PYD lideri Salih Müslim kimdir?

PYD’nin lideri Salih Müslim, üniversite eğitimi için Türkiye’ye gelmiş, 1977 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya bölümünden mezun olmuştur. Çalışmak için Suudi Arabistan’a giden Müslim, orada karşılaştığı PKK mensubu bir işçiden örgütün fikrine dair bilgiler edindi. Ardından 1983 yılında o dönemde Suriye’de olan Abdullah Öcalan ile bir araya geldi.

2003 yılında Kamışlı olayları esnasında Esad’a yazdığı bir mektup sebebiyle tutuklanan Müslim, 7 ay cezaevinde kaldı.

Serbest bırakıldıktan sonra 2010 yılında kadar gözlerden uzak bir hayatı tercih eden Müslim’in, o tarihlerde PKK kontrolündeki Kandil Dağı’nda bulunduğu belirtiliyor.

pyd lideri salih müslim

Esad rejiminin iç savaş sonrası Kürtlerin yaşadığı bölgelerden çekilmesinin ardından muvazaalı bir biçimde yönetime el koyan Müslim liderliğinde ki PYD, aynı bölgelerde ‘öz yönetim’ ilan etti.

2003 yılında Demokratik Birlik Partisi (PYD)’nin kuruluşunda yer aldı, 2010 yılında başkan seçildi ve 2012 yılında kabul edilen eş başkanlık sistemine göre Asya Abdullah ile eş başkanlık görevini yürütmeye başladı. Ayrıca Suriye’de Ulusal Koordinasyon Komitesi’nde başkan yardımcılığı yapıyor.

Esad rejimine karşı Suriye’de başlayan halk ayaklanmasının ardından Müslim Suriye’ye döndü, onu takip eden PKK tarafından eğitilmiş bin kişilik askeri bir kadro ise Suriye’ye gelerek YPG güçlerini kurdu.

Ayn El-Arap(Kobani)’de IŞİD’le yaşanan çatışmalar sırasında 22 yaşındaki oğlu Servan’ı kaybetti.

PYD’nin Amacı ve Hızlıca Genişlemesinin Sebebi
Suriye’nin kuzeyine dair Türkiye, ilk başlarda PYD’yi kontrol edip, orada kurulacak yönetime Türkiye’ye tehdit oluşturmaması halinde izin verecekti. Türkiye ilk defa PYD ile görüşen devlet olarak bunu amaçladı ama olmadı. En azından görüşmelerden bunlar algılandı. PYD Barzani gibi Türkiye’yi dost değil tabiri caizse ‘düşman’ olarak tanımladı.(Militanların çağrıları ve basın açık toplantı kayıtları) İç savaşla birlikte Esad’ın kuzeydeki ordularını çekmesiyle PYD bölgeye hakim oldu. Afrin, Kobani ve Cizire Kantonu (Haseke’nin olduğu bölge) PYD’ye kaldı. 2014’te IŞİD Kobani’ye saldırdı ve merkez dahil ele geçirdi. ABD’nin hava saldırılarıyla Peşmerge, ÖSO ve YPG karadan saldırdı. (Yakinen bildiğimiz gibi IŞİD’in Kobani saldırısı sonrasında Türkiye’de eylemler oldu ve 40’tan fazla kişi ölmüştü.) IŞİD bu saldırılar sonrasında Kobani’den çekildi ve Kobani PYD’nin 3. ve merkez kantonu ilan edildi. Çünkü bölge kantonların ortasındaydı. Koalisyon güçlerinin hava saldırıları sonrasında IŞİD’in eski kalesi Tel Abyad’da YPG’nin eline geçti ve kontrol sağlandı. Böylece Suriye’nin kuzeyinde Azez-Cerablus arası PYD’nin kontrolünde olmayan tek bölge olarak kaldı.

PYD’de ve kara gücü YPG bu bölgeye de hakim olup Suriye’nin kuzeyinde toprak bütünlüğüne sahip olmaya çalışıyor. Türkiye sınırı boyunca Suriye hattını kendi kontrolüne almak isteyen PYD’nin, kendilerinin de söylediği gibi ilk olarak özerk bölge, daha sonra da bağımsızlık hayali var. PYD’nin şuan Suriye’nin Kuzeyinde üç kantonu bulunuyor. En son olarak da IŞİD’in Rakka’dan sonra 2. kalesi sayılan Tel Abyad’ın kontrolünü ele geçiren PYD burayı Kobani kantonuna bağladı. Suriye’nin kuzeyinde Araplar, Kürtler, Türkmenler ve az sayıda Süryani mevcut. PYD buradaki bölgeleri kontrolü altına aldığında buradaki Arapların ve Türkmenlerin çoğuna İsrail’in yaptığına benzer bir şekilde göç politikası uyguladı ve buraya Kürtleri yerleştirdi. Bunun doğruluğunu Uluslararası Af Örgütü, BM kaynakları ve ABD’nin açıklamalarında teyit edebilirsiniz.

PYD ne Esad rejimiyle savaşmış ne de Suriye muhalefeti içerisinde yer almıştır. Bu durum Esad rejiminin elini kuvvetlendirmiştir. Çünkü Esad’ın Kürtlerle olan cephesi PYD/YPG’den dolayı kapatılmıştır. Başka bir ifadeyle, YPG’nin Esad rejimiyle çatışması gerekirken Özgür Suriye Ordusu ve diğer muhalif gruplarla çatışmaya girdiği unutulmamalıdır. (PYD’nin kaynakları dahil tüm ulusal ve uluslararası medyada bu bilgilere ulaşabilirsiniz.) Hatta PYD, Kuzey Irak Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin desteğiyle kurulan Suriye Kürt Ulusal Konseyi’ne karşı da sert tutum sergilemiştir. PYD’nin 2011 yılının Temmuz ayında Erbil’de ve 2014 yılının Ekim ayında Dohuk’ta, Suriyeli Kürt partiler ile imzalamış olduğu deklarasyonun koşullarına uymadığı da söylenebilir. Bununla ilgili ‘PYD’nin Diğer Kürt Partilerine Tavrı‘ adlı yazımızı okuyarak ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

PYD, Esad’a karşı Suriye muhalefetine destek sunan Kürt partilerinin yetkililerini zaman zaman tutuklamış veya kurduğu kantonlara üyelerinin girişlerini yasaklamıştır. PYD’nin bu bölgeleri kolayca ele geçirme sebepleri ise ilk olarak rejim askeri yani Suriye Ordusunun buralardan çekilmesi ve ABD’nin hava saldırılarıyla genişlemesidir. ABD hava saldırılarıyla PYD’ye destek vermeseydi PYD bu kadar geniş bir alana hakim olamayacaktı. Son aylarda da Rusya’nın PYD’ye desteği söz konusudur ve bu saye de Afrin kantonunun doğusundan muhaliflere saldırıp toprak elde etti.

Sonuç olarak PKK/KCK’nın Suriye kolu olarak görev yapan, toplantılarda da KCK yöneticilerinin olduğu PYD ve silahlı gücü YPG, bu bölgelerde kontrolü sağlayıp, etnik temelli bir Kürt devleti kurmak istediğini dile getiriyor. Bunu tüm dünya bildiği halde şuan ki Suriye’nin durumundan dolayı net tavır koyamıyor/koymak istemiyor.

Kaynak:
suriyegundemi.com – stratejikortak.com

YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZABİLİRSİNİZ

Please enter your comment!
Please enter your name here