçük bir nüfus ve yüz ölçümüne sahip olmasına rağmen muazzam bir ekonomik ve askeri güce sahiptir. Zaten bunu Araplarla savaşın da kanıtlamıştır. Fakat İsrail’in bu gücünü ABD’ye borçlu olduğunu biliyoruz.

Askeri güç karşılaştırması yapmadan önce dikkat etmek gereken nokta Savunma Bütçesidir. Çünkü sadece asker sayısına göre karşılaştırma yapmak o ülkenin ordusunun güçlü olduğu anlamına gelmez. Savunma bütçesi, ordunun modernizasyonundan tutunda tank, top, tüfek sayısına kadar envanterinde bulunan bütün silahları ve teknolojik gücünü ifade eder. Savunma bütçesi açısından bakıldığında Ortadoğunun en güçlü ordusu 55 Milyar Dolarla Suudi Arabistan’dır. İkinci sırada 18.2 Milyar Dolarla Türkiye geliyor. Üçüncü sırada 10.2 Milyar Dolarla İran, son sırada 10 Milyar Dolarla İsrail geliyor.

Suudi’li askerler

Tüm bu saydığımız niteliklere rağmen bir ülkenin ne kadar güçlü olduğunu anlamak istiyorsak o ülkenin GSYİH’na bakmamız gerekir. Yani bir ülkenin ekonomisi ne kadar güçlü ise o ülke o kadar güçlü demektir.

Ordu klasmanına dönersek bir ülkenin ordusunun gücünü belirlerken dikkat etmemiz gereken bir nokta daha var. O da askerlerin tecrübesi, disiplini, inanç gücünü de içine alan bir değerlendirmedir.

Böyle bir sıralamada ilk sırayı Türkiye alır. Arkasında yüzlerce yıllık savaş tecrübesinden tutunda Çanakkale savaşı, Kurtuluş savaşına kadar çok geniş bir savaş tarihi vardır. ikinci sırada ise İran geliyor. İran’ın çok eski bir uygarlık olduğunu düşünürsek ve arkasında Türkiye kadar olmasa da geniş bir savaş tarihi yer alıyor. Üçüncü sırada ise İsrail gelir. Her ne kadar güçlü bir savunma bütçesi olsa da yeni kurulan bir ülke olduğu için arkasında saydığım devletler kadar savaş tecrübesi bulunmuyor. Son sırada ise Suudi Arabistan yer alır. Onunda yüksek bir savunma bütçesi ve kalabalık bir ordusu olmasına rağmen tarihinde çok bir savaş tecrübesi olmamasından dolayı ve en son Yemen sınırına 150.000 kişilik ordu yığmasına ve onlarca savaş uçağını Yemen’e göndermesine rağmen pek bir başarı gösterememiştir.

Asker sayısının o ülkenin nüfusuyla bağlantılı olduğunu belirtmek isterim. Nüfus arttıkça asker sayısı da artış göstermektedir. Buna en iyi örnek Çin’dir.

Tüm bu yukarıda saydığımız faktörlere rağmen bu ülkelerin birbirleriyle yapacakları bir savaşta hangi ülkenin galip geleceğini bilebilmemiz çok zordur. Çünkü orduların envanterinde bulunan silahların, füzelerin ve diğer silahların teknik üstünlüklerini ve bu silahları kullanan askerlerin uzmanlık derecelerini bilmemiz gerekir. Fakat böyle bir savaşta son noktayı İsrail’in koyacağını öngörebiliriz. Kesin olarak sayısı bilinmese de envanterinde onlarca nükleer silah olduğunu biliyoruz.

Fakat tüm bu saydığımız niteliklere rağmen Ortadoğu coğrafyasında (İsrail dahil değil) ABD gibi bir süper gücü durdurabilecek bir ülke veya güç yok. işte bu nedenle Rusya’da bunu görmüş olacak ki Suriye’ye askeri operasyon başlatmıştır. Rusya, ABD’nin Ortadoğu da istediği gibi hareket emesine izin vermeyecekti. O kadar ki Türkiye’nin, Rus savaş uçağını düşürmesinden sonra Suriye’ye S-400 hava savunma sistemi yerleştirmiş ve ABD’nin Suriye Rejimine doğrudan bir hava saldırısı başlatmasına karşı Suriye’ye 7 adet S-300 hava savunma sistemi daha yerleştirme gereği duymuştur. Tüm bunları da yeterli görmemiş olacak ki elindeki tek savaş gemisi olan Amiral Kuznetsov önderliğindeki bir filoyu Suriye’ye göndermiştir.

s300 füze bataryası

Rusya’nın Suriye konusunda ne kadar ciddi ve taviz vermez olduğunu ve hatta 3. Dünya savaşına bile mal olsa Suriye’den ve Beşar Esad’dan vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya göstermiştir. ABD ‘nin yeni başkanı Donald Trump, Obama ve Hillary Clinton’ı kastederek “Eğer Clinton başkan seçilirse, Suriye meselesi 3.Dünya Savaşı ile sonuçlanır” demiştir. Ve bunda da ne kadar haklı olduğunu görüyoruz.

Olayların aslında bir Baas rejimi, Şiilik ve Sünnilikle çok bir ilgisinin olmadığı ortada bunlar sadece görünen nedenlerdir. Ama olaylara büyük devletlerin gözünden baktığımızda Ortadoğu’da ki durumun sandığımız gibi olmadığını görürüz.

Tüm bu sayılanlardan çıkarılacak sonuç ise ;

ABD ve İsrail’in Ortadoğu da güçlü bir devlet görmek istemediğini söyleyebiliriz. Bunun en önemli kanıtlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

-Türkiye’nin müttefiki olmasına rağmen ABD’nin 40 yıldır PKK ya kapalı kapılar ardından destek vermesi ve bu savaşın sonucunda Türkiye’nin 378 Milyar Dolar zarara uğraması. Buna insan kaybını da ekleyebilirsiniz.

-İran’ın Şii temelli bir devlet olması dolayısıyla ABD, IŞİD gibi Şii düşmanı bir örgüt oluşturmak suretiyle ve PKK’nın İran kolu olan PJAK‘a da destek vermesi, İran’ın zayıflatılmaya çalışıldığının göstergesidir.

-Suudi Arabistan derseniz zaten ABD’nin kölesi, buna rağmen ABD, 11 Eylül saldırılarını gerekçe göstererek Suudi Arabistanı zor duruma düşürmüştür.

-İsrail=ABD olduğunu zaten hepimiz biliyoruz.

Sonuç

Ortadoğu’nun yerli devletleri birbirleriyle savaştıkça ABD ve İsrail’in Ortadoğu da güç kazandığını görüyoruz.

 

12 YORUMLAR

  1. Yazınız güzel, baştan sona sıkılmadan okudum. Yazı güzeldi haklıydı.Şahsi görüş olarak daha sıradışı ama doğru tespitler bekliyoruz.

  2. Öncelikle yazıma gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. Siz değerli okuyucular tarafından gelecek önerileri ve talepleri değerlendireceğimi bilmenizi isterim. Okuyucularımız talepte bulundu. Bu konular ile alakalı olarak yazı yazacağımı belirtmek isterim. Fakat tam olarak süre veremem. O nedenle süre beklentisi içerisinde olmayın. Teşekkürler… Talep ve önerileriniz için yazarlar kısmında bulunan e-posta adresine mesaj atabilirsiniz. Teşekkürler…

  3. Öncelikle bu kadar güzel akademik okunası bir makale yazdığınızdan dolayı size teşekkür ederim. İstihbarat konusunda ciddi bir açığımızın olduğunu düşünüyorum zor bir konu ama bu konudada güzel bir yazı bekliyorum

    • Sinan bey, istihbarat konusu hassas bir konudur. Özellikle MİT ile ilgili yazı yazmam doğru olmaz. O nedenle belirttiğiniz konu hakkında yazı yazamayacağım. Anlayışınız için teşekkür ederim. Bunun yerine farklı bir konu isteyebilirsiniz. Belirttiğiniz açıkları devlet yöneticilerinin belirlemesi ve çözümlemesi gerekir. Bu bana düşmez.

    • Öncelikle unutmadığımı belirtmeliyim. Bilerek koymadım. Ortadoğunun sınırları kesin olarak belli değil. Yukarıdaki ortadoğu haritası bunu gösteriyor zaten. Burada ortadoğunun çekirdek ülkelerinden bahsetmeye çalıştım.(Koyu yeşil ülkeler) doğru Afganistan biraz farklı, hem ortadoğunun sınırlarının kesin olmamasından hemde Afganistanın uzun yıllar savaş yaşamış bir ülke olmasından dolayı listeye dahil ettim. Pakistan ise Afganistan a göre daha istikrarlı ve daha güçlü bir ülke ve Hindistana sınırı var. Tüm bu nedenleri göz önüne alarak Pakistanı dahil etmedim. Umarım açıklamalarım yeterli olmuştur. Ama doğru diyorsunuz hata bende bunu yazıda belirtmeliydim.

      • öncelikle selamunaleyküm kardeşim. Pek konumuzla alakalı değil ama, Türkiye Cumhuriyeti nin neden Nükleer Silah edinmediği/edinemediği veyada gelecekte edinebilirmi gibi konular ile ilgili bir makale hazırlayabilirmisin?

        • Sizin gibi değerli okuyucular tarafından gelecek bu tip talepleri elbette değerlendiririm. Bu isteğinizi değerlendireceğim. Teşekkürler…
          Fakat size yüzeysel bilgi vermek açısından Türkiye de zaten atom bombası var İncirlik üssünde. Fakat ABD önderliğindeki NATO ya bağlı. Yani o nükleer silahlar Türkiye ye ait değil.

      • Cevabınız için teşekkür ederim. Öncelikle suçlama tarzında algılamayın lütfen sadece hatırlatma tarzında çünkü bazı insanlar okuduğunda ” aa burasınıda mı feth etmişiz ” tarzı düşüncülere kapılabiliyor. Özelliklede son yıllarda bu artış gösteriyor. Amacım sadece yanlış anlaşılmalara dikkat çekmek.

        Orta Doğu konusunda haklısınız. Bu bölge Arap ülkelerinin bulunduğu bölge olarak isimlendirilirken Genişletilmiş Orta Doğu Projesi kapsamında Kuzey Afrika ve sonrasında ise Orta Asya da bu bölge içinde geçmeye başladı.

        Hala birileri harita çizme hevesinden kopamadı.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here