Rusya’nın Arktika Stratejisi

Arktika, 27 milyon km2’lik alana sahip olan kuzey kutup bölgesine verilen addır. Bu bölgeye 8 ülkenin sınırı vardır ve bu ülkeler ABD, Kanada, Finlandiya, Norveç, İsveç, Danimarka, İzlanda ve Rusya’dır. Bölgedeki doğalgaz ve petrol rezervleri, bölge ülkelerinin dikkatini çekmekte ve bundan ötürü çeşitli sıkıntılar yaşanmaktadır. Arktika bölgesindeki rezervleri Türkiye üzerinden anlatmak gerekirse, Arktika’daki rezervler Türkiye’nin petrol tüketimini yaklaşık 330 yıl, doğalgaz tüketimini ise bin yıl karşılayacak seviyede. Bu bölgede bir nevi yalnız kalan Rusya’nın ise bölge için uyguladığı strateji İbrahim Hasanoğlu tarafından güncel verilerle stratejikortak.com için kaleme alınmıştır.

İbrahim Hasanoğlu

Kırım Krizi ve ardından Ukrayna’da yaşanan gelişmeler Rusya ile Batı dünyasını Soğuk Savaş’ın ardından ilk kez bu denli ciddi şekilde karşı karşıya getirmiştir. Rusya ile Batı arasında yaşanan bu gerilim, doğal olarak devasa hidrokarbon kaynaklarına sahip Arktika[2] bölgesine de yansımış, ABD, Kanada ve diğer bölge ülkeleri Arktika’da Rusya ile işbirliğini dondurmuştur. Bu gelişmeler karşısında Rusya Güvenlik Konseyi toplantısında konuşan Vladimir  Putin, dünyanın siyasi ve sosyoekonomik yapısının hızla değiştiğini ve bu durumun Arktika dâhil, Rusya’nın ulusal çıkarlarına yeni riskler ve meydan okumalar yarattığı belirtmiştir. Arktika’ya yönelik küresel güçlerin de ilgisinin arttığını vurgulayan Putin, bu koşullar altında Rusya’nın bölgedeki etkinliğini korumak ve rakiplerinden geri kalmamak için yeni önlemler alması gerektiğini belirtmiştir.[3] Putin’in bu açıklamaları Temmuz 2015’te yayınlanan Rusya Federasyonu’nun Denizcilik Doktrini’nin[4] de habercisi niteliğindeydi. Nitekim Arktika’daki enerji kaynaklarının çıkartılmasının ve bölgenin askeri güvenliğinin özel olarak vurgulandığı doktrin, Rusya ile diğer kıyıdaş ülkeler arasındaki jeopolitik rekabetin bir üst aşamaya geçtiğinin de göstergesidir.

Enerji kaynaklarına artan iç talebe rağmen, petrol ve doğalgaz ihracatının arttırılması, Rusya için hayati öneme sahiptir. Ülkenin ihtiyaç duyduğu üretim artışıysa ancak Doğu Sibirya’nın ulaşılması zor bölgelerinde ve Kuzey Buz Denizi’nin şelflerinde yeni hidrokarbon yataklarının işletilmesiyle mümkün olabilir. Küresel ısınmayla birlikte Kuzey Deniz Yolu’nda gemi trafiğinin artması ve devam eden boru hattı projelerinin tamamlanmasıyla birlikte Rus enerji kaynakları için pazar çeşitlendirmesi imkânı doğacaktır ki, Rusya bununla Avrupa pazarına bağımlılığı uzun vadede azaltmayı hedeflemektedir. Fakat Rusya ekonomik faaliyetlerini genişletmek istiyorsa bölgenin askeri güvenliğini üst düzeyde sağlaması gerektiğinin de farkındandır. Çünkü Kuzey Kutup Çevresi, geleneksel jeopolitik bakış açısına göre öncelikle stratejik nükleer denizaltılar (SSBNs) ve deniz tabanlı diğer nükleer silahlar için potansiyel bir üs olarak; ikincisi askeri eğitim ve test için “boş” alan sağlayarak; üçüncüsüyse toprak tabanlı saldırı ve ABD’nin Ulusal Füze Savunma (NMD) sisteminin savunma öğeleriyle dağıtımı için bir alan olarak askeri anlamda yüksek düzeyde stratejik bir alandır.[5] Rus deniz kuvvetlerinin okyanuslara açılması için de geçiş noktası olan bölge, aynı zamanda güvenlik açısından da önemli bir askeri stratejik alandır ve ülkenin en büyük deniz üslerinden olan Murmansk ve Arhangelsk buradadır. Rusya’nın kuzeydeki askeri varlığının anlamı, Rusya askeri yapısının kıtasal karakterinden ve kendisini “deniz güçleri” karşısında kıtasal kamp olarak gören doğal algılayışından ileri gelmektedir. Bu askeri yapıların temel amaçları, kıyı alanını muhtemel deniz ve hava hücumundan korumak ve ihtiyaç anında Kuzey Kutbu’ndan Amerika kıtasına nükleer saldırıyı temin etmektir. Burası aynı zamanda ABD ile Rusya arasındaki en kısa mesafedir ve bu yüzden de Rusya için geliştirilmesi ve ciddiye alınması gereken öncelikli alanlardandır.[6]

Arktika haritası ve Arktika'ya sınırı olan ülkeler
Arktika haritası ve Arktika’ya sınırı olan ülkeler

Rusya hariç Arktika’ya kıyıdaş ülkelerin tamamı- Norveç, Danimarka, Kanada ve ABD- NATO üyesidir ve ittifakın bölgeye yönelik bir politika izleyebileceği ihtimali gündeme gelmekte, bu da doğal olarak Rusya’yı tedirgin etmektedir. Fakat NATO yetkililerinin, ittifakın bir Arktika stratejisinin olmadığı yönünde beyanatları bulunsa da Norveç’in NATO’yu Rusya’nın bölgedeki askeri faaliyetlerine karşı devreye sokma girişimleri olduğu bir gerçektir. ABD’nin askeri ve ekonomik gücü Rusya karşısında çok zayıf kalan diğer kıyıdaş devletlere güven verirken, özellikle ABD ve Rusya karşılıklı olarak bölgede silahlanmayı hızla artırmaktadırlar. Nitekim Rusya 2012 yılı itibariyle Novaya Zemlya (Yeni Toprak) Takımadaları’nda bulunan eski nükleer üssün korunması yönünde önlemleri artırmış, bölgeye hava savunma birimlerinin gönderileceği ve takımada sularında Kuzey Filosu’na ait gemilerin nöbet tutacağını açıklamıştır. Rusya aynı zamanda Yeni Sibirya Adaları’nda 1993’te kapattığı üssünü yeniden açma kararı da almıştır ki, Moskova bununla hem stratejik bölgenin kontrolünü sağlamayı hem de rakiplerine gözdağı vermeyi hedeflemektedir.

            Stratejik kaynaklar üzerinde küresel aktörlerin çıkar çatışmasının söz konusu olması bölgede yeniden “büyük oyun”un ortaya çıkma ihtimalini yükseltmektedir. Jeopolitik önemi artan Arktika’nın çıkar sahibi ülkeler tarafından askeri yatırımların artırıldığı bir bölge haline gelmesiyse Arktika’da kalıcı bir hukuksal rejimin oluşturulmasının karşısındaki en büyük engeldir. Jeopolitik konumla birlikte ekonomik getirinin de yüksek olması dikkate alındığında bölge devletlerinin egemenliklerini dışarıdan bir yapıya devretmeleri mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla gelecekte yaşanabilecek herhangi bir çatışma durumunda uluslararası hukukun zayıf kalmaktan başka bir seçeneği yoktur. Öte yandan güç dengelerinin henüz tam olarak oturmamış olması ve kıyıdaş devletlerin enerji kaynaklarına ulaşmak amacıyla kuzeye doğru sınırlarını genişletme çabası göz önünde bulundurulursa, hâlihazırda serbest olan silahlanmanın hız kazanması ihtimali daha da yükselmektedir. Fakat Ukrayna olaylarından sonra Batının Rusya’ya yönelik uygulamaya başladığı ekonomik yaptırımlar Rusya’nın özellikle uluslararası şirketlerle Arktika’da yaptığı ortak enerji yatırımlarını da ciddi şekilde etkilemekte, Rusya kendine doğulu ortaklar aramaktadır. Yaptırımlar Rusya’nın bölgedeki ekonomik faaliyetlerini zayıflatacak, ekonomik zayıflamaysa doğal olarak askeri yatırımları etkileyecektir. Bu durum Arktika’daki rekabetin yakın zamanda kıyıdaş ülkeler arasında olmaktan çıkarak küresel boyuta ulaşacağının göstermektedir. Nitekim Rus yetkililer Hindistan ve Çin şirketleriyle Arktika’da ortak çalışabileceklerini açıklamıştır.

İbrahim Hasanoğlu

StratejikOrtak.com Yazarı

[1] Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, E-posta: [email protected]

[2] Bölgedeki kaynaklara yönelik en kapsamlı araştırmayı yapan Amerikan Jeolojik Araştırmalar Dairesi’nin (USGS) 2008 yılında yayınladığı rapora göre, Kanada, Rusya ve Alaska’nın kuzey kıyılarında 400’den fazla petrol ve gaz yatağı bulunmaktadır. Yine bu rapora göre, Arktika Bölgesi’nde 90 milyar varil petrol, 1,669 küp fit (cubic feet) doğal gaz ve 44 milyar varile eşdeğer sıvı gaz (natural gas liquids) bulunmaktadır. USGS Fact Sheet 2008-3049, [http://pubs.usgs.gov/fs/2008/3049/fs2008-3049.pdf].

[3] “Zasedanie Soveta Bezopasnosti po voprosu realizatsii gosudarstvennoy politiki v Arktike”, [http://www.kremlin.ru/transcripts/20845].

[4] Doktrinin tam metni için bkz: [http://kremlin.ru/events/president/news/50060].

[5] L. Heininen, “Küreselleşmenin Etkileri ve Dünya Siyasetinde Kuzey Kutbunun Yeri“, H. Gümrükçü, (Ed.), Küresel Bakışla Kutup Çağı: Çatışmalar, İşbirlikleri ve Ulusal Çıkarlar, Ankara, Siyasal Kitabevi, 2015, s. 42.

[6] A. Dugin, Rus Jeopolitiği Avrasyacı Yaklaşım, çev: V. İmanov, İstanbul, Küre Yayınları, 2010, s. 140.

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here