Suriyeli Mültecilerin Dağılımı ve Son Rakamlar

StratejikOrtak.com Yazarı Okan Şahin’in Suriyeli mülteciler hakkındaki en güncel bilgilerin yer aldığı geniş çaplı ”SURİYELİ KARDEŞLERİMİZ VE TÜRKİYE” araştırma yazısının ilk iki başlığını sizlerle paylaşıyoruz. Bu araştırma yazısının diğer başlıkları da önümüzdeki günlerde sitemizde yayınlanacaktır.

Suriye İç Savaşı ve Mülteci Krizi

          Suriye İç Savaşı’na bakarken, Arap Baharının son durağı veya 2011’de patlak veren otoriter yönetimi, bu savaşın başlangıcı olarak görmek eksik bir açıklama olacaktır. Suriye gerçek manada huzur ortamına, devlet ve yönetim yapısına Osmanlı sonrasında sahip olamadı. Bazı sömürgeci devletler ve onların uzantısı yapılar Osmanlı sonrasında Yakındoğu(Ortadoğu)’yu  paylaşmak için gizli toplantılar düzenleyerek, kendi çıkarlarına uygun haritalar çizdiler. 1916 Sykes-Picot-Sazanov Uzlaşması ve 1920 Milletler Cemiyeti tarafından belirlenmiş manda yönetimleri haritası, bu gizli antlaşmalardan yalnızca iki tanesidir. Bu haritaları hazırlarken yapay sınırlar oluşturularak etnik-dini kimlik benzerliğine sahip olan bölgeler bilinçli bir şekilde ayrıştırılmıştır. Bu bölgelerde azınlık gruplar iktidarlara getirilerek, günümüze kadar süregelen sorunların temelleri atılmıştır. Bu azınlık yönetimlerine Suriye güzel bir örnektir. 1. Dünya Savaşından itibaren Suriye’de azınlıklar yönetime getirilmiş ve otoriter bir yönetim şekli sergilemişlerdir. Yakın geçmişte Baba Esad’ın yaptığı katliamlar hafızalardaki yerini korumaktadır. Kısaca Suriye son yüzyılda (iddialı olacak ama) hiç ama hiç huzurlu bir hayat ve adaletli bir yönetim yüzü görmemiştir.

          Mülteci sorununu ele alırken BM Yüksek Komiseri, Antonio Guterres, Telegraph¹ gazetesine verdiği bir demeçte; ’’Yaklaşık 20 yıl önceki Ruanda Soykırımından bu yana bu kadar korkutucu seviyede artan bir mülteci akımıyla karşılaşmadık’’ diyerek Suriyeli sığınmacı sorununun vehametini ortaya koymaktadır. ”Ancak Suriyeli sığınmacı sorununun bu tarihi ehemmiyetine ve komşu ülkeler üzerindeki önemli etkisine rağmen, dünya toplumu gerekenin yapılması konusunda yetersiz kalmıştır² diyerek de mülteci sorununun önemini ortaya koymuştur. 2011 öncesi nüfusu 20 milyon olan Suriye, nüfusun 1/4’ünü mülteci olarak ülkeden ayrılmak zorunda kalmıştır. Bu rakamın büyüklüğü Suriye ve bölge ülkelerinin gelecekleri için çok önemlidir.

Suriyeli Kardeşlerimizin Bölge Ülkelerine Dağılımı ve Son Rakamlar

          Ocak 2011 yılında küçük halk ayaklanmaları olarak başlayan isyanlar, Mart 2011 yılında güney şehri Dera’da  ilk geniş çaplı gösterilerle başlamıştır. Asıl isyanların başlangıcı olarak Dera kabul edilir. Bu ayaklanma kısa sürede ülke geneline yayılıp çözümlenmesi zor bir denklem halini aldı. İlk zamanlarda kısa süreceği düşünülen isyanlar kanla bastırılmaya çalışılınca günümüze kadar devam ederek 5. yılını doldurmuş durumdadır. Günümüz şartları göz önünde getirildiğinde bu savaşın ne zaman sona ereceğine dair öngörüde bulunmak çok zor.

Çünkü Suriye ve bölge üzerinde çıkarları bulunan bazı devletlerin izledikleri politikaları ve siyasetleri değiştikçe Suriye konusu çözümlenemez bir hal alıp gittikçe kördüğüm oluyor. Bazı devletleri vekaleten temsil eden terör gruplarının zaman zaman kontrolden çıkması da ayrıca bir çözümsüzlük nedenidir.

          Çatışmaların yoğunlaşarak artması ve ülkenin tamamına yayılması sonucu, ülke içerisinde güvenli alan bulamayan kardeşlerimiz ülkelerinden zorunlu olarak göç etmek zorunda kalmışlardır. İlk zamanlarda kısıtlı sayıda olan göçler 2013 yılında iç savaşın dozunun artması sonucu göç oranlarında gözle görülür bir artış meydana gelmiştir. İnsanlar göç ederken ilk seçenek olarak komşularının kapılarını çalmışlardır. Bu seçenekler içerisinde ise  öne çıkan ülke Türkiye’dir. Göç oranlarının büyükten küçüğe doğru sıralanışına baktığımızda listenin başında ülkemizi görüyoruz. Ülkemizi Lübnan, Ürdün, Irak, Mısır ve Libya takip etmektedir. Bu sıralama bize bazı noktaları görmemiz için yeterli değildir.

          Suriye’nin komşularına baktığımızda doğusunda Irak yer almaktadır. Irak gerçek manada bir devlet yapısına sahip olmaması, savaştan yeni çıkmış güçsüz bir ülke olması, halen daha şehirlerinde bombaların patladığı, güvenlik zafiyetinin olduğu bir ülke. Suriye’nin batısında Lübnan, güneyinde ise Ürdün yer almaktadır. Her iki ülkede de siyasi belirsizliklerin yer alması, zaman zaman bombaların hedefi olması ve IŞİD, Hizbullah gibi terör örgütlerinin gölgesi altında olması güvensizlik ortamını doğuruyor. Mısır ve Libya Arap Baharından nasibini almış; Mısırda darbeci ve diktatör bir yönetim, Libya’da ikiye bölünmüş parlamento ve birlikten kaçınmaları güvensizlik sebebi. Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerinden göç etmelerinin tek sebebi, hayatlarını ikame edecekleri yerlere gitmek. Bundan dolayı Irak, Lübnan, Ürdün, Mısır ve Libya kardeşlerimiz için birer seçeneklerdir.

          Türkiye’ye olan göç durumunu ayrı olarak ele almakta fayda gördüm. Türkiye siyasi ve ekonomik anlamda güçlü olan istikrarlı bir ülke pozisyonunda yer almaktadır. Türkiye’nin diğer bölge ülkelerine nazaran gözle görülür bir farka sahip olması mülteci sayısında lider olmasının sürpriz olmadığını ortaya koyuyor. Ülkemiz sadece bölgemizde değil dünya çapında itibar gören bir ülke olması münasebetiyle mülteciler için Türkiye seçeneğini ön plana çıkarmıştır.

          Türkiye’ye ilk mülteci kafilesini 29 Nisan 2011 tarihinde giriş yapmıştı. O tarihte sayıları 500’ü geçmeyen mültecilere kapımızı sonuna kadar açmış, Ensar-Muhacir kardeşliği ile ”Açık Kapı Politikası” izleyeceğimizi açıkça ifade etmiştik. Gelen mültecilerin sayısı ve kalacakları süre ilk zamanlarda hem Türk Hükümeti hem de diğer ülkelerce kısıtlı olacağı yönünde bir izlenim vardı. Fakat zaman ilerledikçe gelen mültecileri sayısında artış hızla devam ederken geri dönüşler azalmış hatta sona ermişti.

          BM’nin hazırladığı 04 Nisan 2016 tarihli raporuna göre Suriye’den toplam 4.837.208 kişi kayıtlı olarak ülkeden göç etmiştir. Gerçek rakamların bu rakamın çok üzerinde olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Mülteci sayısında ilk sırada bulunan Türkiye’de kayıtlı mülteci sayısı 2.749.140 kişi olmuştur.

Görsel: UNHCR - / Düzenleme: StratejikOrtak.com - Suriyeli Mültecilerin Dağılımı
Görsel: UNHCR – / Düzenleme: StratejikOrtak.com – Suriyeli Mültecilerin Dağılımı

Türkiye’de gerçek mülteci sayısının 4 milyona yakın olduğu iddia edilmektedir. Türkiye’de mülteciler ülke nüfusunu %4 artırmıştır. İkinci sırada yer alan Lübnan 1.055.984 kayıtlı mülteci barındırmaktadır[1]. Ülke nüfusu 4,5 milyon civarında olan Lübnan için bu mülteci sayısı fazla olup ülke nüfusunun 5 yılda %25 artması anlamına gelmektedir. 638.633 kayıtlı mülteci sayısı ile Ürdün üçüncü sırada yer almaktadır[2]. Ürdün’ün nüfusunun 6,5 milyon olması da nüfus artış hızının %10 olmasını ve bu oranın yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Ürdün’ü 245.909 kayıtlı mülteci sayısı ile Irak takip etmektedir[3]. 119.301 mülteci ile Mısır 5.sırada, 28.027 mülteci sayısı ile Libya 6.sırada yer almaktadır[4]. Nisan 2011 yılından Ocak 2016 yılına kadar Avrupa’ya geçen toplam kayıtlı mülteci sayısı is 935.008 kişidir[5]. Bu sayıya baktığımızda bütün Avrupa bir Lübnan dahi edememekte.

Son olarak mültecilerin genel durumlarına dikkat çekmek için, toplam mülteci sayısının yalnızca 489.538’i kamplarda yaşamakta, 4.347.670’si ise kendi imkânlarıyla hayatlarını ikame ettirmektedirler. Bu rakam yaklaşık %10’a karşı %90’lık bir farkı içinde barındırmaktadır[6]. Kamp dışında kalan mültecilerin çoğunun kalacak evlerinin olmaması ve/veya üç-dört ailenin bir evde aynı anda kaldıkları göz önüne alınırsa durumun vahameti ortaya çıkmış olur.

Okan Şahin

StratejikOrtak.com Yazarı

1- http://data.unhcr.org/syrianrefugees/country.php?id=122 -Lebanon – 29 Feb. 2016
2- http://data.unhcr.org/syrianrefugees/country.php?id=107 –Jordan -04 April 2016
3- http://data.unhcr.org/syrianrefugees/country.php?id=103 –Iraq -15 March 2016
4- http://data.unhcr.org/syrianrefugees/country.php?id=8 –Egypt -29 Feb. 2016
5- http://data.unhcr.org/syrianrefugees/asylum.php -Europe – Jan.2016
6- http://data.unhcr.org/syrianrefugees/regional.php -Total Refugees – 16 March 2016

1 YORUM

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here